Ümit KARDAŞ

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Hak ve özgürlükleri budama aracı: RTÜK kılıcı


23.04.2020 - Bu Yazı 171 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Radyo Televizyon Üst Kurulu, Fox Televizyonu ana haber sunucusu Fatih Portakal’ın üç ayrı tarihte Koronavirüs salgını gündemiyle ilgili yaptığı yorumları 6112 sayılı Kanunun 8/1-b maddesinde yer alan hüküm kapsamında değerlendirerek toplumun kin ve düşmanlığa sevk edildiği sonucuna vardı ve Fox TV’ye üst limitten idari para cezası ve üç kez program durdurma idari tedbiri uygulanmasına karar verdi.

Aynı ihlallerin tekrarlanması halinde cezaların artacağı ve sonrasında yayın lisansının iptal edilebileceği ihtimali de bulunmakta.

RTÜK, Fox TV dışında eleştirel yayın yapan, içlerinde Tele 1, Halk TV, Haber Global TV gibi yayıncı kuruluşlarının bulunduğu kanallara yayın durdurma tedbiri ve para cezaları uygulanmasına karar verdi.

10 Nisan gecesi sokağa çıkma yasağını iki saat önce hiçbir detay açıklamadan ilan etme skandalından sonra halkın belirsizlik içinde gösterdiği toplumsal davranışın haber olarak verilmesi ve yorumlanması haber alma hakkının ve ifade özgürlüğünün doğal bir gereğidir. Buna karşılık RTÜK’ün evrensel hukuka ve Anayasa düzenlemelerine aykırı olarak ceza ve tedbir uygulaması tamamen hukuk dışı, keyfi ve hukuken sorumluluk doğuracak nitelikte.

RTÜK’ün sokağa çıkma yasağını bakanlık açıklamasından önce bildiren ve toplumsal paniğe neden olan TRT’ye yönelik bir uygulama yapmaması da kanunla verilen yetkinin kötüye kullanıldığını göstermekte.

RTÜK’ün görevi halkın haber alma hakkını ve bu hakkın kullanımını sağlayan medyanın ifade özgürlüğünü güvence altına almak, hak ve özgürlükler alanını genişletmektir. Bu kurum devlet iktidarının ideolojik aygıtı gibi davranamaz.

Medya dediğimiz aygıtın (işitsel, görsel ve yazılı yayın organları) işlevinin uzun mücadeleler sonucu insanlığın kazanımı haline gelmiş evrensel boyuttaki ilkelerle olduğu gibi insan hak ve özgürlükleri ile de yakından ilgisi bulunmakta.

Medya ilkesel olarak objektif ve tarafsız habercilikle hakikate yaklaşmaya çabalarken toplumun doğru bilgilendirilmesini hedefler. Böylece toplum siyasi kanaatini de bu bilgilendirmeler üzerinden inşa edebilir. İktidarın politikalarının eleştirilmesinin demokratik bir aracı olan medya üzerinde yaratılan yok etmeye yönelik baskılar faşizmin yoluna taş döşer.

Çoğulcu, katılımcı, özgürlükçü ve hukuk güvenliği sağlayan demokrasilerde medyaya tanınan hukuki güvence aslında bireylerin doğuştan sahip oldukları hak ve özgürlükleri kullanabilmeleri için bir teminat sayılır. 

Medya ile hukuk-demokrasi bağlantısını “düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü” ile “haber ve fikir alma özgürlüğü” bağlamında irdelemek gerekmekte. 

Düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 10. maddesinin 1. fıkrasında ifadesini bulmakta. Bu özgürlük kamu makamlarının müdahaleleri olmaksızın ve ulusal sınırlara bakılmaksızın bir görüşe sahip olma, haberleri ve fikirleri elde etme ve bunları yayma özgürlüğünü içerir. 

Medyanın bu bağlamda özgürlükleri yaşama geçirmekteki sorumluluğu çok önemli. Medya söz konusu özgürlükleri kullanırken ödev ve sorumlulukla birlikte kullanacaktır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında, 10. maddenin 2. fıkrasında özgürlüğün kullanımında belirtilen iktidarca yapılabilecek müdahaleleri iki kriterle sınırlamıştır. Bu içtihatlara göre özgürlüğü sınırlayan durumlar hukukun öngördüğü ve demokratik bir toplumda gerekli nitelikte olmalıdır.

Sunday Times gazetesinin telidonid isimli bir ilacın sakat bebek doğumlarına neden olması üzerine olayların gelişimi ve sorumluluk konusunda yayınlamak istediği yazıya mahkemeye saygısızlık oluşturacağı gerekçesiyle yayın yasağı konması üzerine, Birleşik Krallık ( İngiltere) aleyhine AİHM’de dava açılmış, AİHM söz konusu davaya ilişkin 26.04.1979 tarihli kararında AİHS 10. maddesinin 2. fıkrasında sözü geçen iki kriterin ne anlama geldiğini açıklamıştır.

Yapılan müdahale hukukun öngördüğü bir müdahale olmalıdır. Yapılan müdahalenin hukukun öngördüğü bir müdahale sayılabilmesi için iki koşul öngörülmekte.

Uygulanacak hukuk kolay ulaşılabilir olmalıdır. Diğer bir deyişle yurttaşlar belirli bir olaya uygulanabilir nitelikteki hukuk kurallarının varlığı hakkında yeterli bilgiye sahip olabilmelidirler. (accessibility)

Uygulanacak hukuk ayrıca yeterli açıklıkta önceden öngörülebilir (foreseeability) olmalıdır. Yurttaşların davranışlarını düzenlemelerine olanak vermek için yeterli açıklıkta düzenlenmemiş bir norm hukuk olarak kabul edilemez. 

Oysa 6112 sayılı Radyo ve Televizyon Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunun yayın hizmeti ilkelerini düzenleyen ve yaptırımlara esas teşkil eden 8. maddesi yeterli açıklıkta olmadığı gibi maddenin 1. fıkrasının alt başlıklarında 24 sınırlama gösterilmiştir. Bu sınırlamaların birçoğu keyfi uygulamalara yol açacak muğlaklıkta düzenlenmiştir. 

Birkaç örnek vermek gerekirse; maddenin 1. fıkrasının (a) alt bendinde “Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı olamaz” ve maddeye 02/01/2017 tarihli KHK ile eklenen daha sonra 01/02/2018 tarih ve 7072 sayılı Kanunla süreklilik kazanan (t) alt bendinde “Terör eylemini, faillerini ve mağdurlarını terörün amaçlarına hizmet edecek sonuçlar doğuracak şekilde sunamaz.” sınırlamaları bu muğlaklığı barındırmakta.

Ancak birçok yasa az ya da çok kaçınılmaz olarak muğlaktır. Bu muğlaklıkları evrensel ilkelere dayalı meşru hukuk çerçevesinde yorumlayarak hak ve özgürlükleri teminat altına almak ise bir uygulama sorunudur. İşte bu noktada yargıç kadrosunun niteliği önem kazanmakta.

AİHM’nin bu konuda aradığı ikinci kriter, hak ve özgürlük alanına yapılacak müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığının tespitidir. AİHM, gerek Richard Handyside’a ait “Kırmızı Ders Kitabı” adlı kitabın müstehcen (ahlaka aykırı) olduğu gerekçesiyle mahkemece el konulması kararı nedeniyle Birleşik Krallık (İngiltere) aleyhine açılan davadaki 7.12.1976 tarihli karar gerekçesinde, gerekse Sunday Times gazetesinin açtığı davadaki gerekçesinde ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumda ne anlama geldiğini açıklamakta. 

“İfade özgürlüğü…… devletin veya halkın bir bölümünün aleyhinde olan (offend), çarpıcı gelen (shock), rahatsız eden (disturb) bilgi ve düşünceler için de uygulanır. Bunlar çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleridir. Bunlar olmaksızın demokratik toplum olmaz.”

Bu gerekçeden anlaşılmaktadır ki bu alanda getirilen her formalite, koşul, yasak ve yaptırım izlenen meşru amaçla orantılı olmalıdır. Sonuç olarak ifade özgürlüğü alanına müdahaleyi demokratik bir toplumda gerekli kılan yeterli gerekçelerin bulunup bulunmadığı araştırılmak zorundadır.

Kuşkusuz şiddete teşvik, ırkçılık, nefret söylemi ifade özgürlüğünün sınırını oluşturur. Ancak bu sınırlara varmayan, yayınlarda ne dendiği önemli değildir. Önemli olan haber ve düşünceleri elde etme ve bunları ulaştırma özgürlüğünün korunmasıdır. 

RTÜK uygulamalarının hak ve özgürlüklerin kullanımıyla doğrudan olan ilgisini Anayasal düzenlemelerle analiz etmek gerekmekte. Özel radyo ve televizyonlara Kanunda belirtilen nedenlerle program durdurma tedbiri uygulaması Anayasada düzenlenmiş bulunan bazı temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının engellenmesi anlamına gelmekte.

Durdurma kararıyla Anayasanın 28. maddesinde düzenlenen “Basın özgürlüğü”, 26. maddesinde düzenlenen “Düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü”, “Haber ve fikir alma özgürlüğü” (Düşünce ve fikirlere ulaşma hakkı ) gibi temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunulmuş olunmakta.

Söz konusu temel hak ve özgürlüklerin kullanılmalarının durdurulması, nitelikleri gereği hukuken olanaklı değildir. Nitekim Anayasanın “Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti” başlıklı 26. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.” düzenlemesi de bunu doğrulamakta.

Temel hak ve özgürlüklerinin kullanımlarının durdurulması ancak Anayasanın öngördüğü olağanüstü dönemlerde olanaklıdır. Anayasanın 15. maddesinin 1. fıkrasına göre savaş, seferberlik veya olağanüstü hal durumlarında temel hak ve özgürlüklerin kullanımı kısmen veya tamamen durdurulabilir. 

Kaldı ki olağanüstü dönemlerde dahi böyle bir durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için aynı fıkrada iki koşul birden aranmıştır. Olağanüstü bir dönemde bile bu durdurma ancak uluslararası hukuktan doğan yükümlülükleri ihmal etmemek ve durumun gerektirdiği ölçüde olmak koşulu ile yapılabilir. 

Anayasanın 26/3 ve 15/1 maddelerindeki düzenlemelere göre RTÜK’e program durdurma yetkisi verilmesi Anayasaya aykırıdır. Olağan bir dönemde idari bir organa temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını durduran bir yetkiyi yasa ile vermek, hukukun tarihsel birikimini yok etmek anlamına gelir.

RTÜK’ün verdiği kararları, “erkler ayrılığı” ve “idari işlemlerin hukuki denetimi” ilkeleri bakımından da irdelemek gerekmekte.

Anayasal sistem yasama, yürütme ve yargı erklerinin ayrılığı ilkesine dayanmakta. Siyasi partilerin gösterdiği adaylar arasından TBMM’ce seçilen idari bir kurulun program durdurma yetkisine sahip kılınması fonksiyon gaspıdır. Diğer bir deyişle yargının yerine geçerek yetki kullanmadır. Temel hak ve özgürlükleri yakından ilgilendiren çok önemli bir alan yargı güvencesi dışına çıkarılmıştır. 

Oysa Anayasanın 26. maddesinin 3. fıkrasında, anlatım araç ve gereçlerinin belirtilen durumlarda toplatılması idari kararının 24 saat içinde yargıca bildirilmesi öngörülmekte. Yine Anayasanın 28. maddesinde belirtilen durumlarda sözü edilen basın ve yayının dağıtımının önlenmesi veya toplatılması gibi idari kararların 24 saat içinde yetkili yargıcın onayına sunulması gerekmekte.

RTÜK kararlarına karşı idari yargı yolunun açık olmasını yargı güvencesi gibi göstermek sadece demagojidir. Temel hak ve özgürlükleri ilgilendiren bu alanda önemli olan, hukuka aykırılığın yargı güvencesi ile baştan önlenmesidir. Özgürlükleri yok ettikten sonra tanımış olduğunuz yargısal denetim göstermelik olur.

RTÜK, Anayasaya aykırı olarak kullandığı yetkiyle temel hak ve özgürlükleri budamaya devam ederken, siyasi kadro Türkiye’yi demokrasinin hayal dahi edilemeyeceği bir noktaya sürüklüyor.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
1.06.2020
İslamın siyasetle serüveni: Milliyetçiliğe savrulma
22.05.2020
Devlet: Güç ve çıkar çatışmalarının alanı
14.05.2020
Sürgünün trajedisi: Toprağın tadını özlemek
7.05.2020
Devletin emrindeki din: Diyanet İslamı
29.04.2020
Ezidiler: Acı ile özdeş bir tarih
23.04.2020
Hak ve özgürlükleri budama aracı: RTÜK kılıcı
17.04.2020
Bala kapılmış sineğe dönmek...
1.04.2020
Sosyal Darwinizm’in faşizmle buluştuğu kavşak
24.03.2020
Muhalefete uyarı: İnfaz sürelerinde indirim ayrımcılığına son!
21.03.2020
Korona insanlığa fırsat sunuyor
14.03.2020
Kadının eril iktidar zihniyetine karşı mücadelesi
6.03.2020
Evsizlik dünyanın kaderi olmaya devam ediyor
1.03.2020
Acil ihtiyaç: İç barışın sağlanması
23.02.2020
1971-1973: Geriye gidişin ara rejimi
21.02.2020
1971-1973: Geriye gidişin ara rejimi
25.12.2019
1950-1960: İki partili vesayet rejimi
13.11.2019
Faşizmin ayak izleri: Rousseau-Robespierre-Mussolini
30.10.2019
Otokratik Cumhuriyet-çoğulcu demokrasi uyumsuzluğu
22.10.2019
Yargı reformu illüzyonu
20.10.2019
Yargı reformu illüzyonu
7.10.2019
Tek partili otokratik rejimde ikinci parti sorunu
25.08.2019
Anayasacılık: Batı-Osmanlı Anayasa hareketleri
14.07.2019
Silah alımlarında şeffaflık: Silah mı ekmek mi?
24.06.2019
İngiltere örneği üzerinden: Türkiye'de siyasi birliği temsil krizi
1.06.2019
Dersim'den 'Tunç' eline
19.05.2019
Narsisistin ışığı nereye düşer?
17.05.2019
Hukuksuzluğun yargı etiği boyutu
3.05.2019
Linç fiilleri TCK'da suç olarak düzenlenmeli
24.4.2019
Linç, imha ve tenkil rejimi
15.4.2019
Demokrasi kültürü olmayan ülkede seçim böyle olur
31.3.2019
Çırılçıplak hayatlar ‘citizen ya da denizen”
15.3.2019
Kürtlerle birlikte cumhuriyeti demokratikleştirmek
3.3.2019
'Çok kalpli asi'
17.2.2019
Hukuksuzluğun Kafkaesk kasveti
3.2.2019
Çöküşe götüren Emevi-İttihatçı zihniyeti
18.1.2019
Abesle iştigal eden kim!
16.1.2019
Bir mahalli seçim hatırası
2.1.2019
Roboski: Vicdanın turnusol kağıdı
23.12.2018
Anneler: Plaza de Mayo'dan Galatasaray Meydanı'na
12.12.2018
Sessiz sedasız: 'Zorla kaybedilenler'
9.12.2018
Sessiz sedasız: Zorla kaybedilenler
24.11.2018
AİHM kararlarının anlamı ve bağlayıcılığı
10.11.2018
Siyasi suç örneği: Cumhurbaşkanına hakaret
28.10.2018
Kaşıkçı barbarlığı ve yeni bir dünya ihtiyacı
26.10.2018
Kaşıkçı barbarlığı ve yeni bir dünya ihtiyacı
13.10.2018
Devlet geleneği: Suç ve delil icadı
30.9.2018
Affın mantığı
14.9.2018
Eylül ile gelen
2.9.2018
Patent, İslam ve yaratıcılık
30.8.2018
Kaç patent başvurunuz var?
18.8.2018
Hayali para, gerçek kriz
7.8.2018
Brunson dahil herkes için hukuk güvenliği
6.8.2018
Brunson dahil herkes için hukuk güvenliği
26.7.2018
'Mış' gibi yapmanın sınırı
13.7.2018
İnsanı ele geçiren Devlet
3.7.2018
Devletin siyaseti ele geçirmesi
19.6.2018
Son çıkış
5.4.2018
Engellilere KHK engeli
30.3.2018
AİHM'in Altan-Alpay kararlarının hukuki sonuçları
24.3.2018
Guantanamo'yu hatırlamak
16.3.2018
Hakikat-Empati-Uzlaşı
9.3.2018
Ai Weiwei: Sisteme sanatla meydan okuma
2.3.2018
Zina suç olmalı mı?
23.2.2018
CHP, nasıl iktidar alternatifi olabilir?
16.2.2018
Tarihin içinden gelen CHP mirası
9.2.2018
Siyaseti ve bireyi ceza hukuku içinde eriten devlet
2.2.2018
Hassas kalplerin cehennemi
27.1.2018
Tarihin bıraktığı tortu: İmparatorlukta Hristiyanlar ve Araplar
19.1.2018
Kassandra çağrısı
12.1.2018
İktidarın ve polisin meşruiyeti
4.1.2018
Kapıda bekletilen demokrasi
22.12.2017
Küresel kozmopolit demokrasiye doğru
21.12.2017
Küresel kozmopolit demokrasiye doğru
3.12.2017
Batılılaşma ne zaman başladı?
8.11.2017
Adil yargılanma hakkı
1.11.2017
Terezin'den Diyarbakır'a
25.10.2017
Sürekli istisna hali
18.10.2017
OHAL’de hak ve hukuk ihlalleri
11.10.2017
Rejim diyanetle laik mi?
4.10.2017
İnsanın empatiye ihtiyacı var
27.9.2017
Modernleşmenin demokrasiyle imtihanı
20.9.2017
Hüzün ve Hazan
13.9.2017
Cumhuriyet Oryantalizmi
6.9.2017
Osmanlı Oryantalizmi
30.8.2017
Faşist Daire
23.8.2017
Kapının dışında bekleyen demokrasi
16.8.2017
Güçle Sınanmak ya da Gücün Eziciliği
9.8.2017
Hayata rağmen sevebilmek
2.8.2017
Sevgi üzerine
26.7.2017
Osmanlı’dan Cumhuriyete tespitler
19.7.2017
Adalet !
12.7.2017
Devleti yeniden tanımlamak
5.7.2017
Adalet, Gözaltı, Tutuklama
21.6.2017
Adalet ve Hakim Teminatı
13.6.2017
Anadille yaşamak
7.6.2017
Türkiye'de resmi dil algısı
31.5.2017
Dünyada resmi dil algısı
24.5.2017
Bölgelere yetki devri
17.5.2017
İnsan ve hukuk işlevi
10.5.2017
Devlet ve demokrasi
2.5.2017
İdam! (3)
26.4.2017
İdam!
19.4.2017
İnsanlığını zayıflatırsam, insanlıktan çıkarım!
12.4.2017
Alaturka modelle ileri demokrasi olmaz
5.4.2017
Ceza yargılamasında mağdur: Devlet
29.3.2017
Süreç Odaklı Anayasacılık-Güney Afrika Örneği
23.3.2017
Kendini unutturan anayasa
15.3.2017
Yargılanan Gazetecilik
9.3.2017
Merkeziyetçi yapıyla alaturka başkanlık
13.6.2015
MHP- HDP uzlaşması
6.6.2015
Seçime düşen gölge!
2.6.2015
İslam’ın Diyanet’le devletleşmesi
23.5.2015
Anayasa inşa süreci: Güney Afrika örneği
19.5.2015
İlkesizlik- hukuksuzluk sarmalı
12.5.2015
Karaca- Baransu ve tutuklama
9.5.2015
Tutuklama koruma tedbirinin uygulanışı
5.5.2015
Tabii hâkim ilkesi ve hâkimin tarafsızlığı (2)
2.5.2015
Tabii hâkim ilkesi ve hâkimin tarafsızlığı
28.4.2015
Klikya Ermeni Krallığı ve Zeytun
25.4.2015
Rafael Lemkin ve soykırım
21.4.2015
Yakarış
18.4.2015
Cumhurbaşkanının tarafsızlığı ve seçim
11.4.2015
‘Özürden uzlaşmaya’
7.4.2015
Kürtler (9)
04.04.2015
Kürtler (8)
31.03.2015
Kürtler (7)
28.03.2015
Kürtler (6)
24.03.2015
Kürtler (5)
21.03.2015
Kürtler (4)
17.03.2015
Kürtler (3)
14.03.2015
Kürtler (2)
10.03.2015
Kürtler
07.03.2015
Adalet değeri ne ifade eder
03.03.2015
İnsan ve hukuk
28.02.2015
İfade özgürlüğü
17.02.2015
Osmanlı- Türk sistemi
14.02.2015
İngiliz parlamentarizmi ve Kral
10.02.2015
Parlamenter sistem ve İngiltere
07.02.2015
Başkanlık sistemi zaruri mi
03.02.2015
Türk tipi başkanlık sistemi
31.01.2015
Değişmeyen çıkmazımız
27.01.2015
Hayata rağmen sevebilmek
24.01.2015
Kötülük ‘bir’ olmada mı
20.01.2015
Yirmi Kur’a askerleri
17.01.2015
Hrant’ın ideallerini yaşatmak!
13.01.2015
Ne kadar yol aldık!
10.01.2015
Yoksa dünya cehennem mi!
06.01.2015
Sevmeyi öğrenmek
03.01.2015
Göçebe düşünce ve ihlal
30.12.2014
Ademimerkeziyet
27.12.2014
Güvenlik harcamaları
23.12.2014
Polisin meşruiyeti
20.12.2014
Meşruiyet sorunu ve konsensüs
16.12.2014
Gücün gölgesinde son tango!
13.12.2014
Çingene medeniyeti
09.12.2014
İnsan hiç unutur mu!
06.12.2014
Zorunlu/ bedelli askerlik
02.12.2014
Devrimcinin özeleştirisi
29.11.2014
Modernleşme ve Tanpınar’ı anlamak
25.11.2014
Ezidiler
22.11.2014
Siyasal İslam’ın serüveni (2)
18.11.2014
Siyasal İslam’ın serüveni
15.11.2014
Yara’dan bıçağa
11.11.2014
İslami hareketlerin serüveni
08.11.2014
Kısırdöngünün şaheser örneği
04.11.2014
İslami düşüncenin serüveni
01.11.2014
Cumhuriyet- demokrasi ilişkisi
28.10.2014
Eskiyle yıkanan yeni AKP
25.10.2014
Nasıl bir barış süreci
21.10.2014
Ceza muhakemesi hukuku (2)
18.10.2014
Ceza muhakemesi hukuku
11.10.2014
Laikmiş gibi yapmak (2)
07.10.2014
Laikmiş gibi yapmak
04.10.2014
Bayram ve çırılçıplak hayatlar
30.09.2014
Bencil hüznümüzdü Eylül
27.09.2014
Cumhuriyet oryantalizmi
23.09.2014
Osmanlı oryantalizmi
20.09.2014
Yaşadığımız gibi düşünmek
16.09.2014
Medenileşebilecek miyiz
13.09.2014
CHP ya da yeni parti (2)
09.09.2014
CHP ya da yeni parti
06.09.2014
Değişemeyen CHP
02.09.2014
Cezaevi öğretmenleri
30.08.2014
Vicdan
26.08.2014
Erdoğan-Davutoğlu kader birliği
23.08.2014
Selimiye’den Yeşilüzümlü’ye
19.08.2014
İktidarın kötüye kullanılması
16.08.2014
Ezidi soykırımı
29.07.2014
Varlığımız, kalbimiz ve zihnimiz
26.07.2014
Şiddetin hukukla bağlantısı
22.07.2014
Gazze ve tahakkümcü barış
19.07.2014
Cumhurbaşkanı adaylarının ufku
12.07.2014
Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu
08.07.2014
Cumhuriyet sonrası Alevilik
05.07.2014
Hakikati aramak ve ifade etmek
28.06.2014
Cumhurbaşkanının tarafsızlığı
24.06.2014
Cumhurbaşkanının yetkileri
17.06.2014
Vicdani ret hakkı ve Türkiye
10.06.2014
Başbakan Alevilerin Ali’sini tanımlayabilir mi
24.05.2014
Soma faciasında cezai sorumluluk
17.05.2014
Soma’nın ruhu yakanızı bırakmaz
10.05.2014
Ergenekon, Balyoz ve KCK
15.04.2014
1915-2015
12.04.2014
Dikkat faşizme kayabilir!
15.02.2014
Demokratikleşme sürecinde ordu (2)
11.02.2014
Demokratikleşme sürecinde ordu
08.02.2014
Zihniyet ikliminde bir çıkmaz
04.02.2014
Sahici bir rejim
01.02.2014
Terörle Mücadele Kanunu’nu kaldırın
25.01.2014
Darbe suçu- görev suçu ve izin
21.01.2014
Nasıl huzur bulacağız
18.01.2014
Siyasete çağrı: Yeniden inşa zamanı
14.01.2014
Roboski’nin hesabı bu dünyada sorulmalı
11.01.2014
Yazık oldu
07.01.2014
Balyoz davasına özel düzenleme
04.01.2014
HSYK
31.12.2013
Ne tarafa bakıyorsunuz
28.12.2013
Bekçileri kim bekleyecek
24.12.2013
Yönetmelikle CMK’ya by-pass
21.12.2013
Dekadans
19.12.2013
Eski pis işler
17.12.2013
Denetlenemeyen bürokratik kurumlar rejimi
03.12.2013
İstiklal Marşı Kürtçe okunabilir mi
30.11.2013
İktidarın merkezde şahsileşmesi
09.11.2013
İktidar nereye koşuyor
26.10.2013
Ordu demokratikleşti mi
22.10.2013
Küçükömer’in tezleri üzerinden
19.10.2013
Nasıl bir devlet
15.10.2013
Kurban ritüeli
12.10.2013
İhtiyaçlar tanınmayı beklemez
08.10.2013
Cumhuriyet’in Türklük çıkmazı
01.10.2013
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e tezler
28.09.2013
Rejim Diyanet’le laik mi
21.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (3)
17.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (2)
14.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi
10.09.2013
Kafka’nın kafesi, Elias’ın medeniyeti
07.09.2013
Siyasi birlik için yerelde demokrasi
31.08.2013
Dünyada bir gezegen (2)
27.08.2013
Dünyada bir gezegen Türkiye
24.08.2013
Dünyada bir vesayet kurumu
17.08.2013
De facto başkanlığa doğru
13.08.2013
Sürekli istisna hâli
10.08.2013
Zorla kaybedilenler (2)
06.08.2013
Zorla kaybedilenler
03.08.2013
21 Anayasası’nda demokratik değerler
30.07.2013
Kürtler demokrasi istiyor
27.07.2013
Roboski’ye yargı engeli (2)
23.07.2013
Roboski’ye yargı engeli
18.07.2013
Ubuntu
11.07.2013
Anadiliyle yaşamak
04.07.2013
İstihbaratın denetim ve gözetimi (2)
27.06.2013
İstihbaratın denetim ve gözetimi (1)
20.06.2013
Sivil itaatsizlikle tanışan Türkiye
13.06.2013
Değişim siyaseti zorluyor
06.06.2013
Devlet ve demokrasi
30.05.2013
Kalıcı barışa yolculuk
25.05.2013
Kanayan yara: vicdani ret hakkı
16.05.2013
Açık kapıdan girmek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive