Tuncer KÖSEOĞLU

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Türkiye’nin ‘’Mesut’’ halleri…


27.7.2018 - Bu Yazı 2944 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yukarıdaki fotoğrafta atılan manşete atfen “İnsanlığın bittiği yer “ diyerek, afili bir o kadar da hamasi laf etmeyeceğim. Aksine giderek kötülükten beslenen insanlığımızın halleri bu…

Bu manşeti atanlar kendi kişisel hayatlarında sevgi kelebekleri olabilirler pekala. Hayatta fakirlere yardım da yapmışlardır, hatta parası olan hayrat için çeşme de yaptırmıştır. Mesele bu manşeti atanların kalplerinin iyi ya da kötü olması değil. Keşke bu kadar basit olsaydı. ‘Linç’  kültürünün ata sporu haline geldiği bir zamanda bu manşeti atanlara verip veriştirip, kendi vicdanımızı da aklamış olurduk.  ‘Yananistan’ diye manşet atanlar, ne kadar kötülük dolu olurlarsa olsunlar, bunu atamazlardı… Yemezdi.  Bunun toplumun en az bir bölümünde karşılık bulacağını biliyorlar, o yüzdendir bu pervasızlık ve kötülüğün giderek alenileşmesi… Kötülüğün erdem haline geldiği sosyal medyada Yunanistan’da çıkan yangınla ilgili insanların deniz yoluyla kurtarılmasını “İkinci kez denize döküldüler…” gibi insanlıktan ve vicdandan yoksun ifadelerden bahsetmek istemiyorum bile…

Alman ve dünya futbolunun son yıllardaki en önemli yıldızlarından biri olan Türk asıllı Mesut Özil, bir manifesto gibi açıklamayla Alman Milli Takımı’nı bıraktı. Özil’in yaptığı açıklama takımı bırakmaktan daha fazla şey ifade ediyordu. Almanya’da doğup büyüdüğü halde kökenleri nedeniyle ırkçılığa maruz kaldığını açıklamasında belirten Özil, “Kazanınca Alman, kaybedince göçmeniz” diyerek noktayı koydu…

Mesut’un açıklaması giderek artan milliyetçilik ve ırkçılık dalgasına kapılan Almanya özelinde bütün Avrupa’yı sarstı. Almanya’da aşırı milliyetçiler dışında Mesut’a destek tepkileri çoğaldı. Almanya, bu durumu kendi içinde bütün sosyolojik nedenleriyle tartışırken, biz ise kolay olanı seçtik. Dünyanın ülkemiz için döndüğüne inandırıldığımız için,  Mesut’u kahramanlaştırıp, “ Bakın işte ırkçı ve kötü Avrupa” diyerek işin içinden çıktık. Aynı Mesut’u doğup büyüdüğü, eğitimini ve kültürünü aldığı Alman Milli Takımı’nı seçtiği için nerdeyse ‘hain’ ilan ettiğimizi unutarak…

Son Dünya Kupası’nı kazanan Fransa’nın 23 kişilik kadrosunun 12’sini göçmen ailelerinden oluşan Afrika kökenli futbolcuların oluşturduğunu; ha keza kupada çok iyi maçlar çıkaran Belçika ve İngiltere’nin kadrosundaki oyuncuların önemli bir bölümünün göçmen ailelerin çocuklarından oluştuğunu da ekleyelim… Avrupa, bir yandan yükselişe geçen ‘Ari ırk’ tartışmalarını yaşarken, diğer yandan göçmen ailelerinin çocuklarının kendilerine kattığı artı değeri konuşuyor. Mesut’un yaptığı açıklamayla iyice su yüzüne çıkan bu gerçekle yüzleşmeye başladılar bile.

Kendimizle, toplumumuzla yüzleşmeyi hiç sevmediğimiz için olsa gerek, başka ırklara karşı duyduğumuz ‘nefreti‘ hep görmezden geldik. Mesela Türk futbolunun en önemli yıldızlarından olan Emre Belözoğlu’nun İngiltere’de ‘ırkçılık’ yaptığı için, aforoz edildiğini, kaçarak geldiği ülkemizde Trabzonsporlu oyuncuya yine ‘ırkçı’ söylemlerde bulunduğunu görmezden geldiğimiz gibi… 

Ağustos’ta başlayacak ligimize bu yıl ‘’Lefter Küçükandonyadis’’in adı verildi. Güzel de oldu, şık durdu ligimize Fenerbahçe ve Milli Takımı’mızın efsanesinin adı… Ligin adı konur konmaz şöyle bir twit atıldı: ‘’Ligimize bir Rum adı, yazık’’. Kendisini ‘ırkı’ gereği bu ülkenin esas oğlanı gören bu twitin sahibi arkadaş, bedelli askerlik için de hararetli bir kampanya yürütmeyi ihmal etmiyordu bir yandan. ‘Rum’ diye aşağıladığı efsane ise bu ülke için, dört yıl askerlik yaptığı gibi 50 kez giydiği milli forma altında 23 gol atarak adını futbol tarihine yazdırmıştı.  Lefter’e yapılan ilk kötülük değildi bu… 6-7 Eylül olaylarında, Büyükada’daki evi mahalleden tanıdığı insanlar tarafından taşlanmış, evinin camları kırılmıştı. Büyük usta sabaha kadar elinde silahla bekleyerek canını kurtarmıştı. ‘’Yerli ve Milli’’ duruşun moda olduğu günümüz Türkiye’sinde Lefter mi daha yerli milli yoksa bu nefret twitlerini atan mı?  

Bu ülkede binlerce yıl önce yaşayan, medeniyetler kuran kadim ırkları “nefret” duygusuyla yerlerinden yurtlarından ettiğimizi unutuyoruz. Çünkü unutmak ‘pir ü pak’ bir şekilde yaşamak için işimize geliyor. Sadece unutmakla kalmıyor, nefreti de büyütüyoruz. Geçmişi yüzleşmeden, unutarak yaşamayı beceriyoruz belki. Ya son yıllarda yaşadıklarımıza ne demeli? Savaştan kaçıp, ülkemize sığınan milyonlarca Suriyeli mülteciye duyduğumuz öfke, bütün kötülükleri onlara yükleme hallerimiz, Avrupalı ırkçılardan farklı mı? Seçimlerde, iktidara gelirlerse ilk işlerinin Suriyeli mültecileri ülkelerine göndereceğini söyleyen politikacılar, toplumun bir kesiminden alkış almadı mı?

Hal böyleyken, aynı kültür kuşağının ve coğrafyanın içinde yaşarken Ege’nin karşı kıyısında yaşanan yangın felaketinde, 80 insanın ölümüne sevinç manşetleri atılabiliyor bu ülkede. Kendimizle, geçmişimizle toplum olarak yüzleşebilseydik eğer, ne kadar kötü niyetli olursa olsun o kişilerin aklına dahi gelmezdi. Böyle manşetlerin atılabildiği, atıldığı bir ülkede Mesut olayının da sağlıklı düşünülebileceğine inanmıyorum. Biz Mesut’un çıkışını ‘ırkçılığa’ karşı olduğumuz için değil, işimize geldiği için ve kullanışlı bulduğumuz için sevdik. ‘Komşu’’daki yangının ardından görünen o ki; bir süre daha üzerinde tepinip, Avrupa’ya ve başka ırklara nefretimizi çoğaltarak yaşamaya devam edeceğiz…  Memlekette gördüğüm Mesut halleri bu. Umarım tersi olur ve biz de toplum olarak kendimizle yüzleşmeye başlayabiliriz…

.

Facebook Yorumları

Kod8
27.7.2018
Türkiye’nin ‘’Mesut’’ halleri…
12.7.2018
Paramparça...
1.7.2018
Dünya Kupası üzerine bir çeşitleme
6.4.2018
Yaşamına virgül koyup gitti,
14.1.2018
Denizler Altında 20 Bin Fersahtan Milli ve Yerliliğe
6.11.2017
Sahne kötülerin
23.9.2017
‘’Şu mektepler olmasaydı’’…
3.8.2017
Çınar…
27.7.2017
İmparatore!
19.7.2017
Ya evde yoksan…
21.5.2017
Çuval...
13.5.2017
Fıtrat…
5.5.2017
Al Jazeera Türk…
22.4.2017
Demokrasinin menemenle imtihanı
11.3.2017
Bir mahalleye kök salmak…
20.6.2015
Sınır…
5.6.2015
Büyük insanlık!
31.5.2015
Numara 37
23.5.2015
Oyumu sana vermeyeceğim
8.5.2015
İlahi penguen!
1.5.2015
Soykırım!
25.4.2015
Muasır Medeniyetin Vicdanı
18.4.2015
Amen
11.4.2015
Ölü Kahramanlar Derneği
22.03.2015
Kanaviçe
08.03.2015
Ağrı Dağı’nda bir Ebru
17.02.2015
Sallandıracaksın birkaç tanesini !
18.01.2015
Vicdanlı olmak kolay, peki ya adaletli olmak?
12.01.2015
‘Benim adım Tuncer, Müslümanım ve terörist değilim’
19.12.2014
Özgür basın susturulamaz!
03.12.2014
Bir delilik yapmak…
13.11.2014
Toprağın üstünü savunmak, hayatı savunmaktır
22.10.2014
Linç !
04.10.2014
‘Sarıkız’ın öyküsü…
19.09.2014
Futbolumuzun ‘marka’ halleri
08.09.2014
Özgür basın bunu da yazın
27.08.2014
Kadınlar plajı ve horon tepenler
14.08.2014
Aydınlanma ve eşitlik
31.07.2014
Elma ağacı ve ayrık otu
10.07.2014
Vatan, toprak ve taze fasulye
06.07.2014
Apiça’da Remezan
20.06.2014
Beyin felciyle ‘yaşamak’
02.06.2014
Beyin felciyle ‘yaşamak’
18.05.2014
Çürümüş vicdan
03.05.2014
İyi bayramlar
27.04.2014
Andon’un acı suyu
18.04.2014
Makas
09.04.2014
Sivil cumhurbaşkanı adayım
25.03.2014
Çöplük
23.03.2014
“Tivitır”
15.03.2014
Ekmek
08.03.2014
Habu akan dereler
27.02.2014
Kasetli demokrasi
20.02.2014
Yine yakmış yar mektubun ucunu
06.02.2014
Ölün ulan siz!
21.01.2014
Teferruata takılan adalet!
30.12.2013
Madalya ve adalet…*
27.12.2013
Oyuncak demokrasi
20.12.2013
Babamın mandalinaları
22.11.2013
Biz Ahmet Kaya’yı “siyasetsiz” sevdik
15.11.2013
‘Gavat’ kafa, ‘Yorgo’ mermer…
22.06.2013
"Kahrolsun bağzı şeyler"
16.06.2013
Dereler Gezi’ye akar…
09.06.2013
Gezi Parkı’na Kasımpaşa’dan bakınca…
02.06.2013
Gezi Parkı sadece birkaç ağaçtan ibaret değil!
04.05.2013
Hoşçakalın
26.04.2013
Tahtacı
19.04.2013
Atatürk kimdir
22.03.2013
Bayram
08.03.2013
Milli gazetecilik
22.02.2013
Berfo Ana
15.02.2013
Medyanın generalleri
01.02.2013
Apiça’dan sevgiler
11.01.2013
Bindirilmiş kıtalar
04.01.2013
Başka Tanrı’nın çocukları
28.12.2012
Kızılağaç
21.12.2012
Madalya ve adalet
18.12.2012
Misyon
14.12.2012
Adıyaman’dan darbeye
07.12.2012
Karadeniz karadur
30.11.2012
Kasım çağrışımları
23.11.2012
Köprüde illüzyon
16.11.2012
İflas
09.11.2012
Baba dili
02.11.2012
Genç ihtiyarlar rahatsız
26.10.2012
Nazargül
19.10.2012
Görmeyen gözler
12.10.2012
Alfa 25
12.10.2012
Peki, şimdi biz...
12.10.2012
Aborjin
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8