Yıldız RAMAZANOĞLU

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Bal Ülkesi


1.04.2020 - Bu Yazı 38 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kamerayı kurguyu araya giren herkesi unutturan bir yalınlıkla anlatılan Bal Ülkesi (2019) belgeselinde kayıp insan ortaya çıktı.

Amara Kotevska ve Liubomir Stefanov’un yönettiği Balkan filmindeki Hatice Muradova, el değmemiş gerçekliği ve sahiciliği ile insanı sersemletiyor. Yükseklere çıktıkça bünyemizin temiz hava ve oksijeni yabancılaması gibi, iddiasız, gürültüsüz, kendiliğinden ılık bir özgürlüğe, özgüvene, insaniyete sahip bal üreticisi Hatice ile karşılaşınca afallamamak ne mümkün.   

Kendinden önce gelen üç kardeşi çeşitli sebeplerle ölen, sonrasında da yetim kalan Hatice kâh beş yaşındaki çocuklarla salıncağa biniyor kâh altmış yaşındaki kadınlar gibi feleğin çemberinden geçmiş edasıyla uzaklara dalıp gidiyor. Yaşı olmayan Hatice açılış sekansında ilk insan gibi yeryüzünün yuvarlaklığına katılıp  insansız çalıların arasından yürümekte, vahiyle çalışan bir arı misali kovanı bir bez torbayla sırtında, saatlerce yürüyerek satış yeri olan Üsküp’e gitmektedir.   

Terk edilmiş metruk bir Makedon köyünde annesiyle birlikte yaşadığı tek göz taştan evde, küçücük pencereden sızan ışıkla, ikisine de yeten bir kap yemekle mutmain halleri, üstüne muz yeme sevinçleri dinlendiriyor insanı. Film boyunca yıkanıp tekrar giyilen sarı gömlek desenli etek ve başına arkadan bağladığı tülbentle her ortamın güzeli olabilen bir kadın. 

Arılarla konuşan onlara şarkılar söyleyen, hiçbir araç gereç kullanmadan, onları kutulara hapsetmeden bal yetiştiren biri. Hatice ağaç kovuklarına, taşların arasına bal yapan arıların ürününden sadece onların ihtiyacından fazla olanı şehre götürüp satarak gül gibi geçiniyor. Kedi ve köpeklerin payını unutmadan. Bazı karakterler var ki cinsiyetlerin ötesinde tam mütekamil insanı temsil ediyorlar, Hatice kurgu değil gerçek ama Akira Kurosowa’nın Dersu Uzala’sı gibi işte insan! dedirtiyor, kurtları kuşları çocukları herkesi düşünen haliyle. Burada etkileyici olan insan kalmayı kitaplar okuyarak, felsefi tartışmalar yaşayarak, sancılarla içlerdeki savaşlarla değil, doğayla birlikte eğilip bükülen kalbin ve aklın kendiliğinden başarması.   
Arıya vahyedilişini yönetmenler bunu murat etsin etmesin, doğanın bire bir çekim sahnelerinde insan derinlikle içine çekebiliyor. Balın alınması sırasında hiç birinin kanadına zarar gelmeyecek bir incelikle hafif bir tütsü kullanarak arıları uzaklaştırmasını defalarca seyredebiliriz.  

Yaratılışın huyuna suyuna gitmesinin tezahürlerinden biri de kadınlığını elden bırakmaması. Hatice’nin Hıdrellez kutlamalarına katılmadan geceden giysilerine bakım yapması, hiç görünmeyecek saçlarını Üsküp’te bir kozmetik dükkanından aldığı kestane rengi boyayla boyaması, küçücük aynasında kendini seyredip mutmain olması. Sonra annesine beni biri istemişti kim itiraz etti buna diye bir kez daha serzenişte bulunuşlar, türkülerin içinden yükselen arzular hevesler yatışma ve teslimiyetler…

Bu sonsuz akışı ortasından parçalayan şey, bir sabah köyün otlaklarını bakir görüp karavanla gelen. hem de yer kıtlığı varmış gibi Hatice’nin dibine yerleşen beş çocuklu aile. Hiçbir mücadele izi olmadan susuz elektriksiz köyde geceleri vahşi hayvan sesleri, mum ışığı, tepsi gibi ay yıldızlar, gündüzleri arı vızıltıları içinde sessizlikle süren hayatın son bulması.

Bir sabah yanıbaşında boy veren hırslı ve gürültülü yeni hayatı küçücük penceresinden izlemeye başlayan Hatice, çocuklarla evin annesiyle babasıyla hemen dostluk kurar. İdris’in sürüsüyle yetinmeyip arıcılığa da heves etmesi normaldir, çocukların geleceği çok çalışmayı gerektirir çünkü. Hatice bütün bildiklerini öğretmeye koyulur.  

Daha çok bal alabilmek için tahta kutular, kimyasallar kullanmaya başlar adam. Önce dirense de, balın tadını alan, ucuz fiyata daha çok alabilmek için ürünü artırmaya zorlayan tüccarların hırsına yenik düşüp, arılar için ayrılması gereken balı da kazıyıp satması dengeleri alt üst etmiştir. Öfkelenen arılar Hatice’nin balına gelip arılarını öldürmeye başlamıştır bile. İtirazları karşılık bulmaz ama az yem ve bakımla çok randıman kafasıyla hayvanları da küsüp telef olmaya başlayınca aile acı tatlı anılar bırakarak çekip gider köyden.  Küçük çocuklarla şarkılar söyleyip danslar eden, koşmaca oynayan kedilere bakan Hatice’yi “ne insanla ne insansız” hüznü kaplamıştır. Ele geçirme, sahip olma hırsı etrafı küle çevirip gitmiştir. 

Saçını yıkayıp taradığı, yemeğini yedirip az da olsa sohbet ettiği annesi kendine kahırla “sana daha çok çektirmeden ölmem” dese de vade dolar. Clarissa P. Estes’in Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabındaki masallardan birine dönüşür Hatice sonunda. Kitaptaki gibi ama, uyutan değil uyandıran, ezikliklerin değil doğal derin özgüvenin masallarına. Karın yağması gecenin çökmesi bunların hiç birinin kurgu olmayıp gerçeğin ta kendisi olması çok etkileyici. Film boyunca insanın  yalın katışıksız zamansız mekansız hakikati parıldıyor.   

.

Facebook Yorumları

Emlak8
1.04.2020
Bal Ülkesi
25.03.2020
Korona tarihi hızlandırdı
18.03.2020
Kovid- 19 günlüğü
11.03.2020
Avrupa’da kaybolan mülteci çocuklar
4.03.2020
‘Böyle Daha Güzelsin’
26.02.2020
Kendini hiçe sayan karınca
19.02.2020
Kadınların saklı derdi
12.02.2020
Kısa film ve fotoğrafla göç
5.02.2020
Filistin Enstitüsü
29.01.2020
Deprem Bakanlığı
22.01.2020
‘Bahçesiz okullar kapatılsın’
16.01.2020
Ekolojik olan etiktir
8.01.2020
Samatya’da bir çanta
1.01.2020
2019 neymiş meğer
25.12.2019
Geleceği öngörme sanatı
18.12.2019
Kadınlar güzeldir
11.12.2019
‘Zannettiğin kişi değilim’
4.12.2019
Tokat’ta ‘mülteciler ve edebiyat’
27.11.2019
2050’de ne olacak?
20.11.2019
Yaşamak hastalığı
13.11.2019
Keçeciler Caddesi
6.11.2019
Şehir sakinleri ne istiyor?
30.10.2019
Kartepe Mutlu Şehir Zirvesi
16.10.2019
Muazzez hanım
9.10.2019
Çocukların kıyameti
2.10.2019
Deprem ve şehir etiği
26.09.2019
Kısa film büyük imkan
11.09.2019
İrlanda’da din adamları
28.08.2019
Halepli çocuk
21.08.2019
Kütüphaneye sığınmak
14.08.2019
İstanbul boşaldı mı gerçekten
7.08.2019
Marx’ı sakince ele almak
24.07.2019
Anarşist Müslüman kadın
17.07.2019
Bizi vurmazlar!
10.07.2019
‘Paylaşılan Kutsal Mekanlar’
3.07.2019
Uğruna can verilen değerler
29.06.2019
Güney Afrika'nın bitmeyen rüyası
19.06.2019
Muhammed Mursi aynası
12.06.2019
Suriyeliler, Kürtler ve oy hesapları
5.06.2019
Son Peygamber
29.05.2019
Eşref Kolçak anısına
22.05.2019
Melek Kayıtları
15.05.2019
Yeni insanın inancı
8.05.2019
Sûfi sinema mümkün mü?
1.05.2019
Güvercin Hırsızları
24.4.2019
Özgürlük mümkün mü?
17.4.2019
Adalet, ekmekten önce…
10.4.2019
‘Dünyaya neden geldim?’
3.4.2019
Aşk var mı?
27.3.2019
Mülteci meselesinde Gaziantep ışığı
20.3.2019
Beyaz bulutlar ülkesi Zelanda
6.3.2019
‘Çünkü insanız’
20.2.2019
Zeytin ağaçlarının arasında
6.2.2019
‘Çocukluğunu Yaşamamış İnsanlar Konfederasyonu’
30.1.2019
Godard: İnsan neden Faust değil de kral olmak ister?
23.1.2019
Rüzgarla savrulmayan Mert bir yazar
16.1.2019
Vize başvurusu
9.1.2019
Çok tartışılan bir film Roma
2.1.2019
Kadınların iç bahçesinden işaretler
26.12.2018
Dedem Akif’in başı yalnızca secdede eğilmişti
19.12.2018
Edebiyatın işlevi
12.12.2018
Yerel yönetici adaylarına mektuplar…
5.12.2018
Mahalle hakkında
28.11.2018
Geçim derdiniz olmasaydı ne yapmak isterdiniz..
21.11.2018
Sevincimizi bulmak mümkün mü?
14.11.2018
Karamsar K kuşağı
7.11.2018
Kadınların yazarak müdahil olması
31.10.2018
Ruhun sevinci
24.10.2018
Atın kulağına fısıldayan şair
17.10.2018
Sinema ve dizilerde değişen aile
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Toprak
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
25.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
13.4.2017
Erzurumlu gençlerle kitap yolculuğu
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive