Ümit KIVANÇ

Gazete Duvar



Bookmark and Share

Karşı şeridi tıkamayacaksın


19.4.2017 - Bu Yazı 189 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kimse atı alıp bir yeri geçmedi. Erdoğan hâlihazırda zaten her istediğini yapabiliyor, yaptırabiliyor. Daha bir süre yaptırır. Sokağa dehşet salmaya yönelirlerse, Üsküdar’daki yüzde elli üç, olacak altmış üç; görecekler. Nerede, hangi yılda yaşadığının bile farkında olmayan, fena gaza getirilmiş kitle, şurada burada vurup kırmaya yeter. İktidar olup ekonomisiyle, kültürüyle bir toplum hayatını yönetmeye, yönlendirmeye değil.

umit2

.

Şu yukarıdaki fotoğrafı referandum günü, oy verdikten sonra Beşiktaş’tan Ortaköy-Kuruçeşme yönüne yürürken çektim. Fotoğrafı çeken bendenizin, o durduğum şeritte duramıyor olmam, çünkü karşıdan araçların geliyor olması gerekiyor. Ama gelemiyorlar. Fotoğrafa azıcık bakın, sonra konuşalım.
Ne var bunda? Çok sıradan bir görüntü değil mi?
Öyle. Çünkü toplum görünümlü kabileler kalabalığı olarak nasıl yaşadığımızın resmi. Dolayısıyla alışkınız. Hayatımıza yön veren ilkelerin, temel davranış biçimlerimizin soyutlaması.
Bunların başında iki aslî unsur geliyor: “Hak” kavramının yokluğu ve ortak kuralın, “oyunun kuralı”nın hiçe sayılışındaki kolaylık. İsterseniz hak kavramının esamisinin okunmadığı yerden “başkalarının hakları” kavramına -“insanlık” diye bir şey varsa onun önşartı- kaç ışık yılı mesafe olduğunu hesaplayabilir, isterseniz fotoğrafta görünmeyen, ama hepimizin hissettiği şeylerden azıcık katabilirsiniz. Meselâ, böyle bir durumda yaygın infialle karşılaşmayışımızın altında yatan “sır”: Herkes, yarın öbür gün sol şeridi tıkayan uyanıklar arasında yeralabileceğini bildiği için tepkiler ona göredir; ayarlıdır. Veya delikanlılığı elden bırakmama adına beyhûde gürültü çıkarıp kimlik-kişilik tazeleme girişimleri: Kimsenin duymayacağını, herhangi bir sonuç yaratmayacağını bilerek “hüoop!” çekme numaraları. Hüoop’umu çektim mi, çektim!
Uzatmayayım. Referandum günü için simgeselin de ötesinde anlamlı bir yaşantıydı. Bunu çektikten sonra, -mecburen otobüslerden inip yayan devam eden onlarca insanla birlikte- Arnavutköy’e kadar yürüdüğüm yaklaşık elli dakika boyunca, yanımızdan arasıra iki-üç araba geçti, birkaç dakika sonra iki-üç araba daha, öyle… Otobüs hiç geçemedi. Yol boyunca önünden geçtiğimiz duraklarda insanlar oturmuş bekliyorlardı. Fotoğraftaki durumun bir-iki dakikalığına meydana geldiğini, sonra her şeyin normale döndüğünü sanmayın.

TEK ŞANSIMIZI YOK ETMEK İÇİN OYLAMA YAPTIK

Oy atmanın insana iyi gelen, ferahlatıcı bir etkisi vardır. Bu defa, üstelik, gerilim artsın diye elden gelenin arda konmadığı sürecin ardından, havanın ilk defa doğru dürüst ısınıp güzelleştiği Pazar günü, herkes kendini dışarılara atmıştı. Biliyorsunuz, bizde kendini dışarı atmak, kendini -ve birilerini daha- dört tekerlekli taşıt aracının içine koyup dışarıya araba camından bakmak anlamına gelir.
Oy vermek, seçim, seçebilme hakkı, seçebilme hissi, iktidar sahibi olmayan, gücü-kudreti paylaşmayan insanlar için kırk yılda bir kendini önemli hissetme şansı. Pazar günü, bu hakkı ve şansı yok edelim mi diye oylama yaptık.
Belki de önümüze konan seçmeli problemin sonucu tahakküm hırsıyla, adaletsizlikle içiçe geçmiş olduğundan, o tercih gününe temiz pak gelemedik. Olabilecek her türlü haksızlık, adaletsizlik, hile yapıldı, her türlü yalan dolan denendi. Yetinilmedi, yalan dolandan propaganda malzemesi imal edilip şehirlerin her tarafına asıldı. “Sıkıyönetim kalkıyor”!? Neydi meselâ? Hayır diyeceklerin vebalı görülmesi için elden ne geliyorsa yapıldı. İktidarı huzursuz edebilecek insanlar zaten vakitlice hapse atılmıştı. Alenî tehditlerden satırlı saldırıya, her yol mübahtı. Tek eksik kalan, “şunlar hayırcıdır!” diye bir grup insanın ortalık yerde kurşuna dizilmesiydi.

HİLESİZ İŞ YAPMAK GÜNAH MIDIR?

Türk İslâmcısının iktidar pratiğinde, öyle görünüyor ki, hilesiz iş mundar sayılıyor. Bir tek işi de hilesiz yapın! I-ıh! Olmuyor. Çünkü olamıyor. Çünkü bir vakit birisi birilerini, her haltı ye, Allah’a “senin için yaptım” dersen o hemen bütün günahlarını sevaba çevirir, diye kandırmış. İflah olunamıyor. Yoksa bu yatkınlık nereden nasıl bu kadar böyle?
Azıcık haysiyeti olan herkesin lafı hiç dolandırmadan haykırması gerekir ki, Yüksek Seçim Kurulu’nun yaptığı, feci bir şeydir, kabul edilemez. O mühürsüz zarflardan çıkacak oylarla sonuç değişeceği için değil. Belki de yalnız fark azalacak, sonuç değişmeyecek. Bilmiyoruz.
İlk büyük facia, YSK’nın, ülkede kalan son “kurum”un da artık aramızda olmadığını ilan etmesi. Bundan böyle YSK’ya güvenecek kimse var mıdır? Güvenebileceğimiz başka herhangi bir kurum var mıdır? “Bürokrasi”den kurtulduk, müjde!
Hukuk “engeli”nden de kurtuluyoruz! İkinci ve daha büyük felaket, seçim denen mekanizmaya güvenin ürkütücü şekilde azalması. Erdoğan+AKP iktidarının hiçbir alanda kural ve kurum tanımaması ve mümkünse kural-kurum adına ne varsa yok etmeye uğraşması, zaten toplum olamamış seksen milyonluk bir insan topluluğunu birarada yaşayamaz hale getirecek bu gidişle. 7 Haziran seçim sonuçlarının yok sayılması, ülkenin seçim geleneğini sersemleten çok sıkı bir darbeydi. Şimdi, ölümcül artçı vuruş geldi.
Hilenin ve ahlâksızlığın büyüğü, yine de, YSK’nın referandum günü manevrası değildi. Din istismarı yolunda zerrece utanması sıkılması olmayan zevat, pekâlâ hayır oyu verebilecek çok insanı, yine en olmaması gereken yerden bağladı. Dindar insanları, hayır oyu verirlerse “onlardan” olacaklarını işleyerek korkuttular. Bu muazzam bir ahlâksızlıktır. İnsanlara seçme şansı vermiş gibi yapmak, fakat bir tarafı terörist, vatan haini, şu bu ilân etmek, öbür tarafa, “kâfirle aynı oyu mu vereceksiniz?” baskısı yapmak, düpedüz riyadır, ahlâksızlıktır.
Bunun sonucunda toplumun büyük çoğunluğunun seçim denen mekanizmaya, seçim kurulu gibi bir kuruma güveni tamamen yok olursa, bundan nasıl bir sonuç doğacağını öngörüyor acaba Türk İslâmcısı? Çünkü sahici seçme imkânı ve ortamı, eşit seçenekler yoksa seçim de yoktur. Çocuklarımız, torunlarımız, Konya Ovası’nda cenk ederek mi kararlaştıracaklar kimin yöneteceğini? Bilal Erdoğan’la Berat Albayrak, birinin yanında Hayrettin Karaman’ın, öbürünün yanında Cübbeli Ahmet’in oğulları, biri Amasya’dan öbürü Manisa’dan, ordularıyla çıkıp, Engin Altan Düzyatan’ın hakemliğinde vuruşacaklar da öyle mi tayin edilecek tahta kimin çıkacağı?
Bugün bu iktidara şu veya bu sebeple destek çıkan, dayanak olan kimseler, işte bu yüzden büyük vebal altındadır.

AT VE ÜSKÜDAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ne derece güvenilir olduğunu hiçbirimizin bilemediği sonuç açıklandıktan sonraki konuşmasında sarf ettiği söz, maalesef, seksen milyonun kör kuyuya yuvarlanması tehlikesinden başka şey çağrıştırmıyor. Ne demek “atı alan Üsküdar’ı geçti”! Ne demek! “Siz orada eğleşin, ben kaptım kapacağımı” falan gibi bir şey mi? “Siz kumda oynayın” mı? “Attım önünüze kemik, sıyırın durun” mu? Nereye geçmiş? Attan kasıt ne burada? Kandırmış mı yani bizi? Salak mıymışız biz? Ne kastediyor?
“Yaptım numaramı” diyor olmalı. İşte tam bu noktada bakışlarınızı yukarıdaki fotoğrafa çevirmenizi sağlamalıyım.
Erdoğan’ın sözü, bu ülkede dürüst seçimlerle adaletli yönetimler oluşsun isteyenler için haliyle çok moral bozucu. Buna karşılık, referandumu, bunca baskı ve adaletsizliğe rağmen, harcanan milyonlarca liraya rağmen anca yüzde 51,4’le kazanabilmiş olması da onun için moral bozucu. Erdoğan ve “şuurlu” AKP’liler için moral bozucu çok ayrıntı var, referandum sürecinde ortaya çıkan.
Başta, atın alınıp geçildiği ileri sürülen Üsküdar. Üsküdar’da çıkan yüzde 53,3’lük hayır oyu, “Uzun Adam”-“Reis” muhabbetinden bayma emaresi mi mazallah? Yanına Eyüp’teki yüzde 51,5’i katabiliriz. İstanbul’un yüzde 51,3’lük hayırı şöyle oturup azıcık nefeslenmeyi gerektirecektir, Ankara’nın yüzde 51,1’lik hayır’ı ise muhtemelen daha derin düşünmeyi.
Bütün bu tasalı düşünme işlemlerinden, yeni bir 1 Kasım sendromu yaratmak üzere yine birçok insanın can vereceği, evlerin semtlerin yakılıp yıkılacağı şedit planlar çıkmaz inşallah.
Kimse atı alıp bir yeri geçmedi. Erdoğan hâlihazırda zaten her istediğini yapabiliyor, yaptırabiliyor. Daha bir süre yaptırır. Sokağa dehşet salmaya yönelirlerse, Üsküdar’daki yüzde elli üç, olacak altmış üç; görecekler. Nerede, hangi yılda yaşadığının bile farkında olmayan, fena gaza getirilmiş kitle, şurada burada vurup kırmaya yeter. İktidar olup ekonomisiyle, kültürüyle bir toplum hayatını yönetmeye, yönlendirmeye değil. İktidar cephesinde muazzam maneviyat açığı var.

GELİŞ ŞERİDİNİ TIKAR MI?

Geleceğimiz artık iktidar inisiyatifine değil, alternatif çıkarılıp çıkarılamayacağına bağlı. Kolayca damgalanıp lafı işitilmez hale getirilirken bile insanların aklına gönlüne seslenmeyi başaran Selahattin Demirtaş gibi bir siyasetçiyi neden herkesin -“herkesin”!- elbirliğiyle yok etmeye çalıştığını iyi anlayalım.
Onu karşıdan gelenlerin şeridini tıkarken tahayyül edebiliyor musunuz? “İdam!” diye haykıran İslâmcıya, eli silahlı faşiste soruyorum: Edebiliyor musunuz? (Yüksek sesle de cevap vermeyin, içinizden söyleyin.)
Edemezsiniz. Ahlâkî üstünlük budur ve potansiyel siyasî üstünlüğün en sağlam zeminidir. Elbette asarak keserek de hükmedebilirsiniz; ama o ahlâkî üstünlük yoksa oynayacağınız lig bellidir: zalimler ligi. Hitler, halkını bir süre peşinden sürüklemeyi başarmıştı. Yani başarılıydı. Siz de kendinizi başarılı sayabilirsiniz. Ne var ki, Üsküdar’dan gelen ses, heyhat, sizin nal sesleriniz değil.
“Ama çoktan geçtim!”
Evet, geçtiniz. 7 Haziran 2015’ten beri geçtiniz, dörtnala gidiyorsunuz. Lâkin artık epey yorgun bir at, altınızdaki. Üstelik, salak yerine koyduğunuz bizler, o günden beri sizi izliyoruz. Gücümüz yetmedi, durduramadıysak, ne maksatla nereye koştuğunuzu görmüyor değiliz.
Ve bakın, çalıntı malzemeyle inşa edilen yapılarınızın üst katlarına tırmanarak yüksele yüksele hepimizi minicik böcekler gibi görmeye başladığınız irtifadan fark edemediniz, her yaptığınız Üsküdar’dan, Eyüp’ten de görünüyor. Biz size minik böcekler gibi görünüyorduk, anlayamadınız, siz koskocaman ortalıktasınız, her yaptığınız meydanda.
Muktedir ve mütehakkim kalabilmek için kimlerin canını yakmayı planlayacaksınız, bilemiyoruz haliyle. Bildiğimiz, koşunuzun giderek hızlanacağı. Çünkü yokuş aşağı koşmaktasınız.
Alternatif demişken, üstelik ahlâkî üstünlükten sözediyorken, tek laf etmemeye neredeyse yeminliyim, ama “ana muhalefet”e dair akla geleni de kendime saklayamayacağım. Bu ülkenin ana muhalefet partisinin lideri esrarengiz bir kaset komplosuyla devrildi. Yerine gelen zat ertesi sabahtan itibaren, sanki taban hareketiyle yükselip kongrede o koltuğa oturmuş gibi davranmaya koyuldu. Partinin üyesi, sempatizanı, seçmeni, destekçisi milyonlarca kişi de bu komplonun peşine düşmedi, kurcalamadı, kim yaptı, merak etmedi, ortaya çıkarmak için uğraşmadı. Çünkü sol şeride dalmış olmaktan memnundular.
Gerisinin nasıl gelmesi bekleniyordu?
Yani işine geldiğinde geliş şeridini kafana göre tıkarsan, haliyle, kim daha şedit ve zorbaysa o kazanıyor.

.

Facebook Yorumları

reklam
19.4.2017
Karşı şeridi tıkamayacaksın
31.3.2017
Küçük adamlar büyük hırslar 2: 450 bin dolardan 180 derece çıkınca ne kalır?
26.3.2017
Olay Diyarbakır’da geçmektedir…
21.8.2015
Erdoğan'la aynı cephedesin, TC_Aysun
18.8.2015
Ey millet-i hakime, haberler fena
13.8.2015
Tekzip yiyen Sultan Murad medeniyeti
11.8.2015
Memnun muyuz millet?
6.8.2015
Askerin ne düşündüğünü yeniden sorarken...
4.8.2015
Öldürmek yetmiyor, cenazelere zulmedelim
2.8.2015
Onlar gülmeyecekse ne için uğraşıyoruz?
30.7.2015
Kafka, Samsa, böcek, biz
28.7.2015
Darbe ve toplumsal desteği
23.7.2015
Bataklık insanları
21.7.2015
Devletten şüphelenmeyen bizden değildir
17.7.2015
AKP ve Modern Sünniliğin temsilciliği
14.7.2015
Türk basını: Bir devlet kurumu
13.7.2015
Büyük Suriye meselesi veya Faris'in küçük öyküsü
10.7.2015
Siz de geçip bi bu taraftan bakın hele
30.6.2015
Kürtler ve TC'nin iki büyük handikapı
23.6.2015
Acı hakikatleri köşeyazarınızdan öğrenin
18.6.2015
Şeyh Said Seriyyeleri
16.6.2015
İzin verme Diyarbakır, artık vuramasınlar sana
11.6.2015
Telafi sınavı: '90'lar reloaded
10.6.2015
Karanlık günde aydınlık yüzler
9.6.2015
Savaştan buraya insanlık macerası
5.6.2015
İçim rahat, teşekkür ederim
4.6.2015
Zehirli karanlıkta temiz kalınmaz
2.6.2015
Siz gidin, biz onları oyalarız!
2.6.2015
Bir tedavi yolu bulduk, bırakmayalım
28.5.2015
"Kürtler nerede?" - "Yine cenazedeyiz."
26.5.2015
İşçiler diye birileri vardı, hatırladık mı?
22.5.2015
30'a 40'a bakmayın derim ben şahsen
20.5.2015
Saldırdıkları, çoğulcu-demokratik istikbalimiz
17.5.2015
İffetli kadına bu yapılır mı?
14.5.2015
Bir söz, bir tekme
12.5.2015
Hayır ölmedi, bünyemizde yaşıyor
7.5.2015
"Seçime giderken" araştırması - Bazı tesbitler
5.5.2015
Diyanet'ten tokat gibi cevap!
5.5.2015
Aşağılık davranış - aşağılık insan
3.5.2015
Zalimler için kaderin fotoğrafı
30.4.2015
Kıbrıs meselesi kimindir, niye muhalefetin değildir?
28.4.2015
Cumartesi gecesi ateşi
23.4.2015
Kötü haber, müesses nizam: HDP kalıcı
22.4.2015
Fair play'in Türkçesi var mıdır?
17.4.2015
Devletin belgeleri - bizim belgelerimiz
14.4.2015
Papa'ya yakışmamış, ama size yakışıyor
10.4.2015
Küstahlığı seviyoruz, pişkinliğe tapıyoruz
7.4.2015
"Güvenilir kaynak"tan Yemen tesbitleri
02.04.2015
Acep ne iştir, anlayacağız
01.04.2015
Yemenli'nin gözünde
31.03.2015
Ey yaprak, ne oluyor öyle kıpır kıpır!
26.03.2015
Kürdün katırı
24.03.2015
Yeni kamplaşma bildik eski formülle mi olacak?
21.03.2015
Ben beceriksizlik yaptım diye hakikat değişmeyecek
20.03.2015
Bir yanda aziz millet, öbür yanda BOP'lar moplar
18.03.2015
TC klasiği: İnsandan ömür çalmak
17.03.2015
Zulmün bu kadarı fazla, zulmün bu kadarına ortak olmak fazla!
14.03.2015
Ölüm de yalnızlık da durduramıyor şımarıklığı
13.03.2015
Ya o güzide kuruma şey olursa?!..
10.03.2015
Tavır "duruş" oldu, siyaset kimlik gösterme
06.03.2015
Kaba sensin, taş da sana düşsün
05.03.2015
Meclis'in de yarısı kadın olmalı
04.03.2015
Güle güle Yaşar Abi
03.03.2015
Çocuklarının geleceğinden endişe duyabilmek...
26.02.2015
Buyurun, nasıl yardımcı olabilirim..?
25.02.2015
Davutoğlu rekora koşuyor: Binbir gaf birarada
21.02.2015
Cemaat'ten özeleştiri ve yeni Kürt politikası
20.02.2015
Medeniyet olayı patladı, fena yenildiniz, hoca
17.02.2015
Kadın-erkek, din, tesettür - bazı sorular
15.02.2015
Tecavüzün cezası
14.02.2015
Özgecan'ı öldürdüler
13.02.2015
Putin mi zayıf Batı mı? - ilginç bir görüşme
12.02.2015
Kalbiniz yok, beyniniz cılk
11.02.2015
Kendini onaylama, hayat amacı olamaz ki!
09.02.2015
Akif Bey, Matmazel'e karşı
07.02.2015
Eski Mısır'da Mevlevi etkisi!
06.02.2015
Yüzleşme, affetme-affedilme ve ukde
04.02.2015
Banka meselesi de bir başka tuhaflık değil mi?
03.02.2015
Agos nedir, ne işe yarar?
29.01.2015
İktisatçılarla liberallerin Syriza telaşı
27.01.2015
Hrant'ın Arkadaşları kadar taş düşsün kafanıza
22.01.2015
Cehennem varolsun, başka şey istemiyorum
20.01.2015
19 Ocak ve 2015 - Utanç verici işler
13.01.2015
12 Ocak 2014, saat 03:30
12.01.2015
Hayat Bumedyen hakkında öğrenebildiklerim
09.01.2015
Katliamı savunmak, katliam savunmaktır
07.01.2015
Geerdink'in başına gelen, bizim içimizden dökülen
06.01.2015
Pan-İslâmcı'nın Macera Kılavuzu
31.12.2014
"İyi seneler" diyebilmek güzel olurdu
29.12.2014
Roboski neyin adı?
16.12.2014
Cemaat hakkında üç yazı
11.12.2014
Cinayeti Cemaat'e yıkma tezgâhı
06.12.2014
Osmanlıca, AKP'den çok daha önemli konu
02.12.2014
Türkiye'den Kobani'ye saldıran IŞİD'e hükümet yardım etti mi?
01.12.2014
Esnafı milis yapmaya daha önce de kalkmıştı
28.11.2014
Onları niye savunamayız?
20.11.2014
Amerika'ya damga vuran Müslümanlar meselesi
19.11.2014
Al o "keşfi", turşusunu kur
04.11.2014
Ermenek katliamının kısa hikâyesi
02.11.2014
Ürünün neyse sen de osun
01.11.2014
Sabahın ilk saatleri...
30.10.2014
İtibar mitibar problemleri
29.10.2014
Belki de sahiden kader bağları..?
28.10.2014
Ermenek kazası - Bilebildiklerimiz
27.10.2014
Kobanê'ye ilişkin yeni kirli planlar
20.10.2014
Savaş izlemek - Kaş yapayım derken göz çıkarmak
13.10.2014
Veli Paşa göreve - yüzde elli seninle!
10.10.2014
Misafirler ve delikanlılar
08.10.2014
Biden meselesi bundan ibaret işte
06.10.2014
Biden özür diledi - yani?
04.10.2014
Bêrivan ölmedi, Kobanê'de bile değildi, ama ne çare...
02.10.2014
Çözülme süreci
01.10.2014
Çözüm sürecine yasal dayanak - tam da şu anda!?
30.09.2014
Sınır kapısında ne oluyor? - Geceyarısı esrarı
29.09.2014
Şşş, baksana, bunlar sahiden gazeteci mi?
29.09.2014
Öbür büyük mesele: Türklerin geleceği
26.09.2014
Türkiye'ye "aracı" konumu mu? - Bir işaret
25.09.2014
Rehineler meselesinde yeni sorular
22.09.2014
Bir tahmin: Türkiye'ye
20.09.2014
Diren Kobanê ...kim..? seninle?
19.09.2014
Zirvenin karanlığı
17.09.2014
Koton'un özür borcu var, hem de çok
16.09.2014
Karar ver, cevap ver bu katiller Müslüman mı
13.09.2014
Kötülüğün minik masum halleri
12.09.2014
Toplantıda var, imzası yok - flaş diye buna derim
11.09.2014
Zizek de İslâm'ın gerçekliğinden bîhaber, anlaşılan
08.09.2014
Bu Kürt takıntısıyla yeriniz bellidir
05.09.2014
Sophie'nin seçimi - 2014!
04.09.2014
Sahih adın ne, Etyen?
01.09.2014
Öz'ün masal dünyasında saklı hakikat
01.09.2014
Gri Hat'ta gazetecilik
18.08.2014
Demokrasi Yılmaz Özdil'i kapsar mı?
12.08.2014
Önümüzdeki maçlara nasıl hazırlanmalı?
09.08.2014
"İslâm Devleti" için yeni evre: ABD'ye karşı
08.08.2014
Hakikat aramanın lüzumuna dair bir açıklama
07.08.2014
Af edersiniz - Etmeyiz!
05.08.2014
Cinayeti gördüysen, "cinayeti gördüm" diyeceksin
04.08.2014
Niçin Demirtaş'ı seçmeli?
30.07.2014
Başbakan Hrant Dink suikastı için
29.07.2014
"Hepsi Rumların, s.ktir olun gidin diyecekler!"
28.07.2014
Cemaat ile aynı dünyada mı yaşıyoruz?
24.07.2014
Faşizm macerasına doğru -
21.07.2014
Haaretz'de Gazzeli'nin açık mektubu
17.07.2014
"Kürtler Gezi'de vardı-yoktu" meselesi
15.07.2014
Ramazan'da Suriyeli katletmek orucu bozar mı?
13.07.2014
Ne hoş insanlarla paylaşıyoruz ortamı
11.07.2014
O ekmek bir çarpacak ki sizi!
10.07.2014
Ekmel Bey'in elinde Türksolu
07.07.2014
Erkan'a karşı Sakarya'nın kurtuluşu
03.07.2014
Evde Yoklar
30.06.2014
Cemaat dışarıdan nasıl görünüyor?
27.06.2014
Kazım için bir film...
19.06.2014
Radikal ve benim Radikal maceram
14.06.2014
IŞİD Karaman'ı ne zaman alır?
11.06.2014
Ekonominin unsurları/2 - Bireysel Girişimci
10.06.2014
Tacizciyi kollayan Diyanet güya açıklama yapmış
09.06.2014
TÜBİTAK raporu - Bir hezimet daha
08.06.2014
Sosyal medya fenomeni olarak Şırnak kazası
06.06.2014
Çocuklarmış - haydi oradan, alçaklar!
05.06.2014
Günlerden gün, gecelerden gece...
03.06.2014
Sokağa dehşet salma projesi
30.05.2014
İslâm bilirkişisinden tahakküm manifestosu
28.05.2014
Sen kimsin de Allah senin için madencileri öldürecek?
25.05.2014
Silah milah diyen, aslında ne diyor?
23.05.2014
Eskisini deprem halletti, yenisinin hakkından maden faciası gelecek
21.05.2014
Alman'ın gazetecisi bi Karagül değil
19.05.2014
Cehenneme yürüyüş
16.05.2014
Soma kazasında öğrenebildiklerimiz
15.05.2014
Madencilik diye bir şey...
11.05.2014
İslâmcının sıçrattığı, dine leke sürmez mi?
05.05.2014
Türk basını, hakikat, iktidar
03.05.2014
Kötülük de kendini böyle gösteriyor işte
27.04.2014
Türk solu ve 24 Nisan: ÖDP örneği
25.04.2014
Devletin 24 Nisan açıklaması üzerine
23.04.2014
Yılmazer'i izliyorum, gözlerim açık
22.04.2014
Korku filmi böyle korkunç değildir
18.04.2014
Bir gazeteci olarak hayatım / Marquez
16.04.2014
"Utanılacak hal"in sözlük anlamı
13.04.2014
Hepsi bizim olabilirdi,
10.04.2014
Seymour Hersh ve My Lai katliamı
04.04.2014
CHP, sen nesin?
03.04.2014
Her şey de kapkara değil
02.04.2014
İyilik kazanamadı çünkü aday değildi
22.03.2014
Şey noktasında da sıkıntı var
19.03.2014
Bizim geçmişimize bir şey olmaz, sizin geleceğinize oldu bile
27.02.2014
"Çürütecek ayrıntı", bizzat çürük
21.02.2014
Adım adım, didik didik Kabataş olayı
18.02.2014
Kabataş meselesi/3 - Serbest uçuş halleri
17.02.2014
Kabataş meselesi/2 - Sis, pus, hamaset arasından...
15.02.2014
Kabataş meselesi - Yangında ilk okunacak
09.02.2014
Karagöz'den Pinokyo'ya TV tartışmaları
02.02.2014
Sopranos'un yerlisi neden olmaz?
28.01.2014
Vatan hainleri listemin küçük macerası
26.01.2014
Galiba Haşhaşi de benim Yezid de
20.01.2014
Hrant'a gelince kavgayı keserler
09.01.2014
Kim yaptı, belliymiş işte...
30.12.2013
Derin muhafazakâr toplum mühendisliği
20.12.2013
Oğlan yakalandığı için biz de yakalanmış sayıldık…
05.05.2012
Hoşçakalın
28.04.2012
Yorulmayın Bülent Bey, yasaklayın gitsin
21.04.2012
Bir arkadaşım meseleyi şöyle anlatabiliyordu
07.04.2012
12 Eylül’ü ne yüzle yargılayacağız
31.03.2012
Avrupalılar’dan hiç farkımız yok vallahi
24.03.2012
Milleti hâkime kibri, aklı da ezip geçiyor
17.03.2012
Ben piçim de, siz nesiniz?
10.03.2012
Bizde iyimserlik de anca felaketten çıkar
25.02.2012
Valla biz demiyoruz, devlet kendi söylüyor
18.02.2012
‘Gülen hareketi’nin meşruiyet sorunu
11.02.2012
Hem Cemaat’e hem Ergenekon’a çalışıyoruz
04.02.2012
Liberalin de raconu var sanıyorduk
28.01.2012
Ankara’nın dehlizi, içine çekti sizi
21.01.2012
Riyanın Allah’ı
14.01.2012
Saraykapı’dan Uludere’ye
07.01.2012
Demirel gelsin; orijinali varken niye yani?
31.12.2011
Beddua
24.12.2011
Sarkozy de kim oluyor, biz kendimize bakalım
10.12.2011
Sabaha da bişeyciğimiz kalmaz valla
03.12.2011
Dersim örtüsünün altından neler çıkar
26.11.2011
Koz vermeyelim poz verelim
19.11.2011
Van’da felâket ötesi vaziyet
13.11.2011
Bazılarımız da deprem yardımıyla ilgilense
05.11.2011
Ah, bi anlayabilsem size de anlatırdım
29.10.2011
Cenab-ı Hak’kın olan bitene katkısı var mı
22.10.2011
Demokrasiye veda sürecinin başında
15.10.2011
Maneviyat önderleri ve Fatih’in Heron’ları
08.10.2011
Bu sefer de konumuz ‘izansızlık’ olsun
01.10.2011
Siyasî tavır olarak ‘terbiyesizlik’
24.09.2011
Cevaplar buldum sorulara
17.09.2011
Başbakan meşgûl, katilleri unutuverdi
10.09.2011
Gazete kâğıdı ve zoraki ambulans
03.09.2011
Yüceliğin direk veya insan olarak tezahürleri
27.08.2011
Muhayyeltürkî serisinden...
20.08.2011
Hazırlop özgürlüğün dayanılmaz kofluğu
13.08.2011
‘Piyasalar’ derken?
06.08.2011
Hızlandırılmış kurs istiyorum
30.07.2011
Müsamerenin yeni temsilinden önce
23.07.2011
Bu meselede aciz kaldım, susuyorum
16.07.2011
Yoksa... yoksa... her şey yalan mıydı
09.07.2011
Olmuyor Ali Bulaç, artık çok geç
02.07.2011
Alçaklık tarihinde önemli bir gün
01.07.2011
83 14’e göndermese herşey hallolacaktı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı