Umut ÖZKIRIMLI



Bookmark and Share

Beklemek


19.10.2019 - Bu Yazı 217 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “İnsan biliyorsa eğer, sabretmekten yılmaz. Ne beklemesi gerektiğini biliyorsa, endişe etmez; sadece bekler.” Samuel Beckett

1989-1990 akademik yılı olmalı. 19 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Boğaziçi Üniversitesi. O zamanki adıyla Kamu Yönetimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü. 1. sınıf öğrencileri için zorunlu olan Siyaset Bilimine Giriş dersi alıyorum. O sene derse neredeyse her hafta başka bir hoca geliyor ve her biri uzman olduğu konuları anlatıyor. Bir nevi geçit töreni ya da akademik gövde gösterisi.

Binnaz Toprak’tan Üstün Ergüder’e, Gün Kut’tan, Kemal Kirişçi’ye bölümün tüm hocalarını tanıma şansımız oluyor. Etkileniyoruz. Etkileniyorum. Birinci senenin sonunda dönemin gözde bölümü İşletme’ye geçecek ortalamayı tutturuyorum, ama hocalar bana Siyaset Bilimini sevdirdiği için bolümde kalıyorum. 

O sene dersimize giren hocalardan biri de Ayşe Buğra. Yanlış hatırlamıyorsam Siyaset Ekonomisi anlatıyor. Ayşe Hoca sınıfın nabzını tutmayı biliyor; aklı Manzara’da “piyasa yapmakta” olan bir grup “tiki” olarak girdiğimiz dersten ekonomi tartışarak çıkıyoruz. 

Yıllar geçiyor. Akademisyen oluyorum. Ayşe Hoca ile yollarımız yine kesişiyor. Bu kez onu bir TESEV toplantısında eşine eşlik ederken görüyorum. Birileri bizi tanıştırıyor. “Merhaba. Osman Kavala”, diyor eşi. “Merhaba. Hakkınızda çok şey duydum”, diye yanıt veriyorum. Sonra Ayşe Hoca’ya donup “Hocam merhaba. Ben öğrencinizdim, ama kitle dersi, hatırlamazsınız”, diyorum. Haliyle hatırlamıyor. Ama her zamanki nezaketiyle “Çok memnun oldum”, diyor. Bunu derken gülümsüyor. Gerçekten memnun olduğunu hissediyorum.

Aradan yine yıllar geçiyor. Osman Kavala 18 Ekim 2017 gecesi İstanbul Atatürk Havalimanı’nda gözaltına alınıyor. Canım sıkılıyor. “Bu ülkede kimsenin özgürlüğü güvence altında değil”, diye düşünüyorum. Sonra Ayşe Hoca geliyor aklıma. Canım daha da sıkılıyor.

Projelerine destek vermesi için Osman Kavala’nın peşinden ayrılmayan “sivil toplumcuları” görüyorum. Kimileri eski öğrencim. Canhıraş kamuoyuna açıklama yapıyor, herkese Kavala ile bir ilgilerinin olmadığını anlatmaya çalışıyorlar. Midem bulanıyor. “Kötülüğün Sıradanlığı ve Küçük Eichmannlar Üzerine” diye bir yazı yazıyor, ipliklerini pazara çıkarıyorum. Elbette kimsenin umurunda olmuyor.

Ayşe Hoca “hangi eylemlerle … hangi delillerle Gezi Olaylarını finanse ve organize ettiği” açıklanmayan eşinin nasıl hapiste tutulduğunu sorgulayan bir açıklama yayımlıyor. Kendisiyle yapılan röportajlarda “Silivri’yi kötü bir yer olarak hatırlamayacağım, Osman’ı gördüğüm yer diye hatırlayacağım” diyor. İddianameden çok ucuz ve kalitesiz bir fotoromana benzeyen 657 sayfalık sürreel Gezi iddianamesi yayımlandığında bile soğukkanlılığını kaybetmiyor. 

Ve bekliyor. Hukukun üstünlüğü ilkesinin çoktan unutulduğu bir ülkeden hukuk bekliyor; adalet duygusundan nasip almamış bir yargıdan adalet bekliyor; sadece iktidara yamananların nemalandığı bir düzenden eşitlik bekliyor. “Gün gelir, devran döner, belki insanların aklı başına gelir” diye umudunu kaybetmeden eşini bekliyor. 

Çünkü başkalarının aksine ne beklediğini biliyor.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
5.11.2019
Katalanlar, Kürtler ve şu gururlu Türkler
19.10.2019
Beklemek
12.10.2019
Savaşa hayır!
6.08.2019
Irkçı değilim, benim de Suriyeli arkadaşlarım var
2.07.2019
İkinci Kürt açılımı (!)
19.05.2019
Yedi Maddelik Eylem Planı: Oylar tereddütsüz İmamoğlu'ya verilmeli
15.3.2019
Dava
22.11.2018
Aslanlar ve koyunlar
25.10.2018
Hız. Ben hızım.
22.8.2018
İnkâr
3.8.2018
Partizan
26.7.2018
Kendi içine dönmek
18.7.2018
Yersiz Yurtsuz
11.6.2018
Başlıksız yazı
31.5.2018
Türk solu, bölünmek ve direniş üzerine bir not
10.5.2018
Bir endüstri olarak 'Türkiye uzmanlığı' ve saz çalan goygoycu
3.5.2018
Seçimler ya da "insanlık krizi'nden" çıkmak
18.4.2018
'İnsanlık krizi' ve imkansız seçimler
4.4.2018
Çağımızın vebası: Çoğunlukçuluk
8.3.2018
Şeyhin dönüşü: Türkiye'nin yeni olmayan milliyetçiliği üzerine
14.2.2018
Türklüğe layık olmak!
31.1.2018
Vatan için ölmek...
23.1.2018
Afrin ve bir iç siyaset aracı olarak savaş
18.1.2018
Yerli ve milli yeni bir Türkiye peşinde
18.12.2017
Osman Kavala, PODEM ve Türkiye'de açık toplumun hazin sonu
27.9.2017
Türkiye’nin akademiyle savaşı ve direniş üzerine…
2.8.2015
Dolmabahçe mutabakatını kim bozdu? Bir çarpıtmanın hikayesi
4.5.2015
Bir AKP karşıtından AKP sevdalılarına mektup
28.4.2015
‘Yeni Türkiye’ safsatası bir yana, bildiğiniz Türkiye Cumhuriyeti bitti
8.4.2015
‘Sert mi yumuşak mı, kanlı mı kansız mı?’
06.01.2015
Ali Bayramoğlu’na bir yanıt: Waldo sen neden burada değilsin?
31.12.2014
Otoriterleşme ve büyük resmi görmek!
25.11.2014
‘Yeni Türkiye’nin üç ‘genç aydın’ı üzerinden rakamlarla yandaşlık
11.11.2014
Ölü seçici bir ‘genç akil’
17.10.2014
Çözüm sürecine dair bilmek istediğiniz her şey
11.10.2014
Sokaklar neden mi karışıyor? Bizi aptal yerine mi koyuyorsunuz?
27.09.2014
‘Hitler’in Erdoğan’dan farkı sadece bıyığının biraz kısa olmasıydı’
20.09.2014
Alkışlamak ya da alkışlamamak, işte bütün mesele… Bu değil!
29.08.2014
Bir millet bölünüyor!
16.08.2014
Mahçupyan ve ‘tarihsel çirkinliğin bir parçası olmak’
01.08.2014
‘Bizde ırkçılık olmaz’
22.05.2014
Erdoğan nefreti ve Soma; Gülay Göktürk’e bir cevap
08.05.2014
Yeni Türkiye'nin 'Zinde devrim bekçileri!'
06.04.2014
Türkiye kendi kaderini tayin etti: Ayrışma!
31.03.2014
Gülen cemaati de yenilgiye uğruyor...
15.01.2014
Köprüden önce son çıkış!
05.01.2014
AKP, cemaat ve barışı ‘rehin tutmak’
30.12.2013
Bu bir darbedir!
22.12.2013
Siyaseti savunmak ve 'Konjonktürel demokratlar'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive