Yetvart Danzikyan

Artı Gerçek & Agos



Bookmark and Share

Akıncı’nın sözleri ve havaya bakıp ıslık çalanlar


14.10.2019 - Bu Yazı 183 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  İktidarın  “Barış Pınarı” adını verdiği Suriye'nin kuzeydoğusuna yönelik operasyonun 5’inci gününe girerken Türkiye muhtemelen dünyada kendini hiç olmadığı kadar yalnız hissetmekte. 

ABD’nin yarım yamalak izninin nereye kadar ve nasıl süreceği belirsiz. Ankara açısından tek güvence Trump’ın bir şekilde Türkiye ile kapıları kapatmak istemiyor ve ABD askerlerinin oradaki varlığını anlamsız buluyor oluşu. Ancak çok açık ki ABD’deki müeesses nizam ABD askerlerinin Ortadoğu’dan ve Suriye’den tamamen ayrılmasını istemiyor. Tamamen çekildikleri anda bölgenin (belki de tüm Ortadoğu’nun) ezeli rakipleri/düşmanları Rusya, İran ve IŞİD’e kalacağını biliyorlar. Hiç şüphesiz bu saydıklarım kadar olmasa da Kürtlerin IŞİD’e karşı savaşmış olmaları da saydığım çevreler için bir etken. Tüm bu tablo içinde ABD’nin sonsuza kadar havaya bakıp ıslık çalmayacağını düşünebiliriz. 

(Belki bu çerçevede ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin’in  Cuma günü yaptığı açıklama hatırlanabilir. Mnuchin ABD Başkanı Donald Trump'ın, Türkiye'nin kuzeydoğu Suriye'de 'insan hakları ihlali gerçekleştirmesi ya da Suriye'de istikrarsızlığa yol açması' halinde uygulamaya konmak üzere geniş kapsamlı yaptırımların uygulanması için onay verdiğini açıkladı. Mnuchin ancak ABD'nin “şimdilik” bunları harekete geçirmeyeceğini söyledi.)

Rusya açısından ise ABD’nin bölgeyi terkediyor ya da terkedecek olması sevindirici bir durum.  Dolayısıyla Türkiye ve İslamcı Suriye Muhalefeti’nin harekatına belli belirsiz  bir destek vermekteler. Ancak bu desteğin de “sınırlı” olacağı belli. Rusya için asıl önemli olan IŞİD’in tekrar canlanmaması ve Esad’ın iktidarının güvenliği. Bunlar tehlikeye girdiğinde Rusya’nın da artık havaya bakıp ıslık çalmayacağını düşünebiliriz.

Zaten bu iki ülkenin bu tutumları nedeniyle BM Güvenlik Konseyi’nden Türkiye aleyhine bir karar çıkmadı. Ancak bu denklem öyle görünüyor ki çok da uzun sürmeyecek.

Bu iki ülkenin bölgeyle doğrudan bağlantılı, son derece hesaplı kitaplı ve yaşanan insani dramları gözönüne almayan tutumları dışında, dünyanın geri kalanına bakarsak harekatın büyük bir tepki yarattığı aşikar. AB çevreleri harekatın halihazırda yarattığı ve yaratacağı insani dram ve sınırların değişecek olması nedeniyle tepkilidir. Bu tepkiyi muhtemelen kimi yaptırımlar da izleyecektir.

Arap Birliği’nin de farklı düşüncelerle bu harekata tepkili olduğunu biliyoruz. Evet belki Arap Birliği orada Kürtler’in yönetimini sevinçle karşılamıyordu ama Türkiye’nin Arap dünyasından bir ülkenin topraklarını ele geçirmesi en istemedikleri şey. Osmanlı yönetimine dair iyi hatıraları olmayan Arap dünyası, tahmin edileceği üzere harekata tepki gösterdi. Elbette bir başka etken de Türkiye'nin bölgede daha fazla etkinlik kazanmasını istemeyişleri. Türkiye’de büyük yatırımları olan Katar’ı bu tablonun dışında tutuyoruz şüphesiz. 

Bütün bunların içinde bölge halklarının ve Kürtlerin dertleriyle  gerçekten ilgilenen var mı derseniz, olumlu bir yanıt veremem. En ilgili imiş gibi görünen AB çevrelerinin tutumları da nihayetinde sınırlıdır. 

Anladığımız kadarıyla olup bitenlere gelecek olursak: Evet Türkiye ordusu ve onunla birlikte hareket eden İslamcı grupların ilerleme kaydettiği görülmekte. Ancak öte yandan BM 130 bin insanın evlerini terketmek zorunda kaldığını rapor ediyor. Aynı rapor yakın vadede 400 bin sivilin temel ihtiyaçlar açısından yardıma gereksinim duyacağını belirtiyor. 

Sınırın her iki tarafında sivil kayıpları yaşanmaktadır. Savaşın doğurduğu sonuçlardır bunlar. Suriye savaşının başlangıcından bu yana bölgeden haber geçen İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemcileri operasyon bölgesinde 30, Türkiye topraklarında ise 18 sivilin hayatını kaybettiğini bildiriyor. Bu kuruma göre operasyon boyunca 74 SDG’li hayatını kaybederken Türkiye ile birlikte hareket eden Suriyeli muhaliflerden 49 kişi hayatını kaybetmiş durumda. Sadece 5 günde oluşan tablo, budur.

Tüm bu manzara içinde KKTC  Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın sözleri, benzer bir tarihten gelmiş biri olarak önemliydi. Uzun sosyal medya paylaşımında şunları söyledi Akıncı: 

“1974 yılında 27 yaşındayken, Faşist Yunan Cuntasının neden olduğu Türkiye’nin askeri harekatında ben de her genç Kıbrıslı Türk gibi görev aldım.

Lefkoşa’da Dereboyu’ndaki savaşta arkadaşlarım yanımda şehit düştüler; pek çoğumuz gibi ben de savaşın ne demek olduğunu yaşayarak öğrendim. Bu nedenle savaşın acılarını hiçbir toplumun yaşamasını istemem. Türk- Kürt- Arap hiçbir çocuğun burnunun kanamasını arzulayamam. Daha önce de söyledim 1974’te biz adına Barış Harekatı desek de bu bir savaştı ve akan da kandı. Şimdi Barış Pınarı desek de akan su değil kandır. Bu nedenle bir an önce diyalog ve diplomasinin devreye girmesi en büyük dileğimdir."

Akıncı’nın sözleri Türkiye’de iktidar çevreleri tarafından tepkiyle karşılandı. Oysa savaş, yıkım, yerinden edilme ve ölümden başka bir şey getirmiyor. Akıncı’nın dediği gibi adına ne derseniz deyin, akan kan oluyor. 

Kelimeler her şeyi anlatmıyor. Bu yazının yazıldığı güneşli bir sonbahar gününde İstanbul’da herkes sokakta, parklarda, deniz kıyılarında. Hayat kendi olağan akışında. Oysa sınırın her iki yanı,  bir ateş çemberi içinde yaşıyor, günlerdir. O devrilen çözüm masasını kurmanın vakti çoktan geldi de geçmekte.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
12.11.2019
Cumhuriyet’ten ne anlayalım?
29.10.2019
Suriye’de Meksika Açmazı
14.10.2019
Akıncı’nın sözleri ve havaya bakıp ıslık çalanlar
9.09.2019
Kaftancıoğlu’na ceza, üç kente kayyım ve ortak zeminde mücadelenin geleceği
26.08.2019
Davutoğlu anladığımız şeyi kastetmiyor ama kastetse iyi olur
13.08.2019
Fırat’ın Doğusu'ndan nasıl bir medet umuluyor?
15.07.2019
Yargı reformu, 14 Temmuz, 15 Temmuz
2.07.2019
AKP inişte mi, inişteyse yükselen ne?
18.06.2019
Yazınca oluyor: Ekümenik. Söyleyince oluyor: Kürdistan
4.06.2019
İstanbul’dan İstinpoli’ye…
21.05.2019
100 yıldır hangi gemideyiz?
23.4.2019
Neo-12 Eylülcülerin tek derdi İstanbul mu? (Ya da Kılıçdaroğlu'na saldırı ne anlama geliyor?)
9.4.2019
Milli irade de bir yere kadarmış
25.2.2019
Gerçeği, yalnızca gerçeği tekrar etmek
11.2.2019
Hırsız bizim hırsızımız, mermi bizim mermimiz
28.1.2019
Venezuela'dan Strasbourg'a siyasette çapraz koşular
14.1.2019
Faşizmin dik âlâsı...
31.12.2018
Umut ile umutsuzluk arasında
18.12.2018
Burası Paris değil, neresi, biz de bilmiyoruz
3.12.2018
Demirtaş'ı içeride tutmanın 101 yolu
20.11.2018
Gezi ya da kurgulanmış gerçeğe karşı hakikatin direnişi
23.10.2018
Gıpta edilesi bir ülkeyiz
8.10.2018
McKinsey, McKinsey.. Neymiş bu McKinsey?
10.9.2018
Muhalefet meselesi, Kürt meselesi, Cumhuriyet meselesi
27.8.2018
Failin olay yerine dönüşü
13.8.2018
Dolmabahçe’de paydaşlarla neşeli bir gün
31.7.2018
Yargı sistemimiz kıskanılıyor
16.7.2018
Bir yıldönümünün düşündürdükleri
2.7.2018
Buyurun size başkanlık sistemi
18.6.2018
24 Haziran’da neyi oylayacağız?
4.6.2018
Parti-devlet rejiminden manzaralar
21.5.2018
Soykırım, 301. madde ve ‘denize dökmek’
7.5.2018
Alavere dalavere HDP baraj nöbetine
23.4.2018
Seçime doğru geniş alanda uzun paslaşmalar
10.4.2018
Kavala hakkındaki iddialar, tespitler… Meğer kimlerle görüşmüş
26.3.2018
Erdoğan rejiminin bitmeyen medya inşası
26.2.2018
Ölümün kutsanması ve Cumhur
12.2.2018
Evet savaşta bunlar olur. Ama barışta olmaz.
29.1.2018
Fetihçiler, Kızıl Elmacılar ve kuzenleri..
15.1.2018
AKP’nin yarattığı yeni Zincirbozanlar
25.12.2017
Tek derdimiz 'badem kurusu ne renk?' olaydı..
11.12.2017
Lozan ve bazı efsaneler…
27.11.2017
Elçi’nin yokluğu ve nefes alamayan Sur
31.10.2017
Türklük, Ecdad, Kayı boyu, Ermeniler, Pakraduniler diye diye ufaktan..
16.10.2017
Bir kitabın bizzat “terör örgütü” olması
4.10.2017
Bitmeyen 'Bir gece ansızın' lafları..
18.9.2017
Demek, orası Ermeni mezarlığı değil…
4.9.2017
Narmanlı ile Sur’u birlikte düşünmek
21.8.2017
Peki Karaman’dan ne olur? Dost olmaz orası kesin
7.8.2017
Oyunculuklar, eh, fena değil..
24.7.2017
Oysa toz kondurmadıkları kalkışacaktı...
10.7.2017
Hak savunucularına komplo kuran devlet
26.6.2017
Ne Diyanet’ten ses var, ne de Hazine’den..
12.6.2017
Ayırsanız da gelip birbirine bağlanıyor
29.5.2017
15 Temmuz’u laikler mi yaptı?
15.5.2017
İşsizlik, Soma ve bir tuhaf istihdam seferberliği..
2.5.2017
Bir gece ansızın KHK ile gelmek
17.4.2017
16 Nisan: Nereden baksan tuhaf, nereden baksan tartışmalı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive