Zekeriya Kurşun

Yeni Şafak



Bookmark and Share

İslam dünyasında siyaset ve toplumsal cinsiyet meselesi


13.11.2017 - Bu Yazı 893 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Suudi Arabistan veliahdı Muhammed b. Selman’ın ülkesi için dile getirdiği “Ilımlı İslâm”ın dinî, siyasî ve sosyal veçhesini mevcut puslu hava şartlarında daha epeyce tartışmaya devam edeceğiz. Fakat bugün “Ilımlı İslâmı” değil, bizi bu mevzuya biraz daha ısındıracak başka bir konuyu ele almak istiyorum.

Türkiye gündemi, Kuzey Irak’taki gelişmelere, İdlib’deki askeri harekâtın muhtemel sonuçlarına ayrıca müftülere nikâh kıyma yetkisi verilmesine kilitlenmişken yakın coğrafyamızda eski konular yeniden gündeme girdi. Önce yıllardır tartışılan Suudi Arabistan’da kadınlara araç kullanma hakkı gibi “sudan mevzular” konuşulurken; akabinde bir tabu olan vatandaşlık yasasında da değişiklik yapılarak yabancılar ile evli Suudi kadınların eş ve çocuklarına vatandaşlık verilmesine dair kraliyet emri çıkartıldı. Ardından hanedan içinde başlayan hesaplaşmalar ve nihayetinde bölgeyi yeniden bir karmaşaya sürükleyecek Lübnan sorunu geldi. Kuşkusuz bunlar hayati gelişmeler ancak şimdilik burada kalalım ve bütün Müslüman ülkeleri ilgilendiren başka bir mevzuya geçelim. Zira hekimlerimizin dediği gibi, “Hastalığın sebebi her zaman görüldüğü yerde olmayabilir.”

TUNUS’TA KADIN HAKLARI BİLMECESİ

Kendisini Burgiba’nın varisi olarak gören Tunus Cumhurbaşkanı Sibsi, medenî kanunun yıl dönümü ve Tunus Ulusal Kadınlar Günü’nde hükümete bir çağrıda bulundu. Çağrısında mirastan erkek ve kadının eşit pay almalarına imkân verecek bir kanunun yapılmasını istedi. Teklifinin İslâm ve Tunus Anayasası ile çelişmediğini beyan eden Cumhurbaşkanı talebini, eşit statüye kavuşacak olan Tunuslu kadınların ayrıca Müslüman olmayan erkekler ile evlenmelerine imkân verecek düzenlemenin yapılması isteğiyle birleştirdi. Cumhurbaşkanı sözcüsü Saide Garraş’ın bu konudaki dini naslarda içtihat yapılabilir açıklamaları ise tartışmaları başka bir boyuta taşıdı.

Bu tartışmalar Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da önemli bir hareketlilik meydana getirdi. Bir tarafta bu talebin bugüne kadar Tunuslu kadınların elde ettiği kazanımların bir devamı olduğu savunuldu. Diğer tarafta da meselenin “te’vil kabul etmez dini bir hüküm olduğu” gerekçesiyle Tunus’taki bütün siyasi ve sosyal guruplar ve partiler arasında yeni bir tartışma başladı. Tunus Fetva Kurulu, Cumhurbaşkanı'nın yanında dururken, meşhur Tunus Zeytuniye ve Mısır Ezher Üniversiteleri bunun karşısında yer aldılar.

Bu tartışmalardan Türkiye de nasibini aldı. Kimi Türkiye’deki uygulamaları delil ve örnek gösterirken, kimileri de Türkiye’de yaşayan bazı Mısırlıların bu konuyu bahane ederek Sibsi aleyhindeki açıklamalarını ağır bularak Türkiye’yi protesto etti. Ancak en ilginç protestolar yine de Tunus kadınlarından geldi. Mirasta eşitlik talepleriyle gayrimüslim erkekler ile evlenme hürriyeti çelişkisi arasında kalan kadınlar sokaklara döküldü.

Aslında coğrafyamızda kadın hakları ve toplumdaki konumu meselesi yüz yılı aşkındır bir tekerleme halinde gündemde tutulmaktadır. II. Meşrutiyet yıllarında Osmanlı merkezinde ve aynı sıralarda Mısır’da hararetle tartışılan kadın hakları mevzusundaki gelişmeler, bugün hâlâ ne evrensel yasalar ile uyumlu hale gelen Müslüman toplumları ve ne de geleneksel çizgide kalanları tatmin etmiştir. Bu görüntü İslâm dünyasında gerçekten çözülmesi gereken bir “toplumsal cinsiyet sorunu” olduğunu göstermektedir. Sorun elbette kadınlarda değildir, topyekûn toplumsal anlayış ve algımızdadır. Ne siyasetve uygulamalar, ne de üretilen literatür veiçtihatlar bu konuda sadre şifa olamamıştır. Bugün Arap Baharı yorgunu toplumlarda yaşananlar da bunun uzantısıdır.

DEĞİŞEN MÜSLÜMAN KADIN PROFİLİ

Tunus Cumhurbaşkanı kanun teklifi tezini Tunus toplumunda kadınların ulaştıkları eğitim, kültürel ve sosyoekonomik seviye üzerine bina etmektedir. Verdiği rakamlar Tunus’ta toplumsal sorumluluğun yüzde elliden fazlasını kadınların üstlendiğini göstermektedir. Ayrıca Burgiba’nın politikalarının bir sonucu olarak Tunus’ta kadınların evlilik yaşının hayli yükselmesi veya evlenemeden geleneksel aile yapısı içerisinde kalmaları da ayrı bir sorunu beraberinde getirmektedir. 

Aslında meselenin bu rakamlar ve sebepler ile sınırlı tutulması doğru değildir. Bugün İslâm dünyasının genelinde toplumsal kalkınmada bir şekilde kadınlar erkekler ile eşit rol üstlenmektedirler. Geleneksel toplum anlayışı içinde sürekli fedakârlık yapan ve feragat edentarafın kadınlar olması beklenirdi. Ancak bugün Türkiye, Tunus gibi pek çok Müslüman ülkede kadınların siyasetin içinde olmaları, toplumsal hareketleri yönetmeleri ve en önemlisi idare eden erkekleri iktidara taşıyan bilinçli seçmenler olması, eski konuların yeniden tartışılmasını zaruri kılmaktadır.

Arap Baharı'na giden süreçlerde ön saflarda kadınlar yer alırken, Yemen gibi bazı yerlerde de toplumsal hareketlerin öncüleri ya da meşrulaştırıcıları kadınlar olmuştur. Körfez siyasi dalgalanmalarında da kadınlar araçsallaştırıldı. Aynı şekilde Tunus’ta İhvancı iktidarı bahane ederek karşı devrime girişildiği zaman İslâmcı, solcu, liberal ve diğer Tunuslu kadınlar sokaklarda birlikte hareket etmişlerdir. Arap Baharı'nın en mağdur tarafı olarak görülen Mısır İhvanı’nın şehit ve tutuklu sembolleri de kadınlardır. Ve tabii ki Tunus’ta Cumhurbaşkanı Sibsi’nin partisini çoğunluk haline getiren seçmenin büyük bir bölümü de kadınlardır. Suudi Arabistan’da ulemaya rağmen sarayda güçlü desteği olan bir kadın hareketi olduğuna göre, bütün İslam dünyasındaki gündem de aslında birbiriyle yakından alakalıdır.

“Genç Kadınlar Liderlik Toplantısı”nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın  “Müslümanlar olarak ihmal ettiğimiz alanların başında hiç şüphesiz kadınlarımızın durumu geliyor” ifadesine dayanarak biz de sormadan geçmeyelim: Tunus Cumhurbaşkanı'nın seçim yatırımı ya da Suudi Arabistan veliahdının prestij arayışından bağımsız olarak; bütün İslâm dünyasında kadınların talepleri konusunda kalıcı çözümlerin üretilebilmesi için sıcak tartışmaların yapılmasıgerekmiyor mu?

.

Facebook Yorumları

Kod8
20.9.2018
Kerbela’yı yâd etmek
17.9.2018
Malay Dünyası ve Türkiye
13.9.2018
Makyavelizm ve diplomasinin ince ayarı
10.9.2018
İdlib’de bir pencere
6.9.2018
Yemen’deki çocuk ölümlerinin sorumlusu kimdir?
3.9.2018
“Kisve bahâsı” ya da Osmanlı Arşivleri meselesi
30.8.2018
30 Ağustos İslam jeopolitiğinin başlangıç tarihidir
27.8.2018
26 Ağustos’un sırrı
23.8.2018
Çölde ‘iz’ aramak
20.8.2018
Türkiye Katar ilişkileri on beş milyar dolar ile sınırlı değildir
16.8.2018
Devlet arşivlerinde neler oluyor?
13.8.2018
ABD’nin bilmediği: “Bu da geçer yâhû”
9.8.2018
Dolar musibetinden hayır çıkarmak
2.8.2018
İran nefreti Arap Natosu için yeterli mi?
30.7.2018
Papazın öğrettikleri: Türkiye daha büyük tehdit altında
26.7.2018
Yükselen güç olmak fırsattan değil bilgiden geçer
23.7.2018
Yahudi Ulus Devleti nasıl kuruldu?
16.7.2018
15 Temmuz ibretlik halimizi değiştirdi: Unutmayalım!
12.7.2018
Yeni sistemde politika üretme kurulları
9.7.2018
Yeni hükümet sisteminden beklentiler
5.7.2018
Suriye-Ürdün sınırında Der’a’dan yükselen feryat
28.6.2018
Yeni devir ve ‘kültürel inşa’ mecburiyeti
21.6.2018
Seçim sistemlerimiz ve yüzde elli bir
18.6.2018
Bayram’ı hak ettik mi?
4.6.2018
Yüzyıl önce Hoy’da bir ramazan ortası
31.5.2018
İslam ülkelerinin ortak tarihi: Fetih ve Fatih
28.5.2018
Şantajcı Batı basını ve II. Abdülhamid
24.5.2018
Filistin neresidir, Kudüs ne taraftadır?
21.5.2018
İİT İstanbul toplantısı ve Kudüs’ün geleceği
17.5.2018
Kudüs’ü unutmayın, sadece unutmayın!
10.5.2018
Ortadoğu, Balkanlar ve Aliya İzzetbegoviç
3.5.2018
İran Türkiye’yi merak ediyor
30.4.2018
Hariciyeci mi, hariç mi?
23.4.2018
Arap Ordusu mu Arap Lejyonu mu?
16.4.2018
Suud Veliahdı’nı Türkiye’ye davet ediyorum
9.4.2018
Osmanlı’da Vehhâbîlik
5.4.2018
Suud veliahdı Muhammed bin Selman ne diyor?
26.3.2018
Tarihin en zor on beş yılı
19.3.2018
Çanakkale’yi san’atla anlatmak
12.3.2018
Türk Arap ilişkilerinde Zeytin Dalı
8.3.2018
Körfez’de sahneye yeni filmler konuluyor
5.3.2018
Halifelik kaldırıldı mı?
19.2.2018
ABD Afrin ve Menbiç’te ne yapabilir?
12.2.2018
İnsan mı Sultan mı?
1.2.2018
Saddam, Kaddafi, Esed ve Soçi
8.1.2018
Türkiye dünya gündemini takip edebiliyor mu?
1.1.2018
Türkiye’nin yüzyıl önceki ve yüzyıl sonraki gündemi
25.12.2017
Türkler ve Araplar tarihlerini yeniden okumak zorundadır
11.12.2017
Kudüs’ün statüsünü kim belirleyebilir?
13.11.2017
İslam dünyasında siyaset ve toplumsal cinsiyet meselesi
7.11.2017
Suudi Arabistan’da iç hesaplaşma mı yaşanıyor?
30.10.2017
Türkiye Cumhuriyeti’ni 100. yıla hazırlama kılavuzu
26.10.2017
ABD’nin eski konsolosluk elemanını kurtarma operasyonu
23.10.2017
Türkiye’nin “Kerkük Meselesi” yoktur
19.10.2017
Filistin devleti Gazze'de mi kurulacak?
16.10.2017
Türkiye’nin İdlib’te ne işi var, harekattan neler beklenebilir?
12.10.2017
Türkiye ABD ilişkilerinde medler ve cezirler
9.10.2017
Kral Selman’ın Rusya ziyareti ve değişen bölgesel güvenlik dengeleri
5.10.2017
İbret almazsan ibretlik olursun: İdrisî’nin kısa hikâyesi
2.10.2017
Devletçilik oyunu mu, devletler oyunu mu?
28.9.2017
İhanete prim vermek Türkiye’nin geleceğini rehin almaktır
21.9.2017
Barzani Kürtleri ateşe mi atıyor?
18.9.2017
Üniversiteler dış politikaya ne kadar katkı sunuyor?
14.9.2017
Ortadoğu’da yeni düzeni hangi değer belirleyecek?
11.9.2017
Körfez krizinde eski ve yeni düzen: Diplomasi ve genç liderler
7.9.2017
Hac, siyaset ve meşruiyet
5.9.2017
Türkiye’nin bölgesel ve küresel krizlerde alternatif arayışları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8