Tuncer KÖSEOĞLU

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Bir anlaşmadan geriye kalanlar...


19.10.2019 - Bu Yazı 271 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bu yaşadıklarımıza bir ad vermem gerekirse ‘ışık hızını bile geçen zamanlardan geçen çağ’ derdim. Hani bir söz vardı ya; “Hepimiz yalancıyız; bugünün doğruları, yarının yalanlarıdır” diye… Bunu şöyle değiştirmeli, ‘sabahın doğruları, öğleden sonralarının yalanlarıdır’…

Çok ani bir barış oldu , henüz hazır değildik buna. Bankalardan kredi alıp bedelli askerliğimizi sağlama aldıktan sonra elimizdeki akıllı telefonlarla her şeyi dümdüz ediyorduk ki anlaşma sağlandı haberi geldi.  Oysa daha asker selamını bile tam öğrenememiştik. Zaten bu savaşta biz haklıydık ki, haksız olduğumuz durumlarda bile kayıtsız şartsız, birinci madde geçerliydi: Biz her koşulda haklıydık. Dünya bize bu operasyonda karşı olmuş kimin umuru. Ha bir de bir Türk dünyaya bedeldir sözü var ki; İnanmayacaksınız ama ben bunu kendi üzerimde çok denedim. Çocukken dünya haritasının karşısına geçer, kendi ‘Türklük’ gücümü, o küre mi ben mi güçlüyüm diye test ederdim. Bu testtin hiçbir zaman galibi olmadı kendimce… Ben varsam zaten dünya vardı, ben olmasam yine dünya olacaktı. Fakat ben bilmeyecektim, deyip bunu test etmekten vazgeçtim. Ben vazgeçtim vazgeçmesine de, bu ülkeyi yöneten bilgisinden haklılığından ve kerametinden kuşku duyulmayan adamlar test etmeye devam ediyor. Test etmekle kalmayıp, bir de koca ülkeye bunun doğru olduğunu inandırmaya çalışıyorlar…

Az önce bir televizyon kanalında kendisine gazeteci diyen ama iktidardan çok iktidarı savunan bir konuşmacı aynen şunu söyledi: Amerikan tarihinin en üst düzey yöneticileri bizimle anlaşmak için ülkemize geldi. Bundan daha büyük başarı mı olur. Bunu gözlerim gördü, kulaklarım duydu. Yani bütün bu savaş, insanların yerinden, yurdundan edilmesi Amerikalıların koca adamlarının ülkemize gelmesi için miydi? Hani biz dünyaya bedeldik. Onlar ters yolda giderken biz doğruyduk.

Barış Pınarı Operasyonu sırasında savaşa karşı olmak bunun haksızlığını anlatmak vatana hıyanetle eş değer tutuluyordu ya; ben ‘hain’ olmama adına savaşın diyorum. Nasıl olsa tuzum kuru bedelli olmasa da askerliğimi yaptım. Elimde akıllı telefonum bile var. Gerekirse asker selamı çakarım. Sekiz ay süreyle asker selamı çakmışlığım vardır. Kafamda bu operasyonla ilgili cehennemde yaşama pahasında deli sorular dolaşıyor. Yani aslında köprüden önce son çıkış gibi tımarhaneye son çıkış halinde görüyorum kendimi ve ülkeyi…Gerçekten her şeyin ters yüz edildiği- edilebildiği bir ülkede akıl sağlığını korumak zor. Dün savaştık bugün koca abiler geldi, barıştık. Eğlenceli değil mi? Aslında öyle, eğer insanlar ölmese, yerlerinden yurtlarından edilmese, bir oyun olsa hani  Shakespeare amcanın bir zamanlar dediği gibi: Dünya bir sahne…

Bu ülkede yaşamasak, yukardan baksak olan bitene gerçekten eğlenceli olurdu. Mesela ben o televizyona çıkan abi gibi kafaya sahip olsam. Bu operasyon sayesinde Amerika'nın ennnn üst düzey yetkilileri bizimle anlaşmaya geldi desem. Buna inansam ve karşımdakinin inanmasını beklesem…

Ha bir de bütün aşağılık komplekslerimle emperyalizme karşı olduğumu söylesem. O marşı söyledikleri için, bu ülkede ağır bedeller ödeyen, dayak yiyen, hapishanelere atılan, öldürülen, hatta idam edilen insanların olduğunu unutarak. Cumhurbaşkanının konuşma yaptığı salonda; "Gündoğdu hep uyandık, siperlere dayandık, bağımsızlık uğruna, al kanlara boyandık" marşının sözlerini değiştirerek 'yeni üretilmiş gibi' hiçbir korku yaşamadan ve bedel ödemeden söylesem, bu ülkenin muteber vatandaşı olur muydum acaba?  Muteber,muteberiz, muteberler... Diye gider bu hikaye.     

.

Facebook Yorumları

Emlak8
29.11.2019
Öğretmen gibi oturmak…
18.11.2019
Kasaba...
12.11.2019
Cinayet süsü!
1.11.2019
Haydarpaşa ve Sirkeci’nin raconu!!!
19.10.2019
Bir anlaşmadan geriye kalanlar...
28.08.2019
Emanet!
29.06.2019
Nankörler!
16.06.2019
Babalar ve uşakları (*)
13.05.2019
Çürüme…
27.04.2019
Seçimler ve rutinlerimiz…
13.3.2019
Beyoğlu’nun en güzel abisi
24.1.2019
Baba’nın ardından…
4.12.2018
Hepimiz Mehmediz!
27.7.2018
Türkiye’nin ‘’Mesut’’ halleri…
12.7.2018
Paramparça...
1.7.2018
Dünya Kupası üzerine bir çeşitleme
6.4.2018
Yaşamına virgül koyup gitti,
14.1.2018
Denizler Altında 20 Bin Fersahtan Milli ve Yerliliğe
6.11.2017
Sahne kötülerin
23.9.2017
‘’Şu mektepler olmasaydı’’…
3.8.2017
Çınar…
27.7.2017
İmparatore!
19.7.2017
Ya evde yoksan…
21.5.2017
Çuval...
13.5.2017
Fıtrat…
5.5.2017
Al Jazeera Türk…
22.4.2017
Demokrasinin menemenle imtihanı
11.3.2017
Bir mahalleye kök salmak…
20.6.2015
Sınır…
5.6.2015
Büyük insanlık!
31.5.2015
Numara 37
23.5.2015
Oyumu sana vermeyeceğim
8.5.2015
İlahi penguen!
1.5.2015
Soykırım!
25.4.2015
Muasır Medeniyetin Vicdanı
18.4.2015
Amen
11.4.2015
Ölü Kahramanlar Derneği
22.03.2015
Kanaviçe
08.03.2015
Ağrı Dağı’nda bir Ebru
17.02.2015
Sallandıracaksın birkaç tanesini !
18.01.2015
Vicdanlı olmak kolay, peki ya adaletli olmak?
12.01.2015
‘Benim adım Tuncer, Müslümanım ve terörist değilim’
19.12.2014
Özgür basın susturulamaz!
03.12.2014
Bir delilik yapmak…
13.11.2014
Toprağın üstünü savunmak, hayatı savunmaktır
22.10.2014
Linç !
04.10.2014
‘Sarıkız’ın öyküsü…
19.09.2014
Futbolumuzun ‘marka’ halleri
08.09.2014
Özgür basın bunu da yazın
27.08.2014
Kadınlar plajı ve horon tepenler
14.08.2014
Aydınlanma ve eşitlik
31.07.2014
Elma ağacı ve ayrık otu
10.07.2014
Vatan, toprak ve taze fasulye
06.07.2014
Apiça’da Remezan
20.06.2014
Beyin felciyle ‘yaşamak’
02.06.2014
Beyin felciyle ‘yaşamak’
18.05.2014
Çürümüş vicdan
03.05.2014
İyi bayramlar
27.04.2014
Andon’un acı suyu
18.04.2014
Makas
09.04.2014
Sivil cumhurbaşkanı adayım
25.03.2014
Çöplük
23.03.2014
“Tivitır”
15.03.2014
Ekmek
08.03.2014
Habu akan dereler
27.02.2014
Kasetli demokrasi
20.02.2014
Yine yakmış yar mektubun ucunu
06.02.2014
Ölün ulan siz!
21.01.2014
Teferruata takılan adalet!
30.12.2013
Madalya ve adalet…*
27.12.2013
Oyuncak demokrasi
20.12.2013
Babamın mandalinaları
22.11.2013
Biz Ahmet Kaya’yı “siyasetsiz” sevdik
15.11.2013
‘Gavat’ kafa, ‘Yorgo’ mermer…
22.06.2013
"Kahrolsun bağzı şeyler"
16.06.2013
Dereler Gezi’ye akar…
09.06.2013
Gezi Parkı’na Kasımpaşa’dan bakınca…
02.06.2013
Gezi Parkı sadece birkaç ağaçtan ibaret değil!
04.05.2013
Hoşçakalın
26.04.2013
Tahtacı
19.04.2013
Atatürk kimdir
22.03.2013
Bayram
08.03.2013
Milli gazetecilik
22.02.2013
Berfo Ana
15.02.2013
Medyanın generalleri
01.02.2013
Apiça’dan sevgiler
11.01.2013
Bindirilmiş kıtalar
04.01.2013
Başka Tanrı’nın çocukları
28.12.2012
Kızılağaç
21.12.2012
Madalya ve adalet
18.12.2012
Misyon
14.12.2012
Adıyaman’dan darbeye
07.12.2012
Karadeniz karadur
30.11.2012
Kasım çağrışımları
23.11.2012
Köprüde illüzyon
16.11.2012
İflas
09.11.2012
Baba dili
02.11.2012
Genç ihtiyarlar rahatsız
26.10.2012
Nazargül
19.10.2012
Görmeyen gözler
12.10.2012
Alfa 25
12.10.2012
Peki, şimdi biz...
12.10.2012
Aborjin
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive