Taner AKÇAM

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Ya “safradan” kurtulmak ya da iç savaş


5.12.2017 - Bu Yazı 212 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Amerika’yı yakından tanıyan dostlarım, Amerikalıların hiçbir zaman doğrudan ve açıktan cephe alarak kavga etmediklerini anlatırlar. En sert çatışma ortamında bile Amerikalıların tebessümle durumu kaydedip ve fazla tepki göstermediklerini söylerler.

Dostlarıma göre, Amerikalıların bu “sert ve doğrudan tepkiden uzak” tutumları, krizin karşı tarafınca genellikle yanlış yorumlanır ve karşı taraf “galip geldiği” ve Amerikalıların geri adım attığı intibaına kapılırlarmış. Oysa bu büyük bir yanılgı imiş.

Çünkü, diyor dostlarım, tepkilerini “bağırıp çağırarak” ve doğrudan kavga ederek göstermeyen Amerikalılar, asıl tutumlarını zamana yayarak gösterirler. Deyim yerindeyse, İngilizlerin “intikam en iyi soğuk sunulan yemektir”, atasözüne uygun davranır ve “intikamlarını” ağır ağır alırlar.

Uluslara ait bu tür davranış tarzlarından söz etmek doğru mudur, bilmiyorum. Ama New York’ta görülmekte olan Zarrab davası bana bunları hatırlattı. Türkiye ve özellikle Tayyip Erdoğan ile çok açık bir çıkar çatışmasına giren ve bu çatışmada “sessiz kalan” ABD şimdi yavaş yavaş elini açmaya başlıyor.

Görülen o ki, Tayyip Erdoğan’a karşı, uzun sürdüğü söylenen Çin işkencelerini andırır, zamana yayılmış ve hazırlıkları oldukça dikkatli yapılmış bir planın düğmesine basıldı.

Zarrab davasında ortaya çıkan her bilgi “şok” niteliğinde. AKP hükümeti ve Tayyip Erdoğan başlangıçta bu salvoları politik ve ideolojik argümanlarla savabileceği duygusuyla hareket edebilir.

AKP; “saldırının” ABD kaynaklı olmasının, ülkede Anti-Amerikan duyguları kuvvetlendireceği ve ortada “Türkiye’ye karşı düzenlenmiş bir oyun olduğu” tezi ile bu çatışmadan karlı çıkabileceğini düşünebilecektir.

Nitekim, Hükümete muhalif bazı çevrelerde bile bu savunmacı bir çizginin izlerini görmek mümkün. “Saldırı Türkiye’yedir ve söz konusu olan ulusal savunmadır”, diyenler az değil.

Fakat yeni bilgi bombardımanları ile bu savunma çizgisinde büyük delikler açılacağı çok açık. Birincisi, suçlamaların kişilere yönelik olması, “safra atmak” ile işin içinde çıkılabileceği inancını kuvvetlendirecektir. Zaten, ABD stratejisinin önemli bir ayağı da bu gibi gözüküyor: Zarrab davası ile Türkiye’ye “safradan kurtulma” önerisinde bulunuluyor.

İkincisi, davanın ekonomik sonuçları… Doğrudur, eğer sorun sadece iç kamuoyuna yönelik, politik ve ideolojik argümanlarla sınırlı olsaydı, Erdoğan ve AKP bu çatışmadan karlı çıkabilirlerdi. Fakat davanın büyük bir ekonomik çöküntüyü de beraberinde getirebileceği ufukta gözükmeye başladı. 2019 seçimlerine kadar giderek artacak ekonomik çöküntü Türkiye insanına, hiçbir ideolojik argümanla örtülemeyecek kadar büyük zarar verecek gibi gözüküyor.

Bu noktada AKP artık kesin iki tercih ile karşı karşıya: ya bu “safrayı” yani Erdoğan’ı sırtından atacak ya da bir kişiyi korumak için gözünü karartacak ve her şeyi göze alacak. Bu ikinci seçenek bir iç savaş anlamına da gelir. Üçüncü bir seçenek şimdilik yok gibi gözüküyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Zarrab davası ile hemen aynı günlerde Erdoğan’ın yakınları hakkındaki mali yolsuzluk bilgilerini açıklaması hiç de tesadüfi değil. Strateji belli. Tayyip Erdoğan’ı kişi olarak izole etmek. Onunla Türkiye arasına ayrım koymak.

AKP eğer her şeyini liderinin arkasına koyarsa, onu korumak için CHP’ye saldırmak zorunda; bu, Kılıçdaroğlu dahil, CHP kurmaylarını tutuklamaya bile gidebilecek bile sürecin başlaması anlamına gelir. Bu ise bir iç savaş sürecidir. Toplumun %50’sinin diğer %50 ile savaşması… Neyin uğruna, ne için? Bir kişiyi koruma uğruna…

Zarrab davasından bilgiler saçıldıkça, AKP ve devletin diğer yöneticileri ellerindeki seçeneklerin gittikçe daralacağını göreceklerdir: ya bir kişiden kurtulmak ya da o kişiyi korumak adına iç savaş... Birinci seçenek çok kolay, çünkü sonuçta devletin temel tercihleri açısından hiçbir büyük değişiklik yapmak zorunda değiller. Ama bir kişiyi korumak bu ülkeyi toptan batırır.

AKP yöneticilerinin de sürecin bu boyutunu görecek uzak görüşlülükte olup olmadıklarını bilmiyorum. Ama seçeneklerin çok daraldığı bir sürece girdiğimiz kesin: ya Erdoğan ya Türkiye.

.

Facebook Yorumları

reklam
5.12.2017
Ya “safradan” kurtulmak ya da iç savaş
13.11.2017
Kavala’nın tutuklanması AKP-Ergenekon koalisyonunun resmi ilanıdır
24.9.2017
'Zamanı değil' tezinin düşündürdükleri
21.9.2017
Kürdistan referandumu ve bağımsızlık
18.9.2017
Korkunç yalnızlığın intikamı mı?
24.8.2017
Bülent Uluer, bir ölüm ilanı ve altında birkaç satır ya da aydın kırımı
19.7.2017
CHP ve Adalet: Olmayacak duaya âmin demek mi?
20.6.2015
Çıplak kadın resmi
16.6.2015
Tarihî şans mı
14.6.2015
Şiddet ile hesaplaşma!
11.6.2015
PKK- Hizbullah çatışması mı
7.6.2015
Devlet aklı
19.5.2015
‘Ermeni takıntısı’ ve Türklük
17.5.2015
Türklük ve cinayet ilişkisi!
16.5.2015
Türklük ve tarihle yüzleşme
14.5.2015
Siyasette zemin kayması
7.5.2015
HDP ve soykırım
2.5.2015
Samantha Power ve Soykırım’ın 100. yılı
23.4.2015
Bıktırdınız gerçekten!
17.4.2015
Eğer Amerika isterse!
17.4.2015
24 Nisan yaklaşırken!
8.4.2015
HDP ve demokrasi
7.4.2015
Siyaset zor zanaat
27.02.2015
Gürsel Tekin ve Şafak Pavey’e
25.02.2015
MHP, CHP ve tuhaf işler
20.02.2015
Perinçek nefret ve kin yaymaktan ceza aldı
17.02.2015
Bir trajedi olarak Perinçek davası
10.02.2015
Perinçek’i cami avlusundan almışlar!
06.02.2015
Saray soytarısı
01.02.2015
Türkiye 1915 ile nasıl yüzleşmeli
30.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (4)
29.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (3)
28.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (2)
27.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg
04.01.2015
Sarıkamış’ta savaşan Ermeni askerler ve esaret mektupları
04.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915: Genel bir değerlendirme (5)
03.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (4)
02.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (3)
01.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (2)
30.11.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (1)
17.11.2014
Hrant Harvard’da
12.11.2014
Benim Nasuh Abim (2)
11.11.2014
Benim Nasuh Abim (1)
14.10.2014
İç savaşın başındayız
07.10.2014
IŞİD’e terörist diyerek sorun çözülmez
29.09.2014
Çok şey anladığımı iddia edemem!
18.09.2014
Kasıtla nefret suçu işlenmektedir!
17.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (III)
16.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (II)
15.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (I)
26.08.2014
C. Bayık, E. Kürkçü ve HDP
17.08.2014
CHP yenileniyor!
06.08.2014
Genel af şart
20.07.2014
Mesafe koymanın tahammül sınırı ve derin anlamı!
26.06.2014
Birleşmiş Milletler 1985 Whitaker Raporu
23.06.2014
Tarihle yüzleşme: Bir başka bahara!
18.06.2014
Kürt meselesi çözülmeden...
16.06.2014
Bıkkınlık...
20.05.2014
Eğer yaşım 60 olmasaydı!
08.05.2014
Milletler Cemiyeti Halep Kurtarma Evi
06.05.2014
4 Mayıs Dersim Tertelesi
25.04.2014
Heyecanlandırmadı, çünkü biz çok değiştik!
19.02.2014
Holokost’u inkâr edemezsiniz ama Ermeni Soykırımı’nı inkâr serbest (2)
18.02.2014
Holokost’u inkâr edemezsiniz ama Ermeni Soykırımı’nı inkâr serbest
18.01.2014
Muammer Güler ve Dr. Reşit; ya da Erdoğan ve Talat
02.01.2014
Yeni yılın gidişatı
30.12.2013
Gene mi kurtuluş savaşı!
26.12.2013
Operasyon yapanın niyeti!
24.12.2013
CIA ve MOSSAD’a teşekkürler, MİT’e çağrı!
19.12.2013
İsrailli savcı istiyorum
16.12.2013
Eski tas eski hamam
12.12.2013
Los Angeles Examiner 1927
09.12.2013
Los Angeles Examiner 1926
05.12.2013
M. Kemal ve 2015 (2)
02.12.2013
M. Kemal ve 2015
28.11.2013
1920 Ruhu ve 2015
25.11.2013
Şivan Perwer ve Ahmet Kaya
21.11.2013
Namus bekçileri
18.11.2013
1968, cinsel özgürlük isyanı idi
14.11.2013
Doku değişimi
11.11.2013
İkinci Gezi
07.11.2013
Bilinmeyen bir darbe girişimi (2)
04.11.2013
Bilinmeyen bir darbe girişimi
31.10.2013
İdari reform ve derin travma
28.10.2013
Reform ve ademimerkeziyetçilik
21.10.2013
BDP ve Millet-i Hâkime
17.10.2013
Yine Millet-i Hâkime sorunu
14.10.2013
Reform, gecikme ve millet-i hâkime
10.10.2013
Reform ve zihniyet
07.10.2013
Reform Paketi
03.10.2013
Özkök niçin hesap vermeli (2)
30.09.2013
Özkök niçin hesap vermeli
26.09.2013
Medya ve operasyon
23.09.2013
Gerçek adalet için
19.09.2013
Defterler nerede
16.09.2013
Bizim Martin Luther King’imiz
11.09.2013
Kendini kurban saymak
10.09.2013
İktisatçılarımız ve Ermeni malları
09.09.2013
6-7 Eylül 1955 ve Suriye
05.09.2013
Müdahale iyi mi kötü mü
04.09.2013
Evdeki mutfak mı, dışarıdan ithal mi
02.09.2013
Zor şey be yazmak
26.08.2013
Ergenekon: Genel değerlendirme
22.08.2013
Bir kıyaslama
21.08.2013
İttihatçılar’ın yargılanması ve hukuk
19.08.2013
Devlet görevlilerinin yargılanması ve hukuk
15.08.2013
Veli Küçük, Ergenekon ve Ermeni soykırımı
14.08.2013
Ergenekon ve Ermeni soykırımı
13.08.2013
Adalet arayışı
13.08.2013
YETMEZ ama EVET
05.08.2013
Devlet bilir!
31.07.2013
Mısır ve akla getirdikleri
29.07.2013
Gezi Türk 68’idir!
24.07.2013
Hitler’in seçimle işbaşına geldiği efsanesi
22.07.2013
Zihniyet sürekliliği niye
15.07.2013
AKP: Kuş mu, deve mi
09.07.2013
Türk siyasetinin iki ana damarı
02.07.2013
Hrant, Lice ve Gezi: Yeni bir yarın
24.06.2013
Lyndon Johnson ve Tayyip Erdoğan
18.06.2013
Erdoğan iç savaş mı istiyor
10.06.2013
Yeni Türk ulusal kimliği ya da başladığı anda biten hareket mi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı