Yıldız RAMAZANOĞLU

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’


26.9.2018 - Bu Yazı 210 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 11 Eylül’de NY’daki ikiz kulelere yapılan menşei karışık saldırı İslam dünyasının başına geleceklerin miladıydı. Yerle bir edilen Afganistan, Irak ve Suriye olmadı sadece; bütün Müslüman ülkelerin iç dengeleri alt üst oldu. Öncekilerde kayıpları olduysa da, Suriye’deki yıkım diğerlerinin aksine emperyal güçlerin cebinden bir kuruş çıkmadan gerçekleşti. Tüccar devletler silah satıp daha da zenginleştiler, bölge halkları birbirini öldürdü, faturaları yine yoksul kitleler ödedi. Küresel yoksulluk ve adaletsizlik baş döndürücü bir hal aldı. Suriyeli göçü, Türkiye’nin demografik yapısını değiştiren mülteci gerçekliği, içimizi kalplerimize sığmayan hikayelerle doldurdu. Sonra ister istemez serzenişler; sanata edebiyata sinemaya neden aksetmiyor bu hipergerçeklik? Başımızdan geçenleri, yaşanan felaketin boyutlarını, yansımalarını insanlığa zamanın diliyle neden anlatamıyoruz?

Kıymetli belgesel çalışmaları oldu elbette. Özellikle El Cezire’de savaş boyunca yayınlanan belgesellerin bir derlemesi yapılıp gösterilse ne kadar iyi olur. Fakat kurgu manasında ilk filmlerden birini Aida Begiç çekti. Bosna savaşını bizzat yaşamış ve savaşın bütün hasarlarını bilen bir yönetmenin, yine savaşı yaşamış film ekibiyle meseleye duyarlılık gösterip Urfa’ya gelmesi, film çekmesi çok kıymetli. Oyuncuların da kurguyu değil yaşadıklarını canlandırmaları gerçekten her zaman tecrübe edilemeyecek bir şey. 

Boşnak yönetmen birçok kısa filmden sonra çektiği savaş temalı iki uzun metraj filmle kendine dünyada saygın bir yer edindi. Bu deneyimle Suriyeli yetimlere eğilmesi ve büyük bir emekle onları doğal gerçeklikleriyle nazara vermesi önemli. Cemal Reşit Rey’deki gala gecesindeki konuşmasında Begiç en iyi filminin Suriyeli çocuklarla çektiği Bırakma Beni filmi (2017) olduğunu söyledi. Naçizane ilk iki filminin çok daha iyi olduğunu düşünüyorum. Başyapıt sayılan Kar-Snijeg (2008) ve Çocuklar-Djeca (2012) filmlerinde müziğin dramayla uyumu, kurgunun sağlamlığı ve akışı, karakterlerin yerini bulmuş netliği bambaşkaydı. O filmlerde de şahitlik ve olayların doğal ritmi söz konusuydu fakat hikayeler arasındaki bağlantılar daha sıkı örülmüştü sanki. 

Bırakma Beni filmine gelince, o kadar güzellikler ve ilkler var ki. Yönetmenin Urfa’da mülteci çocuklarla birlikte uzun zaman birlikte yaşaması, onlara adeta annelik yaparak oyunculuk atölyesi düzenlemesi takdire şayan. Çocuklar ve yönetmen yaşanan acıları ötelemeden tersine yüzleşmeye yol açan bir yolla filmi gerçekleştirmiş. Gerçekliği taşıyacak hatta yeniden canlandıracak ruh sağlamlığına birlikte erişmişler. Canlandırmayı da iyileşmenin bir parçasına dönüştürüp harika oyunlar çıkarmaları Begiç’in hassas kalbinin başarısı. Filmin görüntü ve sanat yönetmenliği, gece ışıklarının etkili kullanımı, mekanların seçimi çok isabetli. Fakat mesela açılış sahnesindeki Urfa yolu boyunca devam eden müziğin bir ara yere gelmeden elektrik kesilir gibi kesilmesi, bu ani müzik blokajının bir iki sahnede daha olması ince montaj problemi olabilir. Hiçbir yetişkinin bir hikayesinin olmayışı da senaryoda bazı bölümler atlanmış hissi veriyor.

Filmin merkezine ölmeyip İstanbul’da yaşadığını düşündüğü annesine kendini gösterebilmek ve varlığından haberdar edebilmek için sesi güzel olmadığı halde İstanbul’daki ses yarışmasına katılmayı kafasına koyan İsa’yı koymak mümkün. Yan hikayelerde ise çocukların makus talihi aşmak için giriştikleri amansız para kazanma mücadelesi var. Aralarındaki güç hiyerarşileri, birbirleriyle dayanışmanın yanında ötekini haraca kesmeler…Hayaller umutlar ve anne babanın ölüşünü kabullenme zorlukları…

Filmde gerçek mülteci çocukların oynaması belgesel tadı verse de bu kurgunun önüne geçmiş değil. Yönetmen Gerçek Hayat dergisinden Türkolog Amina Şilyak’a verdiği mülakatta “Hiçbir filmimde gerçek hayatta akıp giden şeye şahitlik etmenin yerine, benim herhangi bir görüşümün öne çıkmasının daha önemli olabileceğini düşünmedim” diyor. Siyasetle sanatını da uzlaşmaz ve çok farklı alanlar olarak değerlendirmiş ki bu üzerine en çok konuşulan ve tartışılan meselelerden biridir. Bu filmde gerçekten de hayatla aynı anda var olan sineması ve şahitlik konumu son derece açık ve net. Çünkü kameranın önünde filmin hikayesini tecrübe etmiş çocuklar var. Filmin kadrosunda bulunan mülteci küçük oyuncuların başarılarını anmadan geçmek olmaz; Isa Demlakhi, Ahmad Husrom, Motaz Faez Basha, Ossama Mahmud Himeli gibi oyuncular içlerindeki nice sıkıntılara rağmen bütün masumiyetleriyle başarılı bir iş çıkarabilmişler. Begiç’in bu filmle muradı özellikle yetim çocuklara yönelik toplumsal farkındalığı artırmak ve harekete geçmemizi, bir işin ucundan tutmamızı sağlamak. Beşir Derneği’nin desteğini de anmak gerekir. Bu destek görsel sanatlarla özellikle de sinemayla aşinalığımızı kitlesel manada genişletmek adına umut verici.

.

Facebook Yorumları

Kod8
5.12.2018
Mahalle hakkında
28.11.2018
Geçim derdiniz olmasaydı ne yapmak isterdiniz..
21.11.2018
Sevincimizi bulmak mümkün mü?
14.11.2018
Karamsar K kuşağı
7.11.2018
Kadınların yazarak müdahil olması
31.10.2018
Ruhun sevinci
24.10.2018
Atın kulağına fısıldayan şair
17.10.2018
Sinema ve dizilerde değişen aile
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Toprak
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
25.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
13.4.2017
Erzurumlu gençlerle kitap yolculuğu
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8