Referandum mu? Yoksa korku ütopyası mı?


28.3.2017 - Bu Yazı 1016 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Toplumlar yönetimsel mantalitelerinin dayandığı(arkaik) paradigmaları kısa vade de oluşturamazlar. Toplumların tarihsel serüveni bu paradigmaların oluşumunda önemli bir etkiye sahip olur. Toplumun yaşadığı tarihsel serüven, toplumsal zihnin şekillenmesinde öncülük eder. Bununla birlikte, toplumsal denetimi eline tutarak egemenlik erkini kullananların oluşturduğu algı biçimi de bu konuda etkilidir.

Bir toplumun “tarihsel serüven”inin arka planını görmeden o toplumda oluşmuş yönetimsel mantığın anlaşılması imkansızdır. Ki günümüz koşullarındaoluşturduğu sistemin dayandığı paradigmayı anlamak da mümkün olamayacaktır.  Çünkü yönetimsel sistemin alt yapısını oluşturan mantık o tarihsel geçmişle bağlantılıdır. Toplumun tarihsel serüvenine ait veriler doğru biçimde analiz edildiğinde günümüz koşullarında oluşturduğu siyasal sistemin karakteri daha net biçimde ortaya çıkacaktır.

Somutlaştırma

Türk Siyasal Siteminin dayandığı olgusal paradigma, topluma düşman korkusu yayma mantığı üzerine kuruludur. Bu durumun tarihsel arka planının olduğu kolaylıkla ileri sürülebilir. ÇünküBozkır toplumu olan Türkler çeşitli koşullar nedeniyle anavatanlarını terk etmek zorunda kalan bir toplumdur. Bu ise onlarda sahip olduklarını hem yitirme korkusunu hem de bunun zorunlu olduğu bilincini geliştirmiştir. Anavatanlarında bozkır yaşamına maruz olduklarından dolayı doğal olarak yerleşik bir kültür biçimi oluşturamamışlardı. Bozkır nedeniyle yer değiştirmeye dayanan bir yaşam biçimi oluşturmuşlardır.

Yaşanılan mekânı terk etme zorunluluğunun olması ve zamanla değişen dünyadaki koşullar Türklerin yönetim sisteminde düşman algısını öne çıkartmıştır. Ki göçebe yaşamı sürdüren bir toplumun dostum diyeceği bir toplumdan ziyade, rastladığı ve selam verip geçtiği (talan ettiği) toplumlar vardır hayatında. Bu tarihsel serüven üzerinden ele alındığında, Çin’le, İslam dünyasıyla ve Avrupa’ya geçişlerinde karşılaştıkları toplumlarla kurdukları ilişkilerde görmek mümkündür.

Bu ilişkiler ve tarihsel mitolojileri dikkate alındığında karşımıza sürekli onlara ait olanı almaya hevesli bir düşmanın tetikte olduğu görülür. Bununla birlikte yakın tarihsel dönemde imparatorluk gücünü ve İslam dünyası üzerindeki Halifelik gücünü kaybetmelerini de buna eklemek gerekir. Söz konusu korku ve endişe askeri yapılanmayı öncelemelerine sebep olmuştur. Ki İslam dünyasındaki ilk varlıklarını dönemin devletlerinde paralı asker olarak hissettirdiklerini de unutmamak gerekir.

Askeri yapılanmada yer almış bir toplumun oluşturacağı yönetimsel sistem doğal olarak biz ve düşman şeklinde kategorik düşünmeye meyilli olur. Türklerin zihinsel işleyişinde bu durum bariz biçimde görülmektedir. Arap-İslam Devletlerinin askeri teşkilatlarında bulunmuş Türkler, kendi yönetimsel yapılarını oluşturunca da aynı askeri mantığı esas aldılar. Avrupa’ya ulaştıklarında da aynı mantıkla sadece koruma görevi görecek biçimde örgütlenmiş askeriyapılanma oluşturdular.[1]Böyle bir yapılanma oluşturan toplumun zihinsel işleyişi doğal olarak düşman ve düşman olmayanlar hep var olacaktır.

Bu tarihsel miras günümüz Türk Siyasal Sistemine olduğu gibi aktarılmıştır. Yönetim erkini ele geçiren toplumun beka sorununu kendi varlığına bağlamaktadır. Kendisinin toplum için olmazsa olmaz şart olduğunu lanse etmeye başlar. Bunu başarmak için de toplumda kategorik bir ayrıştırma ve düşman algısı üzerinden gerçekleştirmeye kalkışmaktadırlar. Bu mantık neredeyse Osmanlının gerileme dönemindenTürkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna vegünümüze kadar hep bu paradigma üzerinden işletilmektedir.

İttihat Terakkiden Cumhuriyete ve bugüne kadar hep aynı mantığı görmekteyiz. Dışarıda toplumu bir kaşık sudan boğmaya hazır dış düşmanlar ve içeride onlarla iş birliğine hazır olup onların emrine amade iç düşmanlar hep olagelmiştir. Bu düşmanların dönemsel farklılaşmaları önemli değildir ki bu değişim iktidarı ele geçirenlere göre farklılaşabilmektedir. Dün dost olan bir anda düşman olabiliyor. Bu hem içte hem de dışta değişmez bir kuraldır.

Sonuç

Şimdi düşünelimbir referandum yapılıyor. İçeride oluşan iki cepheyede bakıldığında hem iç hem de dış düşman olarak lanse ettikleriyle dün kol kola idiler. Ancak bugün varlıklarını koruma adına düşman cephesine konulanların anlık farklılaşmaya dönüştüğünü görmekteyiz. Bunun sebebi kendileri olmadan toplumsal bekanın mümkün olamayacağına toplum ikna çabasından başka nasıl bir anlam yüklenilebilir.

Yine iki cephenin de kendi tabanına içeride Kürdleri düşmanlaştırma üzerinden korku pompalayarak görüşlerine haklılık kazandırmaya çalıştıklarını görmekteyiz. Aslında sorun, onlarınkendi tabanlarını ikna etmede zorlandıklarını gösteriyor. Bu nedenle iç ve dış düşman göstererek tabanlarını ikna çabasında olduklarını açık biçimde müşahede etmekteyiz.

Bu şunu göstermektedir. Kendi toplumlarının dinamiklerini doğru biçimde teşhis edemediklerini göstermektedir. Dolayısıyla bu dinamikleri yönlendirmek için korku pompalayarak ya hepimiz gideriz ya hepimiz böyle davranırsak kurtuluruz anlayışını dikte etmeye çalışmaktadırlar.

CHP evet, hayır yazılarının basılı olduğu haritalarla bu algıyı oluşturmaktadır. Kendisi kaybettiğinde haritalar üzerinden bölünmüş ve elden çıkmış Kürdistan topraklarıyla tabanını ikna etmek çabasındadır. Bunun dışında elle tutulur hiçbir argümana sahip değildir. Ki bu argümanı da korkutmak üzerinden oluşturulmuştur. O halde buna dur demek için hayır demelisiniz diyor.

AKP ise hayır cephesinde yer alanları göstererek toplumun nasıl bir komplo ile karşı karşıya olduğunu dile getirmektedir. Bu komployu yıkabilecek, direnebilecek tek gücün kendisine destek verilmesiyle mümkün olduğu algısı oluşturmaktadır. Şu sıralar Siyonist söylem yerine Nazi söylemine yönelmesi de manidardır. O halde buna dur demek için evet demelisiniz diyor.

Her iki mantıkta iktidar erkini kullanmak için aynı şeyi farklı Saiklerle gündeme getiriyor.

Yusuf Ziya Döğer: yziyadoger@imp-news.com

Öğretmen, sosyolog. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu. Şeyh Said Hareketi Sonrası Pêçar Tenkil Harekatı/1927 adlı kitabı yayınlandı. (Nûbihar Yayınları)


[1]Sosyologlar bu devlet tipini “Askeri Devlet” olarak tanımlarlar. Bu devlet sadece koruma karşılığında halkın üretiminden pay almaktadır. Ki egemen olduğu yerlerin imarını düşünmemektedir. Sadece Kervan güzergahlarını imare edip ticaretin güvenlikli olmasını ve buradan payına düşüne alma arzusundadır.

.

Facebook Yorumları

reklam
28.3.2017
Referandum mu? Yoksa korku ütopyası mı?
21.8.2015
Militarist Devletler ve Kürdistan’ın Doğum Sancısı
7.8.2015
Kürdlerde Sosyal Genetiğin Psikolojik Bağlılığa Dönüşmesi
18.6.2015
Ortadoğu’da Reddi Miras Geleneği ve Talan Ekonomisi
8.6.2015
7 Haziran’ı Doğru Okumak
21.5.2015
Kürdlerin Egemenlik Anlayışı
16.5.2015
Allah, Yasin Aktay’ın dediğinin aksini söylemektedir
8.5.2015
Siyasetin Doğası ve Rasyonel Davranış
22.4.2015
Kürdistan Mefküresi ve Siyasi Aktörler (İslamcı Cenah) -2
13.4.2015
Kürdistan Mefkûresi ve Siyasi Aktörler -1-
02.04.2015
YOKOLUŞU ENGELLEMEK
14.03.2015
İTTİHATÇILIĞA TESLİM EDİLEN KÜRD YAPILARI
04.03.2015
KÜRDLER NASIL ERİTİLDİ
25.02.2015
Siyaset ve düşüncede etik
19.02.2015
Temsiliyet sorunu ve Ortadoğu
04.02.2015
KÜRDLERİ SAĞDAN ERİTMEK -II-
28.01.2015
Gedik onarılmamalı bilakis büyütülmeli
23.01.2015
KÜRDLERİ SESSİZCE SAĞDAN ERİTMEK
16.01.2015
Hikmet Arayışında Fıtrat ve İrade Etkileşimi
11.01.2015
Hakikat Tek Olan Değildir, Tek Olan İblisçiliktir
05.01.2015
Kimliksel Varoluş ve Devletleşme Zorunluluğu
26.12.2014
Bariyere Dönüşen Öz
04.12.2014
Sosyal Genetik ve Kürd Siyaseti
03.12.2014
Duisburg Paneli Azadi Hareketinin Çözüm Önerileri
11.11.2014
KÜRDİSTAN HAKİKATİNİ İNŞA ETME HAREKETİ / AZADİ
02.11.2014
Türkiye Kürdistanından Peşmerge geçti
27.10.2014
Kürdler İçin Birlik Değil Birliktelik Anlamlıdır
22.10.2014
Akil adamlar tiyatrosu yeniden sahne aldı
13.10.2014
Kürdler saha egemenliğine oynamamalı
08.10.2014
KÜRDLERİN AYAK BAĞI/ PKK ve HİZBULLAH GERGİNLİĞİ
28.09.2014
Eylem düşünceyi şekillendirir.
13.09.2014
HEREKETA AZADÎNİN ROTASI
02.09.2014
Ulus Devlet Mantığı ve Kürdistan Sorunu
29.08.2014
Azadi Kongresi /İnisiyatiften Harekete
24.08.2014
Kürd Ulusal Mücadelesinde ŞUŞAR TOPLANTISI
13.08.2014
Kürd Müslümanların Yüzyıllık Serüveni
02.08.2014
İnsanlığın Turnusol Kağıdı: FİLİSTİN - II
24.07.2014
Hakkâri’de/CölemergNe oldu Ki…
19.07.2014
İnsanlığın Turnusol Kâğıdı: FİLİSTİN
07.07.2014
Hatip Dicle Ne Dedi ki…
02.07.2014
Hamidiye Alayları/ Devlet Aklının Zorunlu Yapıları
25.06.2014
Ümmetçi/İslamcı Kürdlerin Zihinsel Bakışı
13.06.2014
Kürdler“Öğrenilmiş Çaresizliğe” Mahkum Değildir
04.06.2014
Birlikteliğe evet, ama nasıl olacak
27.05.2014
Evrensel değer mi, ideolojik körlük mü?
23.05.2014
TARİHİ NASIL OKUYALIM / RESMİ ve YEREL TARİH
15.05.2014
Demokratik İslam Kongresi Kürd Hareketindeki Değişimi Nasıl Etkileyecek
08.05.2014
HDP Türklerle Kardeşlik Ya Kürdlerle…
04.05.2014
HAMİDİYE ALAYLARI VE ŞEYX SÊİD HAREKETİ - II -
27.04.2014
Hamidiye Alayları Ve Şeyx Seid Hareketi – I -
24.04.2014
KÜRD SİYASAL AKLI ve AZADİ
21.04.2014
Kürd Siyasal Aklı Ne Yapmamalı
18.04.2014
HALKA AİT HOŞGÖRÜNÜN GÖSTERGESİ BAŞUR
15.04.2014
SİYASAL ŞUURALTININ BAŞUR’DA DEĞİŞİMİ
10.04.2014
BAŞUR GÖZLEMLERİNDEN HALEPÇE ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
30.03.2014
İSLAMCILARIN İKTİDARLA İMTİHANI
25.03.2014
BİNGÖL SEÇİM İZLENİMLERİM
22.03.2014
EYLEMLERDE AHLAK / DEĞER İLİŞKİSİ
14.03.2014
TORNACI EĞİTİM ve ZİHİNSEL İĞFAL
07.03.2014
Âdemin İnsanı Varoluşa Ulaşması - II
05.03.2014
Ontolojik Ademin epistemolojik beşeriliğe ulaşması
02.03.2014
LİS DAĞI ÇATIŞMASI
23.02.2014
KÜRDLERİN TARİHSEL AÇMAZI
17.02.2014
YETMEZ Mİ ARTIK!...
15.02.2014
HEGEDERİ KATLİAMI 1927’nin KANAYAN YARASI
06.02.2014
ÇATIŞMA KÜRDLER İÇİN KADER DEĞİLDİR…
23.01.2014
Hani çözecektiniz!
11.01.2014
KÜRDİSTAN SİYASETÇİLERİ ve GENÇLİĞİ NASIL BAKMALI
26.12.2013
BUGÜN GÜNLERDEN ROBOSKÊDİR
14.12.2013
Kürdistan’ın her karış toprağı ayrı bir Roboskê’dir
1.12.2013
ULUSAL BİRLİK veya DAR KALIPLI DÜŞÜNSEL YAPI
15.11.2013
Toplum ürettiği değerlerle var olur
27.10.2013
Sorunun özü/ hayatın anlamı
08.10.2013
Eşitlik, O Ne ki! Kardeşlik Neyinize Yetmiyor?
20.09.2013
Anadilin zorunluluğu ve zihinsel şekillenme
04.09.2013
İnsan neden sorumluluk taşımak zorunda
26.08.2013
KÜRD SORUNUNDA ÇIKARILAMAYAN MİLLİ GÖRÜŞ GÖMLEĞİ
14.08.2013
Duyusal algı insani olanı zedeler
05.08.2013
Ulusal kongre sürecinde axina pışt
29.07.2013
RESMİ TARİHE KARŞI YEREL TARİH
20.07.2013
Psikososyal bir vakıa olarak Zazacılık:Bingöl Çewlik
13.07.2013
Psikososyal bir vakıa olarak Zazacılık
08.07.2013
SAYER YOKLAMASI YAPMA UMUDU HEP VAR OLSUN
24.06.2013
Kürtlerde bilinç kırılması
18.06.2013
Kürt kurumsal yapılarının birbirini görmeleri
08.06.2013
Kutuplaşmış gibi görünmek!
27.05.2013
DİL / LEHÇE İLİŞKİSİ
09.01.2013
Bilinmeyen Roboskê Guêw... Tahlil
04.01.2013
Bilinmeyen Roboské Guéw - ll
29.12.2012
BİLİNMEYEN ROBOSKÊ GUÊW…
06.05.2013
Kürtlerin varoluş dinamiği
30.04.2013
Kürtlerin aşiret yapısının dayanağı
26.04.2013
Kürt sorununu fiili durumla çözme isteği
18.04.2013
ZAZALARDA TOPLUM BİÇİMLENMESİ
13.04.2013
O HALDE, KÜRTLER NE YAPMALI…
11.04.2013
AKİLLERE AKIL
03.04.2013
BARIŞ SÜRECİ VE TARAFLAR…
31.03.2013
Barış sürecinde Kürtler nereye gidiyor…
26.03.2013
İnsaf Çağrısına İnsafsızlık Yapmak
22.03.2013
Bireysel Düşünebilme ve Bilgi...
16.03.2013
YOL AYRIMI…
12.03.2013
EVET, ÇÖZELİM AMA…
11.03.2013
Ötekini Anlamak...
09.03.2013
Yanlıştan Doğruya Varılmaz
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı