Uğur Gürses



Bookmark and Share

2018 EKONOMİK KRİZİ, İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ


12.12.2019 - Bu Yazı 250 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  2018 EKONOMİK KRİZİİFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

‘Resmi hikâye’ neden güven kaybediyor?

 Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak Ağrı’da yaptığı konuşmada “Kriz, battı, bitti diyenlerin hüsrana uğradığı bir dönemi artık geride bırakıyoruz” demiş. İtirazı olan? Bakanın Samsun’daki konuşmasında söylediği gibi, 20 kişi itiraz ediyor. Ankara ile işi olmayan, otoritelerin yetki alanında çalışmayanlar.

Böyle konuşanları bırakın, “acaba?” diyenlerin işini kaybettiği bir dönemi geride bırakıyoruz. Bakanın liderliğinde ekonomi yönetimi, “resmi propaganda” dışında konuşanları “biçip” ilerliyor. Bu yüzden böyle bir dönem geride kalıyor; yani “kriz” de resmi olarak yok.  Hali hazırda “halının altına” süpürülmüş tüm sorunlar derinleşecek olsa da sonradan pahalıya mal olacak olsa da.

Tüm medyanın kapsama alanına hükmeden Ankara, ekonomide eleştiri yapan, hataları ve yanlışları ortaya serenlerden rahatsız. Öyle ki yeni bir yasa çıkarıp hapse atma düşüncesi, Bakan Albayrak’ın kardeşinin yönettiği gazetede dile getirilmişti.

Ama kamu gücünün en haşin biçimde kullanıldığını bir süredir gözlüyoruz. Bankacılar ve finansal kesimdeki profesyoneller de büyük baskı altında.

Son 2 yılda onlarca üst düzey bankacı Ankara’dan çalıştıkları bankaların hissedarlarına “telkin edildiği” biçimde işten çıkarıldılar. Aralarında banka yönetim kurulu başkanları bile var. Hiçbiri yazışma yolu ile olmadı. Yani yasaya, mevzuata aykırı iş yaptıkları için “gönderilmeleri” telkin edilmedi.

Ama bundan bir ay önce gelişen yeni hikâye şöyle; bir bankanın genel müdür yardımcısı, genel müdürün odasına çağrılıyor ve işten çıkarıldığı bildiriliyor. İşten çıkarılma gerekçesi “Ankara’dan bu şekilde istendiği”.

Bankacı sorup soruşturuyor; işin içinden IMF çıkıyor.

Hayır IMF istememiş işten çıkarılmasını. Anlatmaya devam edelim.

Eylül ayında IMF Türkiye Masası heyeti “Dördüncü Madde görüşmeleri” için Türkiye’ye geldiklerinde, iş insanlarından bankacılara, meslek birliklerine, siyasi parti temsilcilerine kadar geniş bir yelpazede görüşmeler yaptı. Bu her zamanki rutin görüşmeler sırasında, yukarıda bahsettiğim adı bende saklı bankacı da resmi ziyaretle gelen heyetle görüşüyor. Gizli falan da değil.

Görüşmenin formatı gereği; IMF heyetinin bu görüşmelerine 2 Hazine yetkilisi de eşlik ediyor, toplantıda ne konuşulduğunu duyuyor.

Ekonomistler ve bankacılar açısından, ayrıca tartışmasız IMF için de gündemin en başta gelen konusu “batık krediler” konusu olunca, bankacıya bu soru sorulmuş. BDDK tarafından yayınlanan “tahsili gecikmiş alacaklar” verilerini nasıl değerlendirdiği, bu sorunun nasıl çözülebileceği sorulmuş. Bankacı ise o tarihte yüzde 4.5 olan “tahsili gecikmiş alacaklar” oranının, hali hazırda temerrüt halinde olup yasal takibe düşmemiş “ikinci grup krediler” dikkate alındığında çok daha yüksek bir yere gelmesi olasılığına işaret etmiş. Konuya uzak olanlar için özeti şu; mevcut hali ile batık kredilerin potansiyelinin bugünkü resmi sayıların kat kat üzerinde olduğuna dikkat çekmiş.

İşte bu sözler, belli ki IMF heyeti ile odada bulunan Hazine memurlarınca not edilerek amirlerine raporlanmış.

Kendi anlattıkları hikâyenin ötesinde herhangi bir eleştiriye dahi tahammülü olmayan Ankara’daki yetkililer, bu bankacı için “mesleki infaz” kararı vererek, bankanın hissedarına bildirmişler.

Oysa “kasabanın bilinmeyen sırrı” halini alan bir konu var ki tüm analistlerin ne olduğunu tam olarak bilemediği; resmi hikâyenin ötesinde batık kredilerin boyutunun tam olarak ne olduğu?

Bu son 2 yılda, “demir yumrukla” fiyatlara, faizlere, kurlara müdahale eden Ankara’daki ekonomi yönetimi; şimdiye kadar serbest piyasa koşullarında ticari kararlarını kendilerinin verdiklerini düşünerek bağımsız ticari tercihler yapan banka yöneticilerini işlerinden etmeye başladı. Yukarıda yazdığım bankacının hikayesi de bu “büyük birader” hikayelerine yeni bir halka daha ekliyor.

Türkiye görünüşte “serbest piyasa ekonomisi” ama Ankara “masa altından” piyasayı oluşturan paydaşlara piyasa dışı “sopa” kullanarak bunun altını boşaltıyor.

Ankara’dan anlatılan “resmi hikâyenin” dışında başka bir açı konulması istenmiyor. Resmi otoritelerin “görüş” ve yetki alanına giren hemen hemen her profesyonel “Acaba?” temalı bir konuşma ve rapor yazamıyor. Daha ötesi, kredi verme, faiz seviyesi gibi ticari tercihlerini yansıtan eğilimini işe yansıtması bile rahatsızlık yaratıyor.

Bu yüzden, bankaların araştırma bölümlerinin “acaba” içeren raporları bile olmuyor.

Geçtiğimiz gün bir toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemize doğrudan yatırımların artması için ne gerekiyorsa imkanlarımız dahilinde maddi ve manevi bütün destekleri sağlıyoruz” diyordu.

Böyle diyordu ama Ankara’da kendi yönetiminin yatırımlar için en önemli unsur olan haber alma ve bilgiye erişimi baskı altına aldığını unutuyordu.

Böyle yapıldığı için Ankara’nın kontrolünde olan ve açıklanan verilere güven kaybı hızlanıyor . Ayrıca son dönemde kimi kurumların daha önce açıkladığı verileri saklaması da buna tuz biber ekiyor.

Uğur Gürses

.

Facebook Yorumları

Emlak8
7.01.2020
Sarayın matbaası (*)
12.12.2019
2018 EKONOMİK KRİZİ, İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ
2.10.2019
“Değişim Başlıyor”
6.09.2019
Bu gelen dijital paranın ayak sesleri
28.07.2019
“Faiz de düştü kur da düştü” özgüveni
5.07.2019
Veri güvenilirliği tartışılıyor
26.06.2019
Siyasi depremden ekonomik reform çıkar mı?
20.05.2019
Analiz: Kamu bankalarına “seçim görev zararı”
22.4.2019
Arka kapı politikasının faturası
11.4.2019
Reform mu, “eski tas” mı?
14.2.2019
Ekonomide 1 Nisan şakasını kim yapacak?
13.1.2019
Kur 4’e düşecek ve “İlk 5’e” girecekmişiz
30.11.2018
İnşaata banknot matbaası
20.11.2018
Bu filmi görmüş müydünüz?
7.11.2018
Enflasyonun dişi hâla sağlam
5.11.2018
Eşitlikçi tüketiciler ayaklanın!
30.10.2018
Bas bas paraları Hazine’ye…
24.10.2018
10 maddede ABD krizi sonrası ödemeler dengesi
5.10.2018
İşsizlik Fonu’nun parası bakanlıktan habersiz aktarılmış
3.10.2018
Borsadan al İşsizlik Fonu haberini
28.9.2018
7 haftalık hasar raporu
23.9.2018
Çözümsüz “Yeni Ekonomi Programı”
15.9.2018
Geç gelen itfaiye
11.9.2018
Katar’dan 3 milyar dolar (*) gelmiş
1.9.2018
“Ekonomik savaş” söylemi ve sonuçları
27.8.2018
Emisyondan al haberi…
14.7.2018
Kur, piyasa ve merkez bankası bağımsızlığı
11.7.2018
Bütçe hakkı yetim kalmasın
6.7.2018
Yolları çatallanan bahçe
4.7.2018
Seçim bitti geçim sınavı başlıyor
30.6.2018
Küresel yokuşta pahalı bir bedel
26.6.2018
‘Milli piyasa’ sahne aldı
19.6.2018
Milli araca başka milli paraya başka
12.6.2018
Yüzde 7’lik cari açıkla yüzde 7 büyüme
8.6.2018
Geç kalan pahalı ödüyor
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive