Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Zekeriya Kurşun

Yeni Şafak



Bookmark and Share

ABD, YPG karşılığında ne istiyor?


10.1.2019 - Bu Yazı 212 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Trump’ın ABD’nin Suriye’den çekileceğini ilan etmesi ile başlayan tartışmalar aslında 2019 yılının da gündemini belirledi. Kimilerine göre Trump, karar alma mekanizmalarının geleneklerine aykırı davranıp tek başına aldığı kararlar ile ABD’nin imajını zedelemektedir. Nitekim Suriye’den ABD askerlerinin çekilmesi kararında de benzeri bir durum yaşanmış ve Trump’ın muhalifleri aynı değerlendirmeleri yapmışlardır. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmenin ardından önce çekilme işinin bir takvime bağlanacağını ifade etmesi ardından bunu inkar ederek zamana yayılacağını söylemesi ona yöneltilen eleştirileri haklı çıkarmaktadır. Güvenlik danışmanı Bolton’un Türkiye yolunda iken İsrail’den yaptığı açıklamalar da buna tuz biber ekmiştir.

POLİTİKA DEĞİL TAKTİK DEĞİŞTİ

Oysa daha dikkatli bir analiz yapıldığında, Trump’ın bireysel tavırları dışında ABD’nin Ortadoğu politikalarında bir değişimin olmadığı açıkça görülmektedir. Neredeyse iki buçuk asırdır, dış politikasını dikte ve müdahaleler üzerine bina etmiş olan ABD’nin bölge siyasetinde bir değişiklik yoktur. Bugünlerde görüntüye yansıyanlar sadece sunum farkıdır. Kendi kamuoyunu tatmin etmeyi ve onlara kahraman bir başkanları olduğunu göstermeyi amaçlayan Trump, önce problemi ilan edip ABD dışında özellikle krize taraf olanlar tarafından tartışılmasını sağlamaktadır. Ortaya çıkan ABD karşıtı söylem üzerinden kendi kamuoyunu tatmin ettikten sonra ABD’nin geleneksel politikalarını uygulamaktadır. Bolton’un Ankara ziyaretinden önce sinir uçlarına dokunan açıklamaları ve Ankara’daki ahmak görüntüsü de bu siyasetin bir parçasıdır.

ABD’nin bölgeden çekilmesinin kolay olmadığı, böyle bir sonucun ciddi pazarlıklara gebe olduğunu daha önce de yazmıştık. Bolton’un aksak ziyareti bunu bir kere daha ortaya koymaktadır. Herkesin bildiğini tekrar etmekte yarar vardır. ABD’nin Ortadoğu politikaları iki temel argümana dayanmaktadır. Birincisi İsrail’in güvenliği, ikincisi de Körfez’den petrol arzının sürekliliğini sağlamaktır.

Bolton’un ziyaretinde olduğu gibi, bölgeye bir yetkili gönderildiğinde, önce İsrail’e güvence verilmesi ABD’nin kadim politikalarındandır. Bulton’un Türkiye’den önce İsrail’e uğraması da bu siyasetin değişmediğini göstermektedir. Ancak ABD adına bölgede faaliyet gösteren illegal müttefiklerin varlığı, sadece İsrail’e değil onlara da Tel Aviv’den bir mesaj verilmesini gerektirmiştir. Bu bakımdan Bolton’un açıklamalarında yeni bir şey yoktur. Terörist olarak ilan ettiği PKK’nın uzantısı YPG’yi yaratıp silahlandıran ve kendi adına Suriye’de vekâlet savaşı sürdürmesini sağlayan ABD değil miydi?

Peki, şimdi Ankara’yı kızdıran ve ABD’yi ciddiyete davet ettiren Bolton’un mesajında yeni olan nedir?

ABD KERKÜK’E YERLEŞMEK İSTİYOR

Önce gözden kaçan bir başka hususu hatırlatmakta yarar vardır. Güvenlik danışmanı İsrail ve Türkiye’ye gelirken, ABD’nin bölge politikalarında daha etkili olan Dışişleri Bakanı Pompeo, Ürdün, Mısır ve Körfez ülkelerini kapsayan bir geziye çıkmıştır. Aslında ABD’nin gerçek niyetini Bolton’un zaten bilinen açıklamaları değil, Pompeo’nun gezi sonuçları ortaya koyacaktır.

Meseleye biraz daha derinlemesine bakarsak, açıklamaların arkasında ciddi iki pazarlığın yattığını görmek mümkündür. Bolton’un amaçladığı pazarlığı yapıp yapamadığını veya en azından teklif edip edemediğini bilmiyoruz. Ancak gerek İbrahim Kalın’ın ve gerekse görüşme sorası Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamalar sözün pazarlığa dayanmış olabileceğini göstermektedir.

Lafı uzatmadan söyleyelim. İsrail’in güvenliğini etkilememek koşuluyla ABD, YPG ve diğer illegal müttefiklerinden vazgeçerken, daha büyük bir kazanç elde etmeyi ummaktadır. O da PKK/YPG karşılığında Kerkük’e yerleşmektir. Muhtemelen kısa bir süre önce Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih ve beraberindeki heyet ile Ankara’da yapılan görüşmelerde bu konu enine boyuna tartışılmıştır. Zaten ortalığı karıştırmasının akabinde Trump da baklayı ağzından çıkarıp Suriye’den çekilecek askerlerin Kerkük’e yerleşeceklerini söylemesi de asıl amacını göstermektedir. Nitekim bu sayede hem 2003 politikalarına geri dönülecek ve hem de buradan İran kontrol edilebilecektir. Irak merkezi yönetiminin aleyhinde olan bu girişimin Türkiye’nin beklentilerine de asla uymadığı bir gerçektir. Ancak Bolton’un İsrail’den yaptığı açıklamanın bu pazarlığın kapısını aralamak olduğunda kuşku yoktur. Şayet Suriye’den bir çekilme olursa, önce Erbil’deki ABD’nin üssüne yerleşilecek, sonra da Kerkük için baskılar başlatılacaktır.

Pompeo’nun gezisi bu konunun neresindedir? O da Trump’ın asrın projesi iddiası çerçevesinde Arap-İsrail barışını sağlamayı amaçlamaktadır. Bunun için İran karşıtlığı üzerinden oldukça elverişli bir hava yaratılmıştır. İran tehlikesini uzaklaştırma karşılığında, sekiz Arap ülkesinden, İsrail ile zaten uzun zamandır yürüttükleri arka bahçe diplomasisini aleni hale getirmek ve ilişkileri normalleştirmeleri istenecektir. Tabii ki, bu meselenin merkezinde Kudüs yatmaktadır. Bu yüzden onlara da İran’ı durdurma karşılığında Kudüs’ten feragat etmeleri dayatılmaktadır. Anlaşılan önümüzdeki günlerde bu konu daha çok gündemde yer alacaktır. Bu ziyaretlerin diğer bir amacı da Arap ülkelerinin Suriye ile ilişkilerini yeniden düzenleyip Türkiye’nin Suriye’deki etkinliğini azaltmak ve Rusya-Esed yakınlığını ortadan kaldırıp ABD’nin kadim politikalarını sürdürmektir.

Türkiye ile Pompeo’nun ziyarete başladığı Arap ülkeleri arasındaki sorunlar ve özellikle Suudi Arabistan’ın Kaşıkçı cinayetiyle dünya kamuoyu nezdinde düştüğü durum Pompeo’nun tekliflerini kolayca tartışılabilir kılacaktır. Bu yüzden duyduğumuz açıklamaları değil, bunlar ile başlatılan pazarlıkları tartışmak gerekmektedir. Hülasa Bolton sadece bir yemdir. Asıl mesele Pompeo’nun alacağı sonuçlarda saklıdır.

.

Facebook Yorumları

Kod8
10.1.2019
ABD, YPG karşılığında ne istiyor?
3.1.2019
2019’da Ortadoğu gündemi
24.12.2018
Sudan’da yeni bir Arap Baharı mı?
17.12.2018
Yeni Vehhabi destanı mı yazılıyor?
10.12.2018
Osmanlı’dan günümüze bilgi ve tecrübenin aktarılması
6.12.2018
Katar’ın OPEC’ten çekilmesi ne ifade ediyor?
3.12.2018
Şükrü Hanioğlu’nun “vedası” üzerine
22.11.2018
Mustafa Kemal’den Afrika dersleri
12.11.2018
Yüzyıl sonra Ortadoğu’da sınırlar ve bayraklar
18.10.2018
Cemal Kaşıkçı olayına tarihten bakmak
15.10.2018
Misyonerlik suç mu?
11.10.2018
Ka’be baskını niye yapıldı?
8.10.2018
Trump, Muhammed bin Selman ve Cemal Kaşıkçı
4.10.2018
Eğitim tarihimizden manzaralar ve bugünkü halimiz
1.10.2018
Diplomasi tarihimizden dersler
28.9.2018
Trump ne diyor?
24.9.2018
Türkiye’nin temsili meselesi: Zorunlu hatırlatmalar
20.9.2018
Kerbela’yı yâd etmek
17.9.2018
Malay Dünyası ve Türkiye
13.9.2018
Makyavelizm ve diplomasinin ince ayarı
10.9.2018
İdlib’de bir pencere
6.9.2018
Yemen’deki çocuk ölümlerinin sorumlusu kimdir?
3.9.2018
“Kisve bahâsı” ya da Osmanlı Arşivleri meselesi
30.8.2018
30 Ağustos İslam jeopolitiğinin başlangıç tarihidir
27.8.2018
26 Ağustos’un sırrı
23.8.2018
Çölde ‘iz’ aramak
20.8.2018
Türkiye Katar ilişkileri on beş milyar dolar ile sınırlı değildir
16.8.2018
Devlet arşivlerinde neler oluyor?
13.8.2018
ABD’nin bilmediği: “Bu da geçer yâhû”
9.8.2018
Dolar musibetinden hayır çıkarmak
2.8.2018
İran nefreti Arap Natosu için yeterli mi?
30.7.2018
Papazın öğrettikleri: Türkiye daha büyük tehdit altında
26.7.2018
Yükselen güç olmak fırsattan değil bilgiden geçer
23.7.2018
Yahudi Ulus Devleti nasıl kuruldu?
16.7.2018
15 Temmuz ibretlik halimizi değiştirdi: Unutmayalım!
12.7.2018
Yeni sistemde politika üretme kurulları
9.7.2018
Yeni hükümet sisteminden beklentiler
5.7.2018
Suriye-Ürdün sınırında Der’a’dan yükselen feryat
28.6.2018
Yeni devir ve ‘kültürel inşa’ mecburiyeti
21.6.2018
Seçim sistemlerimiz ve yüzde elli bir
18.6.2018
Bayram’ı hak ettik mi?
4.6.2018
Yüzyıl önce Hoy’da bir ramazan ortası
31.5.2018
İslam ülkelerinin ortak tarihi: Fetih ve Fatih
28.5.2018
Şantajcı Batı basını ve II. Abdülhamid
24.5.2018
Filistin neresidir, Kudüs ne taraftadır?
21.5.2018
İİT İstanbul toplantısı ve Kudüs’ün geleceği
17.5.2018
Kudüs’ü unutmayın, sadece unutmayın!
10.5.2018
Ortadoğu, Balkanlar ve Aliya İzzetbegoviç
3.5.2018
İran Türkiye’yi merak ediyor
30.4.2018
Hariciyeci mi, hariç mi?
23.4.2018
Arap Ordusu mu Arap Lejyonu mu?
16.4.2018
Suud Veliahdı’nı Türkiye’ye davet ediyorum
9.4.2018
Osmanlı’da Vehhâbîlik
5.4.2018
Suud veliahdı Muhammed bin Selman ne diyor?
26.3.2018
Tarihin en zor on beş yılı
19.3.2018
Çanakkale’yi san’atla anlatmak
12.3.2018
Türk Arap ilişkilerinde Zeytin Dalı
8.3.2018
Körfez’de sahneye yeni filmler konuluyor
5.3.2018
Halifelik kaldırıldı mı?
19.2.2018
ABD Afrin ve Menbiç’te ne yapabilir?
12.2.2018
İnsan mı Sultan mı?
1.2.2018
Saddam, Kaddafi, Esed ve Soçi
8.1.2018
Türkiye dünya gündemini takip edebiliyor mu?
1.1.2018
Türkiye’nin yüzyıl önceki ve yüzyıl sonraki gündemi
25.12.2017
Türkler ve Araplar tarihlerini yeniden okumak zorundadır
11.12.2017
Kudüs’ün statüsünü kim belirleyebilir?
13.11.2017
İslam dünyasında siyaset ve toplumsal cinsiyet meselesi
7.11.2017
Suudi Arabistan’da iç hesaplaşma mı yaşanıyor?
30.10.2017
Türkiye Cumhuriyeti’ni 100. yıla hazırlama kılavuzu
26.10.2017
ABD’nin eski konsolosluk elemanını kurtarma operasyonu
23.10.2017
Türkiye’nin “Kerkük Meselesi” yoktur
19.10.2017
Filistin devleti Gazze'de mi kurulacak?
16.10.2017
Türkiye’nin İdlib’te ne işi var, harekattan neler beklenebilir?
12.10.2017
Türkiye ABD ilişkilerinde medler ve cezirler
9.10.2017
Kral Selman’ın Rusya ziyareti ve değişen bölgesel güvenlik dengeleri
5.10.2017
İbret almazsan ibretlik olursun: İdrisî’nin kısa hikâyesi
2.10.2017
Devletçilik oyunu mu, devletler oyunu mu?
28.9.2017
İhanete prim vermek Türkiye’nin geleceğini rehin almaktır
21.9.2017
Barzani Kürtleri ateşe mi atıyor?
18.9.2017
Üniversiteler dış politikaya ne kadar katkı sunuyor?
14.9.2017
Ortadoğu’da yeni düzeni hangi değer belirleyecek?
11.9.2017
Körfez krizinde eski ve yeni düzen: Diplomasi ve genç liderler
7.9.2017
Hac, siyaset ve meşruiyet
5.9.2017
Türkiye’nin bölgesel ve küresel krizlerde alternatif arayışları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8