Vahap COŞKUN

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Kürdistn referandumu (7) Kürtlerin kaybı, Türkiye’nin kazancı mı?


11.11.2017 - Bu Yazı 132 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 29 Ekim’de Türkiye, Cumhuriyet’in ilanının 94. yıldönümünü kutladı. Bir asrı devirmeye az bir süre kaldı. İktidarın söyleminde muazzam bir özgüven var. Geçmişteki cihan imparatorluğuna atıflar yapılıyor. Gelecekte de bölgeye nizam verileceği iddia ediliyor. Ne var ki gerçekte izlenen politikalara şekil veren özgüven değil korku oluyor. Türkiye büyümemekte ısrar ediyor, yaş almanın gerektirdiği olgunluktan uzak duruyor. Halen kuruluş devrindeki korkularla yolunu bulmaya çalışıyor.

Kürt ve Kürdistan, söz konusu korkuların önde gelenidir. Hakkını teslim etmek için belirtmek gerek; AKP, iktidarının bazı evrelerinde, bu korkularından yakasını sıyırmak için girişimlerde bulunmadı değil. Mesela, bir yıl öncesine kadar Türkiye’nin Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi olan ilişkisini Etyen Mahçupyan şöyle resmediyordu:

“Ekonomik alanda zaten herkesin imrendiği ve ‘araya’ girmeye çalıştığı bir ‘organik’ bütünleşme sağlamıştık. Batılı büyük şirketler bile aldıkları işleri Türk firmaları üzerinden hayata geçiriyordu. Petrolü daha uygun şartlarla alma fırsatının ötesinde, bu ilişki Türkiye’nin bölgesel kalkınma ve refah eşitlenmesinin de temel kaldıracını oluşturuyordu. Siyasi alanda ise, İran-Irak-Esat-Lübnan Şii yayının bölgenin güç dengesini kalıcı olarak yeniden yapılandırmasına rakip olabilecek tek unsur Türkiye/IKBY bağıydı. Aynı Şii yayından rahatsızlık duyan ama fiziki olarak bölgede olmak istemeyen ABD ve Rusya da IKBY’ye yanaşmak istiyor ve bu durum Türkiye’nin bu iki süper güç karşısındaki pazarlık gücünü artırıyordu. Daha geniş bakıldığında Türkiye/IKBY bağlantısının ekonomik, sosyal ve siyasi işlevselliği AB nezdinde olduğu gibi, Arap dünyasında da Türkiye için önemli bir prestij kaynağıydı. Bütün bunlara FETÖ ve PKK ile mücadelede IKBY’nin son derece yapıcı ve ‘yardımcı’ bir rol üstlendiğini de ekleyelim…”

Türkiye’nin çıkarları

Yani her açıdan Türkiye’nin lehin işleyen bir ilişki düzeneği vardı. KBY, Türkiye ile olan irtibatı daha da kuvvetlendirmek istiyordu. Beri yandan Kürdistanlılar da eğitim, tatil ve ticaret için Türkiye’yi tercih ediyorlardı. Zaten güçlü olan kültürle bağların daha sıkılaştırılması için ortam uygundu. Dolayısıyla KBY’nin bağımsızlaşması veya Irak merkezi hükümeti karşısında pozisyonun güçlenmesi, Türkiye’nin için bir tehdit değil, tersine ciddi bir fırsattı. Zira böyle bir durum Türkiye’ye dört önemli fayda sağlama potansiyeline sahipti:

  1. Kürdistan’ı kapsayacak şekilde bütün bir Irak’ın İran’ın hâkimiyeti altına girmiş bir Irak yerine Türkiye’nin etki ve çekim alanındaki bir Kürdistan, Türkiye’nin bölgedeki elini güçlendirirdi.
  2. Eğer Irak siyasetindeki önceliklerden biri Türkmenlerin hak ve hukukunu korumak idiyse, Türkiye’nin sözünün Haşdi Şabi denetimine girmiş bir Kerkük’e oranla Peşmergenin kontrol ettiği bir Kerkük’te daha fazla para edeceği açıktı.
  3. Başta Kerkük petrolleri olmak üzere Kürdistan’ın petrol ve doğal gazının dünyaya aktarılmasında Türkiye daha çok söz sahibi olur, ihracat ve pazar payı artardı.
  4. Güvenlik açısından sınırları belli bir Kürdistan karmaşık ve istikrarsız bir Irak’tan evlaydı.

Bu itibarla Türkiye’nin çıkarlarını gözeten bir politika, Kürdistan’ın bağımsızlık referandumuna serinkanlı bir şekilde yaklaşmayı ve konunun her iki muhatabına da kapıyı açık tutmayı gerektiriyordu. Böylelikle Türkiye, ilerleyen süreçte Bağdat ile Erbil arasında başlayacak müzakerelerde belirleyici aktör ya da aktörlerden biri olabilecekti.

Köprüleri yıkmak

Ne var ki Türkiye böyle bir siyaset izlemedi. 2019 hesaplarına kadim Kürt ve Kürdistan fobisi de eklenince Türkiye, bağımsızlık referandumuna en şedit tepkiyi gösteren ülke oldu. Eşine az rastlanır bir öfke diliyle bugüne kadar birçok zorlukla inşa ettiği köprüleri, tamamen yıkmasa da, epeyce tahrip etti.

Referandumdan üç hafta sonra Irak federal ordusu ile Haşdi Şabi Kerkük’e girip tartışmalı bölgelerin önemli bir kısmında yönetimi ele aldığında Türkiye’de bir rahatlama oldu. Özellikle iktidara yakın medyada Haşdi Şabi’nin Kerkük’e el koyması bir zafer formatında sunuldu. Öyle bir hava estirildi ki, bilmeyen Kerkük’ün Türkiye sınırlarına dâhil edildiğini sanabilirdi. Kürtlerin kaybını otomatikman Türkiye’nin kazancı sayan bir ruh hali sarmıştı etrafı.

Hadisenin sıcaklığı geçtiğine göre, bazı soruları daha soğukkanlı düşünmenin zamanıdır. Misal:

  • Kerkük’te Haşdi Şabi otoritesinin tesisiyle birlikte Türkiye’nin bölgedeki hareket kabiliyeti arttı mı yoksa azaldı mı?
  • 16 Ekim’in akabinde Türkiye’nin Irak sahasına tesir etme kapasitesi büyüdü mü yoksa küçüldü mü?
  • KBY’nin gerilemesiyle birlikte Türkiye’nin güvenlik endişeleri düştü mü yoksa yükseldi mi?
  • İran’ın Irak’taki patronluk seviyesini yükseltmesi, Ortadoğu’daki rekabette İran karşısında Türkiye’ye fayda mı sağladı yoksa zarar mı verdi?
  • İran ve Irak’a sunulan destek, bu iki ülkeyi Türkiye’nin hassasiyetlerine karşı daha duyarlı mı kıldı yoksa Türkiye’yi bu iki ülkeye karşı manevra alanını mı daraltı?

İran’ın gerisinde kalmak

Soruların çeşidi ve sayısı artırılabilir, ama gerek yok. Hangi açıdan bakılırsa bakılsın, Kürtlerin kaybından dolayı Türkiye’nin hanesine yazılan bir artı göremiyorum. Aksine, Türkiye’nin elinin zayıfladığını gösteren birçok veri var ortada. Örneğin Türkiye ile İran karşılaştırıldığında, Kerkük sonrasında Türkiye’nin üç noktada İran’ın gerisinde kaldığı görülebilir:

Bir, İran’ın Irak üzerindeki etkisi derinleşti ve genişledi. İki, İran bütün Kürtleri aynı sepetin içine koymadı, YNK ve Gorran ile irtibatını koruyarak KBY’nin geleceğine doğrudan nüfuz etti. Ve üç,  Haşdi Şabi eliyle Kerkük’ü alan İran, Tahran’dan başlayıp Beyrut’a kadar uzanan hat üzerindeki gücünü tahkim etti.*

Ezcümle, Kürtlerin kaybı Türkiye’ye bir kazanç sağlamadı. Bu nedenle abartılı sevinçlerin akılla bağdaşır bir tarafı yok. Bağımsızlık referandumu ve sonrasının bize gösterdiği çok net: Türkiye dar siyasi hesaplar ve Kürt fobisi ile hareket ettiği müddetçe, bölgesel bir aktör olamaz. Oyun bozabilir belki ama oyun kuramaz.

Bir başka ifadeyle, Türkiye geleneksel Kürt korkusunu üzerinden atmadıkça, gerek bölgesel ve gerek küresel güçler Kürt kartını kullanarak Türkiye’yi istedikleri kıvama getirmekte ve istedikleri hizaya çekmekte pek güçlük çekmezler. Türkiye, Kürtlerle sağlıklı bir işbirliği kurmadıkça, hep başkalarının oyununa senaryosuna mahkûm olur. Oysa bu mahkûmiyeti bitirmenin çözümü basittir; Kürtlerle sıkı bağlar kurmak.

Kaldı ki yakın dönemde Türkiye bunu tecrübe etti ve kendisine kazandırdığını gördü.

*Aslında İran Savunma Bakanı’nın, bu yazı kalem alındığı esnada medyada yansıyan, “Irak artık Fars İmparatorluğunun bir ülkesidir” ifadesi de İran’ın vaziyeti böyle okuduğuna delalet ediyor. Son kazanımlar İran’a öylesine özgüven pompalamış ki, Savunma Bakanı Haşdi Şabi sopasını göstererek bütün Arapları da aleni bir şekilde tehdit etmekte ve Şii kuşağı hedefini dillendirmekte bir beis görmüyor:

"Irak artık hiç bir zaman bir Arap ülkesi olmayacak. Bütün Arapların geldiği yere geri gitmesi gerekiyor. Musul'dan Basra'ya kadar, buralar bizim toprağımız. Artık onları susturacak Irak'ta Haşdi Şabimiz var."

“Eskisi gibi büyük bir güç olacağız. Bölgenin en büyük gücü olduğumuzu bilmeniz gerekiyor. Irak, Afganistan, Bahreyn, Suriye ve Yemen yakında kucağımıza geri dönecek"

(http://www.basnews.com/index.php/tr/news/middle-east/391030)

Serbestiyet, 09.10.2017

http://serbestiyet.com/yazarlar/vahap-coskun/kurdistn-referandumu-7-kurtlerin-kaybi-turkiyenin-kazanci-mi-829884

.

Facebook Yorumları

reklam
15.11.2017
Kişi kültü ve demokratik normalleşme
13.11.2017
“Halkın itimadına küfranı nimet etmem”
11.11.2017
Kürdistn referandumu (7) Kürtlerin kaybı, Türkiye’nin kazancı mı?
6.11.2017
Kürdistan referandumu (6) açlık-yokluk tehdidi
3.11.2017
Kürdistan referandumu (5) beş bin Ülkücü
20.10.2017
Kürdistan referandumu (4) beka meselesi
16.10.2017
Kürdistan referandumu (3) İkinci İsrail
10.10.2017
Kürdistan referandumu (2) zamanı değil
1.10.2017
“Bildiğin gibi değil”
24.9.2017
Hukuk ötesi SİHA
21.9.2017
Kürt anasını gömmesin
18.9.2017
“Ulus-devletçik”
15.9.2017
Masum olsan ne fayda?
9.9.2017
Suspus Meclis
2.9.2017
Meclisin ruhuna fatiha
26.8.2017
Rasyonel seçmen
26.8.2017
Uzun vâdeli mücadele
22.8.2017
“Dâvâ” bizden uzak olsun!
15.8.2017
İşkenceye sıfır toleranstan, sıra dayağına
10.8.2017
15 Temmuz’un ardından (5)
7.8.2017
15 Temmuz’un ardından (4)
31.7.2017
15 Temmuz’un ardından (3)
27.7.2017
Onlar hem vatandaş, hem rehin/e
26.7.2017
Akıldan uzakta
23.7.2017
15 Temmuz’un ardından (2)
20.7.2017
15 Temmuz’un ardından (1)
19.7.2017
İnsan hakları ve AKP: Dün ve bugün
15.7.2017
“Terörist”
11.7.2017
Kürtler devlete “eyvallah” etmedi; PKK’ye de etmez!
5.7.2017
Adalet yürüyüşünün karşılığı
26.6.2017
Sanki bütün sorun “anlatamamak”mış gibi!
20.6.2017
“Sayılı gündür, gelip geçer”
18.6.2017
Damat tahliyeleri ve vekil tutuklamaları
7.6.2017
Şüphe bulutlarını dağıtmak
5.6.2017
Dava
3.6.2017
Tabela ve bellek
27.5.2017
Halkla inatlaşılmaz
26.5.2017
Tarihî kişilikleri tartışmak
23.5.2017
Ergenekon’un akibeti, 15 Temmuz’un başına olmasın!
21.5.2017
Tarafsızlık süsü verilmiş ayırımcılık
17.5.2017
Hangi cephe, hangi blok?
13.5.2017
2019 arayışları ve Gül’ün adı
9.5.2017
Erdoğan’ın dönüşü
7.5.2017
CHP ve siyasetin kaynayan kazanı
26.4.2017
16 Nisan’a vurulan mühür
22.4.2017
16 Nisan’dan sonra AKP ve HDP ne yapmalı?
19.4.2017
17 Nisan'a uyanmak
16.4.2017
Neden hayır?
15.4.2017
Dost ve post
7.4.2017
Milleti denize dökmek
4.4.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 5
30.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 4
29.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 3
29.3.2017
Anayasa değişiklik teklifinin içeriği-1
27.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 2
14.3.2017
Nerden baksan tutarsızlık!
12.3.2017
Bitpazarına nur yağmaz
9.3.2017
15 Temmuz’un tapusu
21.8.2015
Yapısal hatalar (3): Taahütlere uymama
18.8.2015
Yapısal hatalar (2): Muğlaklık
13.8.2015
Yapısal hatalar (1): Zaman
11.8.2015
Bilek güreşi
7.8.2015
Herkes kendine yakışanı yapar
4.8.2015
Feryatlar gökyüzüne yükselirken…
30.7.2015
'Biz yapmadık, bağımsız birimler yaptı'
28.7.2015
'Size savaş yaptırmayacağız'
24.7.2015
Akıl tutulması
21.7.2015
Çıkış kapısı
15.7.2015
Kabak tadı
9.7.2015
Gerçeğe dönüş
6.7.2015
Faili meçhul değil faili malum
30.6.2015
Türkiye'nin bitmeyen Kürt fobisi
25.6.2015
Merkezin dönüşümü
23.6.2015
Kalkınma ve özgürlük kıskacında Demirel
18.6.2015
Koalisyon kurmanın güçlüğü ve unutkanlık
15.6.2015
Çözüm koalisyonu
11.6.2015
Bir parça huzura hasret kalmak
8.6.2015
Kazanan siyaset ve demokrasi oldu
5.6.2015
Seçim ve felaket senaryoları
2.6.2015
Seçim ve siyasi rüşt
29.5.2015
SEÇİM VE TARAFSIZLIK
23.5.2015
Seçim ve normalleşme
19.5.2015
Seçimler gelir gider, kalıcı olan barıştır!
16.5.2015
Sinn Fein ile bir gün
11.5.2015
Geçmişi geçmiş kılmak
3.5.2015
PKK’nin özrü ne anlama geliyor?
29.4.2015
HDP: Türkiye'nin batısına konuşmak
28.4.2015
HDP’nin merkeze yolculuğu
23.4.2015
HDP’nin dezavantajları
22.4.2015
HDP’nin avantajları
17.4.2015
PKK çekilmeli
14.4.2015
Demokrasiden umut kesmek
11.4.2015
Barış sürecinin hukuku
7.4.2015
Çözüm Süreci ve Yeni Anayasa
06.04.2015
İzleme Heyeti ve PKK’nin meşruluğu
02.04.2015
Eşme ruhu ve Genelkurmay’ın ruhu
28.03.2015
Tavanda sorun, tabanda rahatsızlık
23.03.2015
Barışın newrozu
20.03.2015
Barış cümleleri toplamak
15.03.2015
Çağrı, irade ve sorumluluk
08.03.2015
Eyvah barış geliyor!
04.03.2015
Tarihi çağrı
07.02.2015
HDP'nin seçimi ve olası sonuçları
05.01.2015
Barışı provokasyondan korumak
03.01.2015
Muhafazakâr dayatma
24.12.2014
Seçim barajı ve Anayasa Mahkemesi
19.12.2014
14 Aralık operasyonu
17.12.2014
Başkalarının kiri
24.11.2014
Şiddetin kapısına kilit vuralım
19.11.2014
Doğru kelimeleri bulmak
11.11.2014
Fas’ta IŞİD, laiklik ve Kobani tartışması
07.11.2014
Kobani’de yeni dengeler
27.10.2014
Puslu havayı dağıtmak
22.10.2014
Dolmabahçe Toplantısı’ndan notlar
13.10.2014
Bu ateş hepimizi yakar
10.10.2014
Sağduyu ve itidal zamanı
02.10.2014
Suriye’de yeni politika ihtiyacı
23.09.2014
Kobani, rehineler ve Şer’den çıkan hayır
19.09.2014
Çok-kültürlü eğitim, anadil ve Türkiye (1)
13.09.2014
Yeni hükümet ve Çözüm Süreci
10.09.2014
CHP Kongresi: Akıntıya karşı kürek
07.09.2014
Kutuplaşma, helalleşme ve muhalefet
03.09.2014
AKP’de yeni dönem: Erdoğan, Gül ve Davutoğlu
24.08.2014
Demirtaş, cumhurbaşkanlığı seçiminde neyi başardı?*
21.08.2014
Barış, çözüm ve provokasyon
17.08.2014
‘Tarih’ tartışması
14.08.2014
Kürtlerin ittifakı bir zorunluluk
12.08.2014
İki kazanan, bir kaybeden
09.08.2014
IŞİD vahşeti ve Kürtlerin birliği
29.07.2014
İhsanoğlu’nun Diyarbakır mesaisi
21.07.2014
Kürtler Kürt de olabiliyor!
16.07.2014
Bize yine hasret kaldı
13.07.2014
Türkiye, PKK ve Kürdistan
10.07.2014
Bağımsız Kürdistan
08.07.2014
Barış inşa ediliyor, bazıları neden mutsuz?
05.07.2014
Demirtaş’ın adaylığı
26.06.2014
Barışa katlanmak
20.06.2014
12 Eylül’e müebbet
19.06.2014
Elveda Kemalizm
12.06.2014
Cezalandırmayalım, ödüllendirelim
10.06.2014
Barışı toplum sahiplendi*
08.06.2014
Barış annelere emanet!
06.06.2014
Çözüm Süreci'nde yeni aşama
31.05.2014
Annelerin hasreti çabuk bitsin!
28.05.2014
İki zihniyetin mücadelesi veya 27 Mayıs’tan çıkmak
23.05.2014
Soma (2): Muhalefet ve sosyal medya
21.05.2014
Soma (1): Mevcut durum, iktidar ve sorumluluk
10.05.2014
Bakan Çağlayan’ın saati
05.05.2014
Doğru politika, yanlış aktör
03.05.2014
Anayasa Mahkemesi (3): Kılıç’ın konuşmasındaki yanlışlar
29.04.2014
Anayasa Mahkemesi (2): Kılıç’ın konuşmasındaki doğrular
27.04.2014
Anayasa Mahkemesi (1): Kararlar ve cumhurbaşkanlığı seçimi
21.04.2014
Barışmak sabretmekle mümkün
10.04.2014
2014 seçimlerinin aynasında AKP ve CHP *
07.04.2014
Kürtler barışa oy verdi
04.04.2014
Kaybedenler kulübü
30.03.2014
Kürt siyaseti ve meşruiyet
25.03.2014
‘Kürtlerin vakti geldi’ mi?
23.03.2014
Barıştan korkmamak
19.03.2014
Tahliye furyası ve yeni Ergenekon algısı
16.03.2014
Sağduyu çağrısının muhatabı kim olmalı?
14.03.2014
Hayatı ve ölümü araçsallaştıran bizlere dair…
11.03.2014
HDP’ye saldırı: Kim yapıyor, neden yapıyor?
05.03.2014
Atatürk’e hakaret, Türköne ve yargı
02.03.2014
Güncellenmiş 28 Şubatlar
27.02.2014
MİT Yasası: Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak
25.02.2014
Başarısız bir 367 denemesi
20.02.2014
İnternet yasası
18.02.2014
‘İyi ki Öcalan var’
10.02.2014
Barış huzursuzluğu
06.02.2014
BDP ve HÜDA-PAR: Sorumluluk vakti
03.02.2014
Cemaat’in Kürt meselesindeki perspektifi
30.01.2014
Gülen’in BBC röportajı: ‘Bu arkadaş’ ve ‘adadaki insan’
28.01.2014
Nasıl bir HSYK?
24.01.2014
HSYK tartışması
16.01.2014
17 Aralık ve Kürt siyaseti (3)
09.01.2014
İnsafınız kurusun!
06.01.2014
17 Aralık ve Cemaat (2)
03.01.2014
17 Aralık ve AKP (1)
29.12.2013
Roboski: Hakaret
25.12.2013
Yargının Diyarbakır kriterleri
22.12.2013
AKP, Cemaat ve demokrasinin ipi
18.12.2013
Hawara Licê
14.12.2013
Acının keyfini sürmek
11.12.2013
Devletin mahremiyeti ve vatan hainliği
08.12.2013
Diyarbakır’ın seçimi
04.12.2013
Halkın sevgilisi Atatürk
03.12.2013
Zarar gören, kaybeden hiç kimse yok
1.12.2013
Koruculuk (2): Nasıl silah bırakırlar
28.11.2013
Koruculuk (1): Neden korucu oldular
26.11.2013
Dershaneler ve çözüm süreci
23.11.2013
Kürtler ne yana düşer, Kürdistan ne yana düşer?
19.11.2013
Diyarbakır buluşması: Semboller ve söylem
16.11.2013
Ayar kaçmasın!
12.11.2013
'Siyasi' değil 'itikadi'
11.11.2013
Kürtler arasında da barışa ihtiyaç var
06.11.2013
Yeni bir kimlik ihtiyacı
04.11.2013
Kim kimi Türkiyelileştirecek?
29.10.2013
CHP, BDP ve Sarıgül
22.10.2013
Demokratik felaket
15.10.2013
Perakende demokrasi
08.10.2013
Başörtüsüne tam özgürlük
01.10.2013
Brüksel'de 'Gezi' havası
24.09.2013
Cami-cemevi ve asimilasyon
18.09.2013
Tıkanmayı aşmak
10.09.2013
Çantada keklik
04.09.2013
Artık ana güzergah siyasettir
28.08.2013
'Stratejik konum'
21.08.2013
Ergenekon'a kefil olmak
13.08.2013
Olmayacak duaya amin
06.08.2013
Adaletin önündeki baraj
30.07.2013
Kürt anasını görsün artık!
25.06.2013
Demokratik reform ihtiyacı
18.06.2013
ERDOĞAN, MESAJI ANLAMADI MI?
11.06.2013
Gezi ve Kürtler
05.06.2013
Vesayetin kurumsallaşması
28.05.2013
Kimin iradesinden söz ediyorsunuz?
03.05.2013
Veda vakti
27.04.2013
Kürt meselesi nedir
19.04.2013
Türkiye mucizesi
12.04.2013
İrlanda dersleri
08.04.2013
Çokkültürlü vatandaşlık
29.03.2013
‘Türk kimliği’ meselesi
22.03.2013
Newroz û Aşitî pîroz be
15.03.2013
Barışın hâlleri
08.03.2013
Vicdanımız reddediyor
01.03.2013
Tedirgin olan kim
22.02.2013
Ah bu arşivlerin gözü kör olsun!
15.02.2013
‘Türk sorunu’
08.02.2013
‘Solin Ölmesin’
01.02.2013
‘Atatürk devrine dönemeyiz’
25.01.2013
‘Fezleke hukuku’
18.01.2013
Elbette ‘hubbu Ali’den’ değil!
11.01.2013
Helva
04.01.2013
Bu kez final barış olsun
30.12.2012
Acıdan süzülmüş metanet
28.12.2012
Bu dava bitmedi!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı