Yetvart Danzikyan

Artı Gerçek & Agos



Bookmark and Share

Hırsız bizim hırsızımız, mermi bizim mermimiz


11.2.2019 - Bu Yazı 431 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 8 Şubat Cumartesi günü memlekette olup bitenlere gerçekten yer veren az sayıdaki gazeteden birini açanlar şu tuhaf açıklamalarla karşılaştılar: Mersin Çamlıyayla AKP İlçe Başkanı Mehmet Ali Yetiş, internette yer alan bir görüntüye bakılırsa, hırsızlıkla suçlanan belediye başkan adayı için "Hırsız bizim hırsızımız, yanında yer alırız, yarın burayı Allah korusun kaybetme durumunda bunun hesabını veremeyiz" diyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Sivas'ta bir mitingde konuşmuştu. Son zamanların en can yakıcı gündem maddesi olan sebze ve meyve fiyatlarındaki artışa şu sözlerle değinmişti: "Ne diyorlar domates, biber. Düşünün ya bir merminin fiyatı nedir?" Erdoğan aynı mitingde kadro isteyenleri de azarlamıştı ve şöyle demişti: "Şu toplantıyı provoke etmeyin. Her şeyi verdik, bir şey beklemeyin. Biz Cudi'de Kandil'de terörle mücadele ederken sizin söylediklerinize bakın.."

Şu üç açıklamayı yan yana koyduğumuzda çıkan tablo, Erdoğan rejiminin halihazırdaki durumunu özetler nitelikte. Daha doğrusu önümüze iki seçenek koymakta. a) Erdoğan ve AKP artık her ne olursa olsun seçimlerde mağlup olmayacaklarını anladılar. Dolayısıyla ağızlarına geleni söylüyorlar, taban buna hazır, ne derlerse desinler oy kaybetmeyecekler. Hem çekirdek taban onları (şu ya da bu sebeple) terketmeyecek, hem de seçim sisteminde yapılan değişiklikler, yani sandık taşıma, yeni seçmen yaratma, YSK'nın rejime doğrudan bağlı olması gibi nedenlerle ve medyanın tamamen kontrolleri altında olmasıyla şu sistemde ne yaparlarsa yapsınlar seçim kaybetmeyeceklerini anladılar. b) Her totaliter-baskıcı rejimin başına gelen Erdoğan rejiminin de başına geliyor. Rejim çürüyor, demokratik mekanizmalar, kuvvetler ayrılığı ilkesi işletilmediği için, hiçbir kurum denetlenmediği ve hesap vermediği için, her şey tek adam rejiminde tek adama bağlandığı için sistem artık su kaynatıyor, makinenin her yerinden dumanlar çıkıyor, rejim kendi kendini idame ettiremiyor, "Türkiye uçacak" diye geçilen Cumhurbaşkanlığı sisteminde ekonomi başta olmak üzere hiçbir iş yürümüyor, dolayısıyla rejim kendi kendini sabote ediyor.

Bu seçeneklerden hangisinin geçerli olduğunu net bir şekilde söylemek kendi adıma zor. Kimi zaman ilk ihtimal daha güçlü gibi görünürken kimi zaman da ikinci ihtimal daha güçlü görünüyor. Ya da belki de ikisi birden, iç içe. Unutmayalım, diyalektik, bir yandan da bunu söyler. 

Fakat bir yandan da ayan beyan ortada olan şu var. Erdoğan rejimi gerçekten sıkışmış ve şu belediye seçimlerini bile bir beka sorunu olarak sunmak durumunda kalmıştır. İyi de hangi beka sorunu? Türkiye'yi tehdit eden beka sorunu nedir?

En büyük tehdit olarak görülen darbe girişimi püskürtülmüştür. Kürt meselesi deseniz, yürüyen çözüm süreci rejimin elleriyle berhava edilmiş, Kürtlerin siyasal ve legal zemindeki temsilcisi konumundaki siyasetçiler rejimin iradesiyle hapse atılmıştır. 

Beri yandan çatışmalar da neredeyse durmuş, Kandil için epey bir süredir ağırlıklı mesele Kuzey Suriye'deki yapıyı savunmak haline gelmiştir. Bu süreçte Erdoğan rejimi MHP, devlet içindeki/dışındaki ulusalcılar ve eski derin devlet yapıları ile koalisyon yoluna gitmiş, Kuzey Suriye'deki Kürt yönetimini dağıtmayı kendine öncelikli görev saymıştır. Bu politika çerçevesinde Afrin'e girilmiş, oradaki demografik yapı değiştirilmiş, şimdi de Fırat'ın doğusu gözlere kestirilmiştir. Rusya ve ABD izin verirse oraya da girme hesapları yapılmaktadır. 

Ancak ülke içinde ekonomi ve yargı başta olmak üzere hiçbir iş yolunda gitmemektedir. Bütçeye para girsin diye çıkarılan İmar Affı (iktidar buna 'barış' diyecekti tabii) kaçak binaların sistemin içine çekilmesine yol açmış, Kartal'da çöken ve -şimdilik- 21 kişiye mezar olan bina, bu alandaki çürümüşlüğü gözler önüne sermiştir. Ancak bunda da elbette rejim sorumluluk almayacak, suçu başkalarına atacaktır.

Bu tablo içinde Erdoğan rejimi herhalde topluma sunabileceği tek şeyin "mermi" olduğuna kanaat getirmiş olsa gerek. Diğer hiçbir alanda Erdoğan rejiminin ve -artık buharlaşan- AKP ve Hükümet'in topluma sunabileceği bir şey kalmamış durumda. 

Toplum ve özellikle de Erdoğan'ın seçmenleri bu "mermi" siyasetine ne diyecek, başta CHP olmak üzere siyaset alanının aktörleri bu siyasete nasıl karşılık verecek? Önümüzdeki günleri herhalde bu soruların cevapları belirleyecek. 

.

Facebook Yorumları

Kod8
9.4.2019
Milli irade de bir yere kadarmış
25.2.2019
Gerçeği, yalnızca gerçeği tekrar etmek
11.2.2019
Hırsız bizim hırsızımız, mermi bizim mermimiz
28.1.2019
Venezuela'dan Strasbourg'a siyasette çapraz koşular
14.1.2019
Faşizmin dik âlâsı...
31.12.2018
Umut ile umutsuzluk arasında
18.12.2018
Burası Paris değil, neresi, biz de bilmiyoruz
3.12.2018
Demirtaş'ı içeride tutmanın 101 yolu
20.11.2018
Gezi ya da kurgulanmış gerçeğe karşı hakikatin direnişi
23.10.2018
Gıpta edilesi bir ülkeyiz
8.10.2018
McKinsey, McKinsey.. Neymiş bu McKinsey?
10.9.2018
Muhalefet meselesi, Kürt meselesi, Cumhuriyet meselesi
27.8.2018
Failin olay yerine dönüşü
13.8.2018
Dolmabahçe’de paydaşlarla neşeli bir gün
31.7.2018
Yargı sistemimiz kıskanılıyor
16.7.2018
Bir yıldönümünün düşündürdükleri
2.7.2018
Buyurun size başkanlık sistemi
18.6.2018
24 Haziran’da neyi oylayacağız?
4.6.2018
Parti-devlet rejiminden manzaralar
21.5.2018
Soykırım, 301. madde ve ‘denize dökmek’
7.5.2018
Alavere dalavere HDP baraj nöbetine
23.4.2018
Seçime doğru geniş alanda uzun paslaşmalar
10.4.2018
Kavala hakkındaki iddialar, tespitler… Meğer kimlerle görüşmüş
26.3.2018
Erdoğan rejiminin bitmeyen medya inşası
26.2.2018
Ölümün kutsanması ve Cumhur
12.2.2018
Evet savaşta bunlar olur. Ama barışta olmaz.
29.1.2018
Fetihçiler, Kızıl Elmacılar ve kuzenleri..
15.1.2018
AKP’nin yarattığı yeni Zincirbozanlar
25.12.2017
Tek derdimiz 'badem kurusu ne renk?' olaydı..
11.12.2017
Lozan ve bazı efsaneler…
27.11.2017
Elçi’nin yokluğu ve nefes alamayan Sur
31.10.2017
Türklük, Ecdad, Kayı boyu, Ermeniler, Pakraduniler diye diye ufaktan..
16.10.2017
Bir kitabın bizzat “terör örgütü” olması
4.10.2017
Bitmeyen 'Bir gece ansızın' lafları..
18.9.2017
Demek, orası Ermeni mezarlığı değil…
4.9.2017
Narmanlı ile Sur’u birlikte düşünmek
21.8.2017
Peki Karaman’dan ne olur? Dost olmaz orası kesin
7.8.2017
Oyunculuklar, eh, fena değil..
24.7.2017
Oysa toz kondurmadıkları kalkışacaktı...
10.7.2017
Hak savunucularına komplo kuran devlet
26.6.2017
Ne Diyanet’ten ses var, ne de Hazine’den..
12.6.2017
Ayırsanız da gelip birbirine bağlanıyor
29.5.2017
15 Temmuz’u laikler mi yaptı?
15.5.2017
İşsizlik, Soma ve bir tuhaf istihdam seferberliği..
2.5.2017
Bir gece ansızın KHK ile gelmek
17.4.2017
16 Nisan: Nereden baksan tuhaf, nereden baksan tartışmalı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8
Emlak8.Net