Ümit KIVANÇ

Gazete Duvar



Bookmark and Share

Düşünen konuşmaz, o olur


10.12.2018 - Bu Yazı 327 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İfade özgürlüğünün önündeki tek engel devletlerin giderek artan ve yayılan baskısı mı? Değil.


Cezalandırılma ihtimaline karşı tedbir olarak bireylerin geliştirdiği otosansür mekanizmalarının derinden iş görüşü, zamanla sözünü sakınma, kapsamı daraltma, diyeceğini kısıtlama-sığlaştırma “beceri”lerinin yerleşmesine, kalıcılaşmasına, doğallaşmasına mı yolaçıyor? Şüphesiz.

Üç kıtadan birer kişi, oyun için “masaya” oturup dördüncüyü de başka kıtadan devşirebildiğimiz, dünyanın öbür ucundaki insanla fikir, bilgi, sorun çözme yöntemi alışverişine girebildiğimiz, tartışabildiğimiz, kavga edebildiğimiz veya yardımlaşabildiğimiz, herkesin kendi başına haber ajansı, yayın organı, kaynak eser vs. olabildiği internet âlemimiz, hayatımıza yerleşirken bize vaat ettiği özgürlük ortamını sağlayabildi mi? Hem evet hem hayır.

Zaman zaman kapasitesinin çok büyük bölümünü kullanabildiğimiz bir potansiyel olarak, şüphesiz evet. Birileri istediği zaman kısıtlayabildikleri, şalterleri güç ve iktidar sahiplerinin elinde bulunan, rızamız sorulmadan izlendiğimiz, özel hayatımıza dair birçok verinin tırtıklandığı, depolandığı bir tekinsiz ortam olarak, kesinlikle hayır.

Aksine, bireyler olarak daha derinden kavranabilmemize, daha kolay, daha sürekli, daha kalıcı şekilde gözetlenmemize yolaçtı.

İnternetin bilgi kaynağı olarak bize getirebilecekleriyle fazla ilgilenmiyoruz. Bilgiyi edinme ve işleme tarzımızda muazzam bir dönüşüm, bir eşitlik devrimi yaratabilecek oluşuyla da. Bunlardansa, bize sunduğu eğlendirici, oyalayıcı, renkli unsurlarla ilgileniyoruz. Ve bahşettiği, kendimizi sunma imkânlarıyla. Orada öyle bir ortam var ki, kendimizi başlıca ilgi ve hattâ faaliyet alanı haline getirebildiğimiz gibi, bir tür seyirlik nesneye dönüşerek, başkalarının da başlıca ilgi ve faaliyet alanı olmaya çalışabiliyoruz.

Ancak sanal âlemde başkalarıyla kurduğumuz ilişkiler yalnız onları hayran bırakmak, “takipçi”miz kılmakla sınırlı değil. Onların üzerine basarak yükselme çabaları belki bunlardan daha çok yer kaplıyor.
 
Badinter’in uyarısı
 
Fransız düşünür Elisabeth Badinter’e göre, bundan doğan musibet, insanlığın düşünce geliştirme ve ifade etme faaliyetinde ciddî tahribat yaratmaya aday.

Özel bir feminist saymamız gereken Badinter Türkiye’de daha çok anneliği bir durum ve sorun olarak ele aldığı eserleriyle biliniyor. 1980 tarihli eseri Annelik Sevgisi adıyla basılmıştı. Anneye özgü, sevgiden öte, sevgiden fazla sevgi tarzıyla uğraşan Badinter, içgüdüsel kabul edilen bu duygunun toplumsal-kültürel kaynaklarına dikkat çekiyordu.

Badinter’i burada konu etmemizin sebebi, anneliğe, kadınlığa dair özgün görüşleri değil. Fransa’nın en zengin yurttaşları arasında yeralıyor oluşu da değil.

Le Monde’dan Jean Birnbaum’un Badinter ile kısa süre önce yaptığı söyleşi 28 Kasım’da yayımlandı. Haldun Bayrı’nın çevirisiyle Medyascope’ta yayımlanan söyleşide Badinter, uzun zamandır nâçizâne bendenizin de aklına takılan bir meseleden sözediyor. Daha doğrusu, artık alışılmaya, yavaş yavaş kanıksanmaya başlanan bir gerçeğin aslında ne büyük tehlikeye kapı açtığına işaret ediyor. Böylece meseleyi kişiselleştirmeden nasıl ele alabileceğini bu vakte kadar bulamamış köşeyazarınıza yardım eli uzatıyor.

Bir süredir, “sosyal medya linci” denen, şahsiyet ve haysiyeti hedef alan, çoğu zaman bundan ötesine uzanan, insanların o linç konusu her neyse onun dışındaki davranışlarının, yaşantılarının, giderek hayatları boyunca yaptıkları her şeyin, haliyle birey olarak dünya ve tarih içindeki yerlerinin imhasına, olamıyorsa pislikle doldurulmasına varan toplu saldırılara kafayı takmış bulunuyorum. Bu olguyu bütün boyutlarıyla ele almak gibi bir niyetim yok şu anda. Bu musibetin birçok boyutu, ele alınması gereken başka başka tarafları var şüphesiz. Meselâ lince katılanların güdüleri, hedefleri, o esnada şehvet duyup duymadıkları, böyle bir katılımın onların karakterine, varoluşuna, geleceğine etkisiyle ilgilenmeyeceğiz. Hepimizin geleceğini doğrudan ilgilendiren bir sonuç üzerinde duralım.

Badinter’in söyleşini okuyunca harekete geçmemin sebebi de bu.
 
İtaat edilen kudret olarak sosyal medya linci
 
Aydınlanma’yı konu ettiği kitabının yeniden basımı üzerine konuşulurken, Fransız düşünür, “…akılcılığa müthiş ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum” diyor. “18. Yüzyıl filozoflarının kavgası, bâtıl inançlara karşı akılcılığın kavgasıydı (…) Akıldışının toplumsal ve entelektüel yaşamımızda muazzam bir yer işgal ettiği bir dönemde, bu kavgaya dönmek uygun bir davranış gibi geliyor bana…”

Konuyla dolaylı ilgili olmasına rağmen bunu aktardım. Çünkü insanların sosyal medya “arenasındaki” davranışlarını sorun ederken, mâkûllük-akıldışılık ekseninden hiç geçmemek imkânsız.

Asıl konuya ise şu soruyla giriyoruz: “Kâtiplerin krallara gitgide daha az, kamuoyuna ise git gide daha çok itaat ettiğini açıklamak için, ‘Entelektüeller efendi değiştirdiler, ama kölelik aynı kölelik’ diye yazıyordunuz. Entelektüeller bugün kime itaat ediyorlar?”

Badinter net cevabı yapıştırıyor: “Sosyal ağlara!” Ve açıklıyor: “Herkes bundan korkuyor. Ben orada yokum, huzuruma düşkünüm ve kendimi oyuna kaptırmaktan korkuyorum; ama söylenenleri duyuyorum ve bunun hakkında basında anlatılanları okuyorum. (…) Sosyal ağlar, ağzına geleni söylemekte serbest bir kamuoyunun iktidarını iki misline çıkardı; ama söylenenler, çoğu zaman incelikten yoksun, az haberdar ve benzeri görülmemiş bir şiddette. Basın ya da genel olarak medya asla böyle bir yıldırma gücüne sahip olmamıştır.”

“Hiç kimse,” diye sürdürüyor Badinter, “kendini milyonlarca kişinin küfürleriyle ezdirmek istemez. Sosyal ağların bu iktidarını paradoksal olarak bir sansür gibi hissediyorum!”

Meselenin başka boyutlarını yine kenara ayırıyoruz ve bu halin yarattığı tehlikeye geliyoruz. Badinter, “…sosyal ağlardaki husumet sayesinde entelektüeller bir câmia duygusunu tekrar mı bulacaklar?” diye soruyor. Umumî bir nefret konusu isek, aramıza biraz canlılık katabilir bu! Entelektüeller altı ya da yedi asır geriye gidip, manastırlarda başka hiç kimsenin müdahalesine mâruz kalmaksızın birbirine düşündüğünü aktaran kâtiplerin yaşamına tekrar dönebilirler. Fikir yürütmeye devam ederiz, görüş teâtîsine gireriz, kolokyumlar yaparız, birbirimizle münakaşa ederiz, ama biz bize oluruz. Dolayısıyla nispeten iyimserliğimi muhafaza ediyorum: Entelektüel yaşam, bir seçimdir, bir zevktir, bir acıdır, ama bir ihtiyaçtır da; dış dünyadan kopuk ufak bir âlem haline gelmesi bile gerekse, hiçbir şey durduramaz onu.”

Entelektüeller evreninde kıyasıya dalaşmanın engin tarihine gönderme yapan Badinter, düşünce insanlarının birbirlerini hep hırpaladığını hatırlatıyor ve bugünün tehlikeyi büyüten farkını ortaya koyuyor: Rousseau’yu dört ayak üstünde salata yerken tasvir ediyorlardı, şeditti bu,” diyor Badinter. “Twitter ise kuşkusuz bütün bunların radikalleşmesini temsil ediyor.” Fransız düşünür, o dönemde bunun ufacık bir âlemi ilgilendirdiğine” işaret ediyor, “kişiselleşen nefret miktarı”nın işi değiştirdiğini vurguluyor. Ve tekrarlıyor: “Şayet şu tweet’çi eğilim bugün baskın çıkarsa, fikir yürütmenin ve manastırlar dışında bilginin sonu olur bu!” 
 
Vazgeçmenin kaçınılmazlığı
 
Şahsen, lincin yarattığı tesiri, insanın onca iftira ve hakareti, aşağılanmayı, tabiî ayrıca haksızlığı göze alamadığı veya -elbette biraz da bunların sonucu olarak- içinden gelmediği için bazı konulara el atmayı kesmesi boyutlarında tarif edebiliyor ve üzerine konuşulabilir, nesnel mevzu haline nasıl getireceğimi bulamıyordum. Badinter yoluma ışık tutmuş oldu. Gerçi kendisi fazlaca iyimser ve bundan bıkacağımızı düşünüyor. Ama arenada arslanlara parçalattırılan hemcinslerini izlemekten zevk alan bir canlı türünden bahsediyoruz; nasıl olacak?
(Badinter’e hiç katılmadığım hususu da sadece anıp geçmek istiyorum: “Çılgın kalabalıktan uzakta”, ufak bir manastır odasında yürütülecek düşünme taşınma-tartışma faaliyeti ile kültürel-toplumsal ve giderek siyasî değişimler yaratmayı hedefleyen düşünce alışverişi ve üretiminin mesafesi öyle üzerinden atlanabilecek bir ayrıntı değil; aslî mesele. Konu dağılmasın, geçiyorum.)

Hele bizimki gibi pusu ve linç kültürünün mahsûlü toplumlarda bir defa lincin tadını almış grupların fertleri, sıcak evlerinden klavyeye tıklayarak katılabildikleri bu baştan çıkarıcı ayinden kolay kolay vazgeçerler mi?

Onlar linçten muhtemelen vazgeçmez. Ancak görüşleri ve tavırları yüzünden her an lince mâruz kalma tehlikesi yaşayanlar görüşlerini ifade etmekten, hattâ bazı alanlara girmekten vazgeçebilirler. Fazlasıyla doğal ve insanî tepki. Kimi sadece aşağılanmayı sindiremediği için vazgeçer, kimi iftiranın, haksızlığın yarattığı moral bozukluğundan, utanmazlığın sebep olduğu tiksintiden, kötülüğün böylesine kolay benimsenivermesinin doğurduğu umutsuzluktan… Kimi de lincimsi tepkilerden gayet akılcı sonuç çıkararak: laf anlatmanın mânâsı ve imkânı yoktur; dolayısıyla işlevi de yoktur; bunca pisliğe hiç uğruna katlanılıyordur.

Badinter “entelektüeller”den sözediyor ve entelektüel tartışma zemininin kuruyabileceğine dikkat çekiyor. Ancak hemen görülüyor ki, sosyal medya linçlerine ilk elde kurban gidecek şey üst düzey felsefe tartışmaları falan değil. Hattâ esas olarak o değil. Manastır odasına sığdırılamayacak olanlar. Her türlü fikir beyanı. Özellikle aykırı fikirler. Veya aidiyet icaplarıyla çelişen fikirler. Hasmın işine yarayabileceği bilinmesine rağmen hakikat uğruna dile getirilenler.

Konuyu derinleştirebilmek isterdim. Fizikî değil de “siyasî” lincin özellikle dar alana sıkışmış siyaset tarzının kültüründeki-tarihindeki yeri ve işlevine dair konuşmak isterdim. Kendini eleştiriden muaf kılmak için potansiyel eleştiri kaynaklarını nasıl baştan değersizleştirirsin - Hızlandırılmış kurs! Meselâ.

Bizler gibi, basit, sıradan okuryazardan üç-beş kitap fazla okumuş olanın, biraz derinlemesine gazeteciliğin mahsûlü ve icabı azıcık yorum ve çıkarsama becerisi edinmiş olanın, kendisine bir görev ve beklenti yükleniyorsa ille de “aydın” payesiyle taçlandırıldığı, hakaret edilecekse “entel” diye aşağılandığı ne idüğü belirsiz minik monarşiler sistemimizde mânâsı yok sanırım.
  

.

Facebook Yorumları

Kod8
10.12.2018
Düşünen konuşmaz, o olur
8.12.2018
Hukuk diye bir şeyi sevme mecburiyeti
4.12.2018
Ateş Altında - gazetecilik tartışmasına devam
27.11.2018
Toplumsal patoloji
24.11.2018
Yeniden ekmek gibi ihtiyaca dönüşmek…
11.11.2018
ABD seçimleri ve 'bizimkiler'
7.11.2018
Bir ismin sergüzeşti: Ceylin
3.11.2018
Kaşıkçı cinayetinde gelinen nokta
31.10.2018
Trump’ta 'bir baba bulmuş' - 2
30.10.2018
Trump’ta 'bir baba bulmuş' - 1
29.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi / 4: Akıllı saat?
24.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi / 3: Tavırlar
23.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi / 2: Kokular
22.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi 1: O gün
19.10.2018
İçeride tiranlık, dışarıda Vahşi Batı
10.10.2018
Şımarık zengin çocuğunu kızdırdılar
9.10.2018
Bildiğimiz devlet neye dönüşüyor?
8.10.2018
Aynadaki aksine bir bak, göreceksin ne geçmiş ne istikbal durur yerinde
30.9.2018
Bazı AKP’liler kavrayamamış, ya biz?
9.9.2018
Üçlü zirve: Makas açılıyor
3.9.2018
İdlib savaşı başlıyor
30.8.2018
Kabil’in soyu
26.8.2018
Yönetenlerin yasayı takmadığı yeni dönem
24.8.2018
Bayram yürüyüşü
21.8.2018
Muhalefet ve bazı sinir bozucu olgular
9.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 10
8.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 9
7.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 8
6.8.2018
Ona vuramıyor musun, vur bize!
5.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 7
4.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 6
3.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 5
2.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 4
1.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 3
31.7.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 2
30.7.2018
Adnan Oktar Operasyonu ve sorular - 1
28.7.2018
Osman’a mektup - 'Ruhumu asla!'
22.7.2018
Firavunun laneti, Timur’un laneti ve öbürleri
6.7.2018
Koltuklara yerleşilirken
4.7.2018
Tarih nasıl yazılır, insan nasıl bozulur?
26.6.2018
Hayal kırıklığı, azim, haysiyet
23.6.2018
Seçim ve yeniden kuruluş
14.6.2018
'Beklenen heyecan' doğmadı, diyor Bay Selvi
9.6.2018
Ne yüzle aday oluyorsun, Selahattin?
30.5.2018
'Girişimci'
27.5.2018
Durduk yerde işgüzarlık yapanlar dışlandı
16.5.2018
Siyasî vaziyetlere bakalım…
10.5.2018
'İyi' Parti iyi mi kötü mü?
26.4.2018
Suriye artık tam anlamıyla iç mesele
20.4.2018
Muktedir dinbaz ortamları
6.4.2018
Distopya yarışında Çin önde
30.3.2018
Günümüzün Marksizmi nerede?
10.3.2018
Neden orada kalmadılar?
4.3.2018
Sıvasız evler, bayraklar
27.2.2018
Cihatçılar arası savaşta da taraf olmaya doğru
16.2.2018
Sırtlanlar hakkında temel bilgiler
11.2.2018
TSK İdlib içlerinde
31.1.2018
29-30 Ocak: Dün gece neler oldu?
30.1.2018
Hainlik
18.1.2018
Sana bakmadık, Dilek, büyük işlerle meşgûldük
15.1.2018
İdlib skandalı: Bir gece ansızın kusabiliriz
8.1.2018
Selahattin Demirtaş’ın ayrılışı
29.12.2017
Bir 'sezon finali' dökümü
20.12.2017
Ümmete muhabbet bir başka
18.12.2017
Meydandaki büyük sütun
8.12.2017
Gemi...
22.11.2017
Zarrab’ı beklerken; 3,9710
19.11.2017
Rakka’da ne oldu?
31.10.2017
'Milli irade' için salâ okunuyor
24.10.2017
Belediye başkanları ve 'Lider rejimi'
11.10.2017
Arabayı yıkatın, tozlanmış
1.10.2017
Vanderbilt tragedyası
27.9.2017
Zamk Destanı
22.8.2017
İçsavaşın şartları
14.8.2017
ABD-Kuzey Kore: Olmaz demeyelim
3.8.2017
Cumhuriyet davası: Varolmayan bir dava
1.8.2017
Turhan’ın bir lirası
28.7.2017
Cumhuriyet davasında şu ana kadar
8.7.2017
Efrin-Ankara, ABD-Rusya
30.6.2017
Sinemasız şehirler
21.6.2017
Acaba Fikri Bey’ler nasıl birileri?
15.6.2017
'Değerler'
7.6.2017
Suudîler, Katar'lar, niye böyle yapıyorsunuz?
3.6.2017
ÇıkarınYoksaSanaNe kültürü
26.5.2017
Tekme, diyorum; kargo, diyorum
12.5.2017
Turuncu saçlı biriyle resim çektireceksin, bi ferahlama gelecek bööle…
4.5.2017
Kimini zulüm uçuruyor, kimini hırs
19.4.2017
Karşı şeridi tıkamayacaksın
31.3.2017
Küçük adamlar büyük hırslar 2: 450 bin dolardan 180 derece çıkınca ne kalır?
26.3.2017
Olay Diyarbakır’da geçmektedir…
21.8.2015
Erdoğan'la aynı cephedesin, TC_Aysun
18.8.2015
Ey millet-i hakime, haberler fena
13.8.2015
Tekzip yiyen Sultan Murad medeniyeti
11.8.2015
Memnun muyuz millet?
6.8.2015
Askerin ne düşündüğünü yeniden sorarken...
4.8.2015
Öldürmek yetmiyor, cenazelere zulmedelim
2.8.2015
Onlar gülmeyecekse ne için uğraşıyoruz?
30.7.2015
Kafka, Samsa, böcek, biz
28.7.2015
Darbe ve toplumsal desteği
23.7.2015
Bataklık insanları
21.7.2015
Devletten şüphelenmeyen bizden değildir
17.7.2015
AKP ve Modern Sünniliğin temsilciliği
14.7.2015
Türk basını: Bir devlet kurumu
13.7.2015
Büyük Suriye meselesi veya Faris'in küçük öyküsü
10.7.2015
Siz de geçip bi bu taraftan bakın hele
30.6.2015
Kürtler ve TC'nin iki büyük handikapı
23.6.2015
Acı hakikatleri köşeyazarınızdan öğrenin
18.6.2015
Şeyh Said Seriyyeleri
16.6.2015
İzin verme Diyarbakır, artık vuramasınlar sana
11.6.2015
Telafi sınavı: '90'lar reloaded
10.6.2015
Karanlık günde aydınlık yüzler
9.6.2015
Savaştan buraya insanlık macerası
5.6.2015
İçim rahat, teşekkür ederim
4.6.2015
Zehirli karanlıkta temiz kalınmaz
2.6.2015
Siz gidin, biz onları oyalarız!
2.6.2015
Bir tedavi yolu bulduk, bırakmayalım
28.5.2015
"Kürtler nerede?" - "Yine cenazedeyiz."
26.5.2015
İşçiler diye birileri vardı, hatırladık mı?
22.5.2015
30'a 40'a bakmayın derim ben şahsen
20.5.2015
Saldırdıkları, çoğulcu-demokratik istikbalimiz
17.5.2015
İffetli kadına bu yapılır mı?
14.5.2015
Bir söz, bir tekme
12.5.2015
Hayır ölmedi, bünyemizde yaşıyor
7.5.2015
"Seçime giderken" araştırması - Bazı tesbitler
5.5.2015
Diyanet'ten tokat gibi cevap!
5.5.2015
Aşağılık davranış - aşağılık insan
3.5.2015
Zalimler için kaderin fotoğrafı
30.4.2015
Kıbrıs meselesi kimindir, niye muhalefetin değildir?
28.4.2015
Cumartesi gecesi ateşi
23.4.2015
Kötü haber, müesses nizam: HDP kalıcı
22.4.2015
Fair play'in Türkçesi var mıdır?
17.4.2015
Devletin belgeleri - bizim belgelerimiz
14.4.2015
Papa'ya yakışmamış, ama size yakışıyor
10.4.2015
Küstahlığı seviyoruz, pişkinliğe tapıyoruz
7.4.2015
"Güvenilir kaynak"tan Yemen tesbitleri
02.04.2015
Acep ne iştir, anlayacağız
01.04.2015
Yemenli'nin gözünde
31.03.2015
Ey yaprak, ne oluyor öyle kıpır kıpır!
26.03.2015
Kürdün katırı
24.03.2015
Yeni kamplaşma bildik eski formülle mi olacak?
21.03.2015
Ben beceriksizlik yaptım diye hakikat değişmeyecek
20.03.2015
Bir yanda aziz millet, öbür yanda BOP'lar moplar
18.03.2015
TC klasiği: İnsandan ömür çalmak
17.03.2015
Zulmün bu kadarı fazla, zulmün bu kadarına ortak olmak fazla!
14.03.2015
Ölüm de yalnızlık da durduramıyor şımarıklığı
13.03.2015
Ya o güzide kuruma şey olursa?!..
10.03.2015
Tavır "duruş" oldu, siyaset kimlik gösterme
06.03.2015
Kaba sensin, taş da sana düşsün
05.03.2015
Meclis'in de yarısı kadın olmalı
04.03.2015
Güle güle Yaşar Abi
03.03.2015
Çocuklarının geleceğinden endişe duyabilmek...
26.02.2015
Buyurun, nasıl yardımcı olabilirim..?
25.02.2015
Davutoğlu rekora koşuyor: Binbir gaf birarada
21.02.2015
Cemaat'ten özeleştiri ve yeni Kürt politikası
20.02.2015
Medeniyet olayı patladı, fena yenildiniz, hoca
17.02.2015
Kadın-erkek, din, tesettür - bazı sorular
15.02.2015
Tecavüzün cezası
14.02.2015
Özgecan'ı öldürdüler
13.02.2015
Putin mi zayıf Batı mı? - ilginç bir görüşme
12.02.2015
Kalbiniz yok, beyniniz cılk
11.02.2015
Kendini onaylama, hayat amacı olamaz ki!
09.02.2015
Akif Bey, Matmazel'e karşı
07.02.2015
Eski Mısır'da Mevlevi etkisi!
06.02.2015
Yüzleşme, affetme-affedilme ve ukde
04.02.2015
Banka meselesi de bir başka tuhaflık değil mi?
03.02.2015
Agos nedir, ne işe yarar?
29.01.2015
İktisatçılarla liberallerin Syriza telaşı
27.01.2015
Hrant'ın Arkadaşları kadar taş düşsün kafanıza
22.01.2015
Cehennem varolsun, başka şey istemiyorum
20.01.2015
19 Ocak ve 2015 - Utanç verici işler
13.01.2015
12 Ocak 2014, saat 03:30
12.01.2015
Hayat Bumedyen hakkında öğrenebildiklerim
09.01.2015
Katliamı savunmak, katliam savunmaktır
07.01.2015
Geerdink'in başına gelen, bizim içimizden dökülen
06.01.2015
Pan-İslâmcı'nın Macera Kılavuzu
31.12.2014
"İyi seneler" diyebilmek güzel olurdu
29.12.2014
Roboski neyin adı?
16.12.2014
Cemaat hakkında üç yazı
11.12.2014
Cinayeti Cemaat'e yıkma tezgâhı
06.12.2014
Osmanlıca, AKP'den çok daha önemli konu
02.12.2014
Türkiye'den Kobani'ye saldıran IŞİD'e hükümet yardım etti mi?
01.12.2014
Esnafı milis yapmaya daha önce de kalkmıştı
28.11.2014
Onları niye savunamayız?
20.11.2014
Amerika'ya damga vuran Müslümanlar meselesi
19.11.2014
Al o "keşfi", turşusunu kur
04.11.2014
Ermenek katliamının kısa hikâyesi
02.11.2014
Ürünün neyse sen de osun
01.11.2014
Sabahın ilk saatleri...
30.10.2014
İtibar mitibar problemleri
29.10.2014
Belki de sahiden kader bağları..?
28.10.2014
Ermenek kazası - Bilebildiklerimiz
27.10.2014
Kobanê'ye ilişkin yeni kirli planlar
20.10.2014
Savaş izlemek - Kaş yapayım derken göz çıkarmak
13.10.2014
Veli Paşa göreve - yüzde elli seninle!
10.10.2014
Misafirler ve delikanlılar
08.10.2014
Biden meselesi bundan ibaret işte
06.10.2014
Biden özür diledi - yani?
04.10.2014
Bêrivan ölmedi, Kobanê'de bile değildi, ama ne çare...
02.10.2014
Çözülme süreci
01.10.2014
Çözüm sürecine yasal dayanak - tam da şu anda!?
30.09.2014
Sınır kapısında ne oluyor? - Geceyarısı esrarı
29.09.2014
Şşş, baksana, bunlar sahiden gazeteci mi?
29.09.2014
Öbür büyük mesele: Türklerin geleceği
26.09.2014
Türkiye'ye "aracı" konumu mu? - Bir işaret
25.09.2014
Rehineler meselesinde yeni sorular
22.09.2014
Bir tahmin: Türkiye'ye
20.09.2014
Diren Kobanê ...kim..? seninle?
19.09.2014
Zirvenin karanlığı
17.09.2014
Koton'un özür borcu var, hem de çok
16.09.2014
Karar ver, cevap ver bu katiller Müslüman mı
13.09.2014
Kötülüğün minik masum halleri
12.09.2014
Toplantıda var, imzası yok - flaş diye buna derim
11.09.2014
Zizek de İslâm'ın gerçekliğinden bîhaber, anlaşılan
08.09.2014
Bu Kürt takıntısıyla yeriniz bellidir
05.09.2014
Sophie'nin seçimi - 2014!
04.09.2014
Sahih adın ne, Etyen?
01.09.2014
Öz'ün masal dünyasında saklı hakikat
01.09.2014
Gri Hat'ta gazetecilik
18.08.2014
Demokrasi Yılmaz Özdil'i kapsar mı?
12.08.2014
Önümüzdeki maçlara nasıl hazırlanmalı?
09.08.2014
"İslâm Devleti" için yeni evre: ABD'ye karşı
08.08.2014
Hakikat aramanın lüzumuna dair bir açıklama
07.08.2014
Af edersiniz - Etmeyiz!
05.08.2014
Cinayeti gördüysen, "cinayeti gördüm" diyeceksin
04.08.2014
Niçin Demirtaş'ı seçmeli?
30.07.2014
Başbakan Hrant Dink suikastı için
29.07.2014
"Hepsi Rumların, s.ktir olun gidin diyecekler!"
28.07.2014
Cemaat ile aynı dünyada mı yaşıyoruz?
24.07.2014
Faşizm macerasına doğru -
21.07.2014
Haaretz'de Gazzeli'nin açık mektubu
17.07.2014
"Kürtler Gezi'de vardı-yoktu" meselesi
15.07.2014
Ramazan'da Suriyeli katletmek orucu bozar mı?
13.07.2014
Ne hoş insanlarla paylaşıyoruz ortamı
11.07.2014
O ekmek bir çarpacak ki sizi!
10.07.2014
Ekmel Bey'in elinde Türksolu
07.07.2014
Erkan'a karşı Sakarya'nın kurtuluşu
03.07.2014
Evde Yoklar
30.06.2014
Cemaat dışarıdan nasıl görünüyor?
27.06.2014
Kazım için bir film...
19.06.2014
Radikal ve benim Radikal maceram
14.06.2014
IŞİD Karaman'ı ne zaman alır?
11.06.2014
Ekonominin unsurları/2 - Bireysel Girişimci
10.06.2014
Tacizciyi kollayan Diyanet güya açıklama yapmış
09.06.2014
TÜBİTAK raporu - Bir hezimet daha
08.06.2014
Sosyal medya fenomeni olarak Şırnak kazası
06.06.2014
Çocuklarmış - haydi oradan, alçaklar!
05.06.2014
Günlerden gün, gecelerden gece...
03.06.2014
Sokağa dehşet salma projesi
30.05.2014
İslâm bilirkişisinden tahakküm manifestosu
28.05.2014
Sen kimsin de Allah senin için madencileri öldürecek?
25.05.2014
Silah milah diyen, aslında ne diyor?
23.05.2014
Eskisini deprem halletti, yenisinin hakkından maden faciası gelecek
21.05.2014
Alman'ın gazetecisi bi Karagül değil
19.05.2014
Cehenneme yürüyüş
16.05.2014
Soma kazasında öğrenebildiklerimiz
15.05.2014
Madencilik diye bir şey...
11.05.2014
İslâmcının sıçrattığı, dine leke sürmez mi?
05.05.2014
Türk basını, hakikat, iktidar
03.05.2014
Kötülük de kendini böyle gösteriyor işte
27.04.2014
Türk solu ve 24 Nisan: ÖDP örneği
25.04.2014
Devletin 24 Nisan açıklaması üzerine
23.04.2014
Yılmazer'i izliyorum, gözlerim açık
22.04.2014
Korku filmi böyle korkunç değildir
18.04.2014
Bir gazeteci olarak hayatım / Marquez
16.04.2014
"Utanılacak hal"in sözlük anlamı
13.04.2014
Hepsi bizim olabilirdi,
10.04.2014
Seymour Hersh ve My Lai katliamı
04.04.2014
CHP, sen nesin?
03.04.2014
Her şey de kapkara değil
02.04.2014
İyilik kazanamadı çünkü aday değildi
22.03.2014
Şey noktasında da sıkıntı var
19.03.2014
Bizim geçmişimize bir şey olmaz, sizin geleceğinize oldu bile
27.02.2014
"Çürütecek ayrıntı", bizzat çürük
21.02.2014
Adım adım, didik didik Kabataş olayı
18.02.2014
Kabataş meselesi/3 - Serbest uçuş halleri
17.02.2014
Kabataş meselesi/2 - Sis, pus, hamaset arasından...
15.02.2014
Kabataş meselesi - Yangında ilk okunacak
09.02.2014
Karagöz'den Pinokyo'ya TV tartışmaları
02.02.2014
Sopranos'un yerlisi neden olmaz?
28.01.2014
Vatan hainleri listemin küçük macerası
26.01.2014
Galiba Haşhaşi de benim Yezid de
20.01.2014
Hrant'a gelince kavgayı keserler
09.01.2014
Kim yaptı, belliymiş işte...
30.12.2013
Derin muhafazakâr toplum mühendisliği
20.12.2013
Oğlan yakalandığı için biz de yakalanmış sayıldık…
05.05.2012
Hoşçakalın
28.04.2012
Yorulmayın Bülent Bey, yasaklayın gitsin
21.04.2012
Bir arkadaşım meseleyi şöyle anlatabiliyordu
07.04.2012
12 Eylül’ü ne yüzle yargılayacağız
31.03.2012
Avrupalılar’dan hiç farkımız yok vallahi
24.03.2012
Milleti hâkime kibri, aklı da ezip geçiyor
17.03.2012
Ben piçim de, siz nesiniz?
10.03.2012
Bizde iyimserlik de anca felaketten çıkar
25.02.2012
Valla biz demiyoruz, devlet kendi söylüyor
18.02.2012
‘Gülen hareketi’nin meşruiyet sorunu
11.02.2012
Hem Cemaat’e hem Ergenekon’a çalışıyoruz
04.02.2012
Liberalin de raconu var sanıyorduk
28.01.2012
Ankara’nın dehlizi, içine çekti sizi
21.01.2012
Riyanın Allah’ı
14.01.2012
Saraykapı’dan Uludere’ye
07.01.2012
Demirel gelsin; orijinali varken niye yani?
31.12.2011
Beddua
24.12.2011
Sarkozy de kim oluyor, biz kendimize bakalım
10.12.2011
Sabaha da bişeyciğimiz kalmaz valla
03.12.2011
Dersim örtüsünün altından neler çıkar
26.11.2011
Koz vermeyelim poz verelim
19.11.2011
Van’da felâket ötesi vaziyet
13.11.2011
Bazılarımız da deprem yardımıyla ilgilense
05.11.2011
Ah, bi anlayabilsem size de anlatırdım
29.10.2011
Cenab-ı Hak’kın olan bitene katkısı var mı
22.10.2011
Demokrasiye veda sürecinin başında
15.10.2011
Maneviyat önderleri ve Fatih’in Heron’ları
08.10.2011
Bu sefer de konumuz ‘izansızlık’ olsun
01.10.2011
Siyasî tavır olarak ‘terbiyesizlik’
24.09.2011
Cevaplar buldum sorulara
17.09.2011
Başbakan meşgûl, katilleri unutuverdi
10.09.2011
Gazete kâğıdı ve zoraki ambulans
03.09.2011
Yüceliğin direk veya insan olarak tezahürleri
27.08.2011
Muhayyeltürkî serisinden...
20.08.2011
Hazırlop özgürlüğün dayanılmaz kofluğu
13.08.2011
‘Piyasalar’ derken?
06.08.2011
Hızlandırılmış kurs istiyorum
30.07.2011
Müsamerenin yeni temsilinden önce
23.07.2011
Bu meselede aciz kaldım, susuyorum
16.07.2011
Yoksa... yoksa... her şey yalan mıydı
09.07.2011
Olmuyor Ali Bulaç, artık çok geç
02.07.2011
Alçaklık tarihinde önemli bir gün
01.07.2011
83 14’e göndermese herşey hallolacaktı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8