Ümit KIVANÇ

Gazete Duvar



Bookmark and Share

Açmazdaki iktidar, meçhul muhalefet


15.3.2019 - Bu Yazı 214 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İktidarın “bekâ” meselesi ilan ettiği 31 Mart yerel seçimlerine gidilirken toplumumuz sapır sapır dökülüyor. Her biri ayrı rezillik olan birçok korkunç hadise, gündelik yaşantının olağan ayrıntıları gibi gelip geçiyor. “Ezana hakaret ettiler” gibi, linç seferberliklerine yolaçabilecek bir yalan, oy getirecek ufak numara muamelesi görüyor, öylesine, akıl almaz sorumsuzlukla ortaya sürülüveriyor. Tutmadı mı? Dönülüp hiçbir şey olmamış gibi devam ediliyor. Başkentte belediyeyi kazanması muhtemel rakip adayı seçimden önce göçertmek için sahte imzalı senet vs. iddiaları içeren organizasyona kalkışılıyor, piyesin kahramanı, bizzat resmî evrakta sahtecilik, şantaj ve çocuk istismarıyla suçlanan biri çıkıyor. İktidar propaganda aygıtı “böyle bir iş için temiz adam bulunamadı mı?” filan, kurcalamadan “sunum”lara devam ediyor. İktidarın siyasette yarattığı kirlilik bir yana, her gün memleketin başka bir yerinden, meselesini birilerini döverek, vurarak kırarak halletmeye kalkanlarla ilgili haberler yağıyor. Son olarak hastaneye getirilen sekiz yaşındaki bebeğin tecavüze uğradığı tesbit edildi. Tam gaz çürüme dört koldan yürüyor. Her yerimizi pas kaplıyor, mantarlar, yosunlar bünyemizi sarıyor.


Çok yanlış ve zararlı şekilde hâlâ “medya” diye adlandırılan iktidar propaganda aygıtının 7/24 sürdürdüğü zehirleme işlemleri yetmedi, en üst düzey siyasîlerin ağzından sürdürülen kara propaganda yetmedi, zaten fiilen iktidarın kılıcı haline gelmiş yargı, artık günlük sipariş alır ve harekete geçer hale geldi.

İktidar korumak için sürdürülen faaliyete tek bir sıfat uygun görülecekse, sokakta anlamı hiç kaymayan şu kavramı seçmeliyiz: çamurluk. Yapılanların kimi büyük gaddarlık, kimi merhametsizlik, kimi hilebazlık, çoğu muazzam riyakârlık; fakat hepsi çamurluk.

Peki, bunca yıl boyunca hemen her seçimi -son birkaç yıla kadar da hilesiz- kazanan, desteği toplam seçmenin yarısı civarında dolanan, artık devletin bütün kurumlarına hakim olmuş, ideolojik olarak da büyük ölçüde hegemonyasındaki resmî silahlı güçlere ilaveten milis ve paramiliter kuvvetleri organizasyonu için hazırlıklarını yapmış, basın-medya diye bir bağımsız unsur bırakmamış, halkın haber alma kanallarını tamamen kendi propaganda aygıtının denetimine sokmuş, seçim mekanizmasını dahi, anlam ve işlevini ortadan kaldırarak yalnız kendi iktidarının devamını sağlayacak cihaza çevirebileceğini hesaplayan, velhâsıl, neredeyse mutlak güce ve liderinin popülerliği sayesinde hâlâ büyük desteğe sahip gözüken bir iktidarın çok daha özgüvenli, kendinden emin olması, her an her şeyde çamurluğa bel bağlamıyor olması beklenmez mi? Nedir bu nereye nasıl saldıracağını bilememe ve saldırırken züccaciyeci dükkânına dalmış filden beter olma halleri?

Öyle görünüyor ki, iktidara bekâ garantisi temin edeceği öngörülen birtakım hesaplar tutmadı, hattâ istenmeyen sonuçlar doğuruyor.
 
Yüzde elli cenderesi
 
Medyascope’ta (“5 Soru 10 Cevap”) Kemal Can, meselenin kaynağını AKP-MHP ittifakının iki partinin giderek aynılaştığı bir kader birliğine dönüşmesinde gördüğünü dile getirdi: “Bekâ stratejisi, AKP ve MHP’yi MHP’nin çok istemediği biçimde yapıştırdı. Başka bir lafı olmadığı için AKP bu söyleme abartılı biçimde çok asıldı. Dolayısıyla, MHP AKP’den kaçacak oyları toplayacak bir fark gösteremiyor. Bu saklanamayan özdeşlik, birlikte kayıp kapısını açıyor.”

Tayyip Erdoğan’ın kendini mahkûm ettiği yüzde elli mecburiyeti koşullarında bu durumun yarattığı sonuçlar ağır olabilir.

Erdoğan’ın kendini böyle bir eşiğe mahkûm etmiş oluşu fazlasıyla ilginç siyasî hadise. Artık mevzu edilmesi pek fuzulî kaçar, yine de hatırlamalıyız ki, iktidarın paylaşılmasına azıcık razı olacağı, AB ile ilişkinin yine yaklaşıp yaklaşıp da yan çizmelerle sürdürüldüğü, kâh dindarların ağzına bal çalınan kâh beri tarafa göz kırpılan, görece demokratik-çoğulcu bir yolda yürünse, Erdoğan bugünkünden geniş destekle iktidarda olurdu. Saptığı yolu ne ölçüde -dinî dahil- ideolojik saiklerle seçtiği ciddî merak konusudur.

Tek adamlık ihtirası gibi başlıkları da kapsayan bu tartışmaya şimdi girmeyeceğiz. Erdoğan kendisini yüzde ellinin üstünde destek alamazsa iktidarda kalamaz konuma sürükledi; üstelik, genel olarak “sağ”ın desteğinin yüzde altmış-altmış beş civarında varsayıldığı bir ülkede, o elliyi alıp alamama telaşına düştü.

Tayyip Erdoğan’ı her siyasî badireden kazançlı çıkan bir siyasetçi olarak tanıdık. Yolu yordamı elbette temelden itiraz götürür, ama girdiği siyasî hesaplaşma ve mücadeleleri kazandı. Etrafta her ne olduysa onun işine yaradı, çok da şanslıydı.Yine de hep kendine yarar sağlayacak yolu bulmayı bildi.

2010 sonrasının kutuplaştırıcı, sert, kendinden olmayanı düşmanlaştıran çizgisinin bir kısmıyla bile, kimi zaman iktidarı kısmen paylaşmaya razı olmak kaydıyla, Erdoğan, düşme korkusu yaşamadan uzun yıllar iktidarda kalabilirdi. Toplumun yarısını düşman ilan etmese, hâlâ belkemiğini CHP’nin meydana getirdiği muhalefet onu oradan indiremezdi. Fakat böyle yapmadı, sırtını dayayıp iktidarını pekiştirmesini sağlayan yüzde elli duvarı, yüzde elli cenderesine döndü.
 
Yerel seçimi referanduma çevirmek kime yarar?
 
Her şeyden önce muhalif siyasetin gözönünden ayırmaması gereken bir denklem var ortada. AKP-MHP, Kemal Can’ın deyişiyle, birbirlerine “yapıştı” ve muhtemel başarısızlık halinde, eğer karşılıklı oy oranlarında beklenmedik dengesizlik görülmezse, kabahati birbirlerine atıp kendi yollarına gidebilme şansları da kalmıyor; bunu elleriyle yok ediyorlar.

Üstelik, yerel seçim ortamını ölüm kalım mücadelesi sahasına çevirmekle, muhtemel oy ve belediye kayıplarını “canım, alt tarafı yerel seçim” diye geçiştirme, “acıdık da birkaç tane verdik” vs. motiflerle pişkinliğe vurma, “esas olan büyük resim” diye babalanarak dikkati başka tarafa çevirme şanslarını da yine bizzat elleriyle ortadan kaldırıyorlar. Kritik büyükşehir belediyelerini kaybederler, toplam oy oranları da belirgin şekilde azalırsa, aynı anda yerel seçim, genel seçim, referandum, artık ne varsa hepsini birden kaybetmiş konuma düşme yolunu bizzat açtılar. Duble de değil, tek yönlü.

Erdoğan+AKP+MHP, şimdiye kadar iktidarda kalmalarını sağlayan kutuplaştırma-düşmanlaştırma siyasetini mümkün en uç noktaya vardırmaya çalışırken, bir aşamada gelinip duvara toslanacağını hesaplamadılar. “Bu bize yarıyor, daha fazlasını yapalım” dediler. Ancak bu yola başvurmakla, iktidarlarını sürdürmelerini sağlayan ikinci etkeni de zayıflattılar: Muhalefetin dağınıklığını, güçsüzlüğünü gidermeye başladılar.
 
Muhalefeti bütünleştiriyorlar
 
İktidarın estirdiği kutuplaştırma rüzgârı, bizzat kendi saflarında bile endişe yaratırken, muhalefet cephesinin, utangaç tavırlarla, dolambaçlı yollardan da olsa bütünleşmesine yolaçıyor. Muhalefetin belli başlı unsurlarının, iktidardan gelen salvolara göre şekil almak yerine, kendi aklına, haysiyetine sahip çıkması, müzmin şikayetçi rolünden iktidar alternatifi haleti ruhiyesine geçebilmesi halinde, kutuplaşmanın potansiyel tehlikelerinden ürken iktidar seçmeni -hattâ kısmen kadroları- bile tutum değiştirebilir.

İktidarın toplum içine kalıcı nifak tohumları serpmeye dayalı kızıştır-dövüştür politikasına karşı etkili bir barıştır-kaynaştır girişimiyle çıkacak inandırıcı ve özgüvenli bir muhalefetin başarı şansı hiçbir zaman olmadığı kadar yüksek. Onca baskıya, hırpalamaya, üstünde tepinilmesine rağmen yalnız varlığını sürdürmesi bile başlıbaşına bir moral kuvvet yaratan HDP’yi ayrı tutarsak, muhalefet bunu kendi gayretine değil iktidarın memleketi içsavaşa sürükler görüntüsü vermesine borçlu.
 
Bekâ öyküsünün etkileri
 
Tehlike sınırlarının çoktan aşıldığı kızıştır-dövüştür ayinlerinin bir doğrudan sonucu da, seçim propagandasının başlıca motifi, ekseni, aslında her şeyi olan “bekâ” meselesinin inandırıcılığını yok etmesi. Serbestiyet’te Alper Görmüş, bekâ sorununun sahiden varolup olmadığını sorguladığı yazısında, bizzat nüfusun yarısının düşmanlaştırılıp dışlandığı bu politikayı böyle bir sorunun varolmadığının kanıtları arasında saydı. Bekâ sorunu varsa, Alper’e göre, yöneticilerin yapacağı ilk iş, toplumun mümkün olan en geniş kesimini yurt savunması hedefi peşinde biraraya getirmekti: “Türkiye gerçek bir varoluş tehdidiyle karşı karşıya olsaydı, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ortağı Devlet Bahçeli’nin ülkenin yarısını dışlayan, iten bir dil tutturmaları eşyanın tabiatına aykırı olurdu, mümkün olmazdı.” Oysa bugün nüfusun yarısı hain, düşman, terörist şu bu ilan ediliyor. (Alper ayrıca, nüfusun yarısının varlığına inanmadığı bir bekâ meselesinin tarihte görülmediğine de işaret etti.)
 
Muhalefetin ne kadarı muhalefet?
 
Nüfusun kendinden saymadığı yarısını düşmanlaştırarak oradan kendisine oy akmasını imkânsızlaştıran, fakat bu esnada kendini ille de hep yüzde ellinin bir fazlası cenderesine sokmuş olan, anlatabileceği tek öykünün konusu, mekânı, kahramanı nâmevcut bir bekâ sorunundan ibaret, üstelik bütün bu durumlara ekonominin başaşağı gittiği bir dönemde düşmüş iktidarın o konumda kalabilmek için artık tek şansı var: muhalefetin, iktidar zoruyla girdiği bütünleşme yolunda tıknefes kalmasına yolaçabilecek eğreti yapısı.
Hapisle tehdit ediliyor olmasına rağmen Meral Akşener’in ve partisinin sahiden muhalefet sayılıp sayılamayacağı veya ne zamana kadar sayılabileceği belli değil. HDP’nin temsil ettiği çoğulcu, radikal topluluğu ve Kürtleri katmadan sahici bir muhalefet cephesinin vücut bulamayacağı âşikâr. İYİP bunun önündeki engellerden biri. Muhalefet denince bütün gözlerin her şeye rağmen hâlâ çevrildiği CHP’nin, büyük badireleri göze alıp bir ideolojik silkinme ve yenilenme atılımına mı cesaret edeceği -kaç kuşağın saçları bu hayale dalarken beyazladı...- yoksa iki, belki iki buçuk partili rejimin uysal saray muhalefeti olmayı mı yeğleyeceği de belli değil. Muazzam baskı altındaki HDP’nin, zaman zaman iki arada bir derede kalmaktan doğan yapısal zaafı onun kalıcı ve meşru bir muhalefet blokunun “etkin madde”si olmasını engelliyor; bu konuda bir değişiklik olur mu, bilemiyoruz. Saadet Partisi, çoğulcu hak-adalet söylemine karşın, İdrim Naim Şahin’in de kendine yer bulabileceği bir bünye olduğu sürece, ondan demokratik hukuk devleti perspektifiyle siyasî faaliyet göstermesini nasıl bekleyeceğiz?

Şunu hatırdan çıkarmamak lazım: 7 Haziran 2015’te AKP tek başına iktidarı kaybetti. Eğer o sırada kararlı, haysiyetli bir muhalif girişimle, Erdoğan ve AKP, diyelim -“Kürt partisi”nin meşruiyetini tanıyan- bir ulusal uzlaşma hükümeti vs. formülüne zorlanabilseydi, ardından gelen kara günler büyük ihtimalle yaşanmayacak, şu anda kuvvetler ayrılığı ve meclis iradesinden, belki iktidar propaganda aygıtına katılmamış medya unsurlarından sözedebilecektik.

Yani iktidarın zaafı veya yenilgisi tek başına gidişatı değiştirmeye yetmiyor. 

.

Facebook Yorumları

Kod8
21.05.2019
Narsisistin aynalar âlemi
10.05.2019
Seçimin katli “Allah’ın lütfu” mu?
2.05.2019
“Vilayet Türkiye”
24.4.2019
Yurttaşlık bilgisiyle hazır olay analizi
22.4.2019
Seçimlerin kritik siyasî sonuçları
18.4.2019
Mücadele düşmanı: İyimserlik polisi
15.4.2019
Çoğulcu demokrasi ve derin korkular
12.4.2019
Mikro Türkiye: Rabia Naz felaketi
31.3.2019
Siyaseti bitmiş iktidar
18.3.2019
Katliam denklemleri
15.3.2019
Açmazdaki iktidar, meçhul muhalefet
12.3.2019
'Ezanı protesto' henüz icat edilmedi
4.3.2019
Mesihler cirit atıyor
26.2.2019
Biz ihtimalini seviyoruz…
17.2.2019
Bakanlık tarafından ivedilikle!
11.2.2019
Erdoğan’ın Sivas’ta anlattıkları
8.2.2019
Brezilya: Paramiliter-mafyozo kapitalizm?
1.2.2019
Kabristanda kelepçe
30.1.2019
Kendi kuyusunu kazan kitleler
28.1.2019
Anti-emperyalist Mugabe’nin milyon doları
22.1.2019
Büşra, Kübra, Merve, takın onu tekrar çabuk!
18.1.2019
Deve gibi, fil gibi bir sıkıntı
10.1.2019
Çaycıya çerçeve boyatan müze müdürü ve…
4.1.2019
Emine Hanım’ın korkunç suçu
26.12.2018
Cevap buluyor muyuz “sorular”a?
24.12.2018
Muhalefet ve çaresizlik: Böyleyken böyle
20.12.2018
Yeniden düşünsek mi bazı şeyleri?
10.12.2018
Düşünen konuşmaz, o olur
8.12.2018
Hukuk diye bir şeyi sevme mecburiyeti
4.12.2018
Ateş Altında - gazetecilik tartışmasına devam
27.11.2018
Toplumsal patoloji
24.11.2018
Yeniden ekmek gibi ihtiyaca dönüşmek…
11.11.2018
ABD seçimleri ve 'bizimkiler'
7.11.2018
Bir ismin sergüzeşti: Ceylin
3.11.2018
Kaşıkçı cinayetinde gelinen nokta
31.10.2018
Trump’ta 'bir baba bulmuş' - 2
30.10.2018
Trump’ta 'bir baba bulmuş' - 1
29.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi / 4: Akıllı saat?
24.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi / 3: Tavırlar
23.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi / 2: Kokular
22.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi 1: O gün
19.10.2018
İçeride tiranlık, dışarıda Vahşi Batı
10.10.2018
Şımarık zengin çocuğunu kızdırdılar
9.10.2018
Bildiğimiz devlet neye dönüşüyor?
8.10.2018
Aynadaki aksine bir bak, göreceksin ne geçmiş ne istikbal durur yerinde
30.9.2018
Bazı AKP’liler kavrayamamış, ya biz?
9.9.2018
Üçlü zirve: Makas açılıyor
3.9.2018
İdlib savaşı başlıyor
30.8.2018
Kabil’in soyu
26.8.2018
Yönetenlerin yasayı takmadığı yeni dönem
24.8.2018
Bayram yürüyüşü
21.8.2018
Muhalefet ve bazı sinir bozucu olgular
9.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 10
8.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 9
7.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 8
6.8.2018
Ona vuramıyor musun, vur bize!
5.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 7
4.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 6
3.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 5
2.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 4
1.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 3
31.7.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 2
30.7.2018
Adnan Oktar Operasyonu ve sorular - 1
28.7.2018
Osman’a mektup - 'Ruhumu asla!'
22.7.2018
Firavunun laneti, Timur’un laneti ve öbürleri
6.7.2018
Koltuklara yerleşilirken
4.7.2018
Tarih nasıl yazılır, insan nasıl bozulur?
26.6.2018
Hayal kırıklığı, azim, haysiyet
23.6.2018
Seçim ve yeniden kuruluş
14.6.2018
'Beklenen heyecan' doğmadı, diyor Bay Selvi
9.6.2018
Ne yüzle aday oluyorsun, Selahattin?
30.5.2018
'Girişimci'
27.5.2018
Durduk yerde işgüzarlık yapanlar dışlandı
16.5.2018
Siyasî vaziyetlere bakalım…
10.5.2018
'İyi' Parti iyi mi kötü mü?
26.4.2018
Suriye artık tam anlamıyla iç mesele
20.4.2018
Muktedir dinbaz ortamları
6.4.2018
Distopya yarışında Çin önde
30.3.2018
Günümüzün Marksizmi nerede?
10.3.2018
Neden orada kalmadılar?
4.3.2018
Sıvasız evler, bayraklar
27.2.2018
Cihatçılar arası savaşta da taraf olmaya doğru
16.2.2018
Sırtlanlar hakkında temel bilgiler
11.2.2018
TSK İdlib içlerinde
31.1.2018
29-30 Ocak: Dün gece neler oldu?
30.1.2018
Hainlik
18.1.2018
Sana bakmadık, Dilek, büyük işlerle meşgûldük
15.1.2018
İdlib skandalı: Bir gece ansızın kusabiliriz
8.1.2018
Selahattin Demirtaş’ın ayrılışı
29.12.2017
Bir 'sezon finali' dökümü
20.12.2017
Ümmete muhabbet bir başka
18.12.2017
Meydandaki büyük sütun
8.12.2017
Gemi...
22.11.2017
Zarrab’ı beklerken; 3,9710
19.11.2017
Rakka’da ne oldu?
31.10.2017
'Milli irade' için salâ okunuyor
24.10.2017
Belediye başkanları ve 'Lider rejimi'
11.10.2017
Arabayı yıkatın, tozlanmış
1.10.2017
Vanderbilt tragedyası
27.9.2017
Zamk Destanı
22.8.2017
İçsavaşın şartları
14.8.2017
ABD-Kuzey Kore: Olmaz demeyelim
3.8.2017
Cumhuriyet davası: Varolmayan bir dava
1.8.2017
Turhan’ın bir lirası
28.7.2017
Cumhuriyet davasında şu ana kadar
8.7.2017
Efrin-Ankara, ABD-Rusya
30.6.2017
Sinemasız şehirler
21.6.2017
Acaba Fikri Bey’ler nasıl birileri?
15.6.2017
'Değerler'
7.6.2017
Suudîler, Katar'lar, niye böyle yapıyorsunuz?
3.6.2017
ÇıkarınYoksaSanaNe kültürü
26.5.2017
Tekme, diyorum; kargo, diyorum
12.5.2017
Turuncu saçlı biriyle resim çektireceksin, bi ferahlama gelecek bööle…
4.5.2017
Kimini zulüm uçuruyor, kimini hırs
19.4.2017
Karşı şeridi tıkamayacaksın
31.3.2017
Küçük adamlar büyük hırslar 2: 450 bin dolardan 180 derece çıkınca ne kalır?
26.3.2017
Olay Diyarbakır’da geçmektedir…
21.8.2015
Erdoğan'la aynı cephedesin, TC_Aysun
18.8.2015
Ey millet-i hakime, haberler fena
13.8.2015
Tekzip yiyen Sultan Murad medeniyeti
11.8.2015
Memnun muyuz millet?
6.8.2015
Askerin ne düşündüğünü yeniden sorarken...
4.8.2015
Öldürmek yetmiyor, cenazelere zulmedelim
2.8.2015
Onlar gülmeyecekse ne için uğraşıyoruz?
30.7.2015
Kafka, Samsa, böcek, biz
28.7.2015
Darbe ve toplumsal desteği
23.7.2015
Bataklık insanları
21.7.2015
Devletten şüphelenmeyen bizden değildir
17.7.2015
AKP ve Modern Sünniliğin temsilciliği
14.7.2015
Türk basını: Bir devlet kurumu
13.7.2015
Büyük Suriye meselesi veya Faris'in küçük öyküsü
10.7.2015
Siz de geçip bi bu taraftan bakın hele
30.6.2015
Kürtler ve TC'nin iki büyük handikapı
23.6.2015
Acı hakikatleri köşeyazarınızdan öğrenin
18.6.2015
Şeyh Said Seriyyeleri
16.6.2015
İzin verme Diyarbakır, artık vuramasınlar sana
11.6.2015
Telafi sınavı: '90'lar reloaded
10.6.2015
Karanlık günde aydınlık yüzler
9.6.2015
Savaştan buraya insanlık macerası
5.6.2015
İçim rahat, teşekkür ederim
4.6.2015
Zehirli karanlıkta temiz kalınmaz
2.6.2015
Siz gidin, biz onları oyalarız!
2.6.2015
Bir tedavi yolu bulduk, bırakmayalım
28.5.2015
"Kürtler nerede?" - "Yine cenazedeyiz."
26.5.2015
İşçiler diye birileri vardı, hatırladık mı?
22.5.2015
30'a 40'a bakmayın derim ben şahsen
20.5.2015
Saldırdıkları, çoğulcu-demokratik istikbalimiz
17.5.2015
İffetli kadına bu yapılır mı?
14.5.2015
Bir söz, bir tekme
12.5.2015
Hayır ölmedi, bünyemizde yaşıyor
7.5.2015
"Seçime giderken" araştırması - Bazı tesbitler
5.5.2015
Diyanet'ten tokat gibi cevap!
5.5.2015
Aşağılık davranış - aşağılık insan
3.5.2015
Zalimler için kaderin fotoğrafı
30.4.2015
Kıbrıs meselesi kimindir, niye muhalefetin değildir?
28.4.2015
Cumartesi gecesi ateşi
23.4.2015
Kötü haber, müesses nizam: HDP kalıcı
22.4.2015
Fair play'in Türkçesi var mıdır?
17.4.2015
Devletin belgeleri - bizim belgelerimiz
14.4.2015
Papa'ya yakışmamış, ama size yakışıyor
10.4.2015
Küstahlığı seviyoruz, pişkinliğe tapıyoruz
7.4.2015
"Güvenilir kaynak"tan Yemen tesbitleri
02.04.2015
Acep ne iştir, anlayacağız
01.04.2015
Yemenli'nin gözünde
31.03.2015
Ey yaprak, ne oluyor öyle kıpır kıpır!
26.03.2015
Kürdün katırı
24.03.2015
Yeni kamplaşma bildik eski formülle mi olacak?
21.03.2015
Ben beceriksizlik yaptım diye hakikat değişmeyecek
20.03.2015
Bir yanda aziz millet, öbür yanda BOP'lar moplar
18.03.2015
TC klasiği: İnsandan ömür çalmak
17.03.2015
Zulmün bu kadarı fazla, zulmün bu kadarına ortak olmak fazla!
14.03.2015
Ölüm de yalnızlık da durduramıyor şımarıklığı
13.03.2015
Ya o güzide kuruma şey olursa?!..
10.03.2015
Tavır "duruş" oldu, siyaset kimlik gösterme
06.03.2015
Kaba sensin, taş da sana düşsün
05.03.2015
Meclis'in de yarısı kadın olmalı
04.03.2015
Güle güle Yaşar Abi
03.03.2015
Çocuklarının geleceğinden endişe duyabilmek...
26.02.2015
Buyurun, nasıl yardımcı olabilirim..?
25.02.2015
Davutoğlu rekora koşuyor: Binbir gaf birarada
21.02.2015
Cemaat'ten özeleştiri ve yeni Kürt politikası
20.02.2015
Medeniyet olayı patladı, fena yenildiniz, hoca
17.02.2015
Kadın-erkek, din, tesettür - bazı sorular
15.02.2015
Tecavüzün cezası
14.02.2015
Özgecan'ı öldürdüler
13.02.2015
Putin mi zayıf Batı mı? - ilginç bir görüşme
12.02.2015
Kalbiniz yok, beyniniz cılk
11.02.2015
Kendini onaylama, hayat amacı olamaz ki!
09.02.2015
Akif Bey, Matmazel'e karşı
07.02.2015
Eski Mısır'da Mevlevi etkisi!
06.02.2015
Yüzleşme, affetme-affedilme ve ukde
04.02.2015
Banka meselesi de bir başka tuhaflık değil mi?
03.02.2015
Agos nedir, ne işe yarar?
29.01.2015
İktisatçılarla liberallerin Syriza telaşı
27.01.2015
Hrant'ın Arkadaşları kadar taş düşsün kafanıza
22.01.2015
Cehennem varolsun, başka şey istemiyorum
20.01.2015
19 Ocak ve 2015 - Utanç verici işler
13.01.2015
12 Ocak 2014, saat 03:30
12.01.2015
Hayat Bumedyen hakkında öğrenebildiklerim
09.01.2015
Katliamı savunmak, katliam savunmaktır
07.01.2015
Geerdink'in başına gelen, bizim içimizden dökülen
06.01.2015
Pan-İslâmcı'nın Macera Kılavuzu
31.12.2014
"İyi seneler" diyebilmek güzel olurdu
29.12.2014
Roboski neyin adı?
16.12.2014
Cemaat hakkında üç yazı
11.12.2014
Cinayeti Cemaat'e yıkma tezgâhı
06.12.2014
Osmanlıca, AKP'den çok daha önemli konu
02.12.2014
Türkiye'den Kobani'ye saldıran IŞİD'e hükümet yardım etti mi?
01.12.2014
Esnafı milis yapmaya daha önce de kalkmıştı
28.11.2014
Onları niye savunamayız?
20.11.2014
Amerika'ya damga vuran Müslümanlar meselesi
19.11.2014
Al o "keşfi", turşusunu kur
04.11.2014
Ermenek katliamının kısa hikâyesi
02.11.2014
Ürünün neyse sen de osun
01.11.2014
Sabahın ilk saatleri...
30.10.2014
İtibar mitibar problemleri
29.10.2014
Belki de sahiden kader bağları..?
28.10.2014
Ermenek kazası - Bilebildiklerimiz
27.10.2014
Kobanê'ye ilişkin yeni kirli planlar
20.10.2014
Savaş izlemek - Kaş yapayım derken göz çıkarmak
13.10.2014
Veli Paşa göreve - yüzde elli seninle!
10.10.2014
Misafirler ve delikanlılar
08.10.2014
Biden meselesi bundan ibaret işte
06.10.2014
Biden özür diledi - yani?
04.10.2014
Bêrivan ölmedi, Kobanê'de bile değildi, ama ne çare...
02.10.2014
Çözülme süreci
01.10.2014
Çözüm sürecine yasal dayanak - tam da şu anda!?
30.09.2014
Sınır kapısında ne oluyor? - Geceyarısı esrarı
29.09.2014
Şşş, baksana, bunlar sahiden gazeteci mi?
29.09.2014
Öbür büyük mesele: Türklerin geleceği
26.09.2014
Türkiye'ye "aracı" konumu mu? - Bir işaret
25.09.2014
Rehineler meselesinde yeni sorular
22.09.2014
Bir tahmin: Türkiye'ye
20.09.2014
Diren Kobanê ...kim..? seninle?
19.09.2014
Zirvenin karanlığı
17.09.2014
Koton'un özür borcu var, hem de çok
16.09.2014
Karar ver, cevap ver bu katiller Müslüman mı
13.09.2014
Kötülüğün minik masum halleri
12.09.2014
Toplantıda var, imzası yok - flaş diye buna derim
11.09.2014
Zizek de İslâm'ın gerçekliğinden bîhaber, anlaşılan
08.09.2014
Bu Kürt takıntısıyla yeriniz bellidir
05.09.2014
Sophie'nin seçimi - 2014!
04.09.2014
Sahih adın ne, Etyen?
01.09.2014
Öz'ün masal dünyasında saklı hakikat
01.09.2014
Gri Hat'ta gazetecilik
18.08.2014
Demokrasi Yılmaz Özdil'i kapsar mı?
12.08.2014
Önümüzdeki maçlara nasıl hazırlanmalı?
09.08.2014
"İslâm Devleti" için yeni evre: ABD'ye karşı
08.08.2014
Hakikat aramanın lüzumuna dair bir açıklama
07.08.2014
Af edersiniz - Etmeyiz!
05.08.2014
Cinayeti gördüysen, "cinayeti gördüm" diyeceksin
04.08.2014
Niçin Demirtaş'ı seçmeli?
30.07.2014
Başbakan Hrant Dink suikastı için
29.07.2014
"Hepsi Rumların, s.ktir olun gidin diyecekler!"
28.07.2014
Cemaat ile aynı dünyada mı yaşıyoruz?
24.07.2014
Faşizm macerasına doğru -
21.07.2014
Haaretz'de Gazzeli'nin açık mektubu
17.07.2014
"Kürtler Gezi'de vardı-yoktu" meselesi
15.07.2014
Ramazan'da Suriyeli katletmek orucu bozar mı?
13.07.2014
Ne hoş insanlarla paylaşıyoruz ortamı
11.07.2014
O ekmek bir çarpacak ki sizi!
10.07.2014
Ekmel Bey'in elinde Türksolu
07.07.2014
Erkan'a karşı Sakarya'nın kurtuluşu
03.07.2014
Evde Yoklar
30.06.2014
Cemaat dışarıdan nasıl görünüyor?
27.06.2014
Kazım için bir film...
19.06.2014
Radikal ve benim Radikal maceram
14.06.2014
IŞİD Karaman'ı ne zaman alır?
11.06.2014
Ekonominin unsurları/2 - Bireysel Girişimci
10.06.2014
Tacizciyi kollayan Diyanet güya açıklama yapmış
09.06.2014
TÜBİTAK raporu - Bir hezimet daha
08.06.2014
Sosyal medya fenomeni olarak Şırnak kazası
06.06.2014
Çocuklarmış - haydi oradan, alçaklar!
05.06.2014
Günlerden gün, gecelerden gece...
03.06.2014
Sokağa dehşet salma projesi
30.05.2014
İslâm bilirkişisinden tahakküm manifestosu
28.05.2014
Sen kimsin de Allah senin için madencileri öldürecek?
25.05.2014
Silah milah diyen, aslında ne diyor?
23.05.2014
Eskisini deprem halletti, yenisinin hakkından maden faciası gelecek
21.05.2014
Alman'ın gazetecisi bi Karagül değil
19.05.2014
Cehenneme yürüyüş
16.05.2014
Soma kazasında öğrenebildiklerimiz
15.05.2014
Madencilik diye bir şey...
11.05.2014
İslâmcının sıçrattığı, dine leke sürmez mi?
05.05.2014
Türk basını, hakikat, iktidar
03.05.2014
Kötülük de kendini böyle gösteriyor işte
27.04.2014
Türk solu ve 24 Nisan: ÖDP örneği
25.04.2014
Devletin 24 Nisan açıklaması üzerine
23.04.2014
Yılmazer'i izliyorum, gözlerim açık
22.04.2014
Korku filmi böyle korkunç değildir
18.04.2014
Bir gazeteci olarak hayatım / Marquez
16.04.2014
"Utanılacak hal"in sözlük anlamı
13.04.2014
Hepsi bizim olabilirdi,
10.04.2014
Seymour Hersh ve My Lai katliamı
04.04.2014
CHP, sen nesin?
03.04.2014
Her şey de kapkara değil
02.04.2014
İyilik kazanamadı çünkü aday değildi
22.03.2014
Şey noktasında da sıkıntı var
19.03.2014
Bizim geçmişimize bir şey olmaz, sizin geleceğinize oldu bile
27.02.2014
"Çürütecek ayrıntı", bizzat çürük
21.02.2014
Adım adım, didik didik Kabataş olayı
18.02.2014
Kabataş meselesi/3 - Serbest uçuş halleri
17.02.2014
Kabataş meselesi/2 - Sis, pus, hamaset arasından...
15.02.2014
Kabataş meselesi - Yangında ilk okunacak
09.02.2014
Karagöz'den Pinokyo'ya TV tartışmaları
02.02.2014
Sopranos'un yerlisi neden olmaz?
28.01.2014
Vatan hainleri listemin küçük macerası
26.01.2014
Galiba Haşhaşi de benim Yezid de
20.01.2014
Hrant'a gelince kavgayı keserler
09.01.2014
Kim yaptı, belliymiş işte...
30.12.2013
Derin muhafazakâr toplum mühendisliği
20.12.2013
Oğlan yakalandığı için biz de yakalanmış sayıldık…
05.05.2012
Hoşçakalın
28.04.2012
Yorulmayın Bülent Bey, yasaklayın gitsin
21.04.2012
Bir arkadaşım meseleyi şöyle anlatabiliyordu
07.04.2012
12 Eylül’ü ne yüzle yargılayacağız
31.03.2012
Avrupalılar’dan hiç farkımız yok vallahi
24.03.2012
Milleti hâkime kibri, aklı da ezip geçiyor
17.03.2012
Ben piçim de, siz nesiniz?
10.03.2012
Bizde iyimserlik de anca felaketten çıkar
25.02.2012
Valla biz demiyoruz, devlet kendi söylüyor
18.02.2012
‘Gülen hareketi’nin meşruiyet sorunu
11.02.2012
Hem Cemaat’e hem Ergenekon’a çalışıyoruz
04.02.2012
Liberalin de raconu var sanıyorduk
28.01.2012
Ankara’nın dehlizi, içine çekti sizi
21.01.2012
Riyanın Allah’ı
14.01.2012
Saraykapı’dan Uludere’ye
07.01.2012
Demirel gelsin; orijinali varken niye yani?
31.12.2011
Beddua
24.12.2011
Sarkozy de kim oluyor, biz kendimize bakalım
10.12.2011
Sabaha da bişeyciğimiz kalmaz valla
03.12.2011
Dersim örtüsünün altından neler çıkar
26.11.2011
Koz vermeyelim poz verelim
19.11.2011
Van’da felâket ötesi vaziyet
13.11.2011
Bazılarımız da deprem yardımıyla ilgilense
05.11.2011
Ah, bi anlayabilsem size de anlatırdım
29.10.2011
Cenab-ı Hak’kın olan bitene katkısı var mı
22.10.2011
Demokrasiye veda sürecinin başında
15.10.2011
Maneviyat önderleri ve Fatih’in Heron’ları
08.10.2011
Bu sefer de konumuz ‘izansızlık’ olsun
01.10.2011
Siyasî tavır olarak ‘terbiyesizlik’
24.09.2011
Cevaplar buldum sorulara
17.09.2011
Başbakan meşgûl, katilleri unutuverdi
10.09.2011
Gazete kâğıdı ve zoraki ambulans
03.09.2011
Yüceliğin direk veya insan olarak tezahürleri
27.08.2011
Muhayyeltürkî serisinden...
20.08.2011
Hazırlop özgürlüğün dayanılmaz kofluğu
13.08.2011
‘Piyasalar’ derken?
06.08.2011
Hızlandırılmış kurs istiyorum
30.07.2011
Müsamerenin yeni temsilinden önce
23.07.2011
Bu meselede aciz kaldım, susuyorum
16.07.2011
Yoksa... yoksa... her şey yalan mıydı
09.07.2011
Olmuyor Ali Bulaç, artık çok geç
02.07.2011
Alçaklık tarihinde önemli bir gün
01.07.2011
83 14’e göndermese herşey hallolacaktı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8
Emlak8.Net