Zekeriya Kurşun

Yeni Şafak



Bookmark and Share

İİT İstanbul toplantısı ve Kudüs’ün geleceği


21.5.2018 - Bu Yazı 233 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 ABD Başkanı Trump’ın İsrail’in uyguladığı devlet terörünü teşvik anlamına gelen ABD Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşımasından sonra İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Devlet Başkanları 7. Olağanüstü Toplantısı’nı İstanbul’da gerçekleştirdi.

Bugüne kadar -ben dahil- pek çok kişi İİT’nin işlevsizliği üzerinde tenkitlerde bulunmuştur. Kuruluş amacının 1967’den sonra Kudüs’e yönelmiş olan tehdit ve tehlikeleri ortadan kaldırmak olmasına rağmen bu konuda mesafeler alamadığından söz edildi. Nitekim son toplantı için de benzeri yorumlar yapılmaya başlandı.

İİT İSLAM DÜNYASINI TEMSİL EDİYOR MU?

El-hak doğrudur. İİT İslam dünyasını başarı ile temsil edememekte ve özellikle Filistin davasına yeterince destek verememektedir. Ancak unutulmamalıdır ki, bugünkü uluslararası sistemde bir “İslam dünyası” kavramı dolaşıyorsa bunun sebebi de, İİT’nin 57 asıl üyesi ile dünyanın BM’den sonra ikinci büyük organizasyonu olmasındandır. Her toplantısında İslam ülkelerinin birlik ve bütünlüğünü dile getirse de karar alma mekanizmasındaki sıkıntılar ve buna bağlı olarak alınan karaların uygulanmasının zorlukları, etkin olmasını engellemektedir. Ayrıca üye ülkelerinin teşkilatın kararlarından önce kendi geliştirdikleri ikili veya çok taraflı ilişkileri, rejim ve hükümet kaygıları, kendi aralarındaki rekabetler de etkin karar almalarını ve uygulamalarını engelleyen önemli sebeplerdendir.

Ancak unutulmamalıdır ki, dünyanın en büyük kuruluşu olan BM’de de durum farklı olmadığı gibi, BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinin varlığı BM’yi dünya sorunlarına çözüm bulmada daha da etkisizleştirmektedir. Hangi şartlarda ve düzeyde olursa olsun dünyada barış; kaostan ve savaşlardan daha iyidir. Özellikle 2000’li yıllarda bu gerçek bir kere daha ortaya çıkmıştır. Güçlü ülkeler, bölgesel çıkar peşinde koşan devletler ve hatta devlet dışı aktörlerin barışı tehdit eden tavırlarına karşı dünyanın sahip olduğu yegane barış koruyucu kurumu yine de bütün eksikliği ile BM’dir. BM’nin yapısal değişikliğe giderek, devletlerin eşitliği ilkesine dayalı karar mekanizmaları geliştirmesi halinde vazgeçilmezliği gibi, İİT de İslam ülkeleri ve hatta bütün dünya için vazgeçilmez bir kurumdur.

İİT, İslam dünyasının sorunları karşısında bugüne kadar yaptığı olağan toplantıları dışında, devlet başkanları düzeyinde 7 olağanüstü toplantı gerçekleştirmiştir. 1969 yılında kurulmasına rağmen, dört olağanüstü zirvenin 2012 sonrasına denk gelmesi de anlamlıdır. Bu durum, bir taraftan İslam dünyasının çözüm bekleyen acil sorunlarının arttığını gösterirken; diğer taraftan da İİT’nin daha aktif bir hale geldiğine işaret etmektedir. Son iki toplantının dönem başkanı sıfatı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı üzerine İstanbul’da yapılmış olması da ayrı bir önem arz etmektedir.

Elbette, İİT’nin işlevselliği ve etkin bir aktör olması için neler yapması gerektiği tartışmaları sürdürülecektir. Ancak biz burada biraz da son olağanüstü toplantının kararlarına bakalım.

İİT’NİN KUDÜS KARARLARI ÖNEMLİ Mİ?

Toplantının konusu, ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması ve buna karşı barışçı eylemlerde bulunan masumlara karşı İsrail’in uyguladığı devlet terörü olması hasebiyle elbette güçlü bir kınama beklenmekteydi ve öyle de oldu. Daha önce de pek çok defa yapılan kınamanın anlamsızlığını savunanlar olacaktır. Ancak yayımlanan kapsamlı otuz maddelik sonuç bildirisine bakıldığında bu sefer “etkili bir kınama” olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır. Kuşkusuz bunda toplantının Türkiye’de ve Türkiye’nin inisiyatifi ile yapılmasının da önemli bir payı vardır.

Daha önce alınan kararlar teyit edilirken, ilk defa ABD’nin İsrail ile terör doğuran işbirliğinin tehlikelerine vurgu yapılması yeni ve önemli bir yaklaşımdır. Ayrıca BM’ye görevleri güçlü bir şekilde hatırlatılarak, “Filistin halkının uluslararası koruma altına“ alınması çağrısında bulunulması önemli bir adımdır. Zira bunun bir anlamı da İİT üyelerinin gerekirse bu misyonu bizzat kendilerinin üstlenebileceğidir. Kolay olmamakla birlikte bu yaklaşım “İslam Ülkeleri Barış Gücüne” giden yolu açabilecektir.

Alınan kararların uygulanması, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olması sürecinin durdurulması için Arap Ligi, Avrupa Birliği, Afrika Birliği gibi kuruluşlar ile güdümlü çalışmanın önerilmesi de bu zirvenin yeniliklerindendir. Bu anlamda dünya barışı için bu kurumlar ile her üye ülkenin ayrı ayrı veya çok taraflı ilişkileri teşvik edilmektedir. Tabii olarak Türkiye’nin Avrupa Birliği ile olan diyalogları, Arap Birliği ile olan çekişmeleri ve Afrika Birliği ile olan stratejik ortaklığı bir kere daha önem kazanmaktadır.

Sonuç bildirgesinin onuncu maddesinde vurgulanan “Filistin Devleti’nin bütün ülkeler tarafından tanınması” ancak diplomasi ile mümkün olacaktır. Esasında bugün de Filistin’in muhtaç olduğu şey budur. Öncelikle mevcut statüsü içinde Filistin halkının insanî haklarının garanti altına alınması ve ardından iki devletli çözümün sağlanmasıdır. Bunun askeri sonuçlar ile elde edilmesi mümkün değildir. Bu yüzden toplantının uluslararası kuruluşlar ile diyalogları geliştirme arayışları doğru ve yerindedir.

Zirve kınama ve işbirliği taleplerinin yanı sıra, ilk defa İsrail ile ilişkiler konusunda üyelerine bağlayıcı kararlar aldırdı. Kudüs’ün statüsünü değiştirmeye yönelebilecek diğer ülkelerin müteaddit maddeler ile uyarılması ve uluslararası işbirliklerinde, alacakları tavra göre hareket edileceğinin vurgulanması İİT zirvelerinin ilklerindendir.

Dünya kamuoyu ve zulüm altında inleyen, umudunu yitirmiş Filistin halkı bu kararların ve uygulamasının takipçisi olacaktır. Bu kararların hayata geçebilmesi için İİT’nin her üyesine ayrı ayrı görevler düşmektedir. Zirve çağrısı ve zirveye ev sahipliği yapan Türkiye’ye ise daha büyük görevler düşmektedir. Bugüne kadar Filistin ve Kudüs davasına verdiği destek ve ayırdığı mesaisini kat kat artırarak sürdürmek zorunluluğu doğmuştur. Toplantıdan sonra Türkiye Filistin yardım kampanyası başlatarak, misyonunu ortaya koymuştur. Ancak deklarasyonda doğrudan Türkiye’yi ilzam ve icbar eden başka hususlar da bulunmaktadır.

.

Facebook Yorumları

Kod8
13.8.2018
ABD’nin bilmediği: “Bu da geçer yâhû”
9.8.2018
Dolar musibetinden hayır çıkarmak
2.8.2018
İran nefreti Arap Natosu için yeterli mi?
30.7.2018
Papazın öğrettikleri: Türkiye daha büyük tehdit altında
26.7.2018
Yükselen güç olmak fırsattan değil bilgiden geçer
23.7.2018
Yahudi Ulus Devleti nasıl kuruldu?
16.7.2018
15 Temmuz ibretlik halimizi değiştirdi: Unutmayalım!
12.7.2018
Yeni sistemde politika üretme kurulları
9.7.2018
Yeni hükümet sisteminden beklentiler
5.7.2018
Suriye-Ürdün sınırında Der’a’dan yükselen feryat
28.6.2018
Yeni devir ve ‘kültürel inşa’ mecburiyeti
21.6.2018
Seçim sistemlerimiz ve yüzde elli bir
18.6.2018
Bayram’ı hak ettik mi?
4.6.2018
Yüzyıl önce Hoy’da bir ramazan ortası
31.5.2018
İslam ülkelerinin ortak tarihi: Fetih ve Fatih
28.5.2018
Şantajcı Batı basını ve II. Abdülhamid
24.5.2018
Filistin neresidir, Kudüs ne taraftadır?
21.5.2018
İİT İstanbul toplantısı ve Kudüs’ün geleceği
17.5.2018
Kudüs’ü unutmayın, sadece unutmayın!
10.5.2018
Ortadoğu, Balkanlar ve Aliya İzzetbegoviç
3.5.2018
İran Türkiye’yi merak ediyor
30.4.2018
Hariciyeci mi, hariç mi?
23.4.2018
Arap Ordusu mu Arap Lejyonu mu?
16.4.2018
Suud Veliahdı’nı Türkiye’ye davet ediyorum
9.4.2018
Osmanlı’da Vehhâbîlik
5.4.2018
Suud veliahdı Muhammed bin Selman ne diyor?
26.3.2018
Tarihin en zor on beş yılı
19.3.2018
Çanakkale’yi san’atla anlatmak
12.3.2018
Türk Arap ilişkilerinde Zeytin Dalı
8.3.2018
Körfez’de sahneye yeni filmler konuluyor
5.3.2018
Halifelik kaldırıldı mı?
19.2.2018
ABD Afrin ve Menbiç’te ne yapabilir?
12.2.2018
İnsan mı Sultan mı?
1.2.2018
Saddam, Kaddafi, Esed ve Soçi
8.1.2018
Türkiye dünya gündemini takip edebiliyor mu?
1.1.2018
Türkiye’nin yüzyıl önceki ve yüzyıl sonraki gündemi
25.12.2017
Türkler ve Araplar tarihlerini yeniden okumak zorundadır
11.12.2017
Kudüs’ün statüsünü kim belirleyebilir?
13.11.2017
İslam dünyasında siyaset ve toplumsal cinsiyet meselesi
7.11.2017
Suudi Arabistan’da iç hesaplaşma mı yaşanıyor?
30.10.2017
Türkiye Cumhuriyeti’ni 100. yıla hazırlama kılavuzu
26.10.2017
ABD’nin eski konsolosluk elemanını kurtarma operasyonu
23.10.2017
Türkiye’nin “Kerkük Meselesi” yoktur
19.10.2017
Filistin devleti Gazze'de mi kurulacak?
16.10.2017
Türkiye’nin İdlib’te ne işi var, harekattan neler beklenebilir?
12.10.2017
Türkiye ABD ilişkilerinde medler ve cezirler
9.10.2017
Kral Selman’ın Rusya ziyareti ve değişen bölgesel güvenlik dengeleri
5.10.2017
İbret almazsan ibretlik olursun: İdrisî’nin kısa hikâyesi
2.10.2017
Devletçilik oyunu mu, devletler oyunu mu?
28.9.2017
İhanete prim vermek Türkiye’nin geleceğini rehin almaktır
21.9.2017
Barzani Kürtleri ateşe mi atıyor?
18.9.2017
Üniversiteler dış politikaya ne kadar katkı sunuyor?
14.9.2017
Ortadoğu’da yeni düzeni hangi değer belirleyecek?
11.9.2017
Körfez krizinde eski ve yeni düzen: Diplomasi ve genç liderler
7.9.2017
Hac, siyaset ve meşruiyet
5.9.2017
Türkiye’nin bölgesel ve küresel krizlerde alternatif arayışları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8