Ümit KIVANÇ

Gazete Duvar



Bookmark and Share

Topluca köklü değişim mecburiyeti


12.04.2020 - Bu Yazı 273 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Korona virüsü dünyayı (sahiden) değiştirecek mi?” Medium’da yazılarını zaman zaman okuduğum Umair Haque, son yazısına bu başlığı atmıştı. İşsizlik, açlık, bakıma muhtaç aile fertleri, karantina öncesinde de belini büken sorunların dayanılmaz hale gelişi gibi ağır sebepler yüzünden başını kaldıramayanlar dışındaki herkesin sorduğu soruyu başlık yapmıştı yani. Dünyanın yalnız yakın gelecekteki virüs/salgın-sonrası günlerine değil, basbayağı insanlığın istikbaline dair akıl-fikir yürütmeye çalışanlar, çoktan çalan çanların sesine nihayet, yavaş yavaş, katlanamaz hale geliyorlar. Eğer birşeyler radikal şekilde değiştirilmezse insanlığın bu haliyle, -ihtimalleri kavramak için belki daha çok şunu vurgulamak lazım:- bu nüfusuyla yola devam etmesi imkânsız.

Bu düşünce yoluna adım atan, tekil sorunlarla yüzyüze olmadığını, yeryüzündeki insan varoluşunu ekonomisiyle, savaşlarıyla, kültürüyle, alışkanlıklarıyla, velhâsıl bütünüyle ele alıp silkelemeden kayda değer sonuca ulaşılamayacağını daha ilk etapta kavrıyor. Bütüne dair, temele dair, esas meselenin ne olduğunu kimsenin gözlerden gizleme şansı artık yok: Salgınlar gibi, onlardan daha beter ve daha karşı konamaz olacağı belli iklim felaketi de ancak küresel dayanışmayla alt edilebilir. Hattâ dayanışma kavramı bile yetersiz, yüzyüze kalınan tehlikenin boyutları karşısında; düpedüz, topluca katılım ve organizasyon gerekiyor. Küresel örgütlenme. İnsanlığın şu haline bakınca ütopya olarak telaffuz edilmesi bile kulafa tuhaf geliyor.

Üstelik, insanlığı felaketten kurtarmaya yönelik küresel organizasyonun somut olarak neleri hedefleyeceği, neleri gerektirdiği söze dökülmeye başlandığında, buna kimlerin daha baştan niye nasıl engel olacakları da görülebiliyor ve engel olacağı varsayılanlar ne yazık ki günümüzün egemen, ayrıcalıklı sınıfları, zümreleriyle silahlı, askerli polisli muktedirler.

Yine de, bütün insanlığın selameti bakımından onları alt edebileceğimizi varsayarak düşünmek zorundayız. Ya da felaketin kaçınılmazlığını ve karşı konamazlığını kabullenmişlerin ermiş rahatlığıyla kendimizi akışa bırakmak… İkincisi için kafa yormaya, yazıp çizmeye gerek yok. İlkindeyiz.

Sahici Amazon ile Amazon A.Ş.

Neler gerekiyor, felakete karşı küresel organizasyon için?

Lafa genellikle herkesin etrafından dolandığı yerden bodoslama dalan Umair Haque, bu defa da öyle yaptı, şöyle yazdı: “Küresel sistemlere ihtiyacımız var. Derhal. Bütün canlıları kapsayan sağlık-bakım sistemi, yeterli gıda, asgarî temizlik koşulları, içilebilir temiz su. Tek tek her birey için… Kısaca, radikal şekilde yeniden tasarlanmış bir küresel ekonomi…”

Bunların anca salgınları önlemeye yeteceğine dikkat çeken Haque, “Peki ya iklim değişimi ve ekolojik çöküş?” diye sorup devam etti: “Bunlar için bütünüyle yeni bir küresel ekonomi inşa etmemiz lazım… Amazon’un kendisi, kelimenin tam anlamıyla hiçbir değere sahip değilken Amazon A.Ş.’nin trilyon dolarlar ettiği bir ekonomi değil. Gezegenin ırmakları ve rifleri ve okyanusları ve ağaçları sözlük anlamıyla hiçbir değere sahip değilken Facebook ve Google’ın trilyonlar etmediği bir ekonomi. Doğanın hesaplanamaz değere sahip olacağı, yani pratikte fiyat konamaz olacağı, böylece kimsenin onu talan edemeyeceği bir ekonomi.”

Toplum halinde yaşadığımızı hiçe sayan neoliberal kapitalizmin bugünkü egemenliğine kadar çeşitli tarzlardaki sömürü seferberlikleri için dünyaya ve insan topluluklarına edilmiş kötülükler birikti birikti, bugün bunların üzerinde yaşıyoruz. Burası sivri kayalarla bezeli, düz alanı bulunmayan bir tepe. Hem yükseklik tutkusuyla hem maden bulur yağmalarız diye tırmandıkça tırmanarak böyle bir yere vardık. Herkes de çıkamıyor. Öylesine engebeli ki, üsttekiler ancak bir alttakilerin omuzlarına basarak dengelerini sağlayabiliyor.

Haque’ın salgınla ilgili açıklayıcı sözü ve yargısını -mealen- aktarmak isterim: Yoksul ülkede, doğru dürüst sağlık hizmetinden yararlanamayan yoksul adam, sağlıksız koşullarda, yememesi gereken bir şeyi yedi ve dünya bu hale geldiyse sorulacak ilk soru şu: Bir defa, o adam niye yoksul? Yazarın verdiği cevap da aynı ölçüde basit, basitliğiyle sarsıcı ve canavarı kalbinden vuran cinsten: Çünkü, kendisine miras kalmış ayrıcalıklarıyla beyaz bir herif, “yatırım fonu yönetmek” gibi, gerçek değeri olmayan bir iş yapıyor. Kapitalizmi, sömürgeciliği, ırk üstünlüğü zırvalarını sayıp döktükten sonra, dünyanın yoksul ülkelerinde insanların neden doğru dürüst sağlık hizmeti ve besinden yoksun olduklarını tekrar soran Haque, şu muhteşem vecizeyi ortaya atıyor: Salgının sebebi tarihtir.

Eşitsizliği doğal saymak, patolojik durum

Söyleyeceklerimi ABD’de çıkan bir yayında yeralan yazının arkasına sığınarak söylemeye çalışmıyorum, değerli okurlar. Amacım kamuflaj değil. Dile getirmeye çalıştığım dert çok güzel ifade edilmiş, aktarayım istedim. Aynı zamanda, geleceğe dair sosyalistçe fikirlerin en büyük güvenle, en sık ortaya sürüldüğü ülke şu anda ABD; buna da dolaylı olarak işaret edebilmeyi umdum.

Dünyaya bir tür sosyalizm ya da en azından, sosyalistçe ilkeleri, kurumları olan, ilkelerini, şeklini şemalini henüz bilmediğimiz bir toplum düzeni gerekiyor, eğer insanca yaşamak gibi bir niyetimiz varsa. Çünkü insanların, başkalarının onları mecbur bıraktığı hayatları sürerek canlı kalabiliyor, ufak bir azınlığın keyfini sürdüğü eğlenceli hayattan artakalanlarla, itiraz etmediği sürece önüne atılan kırıntılarla besleniyor olması, insanca yaşamak değil.

Fakat meselemiz de ayrıcalıklı azınlığın yoksul çoğunluğa zorla modern kölelik tarzları dayatmasından ibaret değil. Hiç değil.

Bugünün umursamaz, küstah, saldırgan kapitalizminin, bırakın böylesine kendinden emin, pervâsızca sürdürülebilmesini, doğrudan ayrıcalıklı olmayan kesimlerden de destek bulabilmesi insanlık açısından patolojik bir durumdur. Öyle ki, çok basit gerçeklerin bile hatırlatılabilmesi, zorlu, zahmetli ikna faaliyetlerine bağlı. Kendilerini kötü bir hayata mahkûm eden eşitsizliği insanların bu kadar doğal sanması ve sayması zaten patolojik vaziyettir, 20. yüzyılda buna “menşei belirsiz” kurumsal, örgütlü rıza da eklenmiş durumda.

Rızanın koşulları

Peki bunu ne sağlıyor? Maalesef dünyanın düzeniyle derdi olan birçok insanın zihnini raydan çıkaran akıl-mantık arızalarının başında, bizzat kendi varsayım ve tezlerini çürüten tuhaf inanışlar gelir. Egemen sınıfların (“emperyalizm” diye birilerinin) herkesi kandırabildiği yollu garip kabul, bunların en meşhuru. Oysa yoksul ve yoksun insanları sınıfsal konumları konusunda kim nasıl kandırabilir? Hele ayrıcalıklı olanların nasıl yaşadığını herkesin neredeyse anbean izleyebildiği, zenginliğin gizli kapaklı tadılan hayat zevki olmaktan çıktığı, zengin olmayanların gözüne sokuldukça keyfine varılan, başlıbaşına eğlence kaynağı yerine geçirildiği günümüz dünyasında?

İsyan etmeleri gereken düzene insanların neden boyun eğdiği, hattâ onun mekanizmalarına giderek artan iştiha ve iştiyakla neden iştirak ettikleri, şüphesiz bir çırpıda cevaplanacak soru değil. İdeolojiler, dinler, hepsi devreye giriyor burada. Ancak aramamız gereken cevap, eğer olabilecekse değişimin sağlanacağı düzeyde, yani siyasî bir cevap. İnsanlar kendilerini ezen, değersizleştiren bir işleyişe neden bu kadar ısrarla rıza gösteriyorlar?

İsyan etmeye kalkarlarsa başlarına gelecekler yüzünden mi? Elbette bunun payı büyük. Ancak biliyoruz ki, korku toplumsal değişimleri önlemede öyle her şeyi tayin edebilen bir etken değil.

Ayrıcalıklı olanların yaşamı, önce televizyon, sonra internet sayesinde yoksunların o kadar yakınına geldi ki, oraya atlayabilme yanılsaması fena halde arttı, baskın ruh halini, fiilî sonuca da yolaçabilecek isyan duygusundan çok, karşı yakaya sıçrama ihtirası şekillendirmeye başladı. Bundan mıdır eşitsizliğe alttakilerin rızası? AVM’lerde öylesine dolaşırken, elleri torbalarla dolu üst orta sınıfla aynı havayı soluyan varoş gençleri belki geçici hayallere kapılabilirler. Ancak eşitsizlik makası öylesine açılıyor ki, aklını bütünüyle yitirmemiş yoksul, üsttekilerin arasına sıçrayabileceğini asla hayal edemez.

Peki güncel acımasız kapitalizm rızayı nasıl üretiyor?

İnandırıcı seçeneksizlik

O üretmiyor. Alternatif kendini imha ettiği için insanlar akıntıya kapılmış gidiyorlar.

İnsanlığa sosyalistçe toplum hayatının vaat ettiklerini anlatmaları beklenen günümüz sosyalistlerinin en vahim handikapı, varolmuş -reel!- sosyalizm deneylerinin insanlığın hafızasında tuttuğu nâhoş yeri yok saymaları. Buna da hem bizzat o deneyler hakkında muazzam bir cehalet hem de sosyalizmin mümkün yegâne varoluş tarzının onlar gibi olabileceği yollu ufuksuzluk yolaçıyor.

Başka hayatî sebepler de var. Sosyalizmi devlet iktidarını ele geçirerek tepeden aşağı kurulabilecek bir disiplin mekanizması sanmak, yeryüzünden -ve ne yazık ki son ferde kadar her sosyalistin kafasından- silinemedi henüz. Kapitalist göz boyama, anti-komünist propaganda, sosyalizmin hem bireye hem topluma yönelik olarak içerdiği parlak ve zengin gelecek vaadini bütünüyle örtemez, çarpıtamazlar. O vaat bunun için fazla parlaktır. Ancak toplandığında içeride üç yüze yakın dolar milyarderinin biraraya geldiği “halk kongresi”yle, esir gibi muamele gören işçilerinin sırtında yükselmiş Çin “Halk Cumhuriyeti”ni kodamanlarının oğulları kızları Instagram’da lüks yatlardan fotoğraf paylaşan Çin “Komünist Partisi”nin yönetiyor oluşunu yok sayarak insanlara “komünizm aslında şöyle bir şeydir” demek, gerçekle bağını koparmış vahim aymazlık oluşunun yanısıra, bütün gelecek vaatlerinin baştan üzerine pislemek gibi bir şey.

Çok canlı bir örnekle meramı kısa yoldan anlatmak gerekirse: Nasıl DAİŞ/IŞİD artık hiçbir İslâmcının toplumsal geleceğe dair hiçbir vaadini kaale alınmaz kıldıysa, Kızıl Khmer’ler de sosyalizm cephesinde aynı şeyi yaptılar. Sovyetler Birliği ve “Doğu Bloku” rejimlerinin uğursuz gölgesiyle birlikte yeryüzüne köşe bucak uzanan zehirli iktidar havası, işçi sınıfı kahramanlarını konformist siyaset bürokratlarına, gözüpek Üçüncü Dünya gerillalarını menfaat düşkünü acımasız diktatörlere dönüştürdü, ama dünya çapında sosyalistler bütün bunlar hakkında doyurucu, açıklayıcı yaklaşım, özeleştirel tavır yaratamadılar. Enternasyonal eşitlik ideali gibi bir güzelliğin yüzüne kezzap atan Stalin’e hâlâ sosyalizmin kurucu babalarından biri muamelesi yapılabiliyor. Sosyalizmi sahiplenenler, temsil ettikleri şeyin belirli dönemle, belirli deneylerle, hele belirli laflarla sınırlı bir siyasî hedef olmayıp, insanlığın yüzyıllar boyunca bin türlü dile getirdiği, peşinden koştuğu eşitlik-özgürlük idealleri olduğunu kendilerine hatırlatmayı başaramadıkları için haliyle başkalarına da anlatamadılar.

Hakikate kapalılık, sosyalistleri hiçbir yerde hiçbir zaman güncel, sahici hiçbir siyasî gelişmeye etkide bulunamaz kıldıktan sonra ise, sosyalizm pratik bir gelecek vaadi, tavırlarda ifadesini bulan canlı, hareketli eleştirel yaklaşım olmaktan çıktı. Değiştirme iddiasında olduğu toplumunkini değil kendi gündemini takip eden, gelişmelerin dışından, baştan beri ve yalnız kendisinin bildiği doğruları tekrarlamakla yetinen sosyalist odağın kimseye cazip gelmesi, hele istikbale dair güven vermesi için sebep kalmadı. Son hızla bunalıma sürüklenildiğini fark edip çıkış yolları arayanları da, her ülkede kendisine ayrı mecralar ve kurumsallıklar bulan ana akım sosyalizm üzerine çullanıp boğdu.

Gereken

Oysa bugün dünyaya tam da vaktiyle Marksizmin yapabildiği gibi, bir kökten, toplu çözüm önerisi gerekiyor. İşe belki sosyalizm değil “sosyalistçe”den başlamalı. Meselâ sosyalistçe yaşansa, sağlıkçıların yeterli ekipman bulamaması diye bir mesele olamaz. Sosyalistçe ilkeler toplum hayatında daha etkili olsa, virüsü Marmaris’e, Bodrum’a taşımak için seferber olmuş orta sınıf daha bir kendini bilir, başkalarının hayatını hiçe sayan davranışları böylesine rahat benimseyemez, yapamaz. Sosyalistçe zihniyetin örgütleyeceği sağlık hizmeti, en yoksul bireyi dahi gözetir, güvenceye alır.

Uzatmayayım. “Serbest piyasa” gibi, gerçekte hiç varolmamış ve varolması imkânsız bir idealin arkasına sığınarak, düpedüz eşitsizlik ve ayrıcalık düzeni olan bir toplumsal sistemin kendini bu kadar uzun süre, böylesine rıza üreterek var edebilmesi üzerine oturup kafa yormak, eşitsizlik ve adaletsizlikten rahatsız olan, birey özgürlüğü ve toplumsal dayanışmayı birarada var edebilirsek insanca yaşanacağına inananlara düşer. Değişim dinamizmini hem temsil hem var etmesi gereken bu kesimin zaten her şeyi çözmüş, her şeyi biliyor, kendisine kulak verilse bütün meselelerin halledileceği sanısı içerisinde, etkisiz kalışı son bulmalı. Bugünler insanlığın belki de yeni bir hayat tarzına doğru ilerlediği günler. Henüz azıcık da utangaç şekilde “toplumsal dayanışma” kavramıyla ifade edilen şey, yalnız daha güzel ve güvenli hayat değil, belki de yedi buçuk milyarın üçünü dördünü -bugün bazı ufak başlangıç girişimlerini gördüğümüz şekilde- hunharca gözden çıkarmadan insanlığın yaşamını sürdürebilmesinin tek koşulu. Bunun ucundan kıyısından sezilmeye başlandığı günlerdeyiz.

Hakikat anlatıcılığına soyunmanın tam zamanı. Hakikat diye içinde yaşatıldığımız şeyin tek seçenek olmadığını, pekâlâ değiştirilebileceğini anlatmanın.

Tabiî bunun için evvelâ hakikatle komplekssiz ilişki kurabilecek hale gelmek lazım. Allah vere de idrak ve intibak süreci uzun sürmese.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
29.05.2020
Bir devrin, iddialarından vazgeçmesi!?
27.05.2020
Sistem ve alternatif üzerine düşünürken
19.05.2020
“Nasıl Bir Zamanda Yaşıyoruz?”
19.05.2020
Cefa ile baş etme ve bilinmezler konusu
13.05.2020
Işıldayan gülümsemeler ve karanlık sorular
7.05.2020
Selam vermeyen tanıdık
1.05.2020
Gazetecilik için ölüm-kalım dönemi
24.04.2020
Af Örgütü’nün “idamlar-infazlar” raporu
22.04.2020
Muhalefet için muhaliflik şart
17.04.2020
'Bugün' nasıl bir gün?
12.04.2020
Topluca köklü değişim mecburiyeti
10.04.2020
Vebal
8.04.2020
Medeniyet iflası: Sophie’nin seçimi
31.03.2020
Salgın hikâyeleri
22.03.2020
Muktedirin ruh hali, yurttaşın duyguları
20.03.2020
Sınırlar: Göçmen aşamaz, virüs geçer
16.03.2020
Nasıl bir dünyaya döneceğiz?
12.03.2020
Haber, hakikat, sosyal medya
8.03.2020
Moskova bilançosu: 'Yeni İdlib'
3.03.2020
İktidarın alternatifi var mı? Yok!
1.03.2020
Bütün bunlar ne uğruna?
25.02.2020
Babacan dayı kötü adama dönüşmesin mi!
23.02.2020
Çıkmaz yaratma politikası
18.02.2020
O kadarı!..
9.02.2020
Doktor Li öldü
8.02.2020
Umut nereden bulunacak?
6.02.2020
Altından kalkılamaz sahiden
1.02.2020
Çuvaldız, alternatif, Kızılay
28.01.2020
Prens milyarderi hack’ledi
26.01.2020
Eşitsizlik haksızlık dünyasında yeni ideal
22.01.2020
Suriye’den Libya’ya trajedi sevkiyatı
20.01.2020
Arkamı döndüm, halt etmişim
16.01.2020
Hangi ipler hangi kazıklara bağlı?
8.01.2020
Tekinsizlik ilkesi
28.12.2019
Colani’ye göre Türkiye 'işgalci' değil
24.12.2019
Mustafa Kemal, Libya, Osmanlı, biz...
22.12.2019
Hitler Üzerine Notlar - 3 / Taktik gaddarlık
19.12.2019
Amanın, yine dışarıdan saldırıyorlar!
18.12.2019
Hitler Üzerine Notlar - 2 / Tek-adamlığın iki kuralı
13.12.2019
Hitler Üzerine Notlar’ı okuyoruz / Giriş
6.12.2019
Oyun hamurunun ahlâkı
27.11.2019
Adam duayen, parti muayyen
21.11.2019
Ey Türk İslâmcısı!
18.11.2019
Zilletin dipsiz gölü
8.11.2019
Antalya Hatırası
6.11.2019
'Yeter artık!' isyanları
1.11.2019
T24 hata yapsa da egomuzu şişirsek
30.10.2019
Bağdadi operasyonu ve tuhaflıklar
22.10.2019
İD ne olacak, ne yapacak?
19.10.2019
Tek sonuç ateşkes, istikamet Moskova
18.10.2019
Severiz de kovarız da
13.10.2019
'Mevcut delil durumu' - 3
11.10.2019
'Mevcut delil durumu' - 2
10.10.2019
'Mevcut delil durumu' - 1
9.09.2019
Sınır çizmeye karşı sınırı taşıma
26.08.2019
Wexner’s Secret
26.08.2019
Kirli çamaşır defilesi
6.08.2019
Bayülgen, Altun’lar, ilgili yerdeki boncuklar
1.08.2019
Biat etmeyen ‘akademi’ midir?
28.07.2019
SETA’cılar, Davutoğlu ekolü ve ayıp şeyler
14.07.2019
S-400 bayramı kutlu olsun
7.07.2019
S-400 muamması: 'Yok artık!' ihtimali
5.07.2019
“MGK’nın sivil şekli” - Cemil Çiçek forever
5.07.2019
Kıymetlendirme destanı 4 - Ağırlık
3.07.2019
Kıymetlendirme destanı 3 - Sui generis
2.07.2019
Kıymetlendirme destanı 2 - Hicap ve töhmet
29.06.2019
Kıymetlendirme destanı 1 - Melanet
20.06.2019
Asya mı Ortadoğu mu Avrupa mı Afrika mı?
19.06.2019
Tarihî akşamın ufkunda
12.06.2019
5G: Yeni sivil mücadele alanı
11.06.2019
Sahibini çarpan fırça yaparız!
8.06.2019
Alkolik evsizin haysiyeti
5.06.2019
Yeni denklemin güzel potansiyeli
28.05.2019
Ayartma, bağlanma, kirletme
22.05.2019
Narsisistin aynalar âlemi
10.05.2019
Seçimin katli “Allah’ın lütfu” mu?
2.05.2019
“Vilayet Türkiye”
24.4.2019
Yurttaşlık bilgisiyle hazır olay analizi
22.4.2019
Seçimlerin kritik siyasî sonuçları
18.4.2019
Mücadele düşmanı: İyimserlik polisi
15.4.2019
Çoğulcu demokrasi ve derin korkular
12.4.2019
Mikro Türkiye: Rabia Naz felaketi
31.3.2019
Siyaseti bitmiş iktidar
18.3.2019
Katliam denklemleri
15.3.2019
Açmazdaki iktidar, meçhul muhalefet
12.3.2019
'Ezanı protesto' henüz icat edilmedi
4.3.2019
Mesihler cirit atıyor
26.2.2019
Biz ihtimalini seviyoruz…
17.2.2019
Bakanlık tarafından ivedilikle!
11.2.2019
Erdoğan’ın Sivas’ta anlattıkları
8.2.2019
Brezilya: Paramiliter-mafyozo kapitalizm?
1.2.2019
Kabristanda kelepçe
30.1.2019
Kendi kuyusunu kazan kitleler
28.1.2019
Anti-emperyalist Mugabe’nin milyon doları
22.1.2019
Büşra, Kübra, Merve, takın onu tekrar çabuk!
18.1.2019
Deve gibi, fil gibi bir sıkıntı
10.1.2019
Çaycıya çerçeve boyatan müze müdürü ve…
4.1.2019
Emine Hanım’ın korkunç suçu
26.12.2018
Cevap buluyor muyuz “sorular”a?
24.12.2018
Muhalefet ve çaresizlik: Böyleyken böyle
20.12.2018
Yeniden düşünsek mi bazı şeyleri?
10.12.2018
Düşünen konuşmaz, o olur
8.12.2018
Hukuk diye bir şeyi sevme mecburiyeti
4.12.2018
Ateş Altında - gazetecilik tartışmasına devam
27.11.2018
Toplumsal patoloji
24.11.2018
Yeniden ekmek gibi ihtiyaca dönüşmek…
11.11.2018
ABD seçimleri ve 'bizimkiler'
7.11.2018
Bir ismin sergüzeşti: Ceylin
3.11.2018
Kaşıkçı cinayetinde gelinen nokta
31.10.2018
Trump’ta 'bir baba bulmuş' - 2
30.10.2018
Trump’ta 'bir baba bulmuş' - 1
29.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi / 4: Akıllı saat?
24.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi / 3: Tavırlar
23.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi / 2: Kokular
22.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi 1: O gün
19.10.2018
İçeride tiranlık, dışarıda Vahşi Batı
10.10.2018
Şımarık zengin çocuğunu kızdırdılar
9.10.2018
Bildiğimiz devlet neye dönüşüyor?
8.10.2018
Aynadaki aksine bir bak, göreceksin ne geçmiş ne istikbal durur yerinde
30.9.2018
Bazı AKP’liler kavrayamamış, ya biz?
9.9.2018
Üçlü zirve: Makas açılıyor
3.9.2018
İdlib savaşı başlıyor
30.8.2018
Kabil’in soyu
26.8.2018
Yönetenlerin yasayı takmadığı yeni dönem
24.8.2018
Bayram yürüyüşü
21.8.2018
Muhalefet ve bazı sinir bozucu olgular
9.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 10
8.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 9
7.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 8
6.8.2018
Ona vuramıyor musun, vur bize!
5.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 7
4.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 6
3.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 5
2.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 4
1.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 3
31.7.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 2
30.7.2018
Adnan Oktar Operasyonu ve sorular - 1
28.7.2018
Osman’a mektup - 'Ruhumu asla!'
22.7.2018
Firavunun laneti, Timur’un laneti ve öbürleri
6.7.2018
Koltuklara yerleşilirken
4.7.2018
Tarih nasıl yazılır, insan nasıl bozulur?
26.6.2018
Hayal kırıklığı, azim, haysiyet
23.6.2018
Seçim ve yeniden kuruluş
14.6.2018
'Beklenen heyecan' doğmadı, diyor Bay Selvi
9.6.2018
Ne yüzle aday oluyorsun, Selahattin?
30.5.2018
'Girişimci'
27.5.2018
Durduk yerde işgüzarlık yapanlar dışlandı
16.5.2018
Siyasî vaziyetlere bakalım…
10.5.2018
'İyi' Parti iyi mi kötü mü?
26.4.2018
Suriye artık tam anlamıyla iç mesele
20.4.2018
Muktedir dinbaz ortamları
6.4.2018
Distopya yarışında Çin önde
30.3.2018
Günümüzün Marksizmi nerede?
10.3.2018
Neden orada kalmadılar?
4.3.2018
Sıvasız evler, bayraklar
27.2.2018
Cihatçılar arası savaşta da taraf olmaya doğru
16.2.2018
Sırtlanlar hakkında temel bilgiler
11.2.2018
TSK İdlib içlerinde
31.1.2018
29-30 Ocak: Dün gece neler oldu?
30.1.2018
Hainlik
18.1.2018
Sana bakmadık, Dilek, büyük işlerle meşgûldük
15.1.2018
İdlib skandalı: Bir gece ansızın kusabiliriz
8.1.2018
Selahattin Demirtaş’ın ayrılışı
29.12.2017
Bir 'sezon finali' dökümü
20.12.2017
Ümmete muhabbet bir başka
18.12.2017
Meydandaki büyük sütun
8.12.2017
Gemi...
22.11.2017
Zarrab’ı beklerken; 3,9710
19.11.2017
Rakka’da ne oldu?
31.10.2017
'Milli irade' için salâ okunuyor
24.10.2017
Belediye başkanları ve 'Lider rejimi'
11.10.2017
Arabayı yıkatın, tozlanmış
1.10.2017
Vanderbilt tragedyası
27.9.2017
Zamk Destanı
22.8.2017
İçsavaşın şartları
14.8.2017
ABD-Kuzey Kore: Olmaz demeyelim
3.8.2017
Cumhuriyet davası: Varolmayan bir dava
1.8.2017
Turhan’ın bir lirası
28.7.2017
Cumhuriyet davasında şu ana kadar
8.7.2017
Efrin-Ankara, ABD-Rusya
30.6.2017
Sinemasız şehirler
21.6.2017
Acaba Fikri Bey’ler nasıl birileri?
15.6.2017
'Değerler'
7.6.2017
Suudîler, Katar'lar, niye böyle yapıyorsunuz?
3.6.2017
ÇıkarınYoksaSanaNe kültürü
26.5.2017
Tekme, diyorum; kargo, diyorum
12.5.2017
Turuncu saçlı biriyle resim çektireceksin, bi ferahlama gelecek bööle…
4.5.2017
Kimini zulüm uçuruyor, kimini hırs
19.4.2017
Karşı şeridi tıkamayacaksın
31.3.2017
Küçük adamlar büyük hırslar 2: 450 bin dolardan 180 derece çıkınca ne kalır?
26.3.2017
Olay Diyarbakır’da geçmektedir…
21.8.2015
Erdoğan'la aynı cephedesin, TC_Aysun
18.8.2015
Ey millet-i hakime, haberler fena
13.8.2015
Tekzip yiyen Sultan Murad medeniyeti
11.8.2015
Memnun muyuz millet?
6.8.2015
Askerin ne düşündüğünü yeniden sorarken...
4.8.2015
Öldürmek yetmiyor, cenazelere zulmedelim
2.8.2015
Onlar gülmeyecekse ne için uğraşıyoruz?
30.7.2015
Kafka, Samsa, böcek, biz
28.7.2015
Darbe ve toplumsal desteği
23.7.2015
Bataklık insanları
21.7.2015
Devletten şüphelenmeyen bizden değildir
17.7.2015
AKP ve Modern Sünniliğin temsilciliği
14.7.2015
Türk basını: Bir devlet kurumu
13.7.2015
Büyük Suriye meselesi veya Faris'in küçük öyküsü
10.7.2015
Siz de geçip bi bu taraftan bakın hele
30.6.2015
Kürtler ve TC'nin iki büyük handikapı
23.6.2015
Acı hakikatleri köşeyazarınızdan öğrenin
18.6.2015
Şeyh Said Seriyyeleri
16.6.2015
İzin verme Diyarbakır, artık vuramasınlar sana
11.6.2015
Telafi sınavı: '90'lar reloaded
10.6.2015
Karanlık günde aydınlık yüzler
9.6.2015
Savaştan buraya insanlık macerası
5.6.2015
İçim rahat, teşekkür ederim
4.6.2015
Zehirli karanlıkta temiz kalınmaz
2.6.2015
Siz gidin, biz onları oyalarız!
2.6.2015
Bir tedavi yolu bulduk, bırakmayalım
28.5.2015
"Kürtler nerede?" - "Yine cenazedeyiz."
26.5.2015
İşçiler diye birileri vardı, hatırladık mı?
22.5.2015
30'a 40'a bakmayın derim ben şahsen
20.5.2015
Saldırdıkları, çoğulcu-demokratik istikbalimiz
17.5.2015
İffetli kadına bu yapılır mı?
14.5.2015
Bir söz, bir tekme
12.5.2015
Hayır ölmedi, bünyemizde yaşıyor
7.5.2015
"Seçime giderken" araştırması - Bazı tesbitler
5.5.2015
Diyanet'ten tokat gibi cevap!
5.5.2015
Aşağılık davranış - aşağılık insan
3.5.2015
Zalimler için kaderin fotoğrafı
30.4.2015
Kıbrıs meselesi kimindir, niye muhalefetin değildir?
28.4.2015
Cumartesi gecesi ateşi
23.4.2015
Kötü haber, müesses nizam: HDP kalıcı
22.4.2015
Fair play'in Türkçesi var mıdır?
17.4.2015
Devletin belgeleri - bizim belgelerimiz
14.4.2015
Papa'ya yakışmamış, ama size yakışıyor
10.4.2015
Küstahlığı seviyoruz, pişkinliğe tapıyoruz
7.4.2015
"Güvenilir kaynak"tan Yemen tesbitleri
02.04.2015
Acep ne iştir, anlayacağız
01.04.2015
Yemenli'nin gözünde
31.03.2015
Ey yaprak, ne oluyor öyle kıpır kıpır!
26.03.2015
Kürdün katırı
24.03.2015
Yeni kamplaşma bildik eski formülle mi olacak?
21.03.2015
Ben beceriksizlik yaptım diye hakikat değişmeyecek
20.03.2015
Bir yanda aziz millet, öbür yanda BOP'lar moplar
18.03.2015
TC klasiği: İnsandan ömür çalmak
17.03.2015
Zulmün bu kadarı fazla, zulmün bu kadarına ortak olmak fazla!
14.03.2015
Ölüm de yalnızlık da durduramıyor şımarıklığı
13.03.2015
Ya o güzide kuruma şey olursa?!..
10.03.2015
Tavır "duruş" oldu, siyaset kimlik gösterme
06.03.2015
Kaba sensin, taş da sana düşsün
05.03.2015
Meclis'in de yarısı kadın olmalı
04.03.2015
Güle güle Yaşar Abi
03.03.2015
Çocuklarının geleceğinden endişe duyabilmek...
26.02.2015
Buyurun, nasıl yardımcı olabilirim..?
25.02.2015
Davutoğlu rekora koşuyor: Binbir gaf birarada
21.02.2015
Cemaat'ten özeleştiri ve yeni Kürt politikası
20.02.2015
Medeniyet olayı patladı, fena yenildiniz, hoca
17.02.2015
Kadın-erkek, din, tesettür - bazı sorular
15.02.2015
Tecavüzün cezası
14.02.2015
Özgecan'ı öldürdüler
13.02.2015
Putin mi zayıf Batı mı? - ilginç bir görüşme
12.02.2015
Kalbiniz yok, beyniniz cılk
11.02.2015
Kendini onaylama, hayat amacı olamaz ki!
09.02.2015
Akif Bey, Matmazel'e karşı
07.02.2015
Eski Mısır'da Mevlevi etkisi!
06.02.2015
Yüzleşme, affetme-affedilme ve ukde
04.02.2015
Banka meselesi de bir başka tuhaflık değil mi?
03.02.2015
Agos nedir, ne işe yarar?
29.01.2015
İktisatçılarla liberallerin Syriza telaşı
27.01.2015
Hrant'ın Arkadaşları kadar taş düşsün kafanıza
22.01.2015
Cehennem varolsun, başka şey istemiyorum
20.01.2015
19 Ocak ve 2015 - Utanç verici işler
13.01.2015
12 Ocak 2014, saat 03:30
12.01.2015
Hayat Bumedyen hakkında öğrenebildiklerim
09.01.2015
Katliamı savunmak, katliam savunmaktır
07.01.2015
Geerdink'in başına gelen, bizim içimizden dökülen
06.01.2015
Pan-İslâmcı'nın Macera Kılavuzu
31.12.2014
"İyi seneler" diyebilmek güzel olurdu
29.12.2014
Roboski neyin adı?
16.12.2014
Cemaat hakkında üç yazı
11.12.2014
Cinayeti Cemaat'e yıkma tezgâhı
06.12.2014
Osmanlıca, AKP'den çok daha önemli konu
02.12.2014
Türkiye'den Kobani'ye saldıran IŞİD'e hükümet yardım etti mi?
01.12.2014
Esnafı milis yapmaya daha önce de kalkmıştı
28.11.2014
Onları niye savunamayız?
20.11.2014
Amerika'ya damga vuran Müslümanlar meselesi
19.11.2014
Al o "keşfi", turşusunu kur
04.11.2014
Ermenek katliamının kısa hikâyesi
02.11.2014
Ürünün neyse sen de osun
01.11.2014
Sabahın ilk saatleri...
30.10.2014
İtibar mitibar problemleri
29.10.2014
Belki de sahiden kader bağları..?
28.10.2014
Ermenek kazası - Bilebildiklerimiz
27.10.2014
Kobanê'ye ilişkin yeni kirli planlar
20.10.2014
Savaş izlemek - Kaş yapayım derken göz çıkarmak
13.10.2014
Veli Paşa göreve - yüzde elli seninle!
10.10.2014
Misafirler ve delikanlılar
08.10.2014
Biden meselesi bundan ibaret işte
06.10.2014
Biden özür diledi - yani?
04.10.2014
Bêrivan ölmedi, Kobanê'de bile değildi, ama ne çare...
02.10.2014
Çözülme süreci
01.10.2014
Çözüm sürecine yasal dayanak - tam da şu anda!?
30.09.2014
Sınır kapısında ne oluyor? - Geceyarısı esrarı
29.09.2014
Şşş, baksana, bunlar sahiden gazeteci mi?
29.09.2014
Öbür büyük mesele: Türklerin geleceği
26.09.2014
Türkiye'ye "aracı" konumu mu? - Bir işaret
25.09.2014
Rehineler meselesinde yeni sorular
22.09.2014
Bir tahmin: Türkiye'ye
20.09.2014
Diren Kobanê ...kim..? seninle?
19.09.2014
Zirvenin karanlığı
17.09.2014
Koton'un özür borcu var, hem de çok
16.09.2014
Karar ver, cevap ver bu katiller Müslüman mı
13.09.2014
Kötülüğün minik masum halleri
12.09.2014
Toplantıda var, imzası yok - flaş diye buna derim
11.09.2014
Zizek de İslâm'ın gerçekliğinden bîhaber, anlaşılan
08.09.2014
Bu Kürt takıntısıyla yeriniz bellidir
05.09.2014
Sophie'nin seçimi - 2014!
04.09.2014
Sahih adın ne, Etyen?
01.09.2014
Öz'ün masal dünyasında saklı hakikat
01.09.2014
Gri Hat'ta gazetecilik
18.08.2014
Demokrasi Yılmaz Özdil'i kapsar mı?
12.08.2014
Önümüzdeki maçlara nasıl hazırlanmalı?
09.08.2014
"İslâm Devleti" için yeni evre: ABD'ye karşı
08.08.2014
Hakikat aramanın lüzumuna dair bir açıklama
07.08.2014
Af edersiniz - Etmeyiz!
05.08.2014
Cinayeti gördüysen, "cinayeti gördüm" diyeceksin
04.08.2014
Niçin Demirtaş'ı seçmeli?
30.07.2014
Başbakan Hrant Dink suikastı için
29.07.2014
"Hepsi Rumların, s.ktir olun gidin diyecekler!"
28.07.2014
Cemaat ile aynı dünyada mı yaşıyoruz?
24.07.2014
Faşizm macerasına doğru -
21.07.2014
Haaretz'de Gazzeli'nin açık mektubu
17.07.2014
"Kürtler Gezi'de vardı-yoktu" meselesi
15.07.2014
Ramazan'da Suriyeli katletmek orucu bozar mı?
13.07.2014
Ne hoş insanlarla paylaşıyoruz ortamı
11.07.2014
O ekmek bir çarpacak ki sizi!
10.07.2014
Ekmel Bey'in elinde Türksolu
07.07.2014
Erkan'a karşı Sakarya'nın kurtuluşu
03.07.2014
Evde Yoklar
30.06.2014
Cemaat dışarıdan nasıl görünüyor?
27.06.2014
Kazım için bir film...
19.06.2014
Radikal ve benim Radikal maceram
14.06.2014
IŞİD Karaman'ı ne zaman alır?
11.06.2014
Ekonominin unsurları/2 - Bireysel Girişimci
10.06.2014
Tacizciyi kollayan Diyanet güya açıklama yapmış
09.06.2014
TÜBİTAK raporu - Bir hezimet daha
08.06.2014
Sosyal medya fenomeni olarak Şırnak kazası
06.06.2014
Çocuklarmış - haydi oradan, alçaklar!
05.06.2014
Günlerden gün, gecelerden gece...
03.06.2014
Sokağa dehşet salma projesi
30.05.2014
İslâm bilirkişisinden tahakküm manifestosu
28.05.2014
Sen kimsin de Allah senin için madencileri öldürecek?
25.05.2014
Silah milah diyen, aslında ne diyor?
23.05.2014
Eskisini deprem halletti, yenisinin hakkından maden faciası gelecek
21.05.2014
Alman'ın gazetecisi bi Karagül değil
19.05.2014
Cehenneme yürüyüş
16.05.2014
Soma kazasında öğrenebildiklerimiz
15.05.2014
Madencilik diye bir şey...
11.05.2014
İslâmcının sıçrattığı, dine leke sürmez mi?
05.05.2014
Türk basını, hakikat, iktidar
03.05.2014
Kötülük de kendini böyle gösteriyor işte
27.04.2014
Türk solu ve 24 Nisan: ÖDP örneği
25.04.2014
Devletin 24 Nisan açıklaması üzerine
23.04.2014
Yılmazer'i izliyorum, gözlerim açık
22.04.2014
Korku filmi böyle korkunç değildir
18.04.2014
Bir gazeteci olarak hayatım / Marquez
16.04.2014
"Utanılacak hal"in sözlük anlamı
13.04.2014
Hepsi bizim olabilirdi,
10.04.2014
Seymour Hersh ve My Lai katliamı
04.04.2014
CHP, sen nesin?
03.04.2014
Her şey de kapkara değil
02.04.2014
İyilik kazanamadı çünkü aday değildi
22.03.2014
Şey noktasında da sıkıntı var
19.03.2014
Bizim geçmişimize bir şey olmaz, sizin geleceğinize oldu bile
27.02.2014
"Çürütecek ayrıntı", bizzat çürük
21.02.2014
Adım adım, didik didik Kabataş olayı
18.02.2014
Kabataş meselesi/3 - Serbest uçuş halleri
17.02.2014
Kabataş meselesi/2 - Sis, pus, hamaset arasından...
15.02.2014
Kabataş meselesi - Yangında ilk okunacak
09.02.2014
Karagöz'den Pinokyo'ya TV tartışmaları
02.02.2014
Sopranos'un yerlisi neden olmaz?
28.01.2014
Vatan hainleri listemin küçük macerası
26.01.2014
Galiba Haşhaşi de benim Yezid de
20.01.2014
Hrant'a gelince kavgayı keserler
09.01.2014
Kim yaptı, belliymiş işte...
30.12.2013
Derin muhafazakâr toplum mühendisliği
20.12.2013
Oğlan yakalandığı için biz de yakalanmış sayıldık…
05.05.2012
Hoşçakalın
28.04.2012
Yorulmayın Bülent Bey, yasaklayın gitsin
21.04.2012
Bir arkadaşım meseleyi şöyle anlatabiliyordu
07.04.2012
12 Eylül’ü ne yüzle yargılayacağız
31.03.2012
Avrupalılar’dan hiç farkımız yok vallahi
24.03.2012
Milleti hâkime kibri, aklı da ezip geçiyor
17.03.2012
Ben piçim de, siz nesiniz?
10.03.2012
Bizde iyimserlik de anca felaketten çıkar
25.02.2012
Valla biz demiyoruz, devlet kendi söylüyor
18.02.2012
‘Gülen hareketi’nin meşruiyet sorunu
11.02.2012
Hem Cemaat’e hem Ergenekon’a çalışıyoruz
04.02.2012
Liberalin de raconu var sanıyorduk
28.01.2012
Ankara’nın dehlizi, içine çekti sizi
21.01.2012
Riyanın Allah’ı
14.01.2012
Saraykapı’dan Uludere’ye
07.01.2012
Demirel gelsin; orijinali varken niye yani?
31.12.2011
Beddua
24.12.2011
Sarkozy de kim oluyor, biz kendimize bakalım
10.12.2011
Sabaha da bişeyciğimiz kalmaz valla
03.12.2011
Dersim örtüsünün altından neler çıkar
26.11.2011
Koz vermeyelim poz verelim
19.11.2011
Van’da felâket ötesi vaziyet
13.11.2011
Bazılarımız da deprem yardımıyla ilgilense
05.11.2011
Ah, bi anlayabilsem size de anlatırdım
29.10.2011
Cenab-ı Hak’kın olan bitene katkısı var mı
22.10.2011
Demokrasiye veda sürecinin başında
15.10.2011
Maneviyat önderleri ve Fatih’in Heron’ları
08.10.2011
Bu sefer de konumuz ‘izansızlık’ olsun
01.10.2011
Siyasî tavır olarak ‘terbiyesizlik’
24.09.2011
Cevaplar buldum sorulara
17.09.2011
Başbakan meşgûl, katilleri unutuverdi
10.09.2011
Gazete kâğıdı ve zoraki ambulans
03.09.2011
Yüceliğin direk veya insan olarak tezahürleri
27.08.2011
Muhayyeltürkî serisinden...
20.08.2011
Hazırlop özgürlüğün dayanılmaz kofluğu
13.08.2011
‘Piyasalar’ derken?
06.08.2011
Hızlandırılmış kurs istiyorum
30.07.2011
Müsamerenin yeni temsilinden önce
23.07.2011
Bu meselede aciz kaldım, susuyorum
16.07.2011
Yoksa... yoksa... her şey yalan mıydı
09.07.2011
Olmuyor Ali Bulaç, artık çok geç
02.07.2011
Alçaklık tarihinde önemli bir gün
01.07.2011
83 14’e göndermese herşey hallolacaktı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive