Vahap COŞKUN

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

24 Haziran (4) HDP ve Demirtaş (*)


20.7.2018 - Bu Yazı 587 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 24 Haziran öncesinde birçok defa vurgulandığı gibi, bu seçimlerde en kritik noktalardan biri HDP’nin seçim barajının altında kalıp kalmayacağıydı. Zira Meclis’te iktidar mimarisinin şekillenmesinde HDP’nin alacağı netice belirleyici olacaktı. Bundan ötürü gözler HDP’nin üzerindeydi.

HDP cumhurbaşkanlığı seçimlerine eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ı aday göstererek girdi. HDP’nin seçenekleri sınırlıydı; Edirne’de tutuklu bulunan Demirtaş da HDP için en güçlü adaydı. Çünkü partinin içinde kitlesel tabanı bu denli geniş ve farklı kesimlere de hitap edebilme özelliğini haiz başka bir isim yoktu.

Demirtaş, güç koşullara ve son derece kısıtlı imkânlara rağmen, etkili bir kampanya yürüttü. Bir bahsi diğer, ama belirtmeden geçmeyeyim: Demirtaş’ın kampanyasının en büyük handikapı, ciddiyet eksikliğiydi. Asık suratlı bir siyaset ortamında, güler yüzlü bir kampanya doğru bir fikirdi. Ancak burada aslolan kıvamı kaçırmamaktı. Neredeyse bütün mesajların espriler ve şakalar vasıtasıyla verilmeye çalışılması, bir müddet sonra hem sempatikliğini yitirdi, hem de mesajların içeriğini gölgeledi. Yine de Demirtaş’ın kampanyası, bilhassa sosyal medyada belli bir karşılık buldu.

Tamamlanan misyon

En güçlü isim olmasına rağmen Demirtaş’ın aday olması, bana göre yanlıştı. İki sebebi var bunun. Birincisi, Demirtaş’ın misyonunu 2014’te yerine getirmiş olmasıydı. 2014’te halk ilk defa cumhurbaşkanını doğrudan seçiyordu. Tek bir seçim vardı, bütün ilgi cumhurbaşkanlığı üzerinde yoğunlaşmıştı. İki muhalefet partisinin (CHP ve MHP) liderleri, Erdoğan’ın karşısına çıkacak cesareti gösterememiş ve o güne kadar kamuoyunun âşinâ olmadığı bir isimle (Ekmeleddin İhsanoğlu) yarışa girmişlerdi. Böyle bir ortamda Demirtaş, siyasi bir aktör olarak büyük bir rol oynayabilirdi.

Oynadı da. Demirtaş, seçim sürecinde gayet iyi bir performans sergiledi. Yüzde 10 oy alarak büyük bir başarıya imza attı ve HDP’nin parti olarak barajı geçebileceğine dair fikrin olgunlaşmasını ve destek bulmasını sağladı. Nitekim bir yıl sonra, 7 Haziran 2015’te yapılan seçimlerde HDP yüzde 13’e çıktı. Demirtaş, üzerine düşeni fazlasıyla yapmıştı.

2018’de ise şartlar farklıydı. Bir kere tek değil iki sandık vardı. HDP için yaşamsal derecede önem arz eden husus, tekrar Meclis’e girebilmekti. Parti -- doğal olarak -- cumhurbaşkanlığı seçimlerini değil parlamento seçimlerini önceliyordu. Yani ilginin odağında Demirtaş değil, seçim barajı bulunuyordu. 24 Haziran’a yaklaştıkça bu öncelik düşüncesinin HDP seçmeninde de yer ettiği görüldü. Önceleri Demirtaş’ın oyları HDP’nin önündeyken, zamanla HDP’nin oyları Demirtaş’ın önüne geçti.

Yeni hukuki pozisyon

Zaten Demirtaş da yüzde 8.40 oranıyla 2014’te aldığı oyun gerisine düştü. Dolayısıyla hem Demirtaş’ın hem de HDP’nin bu öncelik meselesini daha doğru değerlendirmeleri gerekirdi. Salt Meclis seçimlerine yoğunlaşan bir strateji izlemeleri, parti için daha olumlu bir tablo ortaya çıkarabilirdi.

İkincisi, Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığı yerine milletvekilliğine aday gösterilmesinin daha yerinde olacağını düşünmemdi. Evet, cumhurbaşkanı adaylığının sembolik anlamı ağırdı. Lâkin bu, Demirtaş’a herhangi bir hukuki kazanım sağlamayacaktı. Oysa Demirtaş milletvekili adayı gösterilseydi, bundan bir sonuç alınacağı kesindi. Demirtaş, vekil olarak yasama dokunulmazlığına sahip olurdu. Elde edilen bu hukuki pozisyon üzerinden Demirtaş’ın özgürlüğüne kavuşturulmasının yolları zorlanabilirdi.    

“Post-modern parti kapatma süreci”

HDP, 24 Haziran’da 5.867.302 oy aldı, oranı yüzde 11.70 oldu. Bundan önceki iki seçimle kıyaslandığında manzara şöyle: HDP’nin 7 Haziran 2015 seçimlerindeki oyu 6.058.489, oranı yüzde 13.12 idi. 1 Kasım 2015 seçimlerinde ise HDP’nin oyu 5.148.085, oranı ise yüzde 10.78 oldu. Yani HDP şu anda 7 Haziran ile 1 Kasım arasında bir yerde duruyor; 7 Haziran’a nispetle (1.5 puan) geride, 1 Kasım’a nispetle (1 puan) ilerde.

Peki, bu sonuç nasıl okunabilir? Üç noktanın altını çizmek isterim:

(1) HDP, parti olarak, son iki yıldır büyük bir baskıya maruz kaldı. Milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı. Eş genel başkanları tutuklandı. Bazı vekilleri cezaevine kondu, bazı vekillerin vekillik sıfatları düşürüldü. Parti teşkilatlarına büyük operasyonlar yapıldı, parti yöneticileri tasfiye edildi. Partinin taraftarları ile olan bağları kesildi, parti fiilen çalışamaz hale getirildi.

Bir yazıda bu hali “post-modern parti kapatma süreci” olarak nitelemiştim. Parti hukuken kapatılmıyor, partinin hukuki varlığı korunuyor ama gerçekte partinin siyasi faaliyette bulunmasının önüne bariyerler konuyor ve parti işlevsiz kılınıyor. HDP’ye yapılan tam anlamıyla bu!

Bütün bunlara karşın HDP’nin yüzde 12’ye yakın oy alması, 67 milletvekili ile Meclis’te güçlü bir temsil gücü elde etmesi ve bir miktar oy kaybetmekle birlikte oy tabanını muhafaza etmesi azımsanmayacak bir başarıdır. Madalyonun bir tarafı budur.

Yüzleşme gereği

(2) Ancak madalyonun bir de diğer tarafı var. Orada ise HDP’nin geleneksel olarak güçlü olduğu illerde oylarının eridiği görülüyor. 1 Kasım ile karşılaştırıldığında HDP; Şırnak’ta 15 puan, Hakkâri’de  13 puan, Diyarbakır ve Siirt’te 7 puan, Ağrı, Batman ve Van’da 6 puan, Iğdır’da 8 puan oy kaybetti. Eğer karşılaştırma 7 Haziran ile yapılırsa, kayıp oranının daha yüksek olduğu ortaya çıkar.

Bu kayıpta en önemli sebep, 7 Haziran’dan sonra meydana gelen kırılmanın giderilememesidir. 7 Haziran, HDP’nin içinden çıktığı geleneğin tepe noktasıydı. Yakalanan hava, partiyi daha üst noktalara taşıma potansiyeline sahipti. Ancak 7 Haziran’dan sonra PKK’nin hendek ve barikatlarla çatışmaları şehirlere taşıması ve HDP’nin de buna karşı tavır geliştirmemesi, HDP’yi yükselten dalgayı kırdı. Aradan geçen süre zarfında da HDP bu kırılmanın üstesinden gelebilecek bir söylem geliştiremedi.

Hendek, HDP’nin tılsımını bozdu. HDP seçmeni, partisine en sadık seçmen kitlesi; dolayısıyla bu kitle partisinin politikasını tasvip etmese ve yanlış bulsa da, yine büyük çoğunlukla ona oy verdi. Ancak hendekler karşısındaki tavırsızlık -- ve hattâ HDP adına konuşan bazı temsilcilerin hendekleri onaylayan tavırları -- HDP’ye yönelişin önünü kesti. Gelinen nokta, HDP’nin hendeklerle yüzleşmesini gerektiriyor. Aksi takdirde ne 7 Haziran’dan sona kaybettiklerini geri alabilir, ne de parti tabanını genişletebilir.

HDP’yi CHP’ye borçlu çıkarmak

(3) Türkiye’de siyasi yorumcuların önemli bir kısmı, HDP’nin barajı aşmasını CHP’den gelen oylarla açıkladılar. Hattâ yorumcuların bazıları, HDP’nin gerçek oyunun Demirtaş’ın aldığı oy olduğunu söylediler. Demirtaş yüzde 8.40, HDP ise yüzde 11.70 almıştı; buna göre HDP oylarının 3.5 puanı CHP’lilerin stratejik olarak ona verdikleri oylardan ibaretti.

Baştan söyleyeyim, bu görüşe katılmıyorum. Bazı CHP’lilerin, AK Parti’nin Meclis’te mutlak çoğunluk oluşturmasını engellemek için HDP’ye oy verdiği muhakkak. Ama bu, iddia edildiği oranda değil. Çünkü CHP, 1 Kasım’da yüzde 25.32, 24 Haziran’da ise yüzde 22.65 oy aldı. Yani CHP’nin iki seçim arasındaki toplam oy kaybı 2.5 puan civarında. Bu durumda, HDP’nin CHP’den gelen oylar vasıtasıyla baraj altında kalmaktan kurtulduğunu savunanlara göre, CHP’den giden bütün oyların HDP’ye gelmiş olması icap eder.

Oysa gerçek böyle değil. CHP’den kaçan oyların birinci adresi İYİ Parti oldu, dolayısıyla CHP’deki kayıptan ziyadesiyle istifade eden de İYİ Parti idi. Çilek Ağacı’nın oy geçişlerini analiz eden raporundaki veriler de bunu doğruluyor. Çilek Ağacı, 2015’te CHP’ye oy veren her on seçmenden birinin İYİ Parti’ye oy verdiğini, CHP’den HDP’ye geçen büyük bir seçmen kitlesinin gözlenmediğini belirtiyor. Yine Çilek Ağacı’nın verilerine göre, HDP seçmen kitlesini en iyi koruyan parti oldu. 2015’te HDP’ye oy veren her on seçmenden dokuzu tekrar HDP’ye oy verdi. (Partiler arası oy geçişleri için yazının altında verilen grafiğe bakınız: http://cilekagaci.com/2018/06/30/haziran-2018-secim-analizi-ve-oy-gecisleri/)

KONDA genel müdürü Bekir Ağırdır da HDP’ye verilen stratejik oyun sınırlı olduğunu ifade ediyor. Ağırdır’a göre HDP’nin aldığı % 11.7 oranındaki oyun ağırlıklı bölümü Kürtlerden geliyor. “HDP barajı geçsin” diye verilen oy, yarım puan bile etmiyor. (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/konda-genel-muduru-bekir-agirdir-sonuclari-degerlendirdi-hangi-oy-nereye-gitti-40877223)

Bu itibarla HDP’yi CHP’ye borçlu çıkarmaya gerek yok. HDP’nin aldığı oy kendi oyları.

(*) Bu yazının orijinali 18.7.2018 tarihinde Kürdistan 24’te yayınlanmıştır. Bkz

http://www.kurdistan24.net/tr/opinion/abff7e68-354d-47a7-9b69-144f05219e5f

.

Facebook Yorumları

Kod8
14.12.2018
Siyasî ayak oyunlarına hukukî kılıf
9.12.2018
Çözümden korkanlar ve çözümü bekleyenler
2.12.2018
“Akil İnsanlar”: Meşruiyete açılan kapı (*)
23.11.2018
AİHM’nin "ağır" Demirtaş kararı*
16.11.2018
Malatya (1) BİLSAM ve kayısı ezmesi
9.11.2018
Son iki yılda HDP ve Demirtaş*
3.11.2018
İttifakta çatlak
29.10.2018
Çözüm süreçlerinde medyanın sorumluluğu*
20.10.2018
Siyasete ayarlı hukuk*
2.10.2018
ABD’nin kafasındaki Suriye (*)
1.10.2018
“Terör uzantısı parti”
21.9.2018
Aman kafanız karışmasın!
21.9.2018
Soçi'nin anlamı
18.9.2018
Tahran’dan sonrası (*)
11.9.2018
İdlib'de adım adım kıyamete
1.9.2018
Karanlık geçmişi sahiplenmek (*)
28.8.2018
On Ders
21.8.2018
HDP’de çarşı karıştı (*)
15.8.2018
İki partili siyasete devam*
8.8.2018
24 Haziran (6): MHP ve İYİ Parti
31.7.2018
24 Haziran (5) HDP’nin oyu kimin oyu? (*)
20.7.2018
24 Haziran (4) HDP ve Demirtaş (*)
17.7.2018
24 Haziran (3): CHP, Kılıçdaroğlu ve İnce
10.7.2018
24 Haziran (2) Erdoğan ve AK Parti (*)
7.7.2018
Suruç (2) İktidarın ölümcül günahları
30.6.2018
24 Haziran (1) Genel manzara (*)
24.6.2018
Suruç (1) Medyanın ölümcül günahları
22.6.2018
Kaybedince sevineceğim bir iddia (*)
19.6.2018
Saadet Partisinin Kürt raporu*
14.6.2018
“Çatışmadan en fazla zararı toplum görüyor” (*)
10.6.2018
HDP ve seçim barajı meselesi
7.6.2018
Marmara’da bir ada (3) “Sokakta leşi sürünmeyen siyasetçi kalmayacak”
6.6.2018
Zihnimin rengi
1.6.2018
HDP ve kamburu
25.5.2018
Ters tepme listesi (*)
24.5.2018
Marmara’da bir ada (1) Efsanenin silik gölgesi
20.5.2018
24 Haziran’a doğru bölgede durum (*)
17.5.2018
Psikolojik üstünlük kaybı
14.5.2018
24 Haziran ve Akşener’in Yazgısı
11.5.2018
Barışın zamanı ve adresi
5.5.2018
İYİ Parti kimin için “İYİ”? *
2.5.2018
Şapkadan çıkan tavşan
24.4.2018
Etik sorgulamanın doğru adresi
20.4.2018
Göz boyama ve gözdağı
16.4.2018
Taşeron işçinin ekmeğine göz koymak
13.4.2018
Batı, Suriye’ye müdahale eder mi?
6.4.2018
ABD için dönüş vakti mi?
3.4.2018
Zeytindağı (2) “Tarihin hakkı tarihe, Cemal’in hakkı Cemal’e”
30.3.2018
ABD’de Şahinlerin Dönemi
24.3.2018
Afrin’in Ötesi
15.3.2018
Mehmet Altan kararı (*)
12.3.2018
“Paranız yoksa onurunuz var”
2.3.2018
Resmî ideolojinin gücü (4)
25.2.2018
HDP’nin Yeni Dönemi
8.2.2018
Resmî ideolojinin gücü (3)
29.1.2018
Resmî ideolojinin gücü (2)
12.1.2018
OHAL, nasıl bir hal (3) Zorunlu kıyafet
6.1.2018
Irak Kürtleri ve 2018*
3.1.2018
OHAL, nasıl bir hal? (1) Hukuksuz yöntem
26.12.2017
ABD’nin denge siyaseti ve PYD (*)
17.12.2017
Kürdistan neresi?
16.12.2017
Trump'ın kuyuya attığı taş
12.12.2017
Sarraf vakasıyla yüzleşmek (*)
2.12.2017
Korku siyaseti kime yarar?
15.11.2017
Kişi kültü ve demokratik normalleşme
13.11.2017
“Halkın itimadına küfranı nimet etmem”
11.11.2017
Kürdistn referandumu (7) Kürtlerin kaybı, Türkiye’nin kazancı mı?
6.11.2017
Kürdistan referandumu (6) açlık-yokluk tehdidi
3.11.2017
Kürdistan referandumu (5) beş bin Ülkücü
20.10.2017
Kürdistan referandumu (4) beka meselesi
16.10.2017
Kürdistan referandumu (3) İkinci İsrail
10.10.2017
Kürdistan referandumu (2) zamanı değil
1.10.2017
“Bildiğin gibi değil”
24.9.2017
Hukuk ötesi SİHA
21.9.2017
Kürt anasını gömmesin
18.9.2017
“Ulus-devletçik”
15.9.2017
Masum olsan ne fayda?
9.9.2017
Suspus Meclis
2.9.2017
Meclisin ruhuna fatiha
26.8.2017
Rasyonel seçmen
26.8.2017
Uzun vâdeli mücadele
22.8.2017
“Dâvâ” bizden uzak olsun!
15.8.2017
İşkenceye sıfır toleranstan, sıra dayağına
10.8.2017
15 Temmuz’un ardından (5)
7.8.2017
15 Temmuz’un ardından (4)
31.7.2017
15 Temmuz’un ardından (3)
27.7.2017
Onlar hem vatandaş, hem rehin/e
26.7.2017
Akıldan uzakta
23.7.2017
15 Temmuz’un ardından (2)
20.7.2017
15 Temmuz’un ardından (1)
19.7.2017
İnsan hakları ve AKP: Dün ve bugün
15.7.2017
“Terörist”
11.7.2017
Kürtler devlete “eyvallah” etmedi; PKK’ye de etmez!
5.7.2017
Adalet yürüyüşünün karşılığı
26.6.2017
Sanki bütün sorun “anlatamamak”mış gibi!
20.6.2017
“Sayılı gündür, gelip geçer”
18.6.2017
Damat tahliyeleri ve vekil tutuklamaları
7.6.2017
Şüphe bulutlarını dağıtmak
5.6.2017
Dava
3.6.2017
Tabela ve bellek
27.5.2017
Halkla inatlaşılmaz
26.5.2017
Tarihî kişilikleri tartışmak
23.5.2017
Ergenekon’un akibeti, 15 Temmuz’un başına olmasın!
21.5.2017
Tarafsızlık süsü verilmiş ayırımcılık
17.5.2017
Hangi cephe, hangi blok?
13.5.2017
2019 arayışları ve Gül’ün adı
9.5.2017
Erdoğan’ın dönüşü
7.5.2017
CHP ve siyasetin kaynayan kazanı
26.4.2017
16 Nisan’a vurulan mühür
22.4.2017
16 Nisan’dan sonra AKP ve HDP ne yapmalı?
19.4.2017
17 Nisan'a uyanmak
16.4.2017
Neden hayır?
15.4.2017
Dost ve post
7.4.2017
Milleti denize dökmek
4.4.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 5
30.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 4
29.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 3
29.3.2017
Anayasa değişiklik teklifinin içeriği-1
27.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 2
14.3.2017
Nerden baksan tutarsızlık!
12.3.2017
Bitpazarına nur yağmaz
9.3.2017
15 Temmuz’un tapusu
21.8.2015
Yapısal hatalar (3): Taahütlere uymama
18.8.2015
Yapısal hatalar (2): Muğlaklık
13.8.2015
Yapısal hatalar (1): Zaman
11.8.2015
Bilek güreşi
7.8.2015
Herkes kendine yakışanı yapar
4.8.2015
Feryatlar gökyüzüne yükselirken…
30.7.2015
'Biz yapmadık, bağımsız birimler yaptı'
28.7.2015
'Size savaş yaptırmayacağız'
24.7.2015
Akıl tutulması
21.7.2015
Çıkış kapısı
15.7.2015
Kabak tadı
9.7.2015
Gerçeğe dönüş
6.7.2015
Faili meçhul değil faili malum
30.6.2015
Türkiye'nin bitmeyen Kürt fobisi
25.6.2015
Merkezin dönüşümü
23.6.2015
Kalkınma ve özgürlük kıskacında Demirel
18.6.2015
Koalisyon kurmanın güçlüğü ve unutkanlık
15.6.2015
Çözüm koalisyonu
11.6.2015
Bir parça huzura hasret kalmak
8.6.2015
Kazanan siyaset ve demokrasi oldu
5.6.2015
Seçim ve felaket senaryoları
2.6.2015
Seçim ve siyasi rüşt
29.5.2015
SEÇİM VE TARAFSIZLIK
23.5.2015
Seçim ve normalleşme
19.5.2015
Seçimler gelir gider, kalıcı olan barıştır!
16.5.2015
Sinn Fein ile bir gün
11.5.2015
Geçmişi geçmiş kılmak
3.5.2015
PKK’nin özrü ne anlama geliyor?
29.4.2015
HDP: Türkiye'nin batısına konuşmak
28.4.2015
HDP’nin merkeze yolculuğu
23.4.2015
HDP’nin dezavantajları
22.4.2015
HDP’nin avantajları
17.4.2015
PKK çekilmeli
14.4.2015
Demokrasiden umut kesmek
11.4.2015
Barış sürecinin hukuku
7.4.2015
Çözüm Süreci ve Yeni Anayasa
06.04.2015
İzleme Heyeti ve PKK’nin meşruluğu
02.04.2015
Eşme ruhu ve Genelkurmay’ın ruhu
28.03.2015
Tavanda sorun, tabanda rahatsızlık
23.03.2015
Barışın newrozu
20.03.2015
Barış cümleleri toplamak
15.03.2015
Çağrı, irade ve sorumluluk
08.03.2015
Eyvah barış geliyor!
04.03.2015
Tarihi çağrı
07.02.2015
HDP'nin seçimi ve olası sonuçları
05.01.2015
Barışı provokasyondan korumak
03.01.2015
Muhafazakâr dayatma
24.12.2014
Seçim barajı ve Anayasa Mahkemesi
19.12.2014
14 Aralık operasyonu
17.12.2014
Başkalarının kiri
24.11.2014
Şiddetin kapısına kilit vuralım
19.11.2014
Doğru kelimeleri bulmak
11.11.2014
Fas’ta IŞİD, laiklik ve Kobani tartışması
07.11.2014
Kobani’de yeni dengeler
27.10.2014
Puslu havayı dağıtmak
22.10.2014
Dolmabahçe Toplantısı’ndan notlar
13.10.2014
Bu ateş hepimizi yakar
10.10.2014
Sağduyu ve itidal zamanı
02.10.2014
Suriye’de yeni politika ihtiyacı
23.09.2014
Kobani, rehineler ve Şer’den çıkan hayır
19.09.2014
Çok-kültürlü eğitim, anadil ve Türkiye (1)
13.09.2014
Yeni hükümet ve Çözüm Süreci
10.09.2014
CHP Kongresi: Akıntıya karşı kürek
07.09.2014
Kutuplaşma, helalleşme ve muhalefet
03.09.2014
AKP’de yeni dönem: Erdoğan, Gül ve Davutoğlu
24.08.2014
Demirtaş, cumhurbaşkanlığı seçiminde neyi başardı?*
21.08.2014
Barış, çözüm ve provokasyon
17.08.2014
‘Tarih’ tartışması
14.08.2014
Kürtlerin ittifakı bir zorunluluk
12.08.2014
İki kazanan, bir kaybeden
09.08.2014
IŞİD vahşeti ve Kürtlerin birliği
29.07.2014
İhsanoğlu’nun Diyarbakır mesaisi
21.07.2014
Kürtler Kürt de olabiliyor!
16.07.2014
Bize yine hasret kaldı
13.07.2014
Türkiye, PKK ve Kürdistan
10.07.2014
Bağımsız Kürdistan
08.07.2014
Barış inşa ediliyor, bazıları neden mutsuz?
05.07.2014
Demirtaş’ın adaylığı
26.06.2014
Barışa katlanmak
20.06.2014
12 Eylül’e müebbet
19.06.2014
Elveda Kemalizm
12.06.2014
Cezalandırmayalım, ödüllendirelim
10.06.2014
Barışı toplum sahiplendi*
08.06.2014
Barış annelere emanet!
06.06.2014
Çözüm Süreci'nde yeni aşama
31.05.2014
Annelerin hasreti çabuk bitsin!
28.05.2014
İki zihniyetin mücadelesi veya 27 Mayıs’tan çıkmak
23.05.2014
Soma (2): Muhalefet ve sosyal medya
21.05.2014
Soma (1): Mevcut durum, iktidar ve sorumluluk
10.05.2014
Bakan Çağlayan’ın saati
05.05.2014
Doğru politika, yanlış aktör
03.05.2014
Anayasa Mahkemesi (3): Kılıç’ın konuşmasındaki yanlışlar
29.04.2014
Anayasa Mahkemesi (2): Kılıç’ın konuşmasındaki doğrular
27.04.2014
Anayasa Mahkemesi (1): Kararlar ve cumhurbaşkanlığı seçimi
21.04.2014
Barışmak sabretmekle mümkün
10.04.2014
2014 seçimlerinin aynasında AKP ve CHP *
07.04.2014
Kürtler barışa oy verdi
04.04.2014
Kaybedenler kulübü
30.03.2014
Kürt siyaseti ve meşruiyet
25.03.2014
‘Kürtlerin vakti geldi’ mi?
23.03.2014
Barıştan korkmamak
19.03.2014
Tahliye furyası ve yeni Ergenekon algısı
16.03.2014
Sağduyu çağrısının muhatabı kim olmalı?
14.03.2014
Hayatı ve ölümü araçsallaştıran bizlere dair…
11.03.2014
HDP’ye saldırı: Kim yapıyor, neden yapıyor?
05.03.2014
Atatürk’e hakaret, Türköne ve yargı
02.03.2014
Güncellenmiş 28 Şubatlar
27.02.2014
MİT Yasası: Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak
25.02.2014
Başarısız bir 367 denemesi
20.02.2014
İnternet yasası
18.02.2014
‘İyi ki Öcalan var’
10.02.2014
Barış huzursuzluğu
06.02.2014
BDP ve HÜDA-PAR: Sorumluluk vakti
03.02.2014
Cemaat’in Kürt meselesindeki perspektifi
30.01.2014
Gülen’in BBC röportajı: ‘Bu arkadaş’ ve ‘adadaki insan’
28.01.2014
Nasıl bir HSYK?
24.01.2014
HSYK tartışması
16.01.2014
17 Aralık ve Kürt siyaseti (3)
09.01.2014
İnsafınız kurusun!
06.01.2014
17 Aralık ve Cemaat (2)
03.01.2014
17 Aralık ve AKP (1)
29.12.2013
Roboski: Hakaret
25.12.2013
Yargının Diyarbakır kriterleri
22.12.2013
AKP, Cemaat ve demokrasinin ipi
18.12.2013
Hawara Licê
14.12.2013
Acının keyfini sürmek
11.12.2013
Devletin mahremiyeti ve vatan hainliği
08.12.2013
Diyarbakır’ın seçimi
04.12.2013
Halkın sevgilisi Atatürk
03.12.2013
Zarar gören, kaybeden hiç kimse yok
1.12.2013
Koruculuk (2): Nasıl silah bırakırlar
28.11.2013
Koruculuk (1): Neden korucu oldular
26.11.2013
Dershaneler ve çözüm süreci
23.11.2013
Kürtler ne yana düşer, Kürdistan ne yana düşer?
19.11.2013
Diyarbakır buluşması: Semboller ve söylem
16.11.2013
Ayar kaçmasın!
12.11.2013
'Siyasi' değil 'itikadi'
11.11.2013
Kürtler arasında da barışa ihtiyaç var
06.11.2013
Yeni bir kimlik ihtiyacı
04.11.2013
Kim kimi Türkiyelileştirecek?
29.10.2013
CHP, BDP ve Sarıgül
22.10.2013
Demokratik felaket
15.10.2013
Perakende demokrasi
08.10.2013
Başörtüsüne tam özgürlük
01.10.2013
Brüksel'de 'Gezi' havası
24.09.2013
Cami-cemevi ve asimilasyon
18.09.2013
Tıkanmayı aşmak
10.09.2013
Çantada keklik
04.09.2013
Artık ana güzergah siyasettir
28.08.2013
'Stratejik konum'
21.08.2013
Ergenekon'a kefil olmak
13.08.2013
Olmayacak duaya amin
06.08.2013
Adaletin önündeki baraj
30.07.2013
Kürt anasını görsün artık!
25.06.2013
Demokratik reform ihtiyacı
18.06.2013
ERDOĞAN, MESAJI ANLAMADI MI?
11.06.2013
Gezi ve Kürtler
05.06.2013
Vesayetin kurumsallaşması
28.05.2013
Kimin iradesinden söz ediyorsunuz?
03.05.2013
Veda vakti
27.04.2013
Kürt meselesi nedir
19.04.2013
Türkiye mucizesi
12.04.2013
İrlanda dersleri
08.04.2013
Çokkültürlü vatandaşlık
29.03.2013
‘Türk kimliği’ meselesi
22.03.2013
Newroz û Aşitî pîroz be
15.03.2013
Barışın hâlleri
08.03.2013
Vicdanımız reddediyor
01.03.2013
Tedirgin olan kim
22.02.2013
Ah bu arşivlerin gözü kör olsun!
15.02.2013
‘Türk sorunu’
08.02.2013
‘Solin Ölmesin’
01.02.2013
‘Atatürk devrine dönemeyiz’
25.01.2013
‘Fezleke hukuku’
18.01.2013
Elbette ‘hubbu Ali’den’ değil!
11.01.2013
Helva
04.01.2013
Bu kez final barış olsun
30.12.2012
Acıdan süzülmüş metanet
28.12.2012
Bu dava bitmedi!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8