Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Tuncer KÖSEOĞLU

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Yaşamına virgül koyup gitti,


6.4.2018 - Bu Yazı 1314 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Defterin birçok sayfasını koparmışlar, Örtünemez artık virgül bazı sayfalarla, Kış gelir, virgül üşür, Kış insanı üşütür, Üşenen hayvanlar da girip toprağın altına uyurlar, Toprağın sayfalarını koparmamışlar,” Kıştan üşüyen virgül Ülkü Tamer

Yukarıdaki şiirinde söylediği gibi bir virgül koydu 81 yıllık yaşamına. Nokta koyamazdı çünkü, bu topraklardan çıkan dizeleri, yaşam devam ettiği sürece dilden dile gönülden gönüle akmaya devam edecekti…

Günümüzde giderek artan nobranlığa, şiddete inat başka bir yaşam sürdü, dizelerine de yansıyan. O kadar naif biriydi ki, bu topraklarda ancak başka bir zaman diliminde yaşayıp göçtü gitti aramızdan. Geriye bu gök kubbe altında her daim söylenecek, her söylendiğinde insanın içini titretecek dizeleri kaldı.

Son zamanlarda yüksek perdeden söylenen, her söylendiğinde giderek anlamını yitirip karşıdakine bir tür ‘nefret’ söylemine dönüşen gerçek ‘yerli ve milliydi’ Ülkü Tamer. Bunu bağırarak söyleme gereği bile duymayan… Aynı zamanda evrenseldi de “Çamaşırlarımızı aynı güneşte kurutuyoruz, hepimiz dünyalıyız…” felsefesiyle dünyayı anlamaya çalışmıştı. Yazarlığının ve şairliğinin yanı sıra birçok eseri çeviri yaparak edebiyatımıza kazandırmıştı. 1937 yılında Gaziantep’te başladığı yaşam yolculuğunda yazdığı şiirler değişik besteciler tarafından bestelendi. Büyük bir kalabalık bu bestelenen şarkıları onun dizeleri olduğunu bilmeden hep bir ağızdan söyledi, söylemeye de devam edecek. Bunu önemsediğini pek sanmıyorum Ülkü Tamer’in o, kendi çocuksu dünyasında yaşamayı yeğledi. Cemal Süreya’ya göre ‘her şeyin amatörüydü’ Ülkü Tamer, öyle de yaşamını sürdürdü…

81 yıllık yaşamına oyunculuk, yazarlık, çevirmenlik, şairlik ve sanat dergisi yönetmenliği sığdıran Ülkü Tamer, aynı zamanda bir futbol tutkunuydu. Bu tutkusunu düz yazılarında şiirsel bir dille anlatmıştı. Ülkü Tamer’le kısa bir süreliğine de olsa tanışma fırsatı bulan şanslı kullardan biriyim. Bundan beş altı sene evvel, üniversiteden arkadaşım sevgili Onur Akın’la Kadıköy’de buluşmuştum. Onur, “Ülkü Tamer gelecek” dedi. Ki, onun iki şiirini besteleyip albümüne almıştı. Bir süre sonra Ülkü Tamer geldi. Ben kendisine olan hayranlığı dile getirecektim ki, ünlü şairin yüzü kızardı, mahcup olduğunu hissedip kısa kestim…

Aramızdaki sohbet ilerledikçe Ülkü Tamer o tatlı ve naif diliyle anlatmaya başladı. Futbola tutkundu, bu uğurda dünyanın birçok ülkesinde statlarda maç izlemişti. Pele hayranıydı. Bir gün Meksika’dayken Brezilya’ya geçip döneminin ve belki de tüm zamanların en büyük futbolcusu Pele’nin bir maçını izlemek istedi. Vizesi yoktu. Brezilya Başkonsolosluğu’na vize için gidince tatsız bir sürprizle karşılaştı. Konsolosluk, Katoliklerin bayramı nedeniyle dört gün süreyle kapalıydı. Ülkü Tamer, çaresiz bir şekilde konsolosluğun zilini çaldı. Görevli kapıyı açıp dört gün sonra gelmesini söyledi. Ülkü Tamer, kendisine Brezilya kapılarını açan o sihirli cümleyi söyledi aniden. “Ne, şimdi ben Pele’nin maçını izleyip, onu göremeyecek miyim?” Bu söz üzerine adam içeri girdi, kısa bir bekleyişten sonra, kapıyı açıp Tamer’i içeri kabul etti. Bir süre sonra başkonsolos geldi. Tamer’e “Demek sen Pele’yi tanıyorsun ve Türkiye’den onu izlemek için geliyorsun haaa” diyerek, hayretlerini dile getirdi. ‘70 Dünya Kupası oynanmıştı, bütün dünya Pele’ye hayrandı… Konsolosla futbolu ve Pele’yi konuşurken, vizesini aldı… Bu anısını bize tatlı diliyle anlatan Ülkü Tamer’in yüzündeki o çocuksu heyecanı, gözerindeki o anı yeniden yaşama coşkusunu unutamam… O anı anlatırken sanki karşımızda 70’lerini süren bir adam değil, 70’lerdeki heyecanı yeniden yaşayan genç bir adam vardı. Yazdıklarına yansıyan o coşkuyu gördüm gözlerinde…

O günden sonra bir daha Ülkü Tamer’le karşılaşıp, sohbetini dinleme şansına sahip olamadım. Ne zaman Ülkü Tamer’le ilgili bir yazıya rastlasam, bestelendiği şiirlerden birini dinlesem o an aklıma gelir. Yaşlı adamın, heyecanlı ve çocuksu halleri… Ölüm haberini duyduğumda da öyle oldu. Çocuk adam, yaşamına virgül koyup gitmişti…

Bu kez koyduğu virgül kendisi için üşümüştü. Tıpkı Ahmet Kaya’nın bestelediği şiirinde yazdığı gibi…

“Bir ormanda tutup onu bağladılar ağaca/Yumdu sanki uyur gibi gözlerini usulca/ Bir soğuk yel eser üşür ölüm bile/  Anlatır akan kanı beyaz sesiyle…

.

Facebook Yorumları

reklam
6.4.2018
Yaşamına virgül koyup gitti,
14.1.2018
Denizler Altında 20 Bin Fersahtan Milli ve Yerliliğe
6.11.2017
Sahne kötülerin
23.9.2017
‘’Şu mektepler olmasaydı’’…
3.8.2017
Çınar…
27.7.2017
İmparatore!
19.7.2017
Ya evde yoksan…
21.5.2017
Çuval...
13.5.2017
Fıtrat…
5.5.2017
Al Jazeera Türk…
22.4.2017
Demokrasinin menemenle imtihanı
11.3.2017
Bir mahalleye kök salmak…
20.6.2015
Sınır…
5.6.2015
Büyük insanlık!
31.5.2015
Numara 37
23.5.2015
Oyumu sana vermeyeceğim
8.5.2015
İlahi penguen!
1.5.2015
Soykırım!
25.4.2015
Muasır Medeniyetin Vicdanı
18.4.2015
Amen
11.4.2015
Ölü Kahramanlar Derneği
22.03.2015
Kanaviçe
08.03.2015
Ağrı Dağı’nda bir Ebru
17.02.2015
Sallandıracaksın birkaç tanesini !
18.01.2015
Vicdanlı olmak kolay, peki ya adaletli olmak?
12.01.2015
‘Benim adım Tuncer, Müslümanım ve terörist değilim’
19.12.2014
Özgür basın susturulamaz!
03.12.2014
Bir delilik yapmak…
13.11.2014
Toprağın üstünü savunmak, hayatı savunmaktır
22.10.2014
Linç !
04.10.2014
‘Sarıkız’ın öyküsü…
19.09.2014
Futbolumuzun ‘marka’ halleri
08.09.2014
Özgür basın bunu da yazın
27.08.2014
Kadınlar plajı ve horon tepenler
14.08.2014
Aydınlanma ve eşitlik
31.07.2014
Elma ağacı ve ayrık otu
10.07.2014
Vatan, toprak ve taze fasulye
06.07.2014
Apiça’da Remezan
20.06.2014
Beyin felciyle ‘yaşamak’
02.06.2014
Beyin felciyle ‘yaşamak’
18.05.2014
Çürümüş vicdan
03.05.2014
İyi bayramlar
27.04.2014
Andon’un acı suyu
18.04.2014
Makas
09.04.2014
Sivil cumhurbaşkanı adayım
25.03.2014
Çöplük
23.03.2014
“Tivitır”
15.03.2014
Ekmek
08.03.2014
Habu akan dereler
27.02.2014
Kasetli demokrasi
20.02.2014
Yine yakmış yar mektubun ucunu
06.02.2014
Ölün ulan siz!
21.01.2014
Teferruata takılan adalet!
30.12.2013
Madalya ve adalet…*
27.12.2013
Oyuncak demokrasi
20.12.2013
Babamın mandalinaları
22.11.2013
Biz Ahmet Kaya’yı “siyasetsiz” sevdik
15.11.2013
‘Gavat’ kafa, ‘Yorgo’ mermer…
22.06.2013
"Kahrolsun bağzı şeyler"
16.06.2013
Dereler Gezi’ye akar…
09.06.2013
Gezi Parkı’na Kasımpaşa’dan bakınca…
02.06.2013
Gezi Parkı sadece birkaç ağaçtan ibaret değil!
04.05.2013
Hoşçakalın
26.04.2013
Tahtacı
19.04.2013
Atatürk kimdir
22.03.2013
Bayram
08.03.2013
Milli gazetecilik
22.02.2013
Berfo Ana
15.02.2013
Medyanın generalleri
01.02.2013
Apiça’dan sevgiler
11.01.2013
Bindirilmiş kıtalar
04.01.2013
Başka Tanrı’nın çocukları
28.12.2012
Kızılağaç
21.12.2012
Madalya ve adalet
18.12.2012
Misyon
14.12.2012
Adıyaman’dan darbeye
07.12.2012
Karadeniz karadur
30.11.2012
Kasım çağrışımları
23.11.2012
Köprüde illüzyon
16.11.2012
İflas
09.11.2012
Baba dili
02.11.2012
Genç ihtiyarlar rahatsız
26.10.2012
Nazargül
19.10.2012
Görmeyen gözler
12.10.2012
Alfa 25
12.10.2012
Peki, şimdi biz...
12.10.2012
Aborjin
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı