Zekeriya Kurşun

Yeni Şafak



Bookmark and Share

İslam dünyasında siyaset ve toplumsal cinsiyet meselesi


13.11.2017 - Bu Yazı 455 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Suudi Arabistan veliahdı Muhammed b. Selman’ın ülkesi için dile getirdiği “Ilımlı İslâm”ın dinî, siyasî ve sosyal veçhesini mevcut puslu hava şartlarında daha epeyce tartışmaya devam edeceğiz. Fakat bugün “Ilımlı İslâmı” değil, bizi bu mevzuya biraz daha ısındıracak başka bir konuyu ele almak istiyorum.

Türkiye gündemi, Kuzey Irak’taki gelişmelere, İdlib’deki askeri harekâtın muhtemel sonuçlarına ayrıca müftülere nikâh kıyma yetkisi verilmesine kilitlenmişken yakın coğrafyamızda eski konular yeniden gündeme girdi. Önce yıllardır tartışılan Suudi Arabistan’da kadınlara araç kullanma hakkı gibi “sudan mevzular” konuşulurken; akabinde bir tabu olan vatandaşlık yasasında da değişiklik yapılarak yabancılar ile evli Suudi kadınların eş ve çocuklarına vatandaşlık verilmesine dair kraliyet emri çıkartıldı. Ardından hanedan içinde başlayan hesaplaşmalar ve nihayetinde bölgeyi yeniden bir karmaşaya sürükleyecek Lübnan sorunu geldi. Kuşkusuz bunlar hayati gelişmeler ancak şimdilik burada kalalım ve bütün Müslüman ülkeleri ilgilendiren başka bir mevzuya geçelim. Zira hekimlerimizin dediği gibi, “Hastalığın sebebi her zaman görüldüğü yerde olmayabilir.”

TUNUS’TA KADIN HAKLARI BİLMECESİ

Kendisini Burgiba’nın varisi olarak gören Tunus Cumhurbaşkanı Sibsi, medenî kanunun yıl dönümü ve Tunus Ulusal Kadınlar Günü’nde hükümete bir çağrıda bulundu. Çağrısında mirastan erkek ve kadının eşit pay almalarına imkân verecek bir kanunun yapılmasını istedi. Teklifinin İslâm ve Tunus Anayasası ile çelişmediğini beyan eden Cumhurbaşkanı talebini, eşit statüye kavuşacak olan Tunuslu kadınların ayrıca Müslüman olmayan erkekler ile evlenmelerine imkân verecek düzenlemenin yapılması isteğiyle birleştirdi. Cumhurbaşkanı sözcüsü Saide Garraş’ın bu konudaki dini naslarda içtihat yapılabilir açıklamaları ise tartışmaları başka bir boyuta taşıdı.

Bu tartışmalar Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da önemli bir hareketlilik meydana getirdi. Bir tarafta bu talebin bugüne kadar Tunuslu kadınların elde ettiği kazanımların bir devamı olduğu savunuldu. Diğer tarafta da meselenin “te’vil kabul etmez dini bir hüküm olduğu” gerekçesiyle Tunus’taki bütün siyasi ve sosyal guruplar ve partiler arasında yeni bir tartışma başladı. Tunus Fetva Kurulu, Cumhurbaşkanı'nın yanında dururken, meşhur Tunus Zeytuniye ve Mısır Ezher Üniversiteleri bunun karşısında yer aldılar.

Bu tartışmalardan Türkiye de nasibini aldı. Kimi Türkiye’deki uygulamaları delil ve örnek gösterirken, kimileri de Türkiye’de yaşayan bazı Mısırlıların bu konuyu bahane ederek Sibsi aleyhindeki açıklamalarını ağır bularak Türkiye’yi protesto etti. Ancak en ilginç protestolar yine de Tunus kadınlarından geldi. Mirasta eşitlik talepleriyle gayrimüslim erkekler ile evlenme hürriyeti çelişkisi arasında kalan kadınlar sokaklara döküldü.

Aslında coğrafyamızda kadın hakları ve toplumdaki konumu meselesi yüz yılı aşkındır bir tekerleme halinde gündemde tutulmaktadır. II. Meşrutiyet yıllarında Osmanlı merkezinde ve aynı sıralarda Mısır’da hararetle tartışılan kadın hakları mevzusundaki gelişmeler, bugün hâlâ ne evrensel yasalar ile uyumlu hale gelen Müslüman toplumları ve ne de geleneksel çizgide kalanları tatmin etmiştir. Bu görüntü İslâm dünyasında gerçekten çözülmesi gereken bir “toplumsal cinsiyet sorunu” olduğunu göstermektedir. Sorun elbette kadınlarda değildir, topyekûn toplumsal anlayış ve algımızdadır. Ne siyasetve uygulamalar, ne de üretilen literatür veiçtihatlar bu konuda sadre şifa olamamıştır. Bugün Arap Baharı yorgunu toplumlarda yaşananlar da bunun uzantısıdır.

DEĞİŞEN MÜSLÜMAN KADIN PROFİLİ

Tunus Cumhurbaşkanı kanun teklifi tezini Tunus toplumunda kadınların ulaştıkları eğitim, kültürel ve sosyoekonomik seviye üzerine bina etmektedir. Verdiği rakamlar Tunus’ta toplumsal sorumluluğun yüzde elliden fazlasını kadınların üstlendiğini göstermektedir. Ayrıca Burgiba’nın politikalarının bir sonucu olarak Tunus’ta kadınların evlilik yaşının hayli yükselmesi veya evlenemeden geleneksel aile yapısı içerisinde kalmaları da ayrı bir sorunu beraberinde getirmektedir. 

Aslında meselenin bu rakamlar ve sebepler ile sınırlı tutulması doğru değildir. Bugün İslâm dünyasının genelinde toplumsal kalkınmada bir şekilde kadınlar erkekler ile eşit rol üstlenmektedirler. Geleneksel toplum anlayışı içinde sürekli fedakârlık yapan ve feragat edentarafın kadınlar olması beklenirdi. Ancak bugün Türkiye, Tunus gibi pek çok Müslüman ülkede kadınların siyasetin içinde olmaları, toplumsal hareketleri yönetmeleri ve en önemlisi idare eden erkekleri iktidara taşıyan bilinçli seçmenler olması, eski konuların yeniden tartışılmasını zaruri kılmaktadır.

Arap Baharı'na giden süreçlerde ön saflarda kadınlar yer alırken, Yemen gibi bazı yerlerde de toplumsal hareketlerin öncüleri ya da meşrulaştırıcıları kadınlar olmuştur. Körfez siyasi dalgalanmalarında da kadınlar araçsallaştırıldı. Aynı şekilde Tunus’ta İhvancı iktidarı bahane ederek karşı devrime girişildiği zaman İslâmcı, solcu, liberal ve diğer Tunuslu kadınlar sokaklarda birlikte hareket etmişlerdir. Arap Baharı'nın en mağdur tarafı olarak görülen Mısır İhvanı’nın şehit ve tutuklu sembolleri de kadınlardır. Ve tabii ki Tunus’ta Cumhurbaşkanı Sibsi’nin partisini çoğunluk haline getiren seçmenin büyük bir bölümü de kadınlardır. Suudi Arabistan’da ulemaya rağmen sarayda güçlü desteği olan bir kadın hareketi olduğuna göre, bütün İslam dünyasındaki gündem de aslında birbiriyle yakından alakalıdır.

“Genç Kadınlar Liderlik Toplantısı”nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın  “Müslümanlar olarak ihmal ettiğimiz alanların başında hiç şüphesiz kadınlarımızın durumu geliyor” ifadesine dayanarak biz de sormadan geçmeyelim: Tunus Cumhurbaşkanı'nın seçim yatırımı ya da Suudi Arabistan veliahdının prestij arayışından bağımsız olarak; bütün İslâm dünyasında kadınların talepleri konusunda kalıcı çözümlerin üretilebilmesi için sıcak tartışmaların yapılmasıgerekmiyor mu?

.

Facebook Yorumları

reklam
11.12.2017
Kudüs’ün statüsünü kim belirleyebilir?
13.11.2017
İslam dünyasında siyaset ve toplumsal cinsiyet meselesi
7.11.2017
Suudi Arabistan’da iç hesaplaşma mı yaşanıyor?
30.10.2017
Türkiye Cumhuriyeti’ni 100. yıla hazırlama kılavuzu
26.10.2017
ABD’nin eski konsolosluk elemanını kurtarma operasyonu
23.10.2017
Türkiye’nin “Kerkük Meselesi” yoktur
19.10.2017
Filistin devleti Gazze'de mi kurulacak?
16.10.2017
Türkiye’nin İdlib’te ne işi var, harekattan neler beklenebilir?
12.10.2017
Türkiye ABD ilişkilerinde medler ve cezirler
9.10.2017
Kral Selman’ın Rusya ziyareti ve değişen bölgesel güvenlik dengeleri
5.10.2017
İbret almazsan ibretlik olursun: İdrisî’nin kısa hikâyesi
2.10.2017
Devletçilik oyunu mu, devletler oyunu mu?
28.9.2017
İhanete prim vermek Türkiye’nin geleceğini rehin almaktır
21.9.2017
Barzani Kürtleri ateşe mi atıyor?
18.9.2017
Üniversiteler dış politikaya ne kadar katkı sunuyor?
14.9.2017
Ortadoğu’da yeni düzeni hangi değer belirleyecek?
11.9.2017
Körfez krizinde eski ve yeni düzen: Diplomasi ve genç liderler
7.9.2017
Hac, siyaset ve meşruiyet
5.9.2017
Türkiye’nin bölgesel ve küresel krizlerde alternatif arayışları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı