Yıldız RAMAZANOĞLU

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

‘Çünkü insanız’


6.3.2019 - Bu Yazı 358 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bir umutla giriş yaptığımız 21. yüzyılın hemen başında dünyanın en güzel şehirlerine sahip Suriye, kolumuzu kanadımızı kıran korkunç bir savaşa sahne oldu. Savaşmamak ve eğer savaş illa alnımıza doğmuşsa da insani, ahlaki ve hukuki kurallara uymak konusunda tüm dinî ve ahlaki metinlerde defalarca uyarılsak da kimsenin aldırdığı yok. Mısır’daki idamlar misal, hiçbir suça günaha bulaşmamış sadece en temel haklarını talep etmiş genç insanların onlarcası ipe götürülürken hiçbir tepki vermeyen bir dünyayla karşı karşıyayız.

Vicdan Hareketi uluslararası bileşenleri olan bir insan hakları inisiyatifi. Suriyeli kadınların başına gelenlere dikkat çekmek için 2018’de 55 ülkeden katılımcılarla İstanbul’dan yola çıkmış, 8 Mart’ta 200 otobüslük konvoyla Hatay’a ulaşmışlardı Suriye zindanlarındaki kadınların uğradığı işkence ve tecavüzleri dünyaya duyurmak için. Hepsi serbest kalıncaya kadar çabalarımızı sürdüreceğiz sözünü tuttular ve bu 8 Mart için yine harekete geçtiler. Bütün dünyadan sayısız insan hakları örgütü parlamenter akademi ve siyaset insanı destek veriyor. Bu yazı sadece destek vermek için değil, şahit olmak ve kayıt altına almak için. İnsanlığın bu çabaları da derlenip bir umut olarak gelecek kuşakların önüne konmalı çünkü. Richard Falk’ın kavramsallaştırdığı gibi sadece “yırtıcı küreselleşme”nin özneleri, bileşenleri değil, “aşağıdan küreselleşen” erdemli insanlar da bilinmeli.    

Geçen hafta yapılan basın duyuru toplantısına birçok ülkeden aktivist ve aydının katılacağı duyurulmuştu. Türkiye’den 2 bin STK, Mandela’nın torunu Nkosi Mandela, Srebrenitsa Anneleri grubu, Azerbaycanlı Sanatçı Azerin, İngiltere Parlamentosu’nun ilk Müslüman milletvekili Hon Baroness Pola Manzila Uddin, Ekvador milletvekili Ana Belen Marin Aguirre ve Ukraynalı milletvekili Dr. Olga Bogomolets katıldı ve harekete destek verdi. Amaç Suriye savaşı sırasında tutulan ve hapsedilen kadın ve çocukların serbest bırakılması için insanlık vicdanını temsil eden sivil ve barışçıl bir inisiyatif oluşturmak. Basın toplantıları, medya kampanyaları, diplomatik temaslar yoluyla Suriye rejimini hiç değilse hapishanedeki kadın ve çocukları serbest bırakmaya zorlamak.

Son yedi bin yılda sadece 13 yıl barış içinde yaşandığı söyleniyor bu gezegende. En korkunç savaşlardan biri de Mart 2011’de başlayan Suriye kıyımı. Bu kez de tıpkı Irak’taki gibi canlı yayınlar eşliğinde şahit olduk varil bombalarına, biyolojik kimyasal silahlara, füzelere, insanın son teknoloji savaş araçlarına. İşkence, tecavüz, infazlar, toplu katliamlar, toplu mezarlar, milyonlarca insanın sınır dışı edilişi, gidilen yerlerde yaşanan akıl almaz örselenmeler, reddiyeler ve daha nice zulüm... Hasılı Suriye savaşı sırasında resmi rakamlara göre 450 binden fazla insan hayatını kaybetti. Kayıt altına alınmayan ölüm ve kayıpların sayısı ise bilinemiyor. Bugüne kadar 13 bin 500’ün üzerinde kadın hapsedildi ve 7 binin üzerinde kadın hâlâ bu hapishanelerde her gün işkence görüyor, tecavüze uğruyor, türlü insanlık dışı eziyete maruz kalıyor. Suriye rejimi tıpkı Bosna savaşındaki gibi kadınlara tecavüzü bir silah olarak kullandı, kullanmaya devam ediyor. Hapishane gibi kullanılan boş fabrika, hangar vb. binalarda tutulanların sayısını bilen yok. Bazı kadınlar hamileyken alındı ve tutuldukları yerlerde doğum yaptı; bazı kadınlar evlerinden çocuklarıyla birlikte alınarak hapsedildi. Bazı kadınlar ise tutuldukları yerlerde sayısız tecavüze uğradı ve bu tecavüzler sonucu olan çocukları oralarda doğurmak zorunda bırakıldı. Kiminin doğurduğu bebekler gözlerinin önünde infaz edildi. BM Bağımsız Uluslararası Suriye Araştırma Komisyonu, damgalanma endişesi ve travma gibi nedenlerle cinsel şiddet vakalarının gerçekleşenden çok daha azının bildirildiğini kaydediyor.

Tanıklıkları eklemek isterdim ama gerçekten okumaya kalp dayanmaz. Burada rejim tarafından sadece 11 numara olarak adlandırılmış bir kadının birkaç cümlesi yeterli olacak sanırım: “Orada şehirlerin altında şehirler olduğunu, mezbahalar bulunduğunu bilin. Orada en büyük ve güzel düşleri ölüm olan insanlar var.”

Suriyeli mahpus kadın ve çocuklar için iki yıldır mücadele veren Vicdan Hareketi’nin amacı bütün dünyada farkındalık yaratmak, dikkati bu insanlık acısına yöneltmek ve esir kadınların serbest bırakılmasını sağlamak. Irak savaşında büyük suçlar işlenmiş fakat suçluların çoğu yargıya bile konu olmamıştı. Bunun üzerine Dünya Irak Mahkemesi kuran sivil inisiyatifler 20 dünya şehrinde insanlık adına yargılamalar yaptıktan sonra nihai oturumlar İstanbul’da 2005’te gerçekleşmiş ve savaş suçluları Tony Blair ve G.W Bush başta olmak üzere insanlık nezdinde mahkum edilmişti. Suriye’de olup bitenler de insanlığın önüne gelecektir elbette.  

Suriyeli kadınlar ve çocuklar için 8 Mart saat 14.30’da Sultanahmet Meydanı’da ve eş zamanlı olarak dünyanın 110 ülkesi ve Türkiye’nin 80 vilayetinde mitingler ve basın açıklamaları gerçekleşecek. Mottoları ‘çünkü insanız’.

.

Facebook Yorumları

Kod8
20.3.2019
Beyaz bulutlar ülkesi Zelanda
6.3.2019
‘Çünkü insanız’
20.2.2019
Zeytin ağaçlarının arasında
6.2.2019
‘Çocukluğunu Yaşamamış İnsanlar Konfederasyonu’
30.1.2019
Godard: İnsan neden Faust değil de kral olmak ister?
23.1.2019
Rüzgarla savrulmayan Mert bir yazar
16.1.2019
Vize başvurusu
9.1.2019
Çok tartışılan bir film Roma
2.1.2019
Kadınların iç bahçesinden işaretler
26.12.2018
Dedem Akif’in başı yalnızca secdede eğilmişti
19.12.2018
Edebiyatın işlevi
12.12.2018
Yerel yönetici adaylarına mektuplar…
5.12.2018
Mahalle hakkında
28.11.2018
Geçim derdiniz olmasaydı ne yapmak isterdiniz..
21.11.2018
Sevincimizi bulmak mümkün mü?
14.11.2018
Karamsar K kuşağı
7.11.2018
Kadınların yazarak müdahil olması
31.10.2018
Ruhun sevinci
24.10.2018
Atın kulağına fısıldayan şair
17.10.2018
Sinema ve dizilerde değişen aile
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Toprak
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
25.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
13.4.2017
Erzurumlu gençlerle kitap yolculuğu
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8
Emlak8.Net