Zekeriya Kurşun

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Körfez’de sahneye yeni filmler konuluyor


8.3.2018 - Bu Yazı 560 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bir hayli zamandan beri Körfez hakkında yazmıyor, konuşmuyorum. Gelişmeleri takip ederek, neler olabileceğini anlamaya çalışıyorum. Sahip oldukları veya olamadıkları ile dış rüzgara açık olan Körfez bölgesi hiç şaşırtmıyor ve her zaman yeni bir sürpriz yapabiliyor. Bu sefer yine şaşırtmadı ve Dubai merkezli MBC televizyonu seyircilerini bilgilendirmeden Türk dizilerini yayından kaldırdı. Aslında bir yayın planlaması yapılmadı, doğrudan ve sürpriz bir şekilde Türk dizilerine yasaklama getirildi. Yolsuzluk iddiasıyla bir süre Riyad’da otel-hapishanede tutulan Velid İbrahim’in (Waleed al İbrahim) sahibi (veya ortağı) olduğu MBC, 1 Mart itibari ile Türk dizilerini yayından kaldırdı. Diğer televizyonlar da sıraya girerek yeni bir Suudi-BAE yapımı film vizyona çıkarıldı.

TÜRK DİZİLERİ YASAĞI HAK EDİYOR MU?

Belki onlarca defa Arap muhataplarıma o dizileri seyretmediğimi ve Türkiye’yi temsil etmediklerini anlatmak zorunda kaldığım, Türkiye’de yayından kaldırılsa farkında olmayacağım diziler için yazmak zorunda kalmak bile bir sürpriz benim için.

Aslında Türk dizilerinin Türkiye’ye yönelen Körfez turizminde ne denli katkıları olduğunu da bilenlerdenim. Uzun süre etkilerini takip ettim. Lübnan ve Mısır merkezli sinema-film sektörünün işlerinin bozulduğu gerekçesiyle neler yaptıklarını ve neler yazdırdıklarını okudum. Ama galiba bu diziler o kadar tutmuş olacak ki, onlar da dublaj ve dağıtım işine girerek sessizliğe bürünmüşlerdi. Arada bir, Suudlu bazı din adamlarının yasaklayan fetvaları olmasa işleri yolunda gidiyordu. Arap kanalları günde bir kaç kere döndürdükleri bu diziler ile kendi kamuoyularını uyutmaya devam ediyorlardı. Bugün getirilen yasağın bir tarafında fırsat arayan Lübnan ve Mısır sinema sektörü olduğunu varsaysak bile yeterli bir açıklama yapamıyoruz.

YASAK KİMİN İŞİNE YARAYACAK?

Suudi Arabistan’da yapmak istediklerine prim verme eğiliminde olduğum Veliaht Muhammed’in; ülkede uzun zamandır süren bazı yasakları kaldırdığı, Riyad ve Cidde’de sinemaların gösterime sokulduğu, konserlerin düzenlendiği bir sırada bu yasağın gündeme girmesi beni de yazmaya icbar etti.

Üstelik aynı günlerde Muhammed b. Salman’ın, Sisi ile birlikte Kahire’de tiyatro seyretmeye ve poz vermeye gitmesi yasağın hakkında daha fazla düşünmeye sevk etti.

Gelişmeler bundan sonra söz konusu pazarda kıyasıya bir savaşın başlayacağına işaret ediyor. Eğer Türkiye sinema, dizi film sektörü bu savaşta yer alacak ise yeni stratejiler belirlemek zorunda. Uzun süre aynı repliklerin tekrarlandığı diziler ile kimseyi ekran başında tutamayacakları kesin. Daha kaliteli ve dış pazarın özellikle Arap seyircisinin algısına uygun düzgün ve kaliteli işler başarmak mecburiyetindeler.

Ancak bu yasaklamanın sadece ticari boyut ile açıklanması da mümkün değildir. Bu yüzden başka analizlere ihtiyaç vardır: Yasağın Dubai merkezli olarak başlaması şaşırtmasın. Arap ülkelerinde en çok seyredilen televizyonlardan birisidir MBC. Sanki Velid İbrahim de gözaltından salıverilmeden önce aldığı talimat ile hareket etmiştir. Her ne kadar MBC yetkilileri kararın ondan gelmediğini söyleseler de durumu izah edemedikleri açık.

Türkiye ile son zamanlarda polemiğe girmiş olan BAE’nin bu kararda etkin olduğunda kuşku yok. Hatta Fahrettin Paşa ile başlattıkları ve kendi kamuoyularını bile ikna edemedikleri polemiğin rövanşını almak istedikleri de muhakkak. Bu kararın en az bir tarafında bunun etkili olduğu kesin.

Bu kararın ortaklarından biri Muhammed b. Selman olunca Suudi Arabistan açısından durumu izah etmek biraz zorlaşıyor. Ulemanın “ülke laikliğe kayıyor, BAE’ye daha çok benzemeye başladık, bu kadar değişim bize uygun değil” dediği bir ortamda, Türk dizilerini ve benzerlerini servis etmek kendi iddiasına daha uygun düşerdi Muhammed b. Selman’ın. Ama bu yasağı destekleyerek, kendi politik amaçlarına, değişim ve reform ataklarına daha fazla hizmet edeceğini düşünmüş besbelli.

Uzun zamandır bu dizilerin Arap toplumsal yapısı ile uyumlu olmadıkları hatta bu diziler yüzünden eşlerin boşanma noktasına geldikleri, aile düzenlerinin bozulduğu ileri sürülüp, ulema ve onlara yakın kimi kesimler tarafından yasaklanması isteniyordu. Muhammed b. Selman da bu kararın arkasında durarak bir taşla iki kuş vurmayı amaçlamıştır. Birincisi, bu duruşu ile, kendi reformlarına karşı gelenleri tatmin ederken, daha fazla sinema, daha fazla konserler hayata geçirecek, tüketimi tetikleyecek ve sosyal hayatı en azından BAE’deki gibi dönüştürecektir. Diğer taraftan Türk dizilerinin ticari başarısından rahatsız olan Arap sinema, film ve medya sektörünü umutlandırarak, onlara yeni yapımlar için imkanlar sunarak, gelenekçilere karşı kendi yanında durmalarını sağlayacaktır.

KÖRFEZ’DE TARİH

Gelelim son değerlendirmeye: Körfez halkı genel olarak tarihe ama daha çok kendi ailesinin tarihine düşkündür. Hemen herkes dedesinin büyük bir kahraman olduğuna inanır. Tarihe oldukça düşkün biri olan Kral Selman daha veliaht iken çok akıllı bir strateji ile Suudi Tarih Kurumu anlamına gelecek olan Daret Melik Abdülaziz’i kurarak, aile, kabile tarihi yerine bir Suudi tarihi yaratmak istemiştir. Bunun için de akıl almaz yatırımlar gerçekleştirmiş, bütün Suudi Arabistan’ı hatta Körfez’i seferber etmiştir. Amacı toplumu kabile tarihinden, ulus tarihine yönlendirmekti. İlginç bir şekilde BAE de bu durumu özenerek değil, kıskanarak taklit etmiş, ama aynı oranda başarılı olamamıştır. Kral Selman’ın ve onu taklit edenlerin bütün gayretlerini, gösterime giren tarihi Türk dizileri boşa çıkartmakta ve tarihe düşkün Körfez seyircisini yeni arayışlara sevk etmektedir.

Kısaca dizi film sektöründe hem ticari ve hem de siyasi yeni bir savaş başlamıştır. Türk yapımcıları bu gelişmeyi yakından takip ederek içinde yer almalı, gerekirse ortaklıklar kurmalı, Körfez seyircisine alternatifsiz ürünler sunmalıdır. Zira Körfez’de her yasak yeni bir fırsattır.

.

Facebook Yorumları

Kod8
10.12.2018
Osmanlı’dan günümüze bilgi ve tecrübenin aktarılması
6.12.2018
Katar’ın OPEC’ten çekilmesi ne ifade ediyor?
3.12.2018
Şükrü Hanioğlu’nun “vedası” üzerine
22.11.2018
Mustafa Kemal’den Afrika dersleri
12.11.2018
Yüzyıl sonra Ortadoğu’da sınırlar ve bayraklar
18.10.2018
Cemal Kaşıkçı olayına tarihten bakmak
15.10.2018
Misyonerlik suç mu?
11.10.2018
Ka’be baskını niye yapıldı?
8.10.2018
Trump, Muhammed bin Selman ve Cemal Kaşıkçı
4.10.2018
Eğitim tarihimizden manzaralar ve bugünkü halimiz
1.10.2018
Diplomasi tarihimizden dersler
28.9.2018
Trump ne diyor?
24.9.2018
Türkiye’nin temsili meselesi: Zorunlu hatırlatmalar
20.9.2018
Kerbela’yı yâd etmek
17.9.2018
Malay Dünyası ve Türkiye
13.9.2018
Makyavelizm ve diplomasinin ince ayarı
10.9.2018
İdlib’de bir pencere
6.9.2018
Yemen’deki çocuk ölümlerinin sorumlusu kimdir?
3.9.2018
“Kisve bahâsı” ya da Osmanlı Arşivleri meselesi
30.8.2018
30 Ağustos İslam jeopolitiğinin başlangıç tarihidir
27.8.2018
26 Ağustos’un sırrı
23.8.2018
Çölde ‘iz’ aramak
20.8.2018
Türkiye Katar ilişkileri on beş milyar dolar ile sınırlı değildir
16.8.2018
Devlet arşivlerinde neler oluyor?
13.8.2018
ABD’nin bilmediği: “Bu da geçer yâhû”
9.8.2018
Dolar musibetinden hayır çıkarmak
2.8.2018
İran nefreti Arap Natosu için yeterli mi?
30.7.2018
Papazın öğrettikleri: Türkiye daha büyük tehdit altında
26.7.2018
Yükselen güç olmak fırsattan değil bilgiden geçer
23.7.2018
Yahudi Ulus Devleti nasıl kuruldu?
16.7.2018
15 Temmuz ibretlik halimizi değiştirdi: Unutmayalım!
12.7.2018
Yeni sistemde politika üretme kurulları
9.7.2018
Yeni hükümet sisteminden beklentiler
5.7.2018
Suriye-Ürdün sınırında Der’a’dan yükselen feryat
28.6.2018
Yeni devir ve ‘kültürel inşa’ mecburiyeti
21.6.2018
Seçim sistemlerimiz ve yüzde elli bir
18.6.2018
Bayram’ı hak ettik mi?
4.6.2018
Yüzyıl önce Hoy’da bir ramazan ortası
31.5.2018
İslam ülkelerinin ortak tarihi: Fetih ve Fatih
28.5.2018
Şantajcı Batı basını ve II. Abdülhamid
24.5.2018
Filistin neresidir, Kudüs ne taraftadır?
21.5.2018
İİT İstanbul toplantısı ve Kudüs’ün geleceği
17.5.2018
Kudüs’ü unutmayın, sadece unutmayın!
10.5.2018
Ortadoğu, Balkanlar ve Aliya İzzetbegoviç
3.5.2018
İran Türkiye’yi merak ediyor
30.4.2018
Hariciyeci mi, hariç mi?
23.4.2018
Arap Ordusu mu Arap Lejyonu mu?
16.4.2018
Suud Veliahdı’nı Türkiye’ye davet ediyorum
9.4.2018
Osmanlı’da Vehhâbîlik
5.4.2018
Suud veliahdı Muhammed bin Selman ne diyor?
26.3.2018
Tarihin en zor on beş yılı
19.3.2018
Çanakkale’yi san’atla anlatmak
12.3.2018
Türk Arap ilişkilerinde Zeytin Dalı
8.3.2018
Körfez’de sahneye yeni filmler konuluyor
5.3.2018
Halifelik kaldırıldı mı?
19.2.2018
ABD Afrin ve Menbiç’te ne yapabilir?
12.2.2018
İnsan mı Sultan mı?
1.2.2018
Saddam, Kaddafi, Esed ve Soçi
8.1.2018
Türkiye dünya gündemini takip edebiliyor mu?
1.1.2018
Türkiye’nin yüzyıl önceki ve yüzyıl sonraki gündemi
25.12.2017
Türkler ve Araplar tarihlerini yeniden okumak zorundadır
11.12.2017
Kudüs’ün statüsünü kim belirleyebilir?
13.11.2017
İslam dünyasında siyaset ve toplumsal cinsiyet meselesi
7.11.2017
Suudi Arabistan’da iç hesaplaşma mı yaşanıyor?
30.10.2017
Türkiye Cumhuriyeti’ni 100. yıla hazırlama kılavuzu
26.10.2017
ABD’nin eski konsolosluk elemanını kurtarma operasyonu
23.10.2017
Türkiye’nin “Kerkük Meselesi” yoktur
19.10.2017
Filistin devleti Gazze'de mi kurulacak?
16.10.2017
Türkiye’nin İdlib’te ne işi var, harekattan neler beklenebilir?
12.10.2017
Türkiye ABD ilişkilerinde medler ve cezirler
9.10.2017
Kral Selman’ın Rusya ziyareti ve değişen bölgesel güvenlik dengeleri
5.10.2017
İbret almazsan ibretlik olursun: İdrisî’nin kısa hikâyesi
2.10.2017
Devletçilik oyunu mu, devletler oyunu mu?
28.9.2017
İhanete prim vermek Türkiye’nin geleceğini rehin almaktır
21.9.2017
Barzani Kürtleri ateşe mi atıyor?
18.9.2017
Üniversiteler dış politikaya ne kadar katkı sunuyor?
14.9.2017
Ortadoğu’da yeni düzeni hangi değer belirleyecek?
11.9.2017
Körfez krizinde eski ve yeni düzen: Diplomasi ve genç liderler
7.9.2017
Hac, siyaset ve meşruiyet
5.9.2017
Türkiye’nin bölgesel ve küresel krizlerde alternatif arayışları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8