Yıldız RAMAZANOĞLU

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Meczuplar deliler ve dahiler


19.9.2018 - Bu Yazı 135 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İstanbul yer altı ve yer üstü dokusundaki esrarla, insan zenginliği ve tarihi yapılarıyla bitmez tükenmez bir dünya hazinesi. Bugüne kadar her semtine her taşına şiir yazıldı, birçok siyasi ve sosyolojik kamuoyu araştırmalarına  verimli bir alan oldu, nice filmlerin platosu olarak karşımıza çıktı. Şimdi ise Bağımsız Sanat Vakfı farklı bir tarih okumasından oluşan son derece özgün projeyle şehrin meczuplarına, delilerine odaklanan bir çalışma yürütüyor.

Yakın tarihte İstanbul mahalle kültürünün en güzel örneklerinin sergilendiği bir şehirken, geceleri ses veren bozacılar, düdüklerini öttürüp sokakları gezerken olası hırsız ve uğursuzlara gözdağı veren bekçiler, başımız sıkışınca her derde deva olan bilge zanaatkârlar vardı. Meczuplar ve deliler de şimdi tehdit olarak görülmelerinin aksine şehrin mistik, kıymetli, mana denizi  kişileriydi. Neredeyse sabi olarak görülen bu kimseleri hoş tutmak, beddualarını almamak için titizlenmek toplumsal bir şiardı. Hatta sarf ettikleri cümlelerde bir hikmet ve işaret aranması her biri hakkında efsaneler doğmasına sebep olurdu.        

Küratör Hülya Yazıcı ve proje koordinatörü İzzet Umut Çelik ve arkadaşlarının Tarihsel Serüvende İstanbul’un Meczup ve Delileri adlı projesi yoğun katılımla aylardır birçok açıdan meseleye ışık tutuyor ve çalışmadan ilhamla katılımcı sanatçıların farklı eserler ortaya koymasını amaçlıyor. Tabutta Rövaşata, Lars and the Real Girl, Bab Aziz gibi filmlerin ve bazı belgesellerin izlenip kritik edilmesinin yanı sıra, Bizans Osmanlı ve Cumhuriyet dönemindeki meczupların ve onlara dair yaklaşımların, algıların  izini süren uzun soluklu bir emek. Bu konuda uzmanlar tarafından verilen seminerlerden bazı başlıklar şöyle: Meczup Arketipinin Tarihsel Gelişimi, Tanpınar’ın Delileri, Bilgelik Sanat ve Hastalık Kavşağında Bir Psikopatoloji Olarak Delilik, Sanat ve Şifa, İstanbul Kent Tarihinde Bizans Devri Deli ve Meczupları, İslam Öncesi Türk Kültüründe meczup ve Deliler. Projenin sonunda video, resim, enstalasyon gibi farklı formattaki eserlerin sergileneceği büyük bir sergi ve çalışmayı içeren kapsamlı bir kitap yayını planlanmış.   

Vakfın başkanı da olan Hülya Yazıcı programların büyük ilgi gördüğünü söyleyince neden hiç şaşırmıyoruz acaba? İçimizde bir yerlerde dünyanın mevcut koşullarına birazcık da olsa delirmeden dayanmanın güç olduğuna dair güçlü bir bilinçaltı oluştuğunu düşünmeden edemiyor insan. Normalin sınırları içinde kalarak bölgemizde olup bitenleri, ülkemizdeki aklı zorlayan toplumsal değişmeyi kavramak ve ilerisini görebilmek mümkün müdür? Erasmus gibi Deliliğe Övgü düzmeden, tanımlı ve zimmetli olduğumuz kutucuklardan başımızı çıkarmamızda, sınırları zorlamakta fayda var, evet bu kesinlikle gerekli. Bu çalışma bir ucuyla evrensel deliliğe ekleniyor. Michel Foucault’un Deliliğin Tarihi’nde söylediği gibi görme ile körlüğü, imge ile yargıyı, hayal ile dili, uyku ile uyanıklığı gündüz ile geceyi birleştiren bir hal belki de delilik. Fakat öte yandan birleştirilen bu uçları işaretler jestler mimikler ve sözler ile parçalamaktalar. Nesnelerin akla uygun varlığı ile delilik arasında eskilerin deyimiyle sadece bir soğan zarı var sanki. Geçen hafta katılabildiğim programda Özkan Gözel hoca deliliği “kendinden çıkmak” ile ilişkilendirdi. Kültürümüzde de delilik velilik ve dahilik anomali olarak tanımlanıyor. Buna mutasavvıflar, şairler, yazarlar, sanatçılar da dahil edilebilir. Aşk ve vecd halleri içeren her insanlık halinde normalin dışına taşma var elbette. Bu durumda “normal”in, “aşk”ın ve “olağandışı”nın üzerinde durmak lazım. Kendimizi akışa bıraktığımız, herkes ne yapıyorsa onu yaptığımız zaman normal ve muteber mi oluruz? O zaman peygamberimize meczup ve mecnun denilen zamanlara kadar gitmek gerekir.

Üzerine yoğunlaşılan konu gerçekten düşündürücü ve ilham verici. Katılımcı Çağrı Metnine göre us ve inancın, zafer ve mağlubiyetin izlerinin sürülebildiği nadir yaşam alanlarından biri olan İstanbul’u, ‘başka bir tarih mümkün’ algısıyla okuyabilmek amaçlanmakta. Bu aşamada deliler ya da meczupların gözünden ve belleğinden bir İstanbul kent tarihi okuması yapılmaya çalışılacak ve konuyu, görsel sanatlarda üretim yapan sanatçılar ve tasarımcıların gündemine dâhil etmek esas alınacak. Seminerler ve tartışmalar devam etmekte. 

.

Facebook Yorumları

Kod8
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Toprak
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
25.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
13.4.2017
Erzurumlu gençlerle kitap yolculuğu
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8