Ümit KIVANÇ

Gazete Duvar



Bookmark and Share

Bir 'sezon finali' dökümü


29.12.2017 - Bu Yazı 640 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yılbaşı muhasebelerine girişmek yerine, bir nevi “sezon finali” ortamı yaratmak amacındayım. Hani, sezon finalinin gerçekte her şeyin finali olup olmayacağı, karakterlerimizin seyirci karşısına bir daha çıkıp çıkamayacağı belli değildir, fakat devam edilecekmiş gibi yapılır, öyle bir ortam. Bu, AKP’li sezonun finali.

Yeni yıla girilirken, âdettir, gazeteciler bilanço ve muhasebe işlerine merak salarlar. Geçtiğimiz yılın en bilmemneleri hatırlatılır, “akılda kalanlar” listelenir. Hâlihazırda bizim yaşadıklarımızı yaşayan toplumlar açısından olsa olsa sinir bozucu sayılabilecek bir uğraş. Hele, mazallah, söz gelecek yıldan beklentiler faslına filan uzanırsa, depresyondan depresyon, agresyondan agresyon beğenmemiz gerekecek.

Yılbaşı muhasebelerine girişmek yerine, bir nevi “sezon finali” ortamı yaratmak amacındayım. Hani, sezon finalinin gerçekte her şeyin finali olup olmayacağı, karakterlerimizin seyirci karşısına bir daha çıkıp çıkamayacağı belli değildir, fakat devam edilecekmiş gibi yapılır, öyle bir ortam. Bu, AKP’li sezonun finali.

Hak yememek için hemen belirteyim, final, sezon başladığında zaten varolan pek çok meselenin ağırlığını, çözümsüz kılınmış dertlerin yükünü taşıyor. Aslında taşıyamıyor, bunların altında eziliyor. Ancak AKP’li iktidar, bunları halletme vaadiyle gelip daha ağırlaştırdığı, çözümler ilan edip her şeyi daha çözümsüzleştirdiği ve iyi kötü yürüyen işleri de berbat ettiği için, üstelik ilk beş yılda vaat ettiğini son beş yılda hurdahaş etme becerisini gösterdiği, ilk beş yılda istediklerini isteyenleri son beş yılda vatan hainine dönüştürdüğü için ve, en önemlisi, halen bizzat iktidar olduğu, dolayısıyla başımıza gelen her musibetten sorumlu olduğu, birçok musibeti de özel olarak kendisi başımıza getirdiği için, elbette hikâyemizin esas oğlanı.

Hayat kalitesi bakımından ülkelerin karşılaştırıldığı listeden söz edeceğim. Yedi başlık altında toplanan otuz ölçüte göre yapılan bir sıralama bu. Yedi başlıktan her biri, ortak zeminleri, hatları bulunan, birbiriyle ilişkili sorunlara dair değerlendirmelerin grup halinde bir araya toplanabildiği farklı alanları işaret ediyor.

Liste, Dünya Bankası, OECD, Transparency.org, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, Global Terrorism Database, CIA Veri Kitabı, Numbeo, Almanya Meteoroloji Dairesi ve çeşitli bağımsız araştırmalardan elde edilen verilerle hazırlanıyor. Her konuda her ülkeden güncel veri toplanamadığı için, ülkelere ait veriler arasında bir-iki yıllık farklar bulunabiliyor. Hakkında otuz ölçütten en az yirmi üçüne dair veri elde edilemeyen ülkeler listede yer almıyor.

Dünyada hayat kalitesinin en yüksek olduğu ilk on ülke, bu listeye göre, sırasıyla, Avusturalya, Macau, Portekiz, İsviçre, Malta, Almanya, Avusturya, Hong Kong, Singapur ve İspanya. İkinci onun başını Japonya çekiyor. Hollanda, Güney Kore, Kıbrıs -herkese göre- Cumhuriyeti -sadece bize göre- Rum Kesimi, Norveç de bu grupta. İsveç, Finlandiya, Danimarka, 21, 22 ve 23’üncü sıraları tutmuşlar. Yunanistan 28’inci, ABD 30’uncu, İtalya 33’üncü, İsrail 35’inci, Belçika 38’inci, Romanya 41’inci, Katar 45’inci, Fransa 46’ncı, Makedonya 54’üncü, Bosna-Hersek 57’nci, Suudi Arabistan 61’inci, Küba 71’inci, Tunus 82’nci, Çin 88’inci sırada.

“Türkiye nerede?” diyorsunuz. Jamaika’nın hemen üstünde, 93’ücü sırada. Yani Brezilya (103’üncü), İran (104’üncü), Rusya (110’uncu), Lübnan (113’üncü), Hindistan (118’inci), Mısır (133’üncü), Venezuela (139’uncu), Suriye (145’inci), Irak (151’inci) ve Afganistan’ı (156’ncı) geride bırakmış. “Daha ne istiyorsunuz, Rusya’dan bile üstteyiz!” diyecek olanlara şimdiden iyi seneler; yazının bundan sonrasını okumaları gerekmiyor.

Başlık başlık bakalım.

İSTİKRAR

Birinci değerlendirme alanı, ekonomik ve siyasî istikrar. Burada ülkenin orta ve uzun vadeli istikrarını belirleyebilecek etkenler mercek altına alınıyor. Rejimlerin güvenilirliğini, sağlamlığını, tutarlılığını ölçmek için Dünya Bankası’nca tanımlanan bir dizi kıstas, siyasî istikrar ve yönetim etkinliğinin değerlendirilmesinde esas alınıyor. Siyasî istikrar, bu başlık altında toplanan konuların en ağırlıklısı. Ekonomik değerlendirmede, yüzde sıfırlık enflasyon ideal kabul ediliyor, fazlası sapma sayılıyor, puan kırılmasına yol açıyor. Kezâ işsizlik oranı da benzer olumsuz etkenlerden. Yurtiçi gayri safi hasılaya oranla resmî borçlar ve bütçe açıkları da değerlendirmede olumsuz rol oynuyor. Buna karşılık, denk ya da fazla veren bütçeler, puan getiriyor.

Türkiye’nin bu kategorideki puanı, 28 (puanlar 100 üzerinden). Irak’la ve Cezayir’le aynı. Karşılaştırma için birkaç örnek: İsviçre 95, Norveç 91, Hollanda 85, Güney Kore 77, İspanya 61, Arnavutluk 56, Yunanistan 46, Bangladeş 35, Eritre 27, Etyopya 25, Libya 17, Mısır 9, Suriye 7.

Türkiye’deki rejim, kısa süre öncesine kadar, meselâ Arnavutluk’unkiyle kıyaslanmayacak ölçüde durmuş oturmuş, kurumsal sayılabilecekken puan niye bu kadar az? “Orta ve uzun vadede istikrarı belirleyecek etkenler” yüzünden olmasın?

HAKLAR

İkinci alan, hukuk sistemi ve yurttaş hakları. İlk grupta ele alınan siyasî istikrar, eğer diktatörce yönetimler tarafından sağlanmışsa, o kadar makbûl sayılmıyor haliyle. Halkın yönetime ne ölçüde etki edebildiğine bakılıyor. Yasaların sadece doğru dürüst olup olmadığı değil, iktidarların bunlara uyup uymadığı da değerlendiriliyor. Hukukun üstünlüğü, bir yönetimin kalitesi hakkında fikir veren en önemli ölçüt. Bunu demokratik ifade özgürlüğünün ne ölçüde varolduğunun tesbiti izliyor. Yolsuzlukla mücadele için alınan önlemler, bunlar kadar olmasa da, yönetim kalitesinin belirlenmesinde hesaba katılıyor. Yalnız yolsuzlukla mücadele önlemleri değil, bir ülke halkının yolsuzluk konusundaki algısı da başlıbaşına değerlendirmeye katılıyor.

Türkiye’nin puanı, Endonezya ve Arjantin gibi, 40. 100 üzerinden 100 alan ülkeler: İsviçre, Lüksemburg, Norveç, Yeni Zelanda, Kanada, Avusturalya, Almanya, İsveç, Danimarka, Hollanda, Finlandiya, Avusturya, İrlanda, Birleşik Krallık, Belçika. Birkaç örnek daha sıralayayım: Uruguay 86, Güney Kore 77, Romanya 61, İsrail 50, Hindistan 44, Ermenistan 36, Çin 29, İran 10, Irak 3, Sudan 0.

Dostumuz kardeşimiz El-Beşir’in Sudan’ında hüküm süren şeriat düzenini bu anketleri hazırlayanlar kıskanıyor belli ki!

SAĞLIK

Üçüncü alan, sağlık. Sağlık konusunda ilk belirleyici, istatistiklerde “beklenen ortalama yaşam süresi” gibi ifadelerle tanımlanan, aslında sıradan insanlar olarak kendi dilimize “yeni doğmuş çocuğa biçilen ömür” diye tercüme edebileceğimiz etken. Düzenli sağlıklı beslenme imkânının yaygınlığı bir başka ölçüt. Nüfusa göre hekim sayısı, hastane yatağı miktarı gibi sayıya dökülebilir etkenler de bir ülkenin sağlık bakımından vaziyetini tespit etmek için hesaba katılıyor.

Türkiye’nin sağlık puanı 55. Kosta Rika, Brezilya, Kırgızistan ve Libya gibi. Sağlıkta tam puan alan tek ülke, Avusturya. Almanya 99’la ikinci. Küba, bekleneceği üzre, epey yukarılarda, puanı 91. Başka örnekler: Portekiz 87, Kazakistan 75, Moğolistan 66, Suudi Arabistan 57, Malezya 49, Mısır 31, Endonezya 23, Pakistan 19, Afganistan 9.

Paraya para demeyen Suudi Arabistan’ın sağlık puanı acaba neden bu kadar düşük?

GÜVENLİK

Dördüncü konu, güvenlik. “Millî güvenlik” değil; ülke içindeki vaziyet, bireyin hayatî güvenceleri. Nüfusa göre ölüm oranı, bu konuda en başta hesaba katılan etken. Şiddet olaylarının miktarı, cinayetlere kurban gidenlerin, yaralananların, kaçırılanların sayısı gibi veriler içeren “terörizm istatistikleri”, bu alandaki puanları belirliyor.

Bu alanda Türkiye, Ukrayna’dan bir fazlasına, 35 puana sahip. Tam puan alan Avrupalıların arasına Güney Kore, Macau, Hongkong, Singapur, Brunei Sultanlığı, Birleşik Arap Emirlikleri de giriyor. 99 puanlılar da var: Malta, Portekiz, İtalya, Danimarka, İzlanda, Slovakya, Slovenya, Hırvatistan, Yeni Zelanda, Sırbistan, Maldivler, Umman ve Fas. Litvanya 84, İsrail 79, ABD 67, Venezuela 53, Tayland 49, Lübnan 37, Rusya 29, Filipinler 18.

103 insanın bombayla paramparça edilmesine göz yumup, üzerine yaralılara biber gazı sıkıp, üzerine kurbanların anılmasını statta ıslıklamamıza rağmen Rusya’yı geçmişiz. Putin büyük adam! Devlet hizmetindeki yurttaşa öldürme hakkı tanıyan yeni KHK sanırım bizi alt kümeye taşıyacaktır.

İKLİM

Beşinci başlık, iklim. Hayat kalitesinden söz ederken, yalnız insan yapısı etkenler değil, çevre koşulları da haliyle hesaba katılıyor. Günlük en yüksek sıcaklık olarak 25 derece ve yüzde 55’lik nem oranı, bir tür ideal iklim kabul ediliyor. Ülkeyi yaşanabilecek güzel yer saymak için ortalama sıcaklığın 25 derecenin azıcık altında olması bekleniyor. Yağmurlu günler ayda sekizden fazla olmazsa, bu da ülkedeki hayat kalitesine katkıda bulunuyor. Güneşli günlerin sayısı arttıkça, hayat kalitesi de yükseliyor.

Daha fazla puan almak veya puanları kaybetmek için ülke nüfusundan kimsenin bir şeyi değiştiremeyeceği iklim başlığı altında Türkiye’nin puanı 62. Brezilya, Afganistan ve Kolombiya ile birlikte. Bu kategoride listenin tepesini Avrupalılar işgal edemiyor haliyle. Tam puan alabilen de yok. Muhtemelen standardı zıt yönlerde bozan bölgeleri sayesinde ortalamayı tutturabildiği için Güney Afrika 96 ile zirvede, Zimbabwe 93’le ikinci. Başka örnekler: Meksika 82, Kıbrıs Cumhuriyeti (“Kıbrıs Rum Kesimi”) 76, Yemen 69, Azerbaycan 59, Bulgaristan 49, Romanya 34, Almanya 21, İsveç 18, İzlanda 8.

Türkiye’yi yönetenlere kötü haber: nehirleri lağıma çevirme veya HES’le yok etme, kıyıları santrallerle donatma projeleriyle, yeşil ne varsa söküp yerine beton dökerek istatistikteki beklenmedik sivriliği tamamen giderme şansı yok; ülkenin iklimini değiştirmek kolay değil.

GEÇİM ŞARTLARI

Altıncı başlık, hayat pahalılığı, geçim şartları. Geçim indeksi, burada başrolde. O ülkenin insanları, kazandıklarıyla neyi ne kadar edinebiliyorlar? Fiyatların karşısında yıllık ortalama millî gelir nelere elveriyor, nelere elvermiyor? Yani ortalama gelir tek başına değil, temsil ettiği alımgücü ile birlikte değer ifade ediyor. Vatandaşlardan alınan vergiler de bu başlık altında hesaba katılıyor.

Sürpriz bir şekilde Makedonya (80) ile Bosna Hersek’in (79) başı çektiği bu kategoride Türkiye’nin durumu hiç fena değil: hem listede yirminci hem de 64 puanı var ki, bu sayıya İsviçre, Almanya, Norveç ulaşabilmiş değil. Moldavya’nın 70, Suudi Arabistan’ın 69 puan alabilmiş oluşu değerlendirme konusunda gerçi soru işaretleri yaratıyor. Gördüğümüz tuhaflıklar ya daha çok bir yöntem sorununa ya da ortalama millî gelir hesabının ülke içi gelir eşitsizliklerini gizlediğine işaret ediyor gibi. Rusya, Kazakistan, Pakistan, Irak, bu alanda Türkiye’yle aynı puana sahip: 64. Bangladeş 59 puanda, Kanada 41, Danimarka 38, Japonya 26, Küba 11, Moritanya 1.

Bu istatistik sonucu, belki çoğu zaman cevaplanmamış kalan bir sorunun cevabının bulunmasına hizmet eder: Yurttaş hakları, bireysel yaşam güvencesi bakımından yerlerde sürünen bir ülkede halk mevcut vaziyetten niye ölesiye şikâyetçi değildir? Yoksulluk, siyasî gelişmeleri etkileyemeyen bir kesimle sınırlı kılınabildiğinden ve genişçe bir kısım ahali aslında idare edebilir düzeyde geçinebildiğinden mi? Öyle mi?

POPÜLERLİK

Yedinci başlık popülerlik. Yapılan, yalnız ülkenin turistik itibarını gösteren bir ölçüm değil. Bir ülkeye göçenler, gelen mülteciler, iltica başvurularının sayısı, oranın popülerliğine delalet. O ülkeden göçenlerse aksini gösteriyor. Gelen turist sayısı da elbette popülerlik konusunda öbür aslî ölçüt.

Popülerlik, Türkiye’nin en başarılı gözüktüğü dal; puanı 77, sıralamadaki yeri on dördüncülük. Burada başarıyı mülteciler ve turistler getiriyor! Liste başı, niyeyse, Avusturya; puanı 98, onu 94 ile İtalya, 92 ile ABD izliyor. Yunanistan beşinci; 89 puanla. Rusya’nın puanı 87, İspanya’nınki 85, Birleşik Krallık 73, Japonya 68, Katar 59, Ukrayna 48, Brezilya 39, Ürdün 29, Kuveyt 17, Karadağ 7.

Yani ilk fırsatta kovulmaları istenen, benimsenmeyen, sevilmeyen, haklarında bin türlü tezvirat yapılan, yerleşmeleri istenmeyen Suriyeliler başta olmak üzere Türkiye’ye akın eden mülteciler “popülerlik” puanı getirmiş. Turistik popülerlik de seviye kaybetmiş olmasa, tıpkı iklim gibi, bu alanda da Türkiye’nin “hayat kalitesi” yüksek görünecek.

AĞIRLIKLAR

Bir ülkenin hayat kalitesini belirlemek için kullanılan otuz ölçütün toplandığı bu yedi başlık, sonucu aynı ölçüde etkilemiyor. Hepsi farklı ağırlıklarda hesaba katılıyorlar. Yani farklı alanlardaki değerlendirme sonuçları, toplam puana değişik oranlarda etki ediyorlar. Yurttaş hakları, sağlık hizmetleri, bireysel güvenlik ve geçim koşulları toplum puanda yüzde 16’şarlık paya sahipken, istikrar ve iklime yüzde 14’erlik hisse verilmiş, popülerlik ise sonuca yüzde 8 oranında katılıyor.

KARŞILAŞTIRMA

Hayat kalitesi bakımından Türkiye’yi, devleti yönetenlerin peşine takıldığı Rusya ve komşumuz Yunanistan’la kıyaslayarak bitireyim.

İstikrar konusunda Türkiye’nin 28 puanına karşılık Yunanistan’ın 46, Rusya’nın 41 puanı var.

Hak-hukuk faslında Türkiye, 40 puanıyla Yunanistan’dan (55) kötü, Rusya’dan (16) çok daha iyi durumda. (“Öyleydi” demek lazım, çünkü bu liste, değerlendirmeyi kökünden etkileyecek KHK’lardan öncesine ait.)

Sağlık alanında hem 93 puanıyla Yunanistan hem 72 puanıyla Rusya, 55 puanlı Türkiye’ye fark atıyorlar.

Yurttaşların güvenliği açısından, 94 puanlı Yunanistan, 35 puanlı Türkiye ve 29 puanlı Rusya ile ayrı dünyanın ülkesi gibi görünüyor.

Türkiye’nin iklim puanı (62), Yunanistan’ınkine (71) yakın, ikisi de Rusya’dan (28) çok daha iyi durumda. Haliyle!

Geçim koşulları bahsinde Türkiye ile Rusya 64’er puanla fena performans göstermiyorlar. Yunanistan’ın en zayıf olduğu alan bu: puanı 46.

Popülerlikte Yunanistan (89), Rusya’yı (87) az farkla geride bırakıyor; Türkiye’nin performansı da iyi: 77 puan.

Ülkelerin sıralamadaki yerlerini (Yunanistan 28’inci, Türkiye 93’üncü, Rusya 110’uncu) belirleyen genel puana gelince: Yunanistan’ınki 70, Türkiye’ninki 50, Rusya’nınki 46.

Veyahut şöyle diyebiliriz: bizim çılgın projelerimiz var, köprümüz kıskanılıyor. İyi seneler.

.

Facebook Yorumları

Kod8
6.7.2018
Koltuklara yerleşilirken
4.7.2018
Tarih nasıl yazılır, insan nasıl bozulur?
26.6.2018
Hayal kırıklığı, azim, haysiyet
23.6.2018
Seçim ve yeniden kuruluş
14.6.2018
'Beklenen heyecan' doğmadı, diyor Bay Selvi
9.6.2018
Ne yüzle aday oluyorsun, Selahattin?
30.5.2018
'Girişimci'
27.5.2018
Durduk yerde işgüzarlık yapanlar dışlandı
16.5.2018
Siyasî vaziyetlere bakalım…
10.5.2018
'İyi' Parti iyi mi kötü mü?
26.4.2018
Suriye artık tam anlamıyla iç mesele
20.4.2018
Muktedir dinbaz ortamları
6.4.2018
Distopya yarışında Çin önde
30.3.2018
Günümüzün Marksizmi nerede?
10.3.2018
Neden orada kalmadılar?
4.3.2018
Sıvasız evler, bayraklar
27.2.2018
Cihatçılar arası savaşta da taraf olmaya doğru
16.2.2018
Sırtlanlar hakkında temel bilgiler
11.2.2018
TSK İdlib içlerinde
31.1.2018
29-30 Ocak: Dün gece neler oldu?
30.1.2018
Hainlik
18.1.2018
Sana bakmadık, Dilek, büyük işlerle meşgûldük
15.1.2018
İdlib skandalı: Bir gece ansızın kusabiliriz
8.1.2018
Selahattin Demirtaş’ın ayrılışı
29.12.2017
Bir 'sezon finali' dökümü
20.12.2017
Ümmete muhabbet bir başka
18.12.2017
Meydandaki büyük sütun
8.12.2017
Gemi...
22.11.2017
Zarrab’ı beklerken; 3,9710
19.11.2017
Rakka’da ne oldu?
31.10.2017
'Milli irade' için salâ okunuyor
24.10.2017
Belediye başkanları ve 'Lider rejimi'
11.10.2017
Arabayı yıkatın, tozlanmış
1.10.2017
Vanderbilt tragedyası
27.9.2017
Zamk Destanı
22.8.2017
İçsavaşın şartları
14.8.2017
ABD-Kuzey Kore: Olmaz demeyelim
3.8.2017
Cumhuriyet davası: Varolmayan bir dava
1.8.2017
Turhan’ın bir lirası
28.7.2017
Cumhuriyet davasında şu ana kadar
8.7.2017
Efrin-Ankara, ABD-Rusya
30.6.2017
Sinemasız şehirler
21.6.2017
Acaba Fikri Bey’ler nasıl birileri?
15.6.2017
'Değerler'
7.6.2017
Suudîler, Katar'lar, niye böyle yapıyorsunuz?
3.6.2017
ÇıkarınYoksaSanaNe kültürü
26.5.2017
Tekme, diyorum; kargo, diyorum
12.5.2017
Turuncu saçlı biriyle resim çektireceksin, bi ferahlama gelecek bööle…
4.5.2017
Kimini zulüm uçuruyor, kimini hırs
19.4.2017
Karşı şeridi tıkamayacaksın
31.3.2017
Küçük adamlar büyük hırslar 2: 450 bin dolardan 180 derece çıkınca ne kalır?
26.3.2017
Olay Diyarbakır’da geçmektedir…
21.8.2015
Erdoğan'la aynı cephedesin, TC_Aysun
18.8.2015
Ey millet-i hakime, haberler fena
13.8.2015
Tekzip yiyen Sultan Murad medeniyeti
11.8.2015
Memnun muyuz millet?
6.8.2015
Askerin ne düşündüğünü yeniden sorarken...
4.8.2015
Öldürmek yetmiyor, cenazelere zulmedelim
2.8.2015
Onlar gülmeyecekse ne için uğraşıyoruz?
30.7.2015
Kafka, Samsa, böcek, biz
28.7.2015
Darbe ve toplumsal desteği
23.7.2015
Bataklık insanları
21.7.2015
Devletten şüphelenmeyen bizden değildir
17.7.2015
AKP ve Modern Sünniliğin temsilciliği
14.7.2015
Türk basını: Bir devlet kurumu
13.7.2015
Büyük Suriye meselesi veya Faris'in küçük öyküsü
10.7.2015
Siz de geçip bi bu taraftan bakın hele
30.6.2015
Kürtler ve TC'nin iki büyük handikapı
23.6.2015
Acı hakikatleri köşeyazarınızdan öğrenin
18.6.2015
Şeyh Said Seriyyeleri
16.6.2015
İzin verme Diyarbakır, artık vuramasınlar sana
11.6.2015
Telafi sınavı: '90'lar reloaded
10.6.2015
Karanlık günde aydınlık yüzler
9.6.2015
Savaştan buraya insanlık macerası
5.6.2015
İçim rahat, teşekkür ederim
4.6.2015
Zehirli karanlıkta temiz kalınmaz
2.6.2015
Siz gidin, biz onları oyalarız!
2.6.2015
Bir tedavi yolu bulduk, bırakmayalım
28.5.2015
"Kürtler nerede?" - "Yine cenazedeyiz."
26.5.2015
İşçiler diye birileri vardı, hatırladık mı?
22.5.2015
30'a 40'a bakmayın derim ben şahsen
20.5.2015
Saldırdıkları, çoğulcu-demokratik istikbalimiz
17.5.2015
İffetli kadına bu yapılır mı?
14.5.2015
Bir söz, bir tekme
12.5.2015
Hayır ölmedi, bünyemizde yaşıyor
7.5.2015
"Seçime giderken" araştırması - Bazı tesbitler
5.5.2015
Diyanet'ten tokat gibi cevap!
5.5.2015
Aşağılık davranış - aşağılık insan
3.5.2015
Zalimler için kaderin fotoğrafı
30.4.2015
Kıbrıs meselesi kimindir, niye muhalefetin değildir?
28.4.2015
Cumartesi gecesi ateşi
23.4.2015
Kötü haber, müesses nizam: HDP kalıcı
22.4.2015
Fair play'in Türkçesi var mıdır?
17.4.2015
Devletin belgeleri - bizim belgelerimiz
14.4.2015
Papa'ya yakışmamış, ama size yakışıyor
10.4.2015
Küstahlığı seviyoruz, pişkinliğe tapıyoruz
7.4.2015
"Güvenilir kaynak"tan Yemen tesbitleri
02.04.2015
Acep ne iştir, anlayacağız
01.04.2015
Yemenli'nin gözünde
31.03.2015
Ey yaprak, ne oluyor öyle kıpır kıpır!
26.03.2015
Kürdün katırı
24.03.2015
Yeni kamplaşma bildik eski formülle mi olacak?
21.03.2015
Ben beceriksizlik yaptım diye hakikat değişmeyecek
20.03.2015
Bir yanda aziz millet, öbür yanda BOP'lar moplar
18.03.2015
TC klasiği: İnsandan ömür çalmak
17.03.2015
Zulmün bu kadarı fazla, zulmün bu kadarına ortak olmak fazla!
14.03.2015
Ölüm de yalnızlık da durduramıyor şımarıklığı
13.03.2015
Ya o güzide kuruma şey olursa?!..
10.03.2015
Tavır "duruş" oldu, siyaset kimlik gösterme
06.03.2015
Kaba sensin, taş da sana düşsün
05.03.2015
Meclis'in de yarısı kadın olmalı
04.03.2015
Güle güle Yaşar Abi
03.03.2015
Çocuklarının geleceğinden endişe duyabilmek...
26.02.2015
Buyurun, nasıl yardımcı olabilirim..?
25.02.2015
Davutoğlu rekora koşuyor: Binbir gaf birarada
21.02.2015
Cemaat'ten özeleştiri ve yeni Kürt politikası
20.02.2015
Medeniyet olayı patladı, fena yenildiniz, hoca
17.02.2015
Kadın-erkek, din, tesettür - bazı sorular
15.02.2015
Tecavüzün cezası
14.02.2015
Özgecan'ı öldürdüler
13.02.2015
Putin mi zayıf Batı mı? - ilginç bir görüşme
12.02.2015
Kalbiniz yok, beyniniz cılk
11.02.2015
Kendini onaylama, hayat amacı olamaz ki!
09.02.2015
Akif Bey, Matmazel'e karşı
07.02.2015
Eski Mısır'da Mevlevi etkisi!
06.02.2015
Yüzleşme, affetme-affedilme ve ukde
04.02.2015
Banka meselesi de bir başka tuhaflık değil mi?
03.02.2015
Agos nedir, ne işe yarar?
29.01.2015
İktisatçılarla liberallerin Syriza telaşı
27.01.2015
Hrant'ın Arkadaşları kadar taş düşsün kafanıza
22.01.2015
Cehennem varolsun, başka şey istemiyorum
20.01.2015
19 Ocak ve 2015 - Utanç verici işler
13.01.2015
12 Ocak 2014, saat 03:30
12.01.2015
Hayat Bumedyen hakkında öğrenebildiklerim
09.01.2015
Katliamı savunmak, katliam savunmaktır
07.01.2015
Geerdink'in başına gelen, bizim içimizden dökülen
06.01.2015
Pan-İslâmcı'nın Macera Kılavuzu
31.12.2014
"İyi seneler" diyebilmek güzel olurdu
29.12.2014
Roboski neyin adı?
16.12.2014
Cemaat hakkında üç yazı
11.12.2014
Cinayeti Cemaat'e yıkma tezgâhı
06.12.2014
Osmanlıca, AKP'den çok daha önemli konu
02.12.2014
Türkiye'den Kobani'ye saldıran IŞİD'e hükümet yardım etti mi?
01.12.2014
Esnafı milis yapmaya daha önce de kalkmıştı
28.11.2014
Onları niye savunamayız?
20.11.2014
Amerika'ya damga vuran Müslümanlar meselesi
19.11.2014
Al o "keşfi", turşusunu kur
04.11.2014
Ermenek katliamının kısa hikâyesi
02.11.2014
Ürünün neyse sen de osun
01.11.2014
Sabahın ilk saatleri...
30.10.2014
İtibar mitibar problemleri
29.10.2014
Belki de sahiden kader bağları..?
28.10.2014
Ermenek kazası - Bilebildiklerimiz
27.10.2014
Kobanê'ye ilişkin yeni kirli planlar
20.10.2014
Savaş izlemek - Kaş yapayım derken göz çıkarmak
13.10.2014
Veli Paşa göreve - yüzde elli seninle!
10.10.2014
Misafirler ve delikanlılar
08.10.2014
Biden meselesi bundan ibaret işte
06.10.2014
Biden özür diledi - yani?
04.10.2014
Bêrivan ölmedi, Kobanê'de bile değildi, ama ne çare...
02.10.2014
Çözülme süreci
01.10.2014
Çözüm sürecine yasal dayanak - tam da şu anda!?
30.09.2014
Sınır kapısında ne oluyor? - Geceyarısı esrarı
29.09.2014
Şşş, baksana, bunlar sahiden gazeteci mi?
29.09.2014
Öbür büyük mesele: Türklerin geleceği
26.09.2014
Türkiye'ye "aracı" konumu mu? - Bir işaret
25.09.2014
Rehineler meselesinde yeni sorular
22.09.2014
Bir tahmin: Türkiye'ye
20.09.2014
Diren Kobanê ...kim..? seninle?
19.09.2014
Zirvenin karanlığı
17.09.2014
Koton'un özür borcu var, hem de çok
16.09.2014
Karar ver, cevap ver bu katiller Müslüman mı
13.09.2014
Kötülüğün minik masum halleri
12.09.2014
Toplantıda var, imzası yok - flaş diye buna derim
11.09.2014
Zizek de İslâm'ın gerçekliğinden bîhaber, anlaşılan
08.09.2014
Bu Kürt takıntısıyla yeriniz bellidir
05.09.2014
Sophie'nin seçimi - 2014!
04.09.2014
Sahih adın ne, Etyen?
01.09.2014
Öz'ün masal dünyasında saklı hakikat
01.09.2014
Gri Hat'ta gazetecilik
18.08.2014
Demokrasi Yılmaz Özdil'i kapsar mı?
12.08.2014
Önümüzdeki maçlara nasıl hazırlanmalı?
09.08.2014
"İslâm Devleti" için yeni evre: ABD'ye karşı
08.08.2014
Hakikat aramanın lüzumuna dair bir açıklama
07.08.2014
Af edersiniz - Etmeyiz!
05.08.2014
Cinayeti gördüysen, "cinayeti gördüm" diyeceksin
04.08.2014
Niçin Demirtaş'ı seçmeli?
30.07.2014
Başbakan Hrant Dink suikastı için
29.07.2014
"Hepsi Rumların, s.ktir olun gidin diyecekler!"
28.07.2014
Cemaat ile aynı dünyada mı yaşıyoruz?
24.07.2014
Faşizm macerasına doğru -
21.07.2014
Haaretz'de Gazzeli'nin açık mektubu
17.07.2014
"Kürtler Gezi'de vardı-yoktu" meselesi
15.07.2014
Ramazan'da Suriyeli katletmek orucu bozar mı?
13.07.2014
Ne hoş insanlarla paylaşıyoruz ortamı
11.07.2014
O ekmek bir çarpacak ki sizi!
10.07.2014
Ekmel Bey'in elinde Türksolu
07.07.2014
Erkan'a karşı Sakarya'nın kurtuluşu
03.07.2014
Evde Yoklar
30.06.2014
Cemaat dışarıdan nasıl görünüyor?
27.06.2014
Kazım için bir film...
19.06.2014
Radikal ve benim Radikal maceram
14.06.2014
IŞİD Karaman'ı ne zaman alır?
11.06.2014
Ekonominin unsurları/2 - Bireysel Girişimci
10.06.2014
Tacizciyi kollayan Diyanet güya açıklama yapmış
09.06.2014
TÜBİTAK raporu - Bir hezimet daha
08.06.2014
Sosyal medya fenomeni olarak Şırnak kazası
06.06.2014
Çocuklarmış - haydi oradan, alçaklar!
05.06.2014
Günlerden gün, gecelerden gece...
03.06.2014
Sokağa dehşet salma projesi
30.05.2014
İslâm bilirkişisinden tahakküm manifestosu
28.05.2014
Sen kimsin de Allah senin için madencileri öldürecek?
25.05.2014
Silah milah diyen, aslında ne diyor?
23.05.2014
Eskisini deprem halletti, yenisinin hakkından maden faciası gelecek
21.05.2014
Alman'ın gazetecisi bi Karagül değil
19.05.2014
Cehenneme yürüyüş
16.05.2014
Soma kazasında öğrenebildiklerimiz
15.05.2014
Madencilik diye bir şey...
11.05.2014
İslâmcının sıçrattığı, dine leke sürmez mi?
05.05.2014
Türk basını, hakikat, iktidar
03.05.2014
Kötülük de kendini böyle gösteriyor işte
27.04.2014
Türk solu ve 24 Nisan: ÖDP örneği
25.04.2014
Devletin 24 Nisan açıklaması üzerine
23.04.2014
Yılmazer'i izliyorum, gözlerim açık
22.04.2014
Korku filmi böyle korkunç değildir
18.04.2014
Bir gazeteci olarak hayatım / Marquez
16.04.2014
"Utanılacak hal"in sözlük anlamı
13.04.2014
Hepsi bizim olabilirdi,
10.04.2014
Seymour Hersh ve My Lai katliamı
04.04.2014
CHP, sen nesin?
03.04.2014
Her şey de kapkara değil
02.04.2014
İyilik kazanamadı çünkü aday değildi
22.03.2014
Şey noktasında da sıkıntı var
19.03.2014
Bizim geçmişimize bir şey olmaz, sizin geleceğinize oldu bile
27.02.2014
"Çürütecek ayrıntı", bizzat çürük
21.02.2014
Adım adım, didik didik Kabataş olayı
18.02.2014
Kabataş meselesi/3 - Serbest uçuş halleri
17.02.2014
Kabataş meselesi/2 - Sis, pus, hamaset arasından...
15.02.2014
Kabataş meselesi - Yangında ilk okunacak
09.02.2014
Karagöz'den Pinokyo'ya TV tartışmaları
02.02.2014
Sopranos'un yerlisi neden olmaz?
28.01.2014
Vatan hainleri listemin küçük macerası
26.01.2014
Galiba Haşhaşi de benim Yezid de
20.01.2014
Hrant'a gelince kavgayı keserler
09.01.2014
Kim yaptı, belliymiş işte...
30.12.2013
Derin muhafazakâr toplum mühendisliği
20.12.2013
Oğlan yakalandığı için biz de yakalanmış sayıldık…
05.05.2012
Hoşçakalın
28.04.2012
Yorulmayın Bülent Bey, yasaklayın gitsin
21.04.2012
Bir arkadaşım meseleyi şöyle anlatabiliyordu
07.04.2012
12 Eylül’ü ne yüzle yargılayacağız
31.03.2012
Avrupalılar’dan hiç farkımız yok vallahi
24.03.2012
Milleti hâkime kibri, aklı da ezip geçiyor
17.03.2012
Ben piçim de, siz nesiniz?
10.03.2012
Bizde iyimserlik de anca felaketten çıkar
25.02.2012
Valla biz demiyoruz, devlet kendi söylüyor
18.02.2012
‘Gülen hareketi’nin meşruiyet sorunu
11.02.2012
Hem Cemaat’e hem Ergenekon’a çalışıyoruz
04.02.2012
Liberalin de raconu var sanıyorduk
28.01.2012
Ankara’nın dehlizi, içine çekti sizi
21.01.2012
Riyanın Allah’ı
14.01.2012
Saraykapı’dan Uludere’ye
07.01.2012
Demirel gelsin; orijinali varken niye yani?
31.12.2011
Beddua
24.12.2011
Sarkozy de kim oluyor, biz kendimize bakalım
10.12.2011
Sabaha da bişeyciğimiz kalmaz valla
03.12.2011
Dersim örtüsünün altından neler çıkar
26.11.2011
Koz vermeyelim poz verelim
19.11.2011
Van’da felâket ötesi vaziyet
13.11.2011
Bazılarımız da deprem yardımıyla ilgilense
05.11.2011
Ah, bi anlayabilsem size de anlatırdım
29.10.2011
Cenab-ı Hak’kın olan bitene katkısı var mı
22.10.2011
Demokrasiye veda sürecinin başında
15.10.2011
Maneviyat önderleri ve Fatih’in Heron’ları
08.10.2011
Bu sefer de konumuz ‘izansızlık’ olsun
01.10.2011
Siyasî tavır olarak ‘terbiyesizlik’
24.09.2011
Cevaplar buldum sorulara
17.09.2011
Başbakan meşgûl, katilleri unutuverdi
10.09.2011
Gazete kâğıdı ve zoraki ambulans
03.09.2011
Yüceliğin direk veya insan olarak tezahürleri
27.08.2011
Muhayyeltürkî serisinden...
20.08.2011
Hazırlop özgürlüğün dayanılmaz kofluğu
13.08.2011
‘Piyasalar’ derken?
06.08.2011
Hızlandırılmış kurs istiyorum
30.07.2011
Müsamerenin yeni temsilinden önce
23.07.2011
Bu meselede aciz kaldım, susuyorum
16.07.2011
Yoksa... yoksa... her şey yalan mıydı
09.07.2011
Olmuyor Ali Bulaç, artık çok geç
02.07.2011
Alçaklık tarihinde önemli bir gün
01.07.2011
83 14’e göndermese herşey hallolacaktı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8