Yıldız RAMAZANOĞLU

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Newyork Newyork


29.04.2020 - Bu Yazı 156 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Frank Sinatra şöyle diyordu umut dolu şarkısında: “bugün ayrılıyorum, onun bir parçası olmayı çok istiyorum, bu avare ayakkabılar yola çıkmayı çok istiyorlar, tam da onun kalbine, uyumayan şehirde uyanmak ve kendimi tam da o büyük kalabalığın kralı, listelerin bir numarası olarak bulmak istiyorum, yepyeni bir başlangıç yapacağım, eğer orada yapabilirsem her yerde yapacağım, artık küçük kent hüzünleri eriyip kayboluyor.”

Oysa büyük şehirler nasıl da çarpar insanı, tepeyi görmek isterken tepetaklak olmayı da göze almalıdır insan yola çıkarken. İstanbul’a taşı toprağı altın diye gelinmesinin daha küresel ölçeklisi Newyork’ta yaşanıyor. 72 milletten insanın tıptan sanata, yazılımdan restorancılığa her dalda birbiriyle yarıştığı, tutunmaya kendini kanıtlamaya çalıştığı, fakat işler bir kere yolunda gitmeyince en yeteneklilerin bile acımasızca elendiği bir şehir. Defalarca uzun zamanlar geçirmeme rağmen şehrin ruhunu bütünüyle kavradığımı söyleyemem. 

Bir yandan kapitalizmin merkezi öte yandan bütün protestoların atan kalbi. Bu yönüyle birçok içe kapalı tutucu eyaletten çok daha fazla insan haklarıyla uyumlu ve ırkçılığın daha zor yer bulabildiği bir şehir.   

“Occupy wall street” hareketinde kapitalizme karşı büyük bir karşı duruş sergilemişti gençler. Başka bir zaman bir milyon genç adam “promise keepers (vaadinde duranlar)” inisiyatifi kurarak caddelerde yürümüş, hz. İsa ile akitlerini tazelemişlerdi. Ana caddelerde özellikle de “public library” dolaylarında günde birkaç gösteriye mutlaka denk gelirsiniz. Irak işgal edilirken yüz binlerce insan bu şiddeti protesto etmişti. Benim de 2005’te BM binasının önünde feminist Code Pink örgütünün Iraklı kadınların başına gelenleri duyurmak ve haklarını savunmak için yaptıkları gösteriye katılmışlığım var. “Özgürlükler ülkesinde” kadınların sürüklenerek gözaltına alınışına şahit olmuştum ne yazık ki. Fakat NY devlet üniversitesinin Müslüman öğrenciler için açtığı son derece geniş ve estetik İslam Merkezi de bu şehirde. Öyle çok NY var ki.  

Herkesin yabancı olması yüzünden hiç kimsenin kendini bütünüyle yabancı hissetmediği şehrin pulları korona salgınının tuttuğu aynayla biraz döküldü. Bu şehirde sanat eğitimi alan ve bir üniversitede öğretim asistanlığı yapan kızım Gülsüm  hergün ilginç şeyler anlatıyor. Gözlemlerine göre salgın yüzünden eşitsizlikler günyüzüne çıkmış durumda. Parası ve eve kapanma imkanı olan beyaz Amerikalıların kendilerini kolayca izole edebilmesine karşılık, siyahlar hispanikler ve göçmenler o kadar şanslı değil. Düşük gelirliler, evden yürütülmesi imkansız olan işlerde( restoran çalışanları, kuryeler, kargocular, temizlik görevlileri…) çalışıyorlar, ulaşımlarını metro ile sağladıklarından hastalığı kapma oranları yüksek ve hayatlarını kaybedenler de bu yüzden daha çok alt sınıftan insanlar. Önlem olarak metro sefer sayılarının azaltılması da yine onları vurmuş. Yolcu sayısının aynı olması sıkışıklığı artırmış, mesafe kurallarını işlevsiz hale getirmiş. Gülsüm yaşadığı yer olan Brooklyn’de marketlerde temel gıda maddelerinin bulunduğunu, sadece un yulaf ve çok tüketilen bazı konservelerin yok olduğunu söylüyor. Birçok markette alışılmış makul fiyatlı temizlik malzemesi rafları boş. Onların yerini çoğu kişinin rağbet etmediği pahalı markalar doldurmuş. Bir yandan da yağma korkusuyla büyük ünlü markalar mallarını depolara kaldırıp mağaza camlarını koruma altına almışlar. 

Şehirde büyük bir yıkım yaşanıyor ve dünyanın en çok can kaybı olan şehri  önlemlerin en sıkı uygulanması gereken yer, öte yandan izolasyonun gereğine inanmayan bir sürü insan. Paskalya bayramında kiliselere ulaşmak için büyük çaba sarfedenler azımsanmayacak sayıda. Brooklyn’de yüksek sesle okunan ezanın sesini bize de dinlettiğinde duygulandık doğrusu. O sırada market kuyruğunda olan Gülsüm hiç kimsenin tedirgin olmadığını, Allahuekber denilince bir korku yaşamadıklarını söylüyor. “Daha önce de ezan sesi bazen hafiften gelirdi siyahların açtığı mescitlerden. Başka milletler cesaret edemez fakat siyahlar azınlık ve ezik değil, kendi anavatanlarındalar ve çok gururla açabiliyorlar sesi. Newyorklular da tedirgin olmaz, tepki vermez hatta tepki verenden rahatsız olurlar. Sonuçta mahallelerinin ezanı.“  

Yine bir market dönüşü: “yaşlı siyah bir kadın bizim apartmanın önüne sığınmıştı yağmurdan. Pardon bakar mısın dedi, insanlar virüs yüzünden ölmüyor haberin olsun. Tanrıya inanırsan sana hiçbir şey olmaz. Hiçbir şey tanrıdan daha güçlü değil virüs diye bir şey yok. Ama Tanrıya inanmazsan seni korumaz. Bu yüzden maske takmıyor ve önlem almıyormuş.”

Salgının sonuçları aşikar olmasına rağmen virüse ve önlemlere inanmayan insanlar var her yerde. Yasaklara uymamakta diretiyorlar. Birçok eyalette “hayata dönüş” gösterileri yapılıyor. Maskesiz ve mesafe kurallarını hiçe sayan insanlar ‘bu saçmalığa’ son verilmesini isteyerek sokaklarda iç içe gösteri yaptılar. Oysa virüs apaçık ortada, onu yaratan Allah önlem almayı da öğretiyor bize. Virüs yalansa Central Park’ta, Covid Center Kongre Merkezi’nde neden binlerce kişilik sahra hastaneleri kuruluyor ve bunu askeri mühendisler gerçekleştiriyor. Otellerin bazıları hastane olsun diye projeler hazırlandı. Şehrin bazı bölgelerinde çalışmalara katılmak üzere askerler dolaşıyor. Şehre büyük bir askeri şilep yollandı. Sağlık çalışanları maske ve koruyucu ekipman bulamadı uzun süre. Şehirde ambulans sesleri kesilmiyor, yoğun bakım üniteleri çoktan kapasitesini aştı. Test kiti bulunamadığından teşhis ve tedavisi yapılamayan birçok insan hayatını kaybetti. Kimsesizlerin ölüleri kamyonlarla taşındı. General Motor otomotiv şirketi solunum cihazı üretiyor. 

Türkiye”deki oyunculuk kariyerini bırakıp Amerika’da tır şoförlüğü yapan Tolga Karel geçtiğimiz günlerde canlı yayına bağlanıp aracıyla koronadan ölen 12 kişinin cesedini iş gereği soğuk bir morga taşıdığını söyledi. Kimsesizler şehre yakın Hart adasında toplu mezarlara gömülüyor. Sinatra’nın ve milyonlarca insanın özlemini çektiği şehirde en temel insan hakkı olan can güvenliği ve sağlığa erişim hakkı nasıl da sadece imkanları olanların hakkına dönüşüverdi ve bu sessizce yaşanan derin adaletsizlik gündeme oturdu. Kız kardeşini kaybeden bir siyah kadın durumu çok iyi özetledi. Test kiti yetersiz olduğundan ünlülere zenginlere parası olanlara öncelik tanınıyordu. Hastalanan kız kardeşi test ve tedavi için yalvarmalarına rağmen zatürre, grip gibi teşhisler konup evine yollanmış, solunum cihazına bağlanmak zorunda kalınca test yapılmıştı. Gecikme yüzünden de tedavisini alamayan kardeş genç yaşta hayatını kaybetmişti.

Rengin de önemi yoktu son kertede, zengin bir repçiyseniz tedaviniz yapılıyordu mesela. 

Trump ve çevresi Amerika’nın temel tutumuyla uyumlu olarak ekonomiye dayalı bir tercih yaptılar, para her şeyden değerliydi çünkü. Önlemlerin vereceği maddi zararı hesap ederek bu kadar büyük bir bulaşmaya binlerce ölüme sebep oldular. Biraz bulaşır sonra geçer diye düşündüler demek ki. Hasret duyulan birçok Avrupa şehrindeki gibi NY’da da doktorlara hastaları arasında seçim yapmaları söylendi. Şehirdeki sağlık sisteminde zihniyet değişimi oldu ve şimdi sigortası olsun olmasın herkes ücretsiz korona tedavisi olabilecek noktasına geldiler. Bütün bu tecrübelerden sonra her şey insan merkezli olarak ele alınıp eşitlikçi yeni bir dünya kurulacak mı acaba. NY tecrübesi Amerika’da zihinsel bir alt üst oluşa yol açar insan paranın önüne geçer mi?     

.

Facebook Yorumları

Emlak8
3.06.2020
Evsizlerle dayanışma
27.05.2020
Antonioni: Duyguların Macerası
13.05.2020
Fatma hanım
6.05.2020
Omar ve Biz
29.04.2020
Newyork Newyork
22.04.2020
Tecrit boşluk ve Ramazan
15.04.2020
10 Nisan tecrübesi
8.04.2020
Normale dönmesin dünya
1.04.2020
Bal Ülkesi
25.03.2020
Korona tarihi hızlandırdı
18.03.2020
Kovid- 19 günlüğü
11.03.2020
Avrupa’da kaybolan mülteci çocuklar
4.03.2020
‘Böyle Daha Güzelsin’
26.02.2020
Kendini hiçe sayan karınca
19.02.2020
Kadınların saklı derdi
12.02.2020
Kısa film ve fotoğrafla göç
5.02.2020
Filistin Enstitüsü
29.01.2020
Deprem Bakanlığı
22.01.2020
‘Bahçesiz okullar kapatılsın’
16.01.2020
Ekolojik olan etiktir
8.01.2020
Samatya’da bir çanta
1.01.2020
2019 neymiş meğer
25.12.2019
Geleceği öngörme sanatı
18.12.2019
Kadınlar güzeldir
11.12.2019
‘Zannettiğin kişi değilim’
4.12.2019
Tokat’ta ‘mülteciler ve edebiyat’
27.11.2019
2050’de ne olacak?
20.11.2019
Yaşamak hastalığı
13.11.2019
Keçeciler Caddesi
6.11.2019
Şehir sakinleri ne istiyor?
30.10.2019
Kartepe Mutlu Şehir Zirvesi
16.10.2019
Muazzez hanım
9.10.2019
Çocukların kıyameti
2.10.2019
Deprem ve şehir etiği
26.09.2019
Kısa film büyük imkan
11.09.2019
İrlanda’da din adamları
28.08.2019
Halepli çocuk
21.08.2019
Kütüphaneye sığınmak
14.08.2019
İstanbul boşaldı mı gerçekten
7.08.2019
Marx’ı sakince ele almak
24.07.2019
Anarşist Müslüman kadın
17.07.2019
Bizi vurmazlar!
10.07.2019
‘Paylaşılan Kutsal Mekanlar’
3.07.2019
Uğruna can verilen değerler
29.06.2019
Güney Afrika'nın bitmeyen rüyası
19.06.2019
Muhammed Mursi aynası
12.06.2019
Suriyeliler, Kürtler ve oy hesapları
5.06.2019
Son Peygamber
29.05.2019
Eşref Kolçak anısına
22.05.2019
Melek Kayıtları
15.05.2019
Yeni insanın inancı
8.05.2019
Sûfi sinema mümkün mü?
1.05.2019
Güvercin Hırsızları
24.4.2019
Özgürlük mümkün mü?
17.4.2019
Adalet, ekmekten önce…
10.4.2019
‘Dünyaya neden geldim?’
3.4.2019
Aşk var mı?
27.3.2019
Mülteci meselesinde Gaziantep ışığı
20.3.2019
Beyaz bulutlar ülkesi Zelanda
6.3.2019
‘Çünkü insanız’
20.2.2019
Zeytin ağaçlarının arasında
6.2.2019
‘Çocukluğunu Yaşamamış İnsanlar Konfederasyonu’
30.1.2019
Godard: İnsan neden Faust değil de kral olmak ister?
23.1.2019
Rüzgarla savrulmayan Mert bir yazar
16.1.2019
Vize başvurusu
9.1.2019
Çok tartışılan bir film Roma
2.1.2019
Kadınların iç bahçesinden işaretler
26.12.2018
Dedem Akif’in başı yalnızca secdede eğilmişti
19.12.2018
Edebiyatın işlevi
12.12.2018
Yerel yönetici adaylarına mektuplar…
5.12.2018
Mahalle hakkında
28.11.2018
Geçim derdiniz olmasaydı ne yapmak isterdiniz..
21.11.2018
Sevincimizi bulmak mümkün mü?
14.11.2018
Karamsar K kuşağı
7.11.2018
Kadınların yazarak müdahil olması
31.10.2018
Ruhun sevinci
24.10.2018
Atın kulağına fısıldayan şair
17.10.2018
Sinema ve dizilerde değişen aile
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Toprak
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
25.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
13.4.2017
Erzurumlu gençlerle kitap yolculuğu
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive