Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Yalçın ERGÜNDOĞAN

yalcin.ergundogan@gmail.com



Bookmark and Share

‘Kuyudan adam çıkarmak’ mı, kendini kuyuya itmek mi?


18.6.2018 - Bu Yazı 825 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bir “son dakika” gelişmesi “beka” mücadelesi veren R. T. Erdoğan’ın ne denli çaresiz ve zayıf durumda olduğuna kanıt niteliğinde.

R T. Erdoğan’ın 17 Haziran İstanbul mitinginde birden bire eski Başbakanlardan Tansu Çiller sahne aldı. Yıllardır ortalıkta görünmeyen Çiller, Ak Parti'nin Yenikapı'da düzenlediği mitinge katıldı, hatta kürsüye çıktı mitinge katılanları selamladı.

Eskiden siyasi literatürde “kuyudan adam çıkarmak” diye bir terim vardı. Bu terim, siyasetçilerin kendi lehlerine gördükleri bir anda, çoktan unutulmuş eski siyasi figürleri yeniden canlandırıp, cilalayıp piyasaya sürmesiyle ilgili kullanılırdı.

Burada durum pek “kuyudan adam çıkarma”ya da benzemiyor. Zira kuyu falan da değil, tarihin çöplüğüne atılmış, ancak hesap sormak için hatırlanan birinin birden  sahneye çıkıvermesi ya da çıkarıverilmesi söz konusu olan.

Bu yaşanan, iktidar koalisyonunun Erdoğan/AKP kanadının ne denli çaresiz ve zor durumda olduğunu faş etmekten başka bir işe yaramıyor.

"Yeniden aktif siyasete dönecek misiniz" sorusuna, "Ben bugün sadece milli şuurla buradayım" diyerek yanıt veren, tarihin çöplüğüne atılmış olan bu figürün “sahneye çıkması”, aslında bulunduğu yerde kendisini yalnızlıktan kurtarmak için yeni arkadaşları yanına çekmesi anlamını taşıyor…

* * *

Geçtiğimiz hafta, bu köşeden “Muharrem İnce neden iktidar koalisyonunun zayıf kanadına saldırıyor?..” diye sormuş ve soruma yanıt aramaya çalışmıştım. Tabii Muharrem İnce’nin gösterdiği olumlu performansı göz ardı etmeden kendisini eleştirmiştim de.

AKP, ilk günden beri oluşturduğu koalisyonlarla ülkeyi yönetmeye çalışıyor.

R. T. Erdoğan son ve en tehlikeli koalisyonunu oluşturduğu “Ergenekon” ile “Saray rejimi”ni topluma dayatıyor.

Muharrem İnce’ye yönelttiğim eleştirimin temel nedeni de, bu gerçeği görmemesi ya da görmezden gelmesi idi.

Eleştirimi sürdürüyorum. Koalisyonun arkasındaki esas gücü görmeden, hedefe sadece en güçsüz anlarını yaşayan Erdoğan’ı koyarak; ancak mevcut koalisyonun zayıf ortağının yerine İnce’nin kendisinin geçmesinden öte bir değişim olamayacağına vurgu yapıyorum.

OHAL’li bir seçim ortamında olan Türkiye’de yaşanan son gelişmeler de eleştirilerimi ve geçtiğimiz haftalardan beri yaptığım analizleri doğrular nitelikte.

Şanlıurfa Suruç’ta gerçekleşen son saldırı olayı, “Türk devlet yapılanması”nın önemlice bir kesiminin nasıl Saray ile birlikte yaşananı tam tersine çevirerek, “beka” mücadelesi verdiğini bir kez daha gözler önüne serdi…

Bu nedenle, insanlığın yüzyıllar süren mücadeleleri ile oluşturduğu evrensel hukuk normlarının egemen olduğu bir demokratik rejimi Türkiye’de kurabilmek; siluetlerle değil; asıllarıyla mücadeleyi gerektiriyor.

* * *

İşte, Selahattin Demirtaş da zaten bu gerçeğin üzerine giden bir politika izlediği için bugün susturulmak istenmiyor mu?

Zindandan, TRT televizyonunda yaptığı konuşmadaki vurgusu da bu gerçeğin altını çiziyor:

“Benim halen burada olmamın tek nedeni, AKP’nin benden korkuyor olmasıdır. Benim burada elimi kolumu bağlayıp, meydan meydan dolaşarak bana iftira atmayı mertlik sanıyorlar. Hakkımda tek bir mahkumiyet kararı bile yokken, beni suçlu ilan ederek hem açıkça Anayasayı ihlal ediyor, hem de kamuoyunu yanlış bilgilendirerek yönlendirmeye çalışıyorlar.

Şatafatlı ve lüks yaşamlarını, iktidarlarını kaybetmemek için açıkça yalan söylemekten, iftira atmaktan çekinmiyorlar. Ahlâkını ve vicdanını bu derece yitirmiş olanların, ülkeyi hangi yüzle yönetmeye talip olduklarını da, doğrusu anlamakta zorlanıyorum. En kısa zamanda yargı önünde aklanacağımdan kuşkunuz olmasın. Yeter ki, yargı makamları iktidarın beklentilerini değil, hukukun üstünlüğünü esas alsınlar.

Ama şunu da unutmasınlar ki, Seyit Rıza şöyle demişti: ‘Ben sizin hilelerinizle, yalanlarınızla baş edemedim, bu bana dert oldu. Ama ben de senin önünde diz çökmedim, bu da sana dert olsun.’

Evelallah ben, sizin yalanlarınızla da baş edeceğim!..”

.

Facebook Yorumları

Kod8
1.10.2018
“İzmir’i İstanbul’a çevirme!..”
17.9.2018
Havaalanının adı Abdülhamit mi, Atatürk mü olsun derken…
10.9.2018
Annelere yasak koyan, Cumhuriyet’i ‘havuz’a iten güç…
27.8.2018
Cumartesi Anneleri’ne neden saldırıldı?
16.7.2018
Mevzubahis devletin bekası ise, gerisi teferruattır…
18.6.2018
‘Kuyudan adam çıkarmak’ mı, kendini kuyuya itmek mi?
11.6.2018
İnce neden iktidar koalisyonunun zayıf kanadına saldırıyor?..
4.6.2018
Siyasetin boğuculuğuna Ahlat Ağacı molası…
7.5.2018
“Devlet ittifakları”nın gözleri Kürt oylarında…
1.5.2018
‘Sanığı’nın gözünden 1 Mayıs 77’nin hatırlattıkları
30.4.2018
Tünelin ucundaki ışığa erişebilmek…
23.4.2018
Toplum olmamızı engelleyen ‘inkârcılık’ olmasın sakın?
16.4.2018
CHP yoksa iktidardaki koalisyonun ortağı mı?
19.3.2018
İktidardaki koalisyonun büyük ortağı kim?
13.3.2018
Kadınların isyanı Türkiye’de umudu ateşliyor…
19.2.2018
Otoriter rejimler kendi ‘mezar kazıcılarını’ mı yaratıyor?..
12.2.2018
Tarihe not: HDP kongresi ve Hacamatçıların protestosu…
6.2.2018
CHP tarih sahnesinden çekilirken…
29.1.2018
CHP içinden bir çıkış: Anti-faşist mücadele ve sol siyaset!
22.1.2018
Hz. Nuh’tan, Afrin’e saldırıya uzanan ‘Zeytin Dalı’…
15.1.2018
Artık “yepyeni” Türkiye’deyiz!..
8.1.2018
Aslında rejimin en sağlam dayanağı kim?
25.12.2017
Eyyy CEHAPE, hepsini alma, birazı kalsın bari…
18.12.2017
CHP’ye ‘ti borusu’ çaldırtan Saray korkusu…
11.12.2017
Ergenekon’un intikamı…
4.12.2017
Türkiye’de toplum, gereksizler sınıfına mı dönüştü?
27.11.2017
Yaşam savunucuları hedefte…
20.11.2017
TBKP: Sürece müdahalede hatırda tutulması gereken bir örnek…
6.11.2017
Ekim Devrimi: Devleti ele geçirmenin yetmediği kanıtlandı…
31.10.2017
Soğuk savaş yıllarında solun arkasında SSCB mi vardı?
23.10.2017
Bu kış İngiltere’ye mi uğrayacak yoksa?..
27.9.2017
“İşkenceyle tehdit ederlerse, elini ateşe sok da konuş…”
07.04.2014
AKIL TUTULMASI ve VİCDAN...
07.03.2014
Tarihi TKP'nin gizlilik koşullarındaki örgütçüsü A. Sipahi hayata veda etti
09.06.2013
İstanbul'da kediler, köpekler, kuşlar, tüm canlılar direnişe katıldı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8