Yasemin ÇONGAR

T24.Com



Bookmark and Share

Bin dokuz yüz doksan üç


07.10.2010 - Bu Yazı 3406 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 

Uğur Mumcu’nun 24 Ocak 1993’te öldürülmesinden üç gün önce, Ankara’daki evinde, bana ve o zamanki eşim gazeteci Ümit Aslanbay’a söylediği o cümleyi daha önce yazmıştım: “Apo’yla ilgili kitabım için müthiş belgeler buldum; devletle bağlantısını gördüm.”


Taraf
’ın arşivine girip o sözü yazdığım yazıyı buldum demin; 31 Ekim 2008’de bu sütunda yayımlanmış. Başlığı: “Ergenekon’un derinine inmek, geçmişine uzanmak.” Bir bölümü aynen şöyle: “Ergenekon 1999’da doğmadı. Soruşturmayı yürütenlerin tahminleri doğruysa, bu gizli örgütlenmenin geçmişi en az bir on yıl daha öncesine, yani Soğuk Savaş’ın sonuna, muhtemelen de çok daha gerilere gidiyor. Türkiye’nin bir türlü çözemediği ve bu çözümsüzlüğün de bir sonucu olarak, çoğumuzun bir ucuyla devlete dayandığını düşündüğümüz siyasi suikastlar 1990’lara ve daha öncesine uzanıyor.”

Yazının sonunda iki soru sormuşum: “Ergenekon’un ‘en az on-yirmi yıl geriye giden geçmişinde’ Mumcu cinayeti de var mı? Ve bu karanlık örgütün karanlık geçmişi deşilmedikçe, bu devletin derinine inilmesi ne kadar mümkün?”

Şimdi, bu sorularla biten yazımdan tam iki yıl sonra, yine benzer bir konuda yazmak için masanın başına geçince, geldiğimiz noktanın önemini daha iyi kavradım birden. 2008 sonbaharında, ne zaman başlayabileceğini ya da başlayıp başlayamayacağını benim tam kestiremediğim o çok elzem faaliyet, 2010 sonbaharında başladı zira; karanlık örgütün 1999 öncesinde kalan karanlık geçmişi de nihayet deşilecek. İster Türk Gladiosu deyin adına, ister kontrgerilla ya da “proto-Ergenekon” (ön Ergenekon), derin devletin 1990’lardaki suç dosyalarının birer birer açılmasına tanık olacağız. Turgut Özal suikastı ve ölümü üzerindeki şaibe de bunun parçası, Eşref Bitlis olayı da, Eşref Bitlis’in yakın ilişkide olduğu bir dizi subayın öldürülmesi de, Uğur Mumcu dosyası da...

Haklarındaki soruşturma tatminkâr bir sonuç elde edilmeden alelacele kapatılmış bu vakaların bir anda yeniden gündemimize gelmesi basit bir tesadüf değil. Birinci Ergenekon İddianamesi henüz açıklanmamışken ve bu karanlık yapılanmayla ilgili olarak bugünkünden çok daha az şey bildiğimiz günlerde, soruşturmayı yürüten bir yetkili bana şöyle demişti: “Biz sadece 1999 sonrasında, Ergenekon’un ‘Lobi’ belgesiyle yeniden yapılanması ertesindeki olaylara bakabiliyoruz şimdilik. Daha gerilere uzanmamız mutlaka gerekiyor ama bunun için henüz erken.”

Öyle görünüyor ki, iki yıl sonra artık “erken” değil. Türkiye’de bugün, özellikle de 12 Eylül referandumunda alınan kuvvetli “Evet” sonucu ertesinde, devletin içinde 1990’lara neşter atma cesaretini gösterebilen bir iradenin olgunlaştığını düşünüyorum ben.

Esasen, Özalların bu iradenin harekete geçmesi için uzun süre beklediğini, “Turgut Özal’ı 1988’de kim öldürtmek istedi ve Turgut Özal 1993’te niye öldü” sorularının referandum ertesinde yeniden sorulacağı ve bu kez cevapların hakikaten bulunabileceği yönünde kuvvetli bir güvene sahip olduklarını da, yine Özal ailesinin yakın çevresinden işittim.

Nitekim Ahmet Özal, Aksiyon dergisinin son sayısında Muhsin Öztürk’e verdiği mülakatta çok çarpıcı açıklamalar yapmış. Özal, haklı olarak, 1993 yılı üzerinde duruyor ve devletin arşivlerinde o yılın karanlık olaylarına ışık tutabilecek bazı raporlar olduğunu ifade ediyor. Ahmet Özal’ın, Eşref Bitlis’le Turgut Özal arasındaki yakınlığı ve özellikle PKK konusundaki işbirliğini anlattıktan sonra söylediği şu sözleri bir kenara not etmeliyiz bence:


“1993, bu işin bitirilme yılıydı. En son babamla 93’te Aşkabat’ta konuştuğumuzda, ‘Türkiye’ye döneceğim, PKK ve Kürt meselesini bitireceğim’ demişti bana. Bunun bitmesini istemeyen güçler, her kimseler, derin yapı-PKK ilişkisini inceleyen Uğur Mumcu ile işe başladılar. Ocakta Mumcu, şubatta Bitlis gitti. Sonra (Adnan) Kahveci, sonra babam. Sırayla da Madımak, Başbağlar ve 33 er olayları. (...) 93, kavgaların başladığı yıldır ve o kavgalar on yedi yıldır devam ediyor.”

Muhsin Öztürk, bu olayların daha önce üzerine niye gidilmediğini sorguladığında da, “O yıllarda askerin ağırlığı çok fazlaydı” diyor Ahmet Özal, “Bugünle mukayese edilmez. Savcılar dokunmazdı böyle suç dosyalarına.”

Ben, Turgut Özal eceliyle mi öldü, yoksa iddia edildiği gibi zehirlenme ya da ihmal kurbanı mı oldu, bilmiyorum. Bu belirsizlik, sadece Özal ailesinin ve benim gibi birkaç şüphecinin aklını kemirmiyor. Anketler, bu ülkede çoğunluğun Özal’ın öldürüldüğüne inandığını gösteriyor. Aynı şekilde, Turgut Özal’ın 1988’de kendisini kimin vurdurttuğunu bildiği ama açıklamadığı, bu konuda devletin arşivlerinde bazı raporlar olduğu söyleniyor. Biz, yine işin aslını tam bilmiyoruz.

1993’ün bütün karanlık olayları için söylenebilir bu. İyi haber, bu olayların aydınlığa kavuşturulması yönündeki iradenin şimdi çok daha güçlü olması... Kötü haber ise, tıpkı Ergenekon’un 1999 sonrası faaliyetlerinin soruşturulmasında olduğu gibi, proto-Ergenekon dosyalarının yeniden açılmasına da, orduda, poliste, yargıda ve medyada bir kesimin vargücüyle direnmesi. Yine de, 31 Ekim 2008 tarihli o makaleme bakmak umutlandırdı beni. İki yılda ne uzun bir yol gelmişiz meğer; karanlığın bekçileri nasıl da gerilemiş! Bu gidişin süreceğini düşünüyorum ben. Türkiye’nin o lanet 1993 yılının kanla mühürlenmiş sırlarının bir bir çözüldüğünü görmeye artık hazır olduğuna inanmak istiyorum.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
03.03.2015
Mehmet Baransu’nun tutuklanması üzerine…
04.02.2014
Kiev’den notlar: Avrupalılaşmak ile güdülmek arasında…
05.12.2013
Kiev’den notlar: Avrupalılaşmak ile güdülmek arasında…
24.09.2013
Müminlerle âlimlerin demokratlığı ve matematikten boşanan fizik
27.07.2013
Erdoğan'ın yeni danışmanı, şaka değil
29.05.2013
Abdellatif Kechiche: Hiçbir devrim, cinsel bir devrim olmadıkça tamamlanmaz
01.04.2013
Sıradan bir 'tanrı'nın olağanüstü kitabı: Son Oyun
08.12.2012
Duvarlarınıza fazla güvenmeyin
01.12.2012
Makinenin hakikati, insanın zehri
17.11.2012
Ben bu işi hepinizden daha iyi yaparım
10.11.2012
Birinci hazin şahıs ve komşu çocukları
03.11.2012
Ölümün içinden hayatı doğurarak...
20.10.2012
Arada kalmanın basit hikâyeleri
13.10.2012
İyi olmak için çok geç değildir belki
06.10.2012
Kadınla erkek, okurla yazar, âşıkla casus
22.09.2012
Fetvaya karşı cesur, insana karşı hoyrat
15.09.2012
Rengine bakmazsan, renklerini görürsün
08.09.2012
Çünkü adı soykırım...
26.08.2012
Bir ihtiyaç olarak Tanrı ve diğer eksiklerimiz
18.08.2012
Sahte bir sakal, sahici bir ses, kutsal yatsı
28.07.2012
Aynadakiler ve sonsuz bir şimdiki zaman
21.07.2012
Tanıdığınız bir ağaç var mı sizin
14.07.2012
Bir kitapla değişmeye hazır mısınız
30.06.2012
Yalnızlık, zemberekler ve bir bilmece
23.06.2012
Ziyafet ve katliam, isyan ve yerçekimi
16.06.2012
Bir yerüstü yazarı olarak Genet’nin iki sesi
02.06.2012
Varolmayan duygular, soğuk karşılaşmalar
19.05.2012
Yazmak, arzulamak ve taraf olmamak
12.05.2012
Anlamak, hatırlamaktan daha önemlidir
28.04.2012
Zarafete meyyal bir hayvan olarak şair
21.04.2012
Yeryüzü tanrılarına seçmeli Şeriat dersleri
14.04.2012
Oraların gulagları, hepimizin günahları
07.04.2012
Geçmişi kayıp, geleceği müphem bir diyarda
31.03.2012
Yiğidin kamçısı ve beş bin yıllık sorular
24.03.2012
Yaşarken cehennem, yazarken cennet
17.03.2012
Diç macunundan devrime alışkanlığın gücü
10.03.2012
Hayatı hakiki kılan sessiz sıradanlıklar
03.03.2012
Mutsuz evlilikler, zor ayrılıklar, sağlam cümleler
25.02.2012
Sutûr-u kâinat ya da tevazu için birkaç iyi neden
18.02.2012
Zaman yolcuları ve aklın matruşka teorisi
17.02.2012
Bu işler CIA’de nasıl oluyor? (3)
16.02.2012
Bu işler CIA’de nasıl oluyor? (2)
15.02.2012
Bu işler CIA’de nasıl oluyor (1)
11.02.2012
Victor Hugo’nun ‘Sefiller’i yüz elli yaşında
10.02.2012
MİT’le konuşmamız ve Ankara’da darbe havası
08.02.2012
Suriye’de Rus planı ve askerî seçenek
04.02.2012
Lekeli zihinlerimize günışığı değince…
28.01.2012
Yerinizden kıpırdamadan firar etmek istediğinizde
25.01.2012
Abdullah Gül siyasete döner
24.01.2012
Uludere’de beş görev
21.01.2012
Mizaha en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde...
20.01.2012
Hükümet, Hrant için neler yapmadı neler...
18.01.2012
Hepiniz Hayalsiniz
17.01.2012
Eski devlet, yeni devlet
13.01.2012
Faşist temaşaya Milli Eğitim darbesi
11.01.2012
Başbakan cevap vermeli
10.01.2012
Videodaki hakikat
04.01.2012
Keşke ‘Kasımpaşalı’ kalabilseydi...
03.01.2012
Bağdat’ta kritik günler
31.12.2011
Boşluğa çember çizen hüzünlü hikâyeler
30.12.2011
Sınırda üç hakikat
28.12.2011
Irak’taki kavga ve Barzani’nin planı
27.12.2011
Üç ayrı Irak ve ABD
24.12.2011
Keşfin yeniden icadı ya da demokratikleşen bilim
23.12.2011
Arınç’ın sözleri havada kalmasın
20.12.2011
‘Behçet Oktay cinayeti’
17.12.2011
İki vitesli hayat, aptallıklarımız ve mutluluk
16.12.2011
Ergenekon’da dönüm noktası ya da ‘Tiefer Staat in Deutschland’
14.12.2011
Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfâdıyız!
13.12.2011
İslamcılar niye daha iyi demokrat?
10.12.2011
Cinayetin kraliçesi kaplanlarını ehlîleştiriyor
09.12.2011
Yeni Soğuk Savaş, yeni cepheler
07.12.2011
Başbakan, Savcı ve ben
06.12.2011
Putinizme ilk büyük darbe
03.12.2011
Sesindeki acıya omuz silken adamın hikâyesi
02.12.2011
Biden gelirken…
30.11.2011
Acem Kışı
29.11.2011
Başbakan’ın sağlığı ve Brejnev sendromu
26.11.2011
İnsanlık komedyamızın en iştahlı halleri
25.11.2011
KCK operasyonları ve devletteki iki kanat
23.11.2011
Bedelli sivillik ve vicdan hürriyeti
22.11.2011
PKK, Baas’ın kanatlarının altında
19.11.2011
Natürmortunda susanlar, maratonunda konuşanlar
18.11.2011
Şam için yaptırım vakti
16.11.2011
Murat Belge, Hasan Cemal ve ‘çarpma’ üslubu
15.11.2011
Beşşar Esad’ın nihai sath-ı maili
09.11.2011
Esad’ın üç silahşorları: Hizbullah, Taşnaklar, PKK
08.11.2011
Asla iyileşmeyen bir yara
05.11.2011
Dil ustası bir “seks yazarı”nı baştacı etmek
04.11.2011
Erkek devlet, kadın PKK, mukabil intihar ya da söz Etyen’in…
02.11.2011
Devlete bak, PKK’ya bak
01.11.2011
Suriye'de savaş,Türkiye ve Kürtler
29.10.2011
İnandığın zaman sahte olmaz bu dünya
28.10.2011
Küresel vicdan
26.10.2011
Akçam’ın davası, hepimizin davası
22.10.2011
Suç ortaklarımız ve karşı kıyıya geçmek
21.10.2011
‘Millî’ gazetecilik ve ‘gayrımillî’ hislerim
19.10.2011
‘ETA bitti’ çünkü…
18.10.2011
Zapatero’nun barışı
15.10.2011
İnşaata girmek tehlikeli ve mübahtır
14.10.2011
Kürdistan ve demokrasi
12.10.2011
Washington, Bağdat, Kandil
11.10.2011
Esad, AKP, Temo, PKK
08.10.2011
Hiç delirmeden deli kalabilenlerin kitabı
07.10.2011
Elma ve Erdoğan’a çağrı
05.10.2011
TÜRKİYE İÇİN ENDİŞELİ RAPOR
02.10.2011
Konuşmak
01.10.2011
Yararlı yaramazlıklar yapa yapa Allahu Ekber
28.09.2011
Boykot biterken
27.09.2011
Masaya dönülecek
24.09.2011
Kendimizle karşılaştığımız ender anlarda
23.09.2011
Bırakın Öcalan konuşsun
21.09.2011
Bomba ve zihinsel atılım
20.09.2011
Assange ve WikiLeaks efsanesinde son perde
17.09.2011
Kapatamadığımız kapılar hapseder bizi
16.09.2011
PKK ile konuşmaya devam
15.09.2011
Siyasi çözümün sesi
13.09.2011
Siyaset, şiddet, şizofreni
10.09.2011
Her hayat gibi kutsal ve kâfir bir hayat
09.09.2011
Kürtler niye ‘içeriden’ konuşamasın
07.09.2011
Gerilla, devlet, ahlak...
03.09.2011
Kibrit başı kadar bir ışık yeter bazen
27.08.2011
Kelimeler güçlüdür, palavralar güzeldir
20.08.2011
Mezbaha tezgâhına mânâ katmak
13.08.2011
Hayatın komedisine dönüşür her şey
06.08.2011
Kayıp cennete dönüşün imkânsız adımları
30.07.2011
Aşkta ve benlikte durduğumuz eşik
23.07.2011
Çapaklanmış kalpler ve yalnızlığın iki hali
16.07.2011
Cephelerde hakikaten yeni bir şey yok
02.07.2011
Hakiki din bir mücadeledir
25.06.2011
Keşke burada olsaydın ve iyi şanslar
18.06.2011
Hayatla ölüm arasındaki ince çizgide
04.06.2011
Gizlice değişen bir şey var senin içinde
28.05.2011
Sağlam bir arkadaşlığın şehlâ bakışları
14.05.2011
Homeros’un renkleri ve dil kâşifliği
07.05.2011
Kefene girmeye gidenlerle samimi sohbetler
16.04.2011
Tank sesini seven erkeklerin iç sesleri
26.03.2011
Hoyrat bir hayatı sakin bir romana yeğlemek
02.03.2011
Bir devrin sonu...
25.02.2011
Gözler Suudi Arabistan’da
22.02.2011
Ankara susuyor çünkü…
19.02.2011
‘Ben’ dediklerimiz ve acıyı ıstırap eylemek
15.02.2011
İranlı muhalifler ve Gül’ün ziyareti Yazdır
15.02.2011
İranlı muhalifler ve Gül’ün ziyareti
10.02.2011
Mısır’da devrim ve tarih
07.02.2011
Sonsuzluğun gözümüze sığmayan parçaları
19.01.2011
Davacı Başbakan, inatçı hakikat
07.01.2011
Mezar yazısı
27.10.2010
Hâkimevi’nde çay saati
21.10.2010
Evlad-ı mehteran
19.10.2010
Eksen değil, istikamet
13.10.2010
Barzani’ye tehdit, barışa tehdit
07.10.2010
Bin dokuz yüz doksan üç
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive