Zekeriya Kurşun

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Osmanlı Kudüs’ü


4.06.2020 - Bu Yazı 397 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Birkaç gün önce İsrail medyasında yer alan bir haber, bu yazının yazılmasını gerektirmiştir. Habere göre; İsrail, BAE, Suudi Arabistan ve Ürdün arasında Kudüs’ün geleceği konusunda yeni görüşmeler başlatılmıştır. Son yıllarda ortaya çıkan durum ve özellikle Muhammed b. Selman’ın başını çektiği İsrail ile Körfez ülkelerinin ilişkilerinin normalleştirilmesi siyaseti dikkate alındığında, bu haberin bir değeri yoktur. Ama aynı süreçte, meşruiyeti tartışmalı İsrail hükümetinin Trump’tan aldığı destek ile Batı Şeria’yı ilhak teşebbüsleri bu haberi anlamlı kılmaktadır. Zira Büyük İsrail’e giden yolda öncelikle Filistin’in zihinlerden silinmesi gerekmektedir. Bunu İsrail tek başına yapamayacağından ortaklara ihtiyacı vardır. Bu yüzden İsrail, asıl hedefi için yanına ortaklar alıp Kudüs’ü perde yapmaktadır.

Kudüs’ün İsrail’in sözde başkenti ilan edilmesinden sonra Türkiye’nin aldığı inisiyatif, yukarıdaki amaca hizmet edenleri rahatsız etmiştir. Bu ülkeler kendi kamuoylarını kandırmak için her fırsatta, Türkiye’nin Filistin ve Kudüs politikalarını eleştirmektedirler. Bazı müptezellere medyada yaptırılan programlar ve sosyal medya sinekleriyle verilen mesajlarda; Türkiye’nin samimi olmadığı ve Filistin meselesini istismar ettiği ileri sürülmektedir. Böylece Türkiye’yi Kudüs meselesinden uzaklaştırıp, İsrail’in amaçlarına hizmet etmektedirler.

Yüz yıldır gündemde olan Kudüs meselesi bir taraftan bütün Müslümanların acısı ve ıstırabı iken diğer taraftan, tarihi Yahudi-Hristiyan çatışmasının en temel meselesidir. Hatta bu ikinci boyut Müslümanların Kudüs meselesinde siyaset geliştirmelerini, strateji üretmelerini geciktirmiştir. Bunun en önemli delili de Kudüs üzerindeki çalışmaların büyük çoğunluğunun Hristiyan ve Yahudiler tarafından yapılmış olmasıdır. Daha önceki bazı yazılarımda değindiğim araştırmalardaki sayısal fazlalık, Müslüman dünyasında üretilenler ile mukayese edilmeye bile imkan vermemektedir. Orta-Asya ve Uzak-Doğu Müslümanlarının neredeyse hiç gündemine girmeyen Kudüs, bazı Arap ülkelerinin üniversitelerinde de yasaklı konulardan birisidir.

Bu bağlamda son yıllarda, Türkiye’de yapılan araştırmalarda -asla tatmin etmeyen- bir artış olmuştur. Kudüs tarihinin ana kaynakları ama özellikle 400 yıllık Osmanlı döneminin bütün kaynakları Türkiye’de olmasına rağmen, araştırmalarımızın sınırlı olması elbette sorgulanması gereken bir husustur. Ancak eskiye göre daha nitelikli eserlerin ortaya çıkması da bir teselli kaynağıdır. Nitekim 2017’den itibaren üniversitelerde yapılan araştırmalarda hem sayı ve hem de nitelik bakımından kayda değer bir artış olmuştur.

Bu çalışmalardan biri de Kastamonu Üniversitesi öğretim üyelerinden Alaattin Dolu tarafından doktora tezi olarak hazırlanan ve Şubat 2020’de basılan Osmanlı Kudüs’ü: Kent Kimliği, Nüfuz ve Meşruiyet (Küre Yayınları) başlıklı kitabıdır. Dolu, tamamen arşivlere ve özgün kaynaklara dayalı çalışmasında; Osmanlı Kudüs’ünün 1703-1789 yıllarına odaklanarak birçok yeni tespitlerde bulunmuştur. Dört bölümden oluşan araştırmasıyla Dolu, bizi bu dönemi sadece Yahudi ve Hristiyan araştırmacılardan okumaktan kurtarmıştır. Zira, Türkiye’de yapılan bir başka çalışma ile bazı Filistinlilerin yerel çalışmaları dışında, İslam dünyasında bu dönemi ele alan ciddi bir araştırma bulunmamaktadır. Bu açıdan daha şimdiden önemli bir boşluğu doldurmaya aday olan bu kitap, öncelikle Arapça ve diğer dillerde de yayımlanmayı hak etmektedir.

Bu kitap, dolaylı olarak, Türkiye’nin Kudüs meselesini hangi anlayıştan miras aldığını da ortaya koymaktadır. Asırların birikiminin sadece bir kesitini, üstelik sorunlu bir kesitini ustalıkla anlatan yazar; Kudüs’te formül arayanlara da birçok tarihi örnekler sunmaktadır. Kitapta sadece olumlu hadiseleri gösteren seçmeler yapılmamış, tam aksine bir Osmanlı kenti olarak yaşanan her şeye ayna tutularak ne derece bilimsel ve gerçekçi olduğu da ortaya konulmuştur. Mekân, toplumsal yapı, siyaset, ekonomi ve hukukuyla Osmanlı Kudüs’üne tutulan ayna; esasında bugünkü birçok probleme ve çözümüne de ışık tutmaktadır.

Bugün Müslümanlara yasaklı hale getirilen Kudüs şehrini kitaptan iki alıntı ile hatırlatalım.

“Gayrimüslimler kendi inançları doğrultusunda ibadetlerini yapma hürriyetine sahipti; aynı zamanda istedikleri mezhebe göre davranabiliyorlardı. Gayrimüslimlerin arasında büyük sorunlara neden olan, birbirlerinin mensuplarını ayartma girişimleri, özellikle Rum köylüleri üzerinde etkili olmuştur (s. 255).”

Ortodokslar ile Katolik çekişmesini anlatan bu alıntıdan başka; Yahudilerin gece kandil yakarak yüksek sesle Tevrat okumalarının bazı Hristiyan ve Müslümanları rahatsız etmeleri konusunda da Alaattin Dolu şu tespitlerde bulunmuştur:

“Yahudi mahallelerinde gerçekleştirdikleri bu dua seremonileri ehl-i örfü rahatsız etmiş, Yahudiler de onların tacizlerini engellemek için divana gitmişti. Zimmî, statüsü kapsamındaki gayrimüslimlerin din hürriyetini engelleyen bu bireysel girişimler, padişah nezdinde de kabul görmemiş ve ehl-i örfün zulmünün engellenmesi için Kudüs kadısının meseleye çözüm getirmesi istenmişti (s. 255-256).”

Fazla söze hacet yoktur. Gerisi kitap okununca anlaşılacaktır. Türkiye’yi Kudüs’ten uzak tutmak isteyenler işte bu mirastan korkanlardır.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
4.06.2020
Osmanlı Kudüs’ü
1.4.2019
Seçilenler unutmasın! Sorumluluk tarihi bir mirastır
18.3.2019
18 Mart
18.2.2019
Usule mugayir acayip şey: Varşova Ortadoğu Konferansı
4.2.2019
Ürdün Kralı Abdullah yol ayrımında
10.1.2019
ABD, YPG karşılığında ne istiyor?
3.1.2019
2019’da Ortadoğu gündemi
24.12.2018
Sudan’da yeni bir Arap Baharı mı?
17.12.2018
Yeni Vehhabi destanı mı yazılıyor?
10.12.2018
Osmanlı’dan günümüze bilgi ve tecrübenin aktarılması
6.12.2018
Katar’ın OPEC’ten çekilmesi ne ifade ediyor?
3.12.2018
Şükrü Hanioğlu’nun “vedası” üzerine
22.11.2018
Mustafa Kemal’den Afrika dersleri
12.11.2018
Yüzyıl sonra Ortadoğu’da sınırlar ve bayraklar
18.10.2018
Cemal Kaşıkçı olayına tarihten bakmak
15.10.2018
Misyonerlik suç mu?
11.10.2018
Ka’be baskını niye yapıldı?
8.10.2018
Trump, Muhammed bin Selman ve Cemal Kaşıkçı
4.10.2018
Eğitim tarihimizden manzaralar ve bugünkü halimiz
1.10.2018
Diplomasi tarihimizden dersler
28.9.2018
Trump ne diyor?
24.9.2018
Türkiye’nin temsili meselesi: Zorunlu hatırlatmalar
20.9.2018
Kerbela’yı yâd etmek
17.9.2018
Malay Dünyası ve Türkiye
13.9.2018
Makyavelizm ve diplomasinin ince ayarı
10.9.2018
İdlib’de bir pencere
6.9.2018
Yemen’deki çocuk ölümlerinin sorumlusu kimdir?
3.9.2018
“Kisve bahâsı” ya da Osmanlı Arşivleri meselesi
30.8.2018
30 Ağustos İslam jeopolitiğinin başlangıç tarihidir
27.8.2018
26 Ağustos’un sırrı
23.8.2018
Çölde ‘iz’ aramak
20.8.2018
Türkiye Katar ilişkileri on beş milyar dolar ile sınırlı değildir
16.8.2018
Devlet arşivlerinde neler oluyor?
13.8.2018
ABD’nin bilmediği: “Bu da geçer yâhû”
9.8.2018
Dolar musibetinden hayır çıkarmak
2.8.2018
İran nefreti Arap Natosu için yeterli mi?
30.7.2018
Papazın öğrettikleri: Türkiye daha büyük tehdit altında
26.7.2018
Yükselen güç olmak fırsattan değil bilgiden geçer
23.7.2018
Yahudi Ulus Devleti nasıl kuruldu?
16.7.2018
15 Temmuz ibretlik halimizi değiştirdi: Unutmayalım!
12.7.2018
Yeni sistemde politika üretme kurulları
9.7.2018
Yeni hükümet sisteminden beklentiler
5.7.2018
Suriye-Ürdün sınırında Der’a’dan yükselen feryat
28.6.2018
Yeni devir ve ‘kültürel inşa’ mecburiyeti
21.6.2018
Seçim sistemlerimiz ve yüzde elli bir
18.6.2018
Bayram’ı hak ettik mi?
4.6.2018
Yüzyıl önce Hoy’da bir ramazan ortası
31.5.2018
İslam ülkelerinin ortak tarihi: Fetih ve Fatih
28.5.2018
Şantajcı Batı basını ve II. Abdülhamid
24.5.2018
Filistin neresidir, Kudüs ne taraftadır?
21.5.2018
İİT İstanbul toplantısı ve Kudüs’ün geleceği
17.5.2018
Kudüs’ü unutmayın, sadece unutmayın!
10.5.2018
Ortadoğu, Balkanlar ve Aliya İzzetbegoviç
3.5.2018
İran Türkiye’yi merak ediyor
30.4.2018
Hariciyeci mi, hariç mi?
23.4.2018
Arap Ordusu mu Arap Lejyonu mu?
16.4.2018
Suud Veliahdı’nı Türkiye’ye davet ediyorum
9.4.2018
Osmanlı’da Vehhâbîlik
5.4.2018
Suud veliahdı Muhammed bin Selman ne diyor?
26.3.2018
Tarihin en zor on beş yılı
19.3.2018
Çanakkale’yi san’atla anlatmak
12.3.2018
Türk Arap ilişkilerinde Zeytin Dalı
8.3.2018
Körfez’de sahneye yeni filmler konuluyor
5.3.2018
Halifelik kaldırıldı mı?
19.2.2018
ABD Afrin ve Menbiç’te ne yapabilir?
12.2.2018
İnsan mı Sultan mı?
1.2.2018
Saddam, Kaddafi, Esed ve Soçi
8.1.2018
Türkiye dünya gündemini takip edebiliyor mu?
1.1.2018
Türkiye’nin yüzyıl önceki ve yüzyıl sonraki gündemi
25.12.2017
Türkler ve Araplar tarihlerini yeniden okumak zorundadır
11.12.2017
Kudüs’ün statüsünü kim belirleyebilir?
13.11.2017
İslam dünyasında siyaset ve toplumsal cinsiyet meselesi
7.11.2017
Suudi Arabistan’da iç hesaplaşma mı yaşanıyor?
30.10.2017
Türkiye Cumhuriyeti’ni 100. yıla hazırlama kılavuzu
26.10.2017
ABD’nin eski konsolosluk elemanını kurtarma operasyonu
23.10.2017
Türkiye’nin “Kerkük Meselesi” yoktur
19.10.2017
Filistin devleti Gazze'de mi kurulacak?
16.10.2017
Türkiye’nin İdlib’te ne işi var, harekattan neler beklenebilir?
12.10.2017
Türkiye ABD ilişkilerinde medler ve cezirler
9.10.2017
Kral Selman’ın Rusya ziyareti ve değişen bölgesel güvenlik dengeleri
5.10.2017
İbret almazsan ibretlik olursun: İdrisî’nin kısa hikâyesi
2.10.2017
Devletçilik oyunu mu, devletler oyunu mu?
28.9.2017
İhanete prim vermek Türkiye’nin geleceğini rehin almaktır
21.9.2017
Barzani Kürtleri ateşe mi atıyor?
18.9.2017
Üniversiteler dış politikaya ne kadar katkı sunuyor?
14.9.2017
Ortadoğu’da yeni düzeni hangi değer belirleyecek?
11.9.2017
Körfez krizinde eski ve yeni düzen: Diplomasi ve genç liderler
7.9.2017
Hac, siyaset ve meşruiyet
5.9.2017
Türkiye’nin bölgesel ve küresel krizlerde alternatif arayışları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive