Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Yalçın ERGÜNDOĞAN

yalcin.ergundogan@gmail.com



Bookmark and Share

Eyyy CEHAPE, hepsini alma, birazı kalsın bari…


25.12.2017 - Bu Yazı 537 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kamuoyu böyle bir kayalığın varlığından bile haberdar değildi. Adını ise henüz hiç duymamıştı. Figen Akat adlı Türk bandıralı bir gemi 25 Aralık 1995 tarihinde Ege Denizi’nde, bir kaya parçası önünde karaya oturmuştu. Gemiyi kurtarmak için ise, Türkiye ve Yunanistan’ın kurtarma ekipleri aynı anda, birlikte harekete geçmişti.

O günleri hatırlamayanlar, “iyi ya, ne güzel işte” diyebilirler. Ama öyle olmadı işte.

Ne Yunanistan’da, ne de Türkiye’de kimse ne olduğunu anlamamıştı henüz.

Kurtarma ekipleri arasında “senin yetki alanında, benim yetki alanımda” şeklinde anlaşmazlık çıkmış; başta Türkiye olmak üzere, her iki taraf hükümetleri devreye girip sert sözlerle durduk yerde bir krizin çıkmasını sağlamışlardı.

İşte, o kayalığın adı idi “Kardak”. Yunanca'da İmia, Türkçe'de Kardak olarak anılan bu kayalıklar neredeyse iki ülke arasında bir savaş çıkmasına neden olacaktı. O gün bugündür, Atina ve Ankara arasında, ‘sınırın kayalıkların ne tarafında kaldığına’ ilişkin uzlaşı sağlanamadı. O kadar ki, yakın zamanda o kayalıklar yeniden bir gerilim noktası olarak gene kullanılabilmişti.

[Ocak 2017’de Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Deniz Kuvvetleri’ne ait 2 hücum bot eşliğinde Kardak kayalıklarını ziyaret (!) etti. Derken, ardından Yunanistan’da SYRIZA’nın koalisyon ortağı milliyetçi Bağımsız Yunanlar Partisi (ANEL) başkanı olan Yunanistan Savunma Bakanı Panos Kammenos da kayalıkları ziyarette fırsatı kaçırmadı. Her iki ülkede de iç siyaset içinden çıkılmaz, karmaşık hal almış, Kardak ise; gene imdada yetişmişti…]

İlk Kardak krizinin yaratıldığı tarihlerde, bu gerilim Yunanistan’da bir gazetenin yaşananları kamuoyuna duyurması sonrası kamuoyu gündemine taşınmıştı. Derken, kayalıklara komşu bir adanın belediye başkanı, aralarında bir din görevlisinin de bulunduğu bir grupla kayalıklara çıkıp Yunanistan bayrağı dikmiş ve Yunanistan milli marşını okumuştu.

Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı idi. Eh, içerdeki siyasi istikrarsızlığı perdelemek için gelişmeyi bulunmaz bir fırsat olarak yakalayan dönemin DYP/CHP koalisyon hükümetinin Başbakanı Tansu Çiller de "O bayrak inecek, o asker gidecek" şeklindeki açıklamasını patlatmıştı.

Önemli bir husus daha var, onu da atlamayalım. Hatırlamakta yarar var.

“Türkiye Türklerindir” ibareli “Amiral gemisi”nin askerleri, pardon “gazetecileri”, gazetelerinin temin ettiği helikopterle Kardak kayalıklarına inip, “kahramanca” Türk bayrağını dikmişlerdi.

Neyse ki, araya ABD Başkanı Bill Clinton girmiş, ardından da NATO Genel Sekreteri Javier Solana’nın girişimleri ile gerilim sona erdirilmişti…

“2019’DA GELECEĞİM, O ADALARIN HEPSİNİ ALACAĞIM”

Bana, durup dururken “Kardak krizi”ni hatırlatansa CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun çıkışı oldu. Genelde bu tür krizleri iktidarda bulunanlar, iç kamuoyunda sıkıştıklarında, perdelemek istedikleri karanlık işleri, türlü çeşitli manevraları, açmazları olduğunda çıkarırlar.

Ama görünen o ki, CHP’nin ve o zihniyetin geçmişten devraldığı “sırtındaki bagajların” doğurduğu AKP iktidarı, tüm açmazlarına rağmen CHP’nin devlet desteği ve payandalığında iktidarını sürdürecek…

Sırtındaki bagajlardan kurtulmayı aklına bile getirmeyen CHP yönetimi, iktidara yeni manevra imkanları sunmada ise; büyük ustalık gösteriyor.

İnanılır gibi değil ama, gerçek! (‘İktidar dururken, CHP’yi eleştirme’ diyen okurları da ikna edip, eleştirilerime ortak etmek istiyorum…)

Kılıçdaroğlu, birden nasıl ortaya çıktığı anlaşılamayan bu “hükümeti kurtarma hamleleri”ni, partisine Genel Başkan Yardımcısı olarak adeta “paraşütle atanan” zatın dış politika kılavuzluğunda sürdürüyor tabii ki. Muhtemelen onun tavsiyeleriyle Kılıçdaroğlu, Yunanistan’daki koalisyon hükümetinin ırkçı, milliyetçi Bağımsız Yunanlar Partisi (ANEL) başkanı olan Savunma Bakanı Panos Kammenos ile ağız dalaşına ve gerilim çıkarma yarışına giriyor.

Sözüm ona Saray iktidarına yönelik “Adaları Yunanistan’a kaptırdınız” mealindeki eleştiri ve açıklamalarıyla hamasî, milliyetçi hamlelerine, Yunanistan Savunma Bakanı Panos Kammenos; “Sıkıysa gel al” cümlesi ile karşılık veriyor. Kılıçdaroğlu’ndan aldığı pası değerlendiriyor...

CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz arkadan suflesini sürdürüyor. iktidarları döneminde Ege Denizi'nde egemenliği Türkiye'ye ait olan 156 adanın Türkçe isimlerini tek tek açıklayacaklarını ifade ediyor ve ekliyor: "Yunanistan, Türkiye'nin sabrını test etmesin. Hiç ummadığı zamanda balyozu kafasına yer…" (Yurt Gazetesi, 20 Aralık 2017)

Sonunda, Kılıçdaroğlu da patlatıyor en can alıcı, veciz cümlesini:

“2019’da iktidara gelip, o adaların hepsini alacağım!..”

* * *

Kemal bey tam da bu açıklamaları yaptığı sırada, MetroPoll Araştırma şirketinin kurucusu Özer Sencar, son anketlerini açıklıyor ve yeni kurulan İYİ Parti'nin “en fazla CHP'den oy alacağını” belirtiyor.

Sencar’ın anket sonuçları hakkındaki değerlendirmesine göre; "Ekim ve Kasım ayı araştırmalarına göre İYİ Parti’ye oy vereceğini söyleyenlerin yüzde 44'ü kendisini Milliyetçi, yüzde 26'sı Atatürkçü-Laik, yüzde 16'sı Muhafazakar-Dindar ve yüzde 9'u Solcu-Sosyal Demokrat olarak tanımlıyor. Bu sonuçlar İYİ Parti’nin daha çok CHP'nin rakibi olduğunu gösteriyor. Ekim ve Kasım ayı sonuçlarına göre İYİ Parti’ye yönelen oyların yüzde 33'ü CHP'den, yüzde 26'sı MHP'den, yüzde 18'i AK Parti’den ve yüzde 23'ü kararsız ve diğer partilerden geliyor. Bu sonuçlar İYİ Parti’nin asıl rakibinin AK Parti ve MHP değil, CHP olduğunu açıkça gösteriyor…”

***

SARAY’ın büyük bir sessizlikle ve ellerini ovuşturarak izlediği CHP’nin “adalar hamlesi”ninden sonra; anket sonuçları, bu gidişle 2019’da Kılıçdaroğlu’na “adaları alma” sinyali vermiyor!..

.

Facebook Yorumları

Kod8
18.6.2018
‘Kuyudan adam çıkarmak’ mı, kendini kuyuya itmek mi?
11.6.2018
İnce neden iktidar koalisyonunun zayıf kanadına saldırıyor?..
4.6.2018
Siyasetin boğuculuğuna Ahlat Ağacı molası…
7.5.2018
“Devlet ittifakları”nın gözleri Kürt oylarında…
1.5.2018
‘Sanığı’nın gözünden 1 Mayıs 77’nin hatırlattıkları
30.4.2018
Tünelin ucundaki ışığa erişebilmek…
23.4.2018
Toplum olmamızı engelleyen ‘inkârcılık’ olmasın sakın?
16.4.2018
CHP yoksa iktidardaki koalisyonun ortağı mı?
19.3.2018
İktidardaki koalisyonun büyük ortağı kim?
13.3.2018
Kadınların isyanı Türkiye’de umudu ateşliyor…
19.2.2018
Otoriter rejimler kendi ‘mezar kazıcılarını’ mı yaratıyor?..
12.2.2018
Tarihe not: HDP kongresi ve Hacamatçıların protestosu…
6.2.2018
CHP tarih sahnesinden çekilirken…
29.1.2018
CHP içinden bir çıkış: Anti-faşist mücadele ve sol siyaset!
22.1.2018
Hz. Nuh’tan, Afrin’e saldırıya uzanan ‘Zeytin Dalı’…
15.1.2018
Artık “yepyeni” Türkiye’deyiz!..
8.1.2018
Aslında rejimin en sağlam dayanağı kim?
25.12.2017
Eyyy CEHAPE, hepsini alma, birazı kalsın bari…
18.12.2017
CHP’ye ‘ti borusu’ çaldırtan Saray korkusu…
11.12.2017
Ergenekon’un intikamı…
4.12.2017
Türkiye’de toplum, gereksizler sınıfına mı dönüştü?
27.11.2017
Yaşam savunucuları hedefte…
20.11.2017
TBKP: Sürece müdahalede hatırda tutulması gereken bir örnek…
6.11.2017
Ekim Devrimi: Devleti ele geçirmenin yetmediği kanıtlandı…
31.10.2017
Soğuk savaş yıllarında solun arkasında SSCB mi vardı?
23.10.2017
Bu kış İngiltere’ye mi uğrayacak yoksa?..
27.9.2017
“İşkenceyle tehdit ederlerse, elini ateşe sok da konuş…”
07.04.2014
AKIL TUTULMASI ve VİCDAN...
07.03.2014
Tarihi TKP'nin gizlilik koşullarındaki örgütçüsü A. Sipahi hayata veda etti
09.06.2013
İstanbul'da kediler, köpekler, kuşlar, tüm canlılar direnişe katıldı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.