Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Zekeriya Kurşun

Yeni Şafak



Bookmark and Share

15 Temmuz ibretlik halimizi değiştirdi: Unutmayalım!


16.7.2018 - Bu Yazı 364 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?

“Tarih”i “tekerrür” diye tarif ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?

İstiklal Şairimiz Mehmet Akif müthiş bir tarih dersi veriyor bizlere. Yirminci yüzyılın başında, birçok tarih felsefecisinin de iştirak ettiği tarihin tekerrürünü ibret alamamaya bağlayan hükmü, veciz ifadeleriyle ortaya koyuyor. Aslında tekrarlanan tarih değil, ders alınmayan hatalardır. Süreklilik arz eden toplumsal olayların, benzeri şartlar altında aynı sonuçları doğurduğu binlerce kere yaşanmasına rağmen insan tabiatında var olan “unutkanlık” yüzünden “ibret” alınmayıp, hatalar tekrar edilmektedir.

DARBELERİ UNUTMAYALIM

1982 Anayasası’nın uygulanması ve sonuçlarını yerinde görmek isteyen ve 1986 yılında ülkemizi ziyaret eden Rus tarihçi (esasında bir KGB uzmanı) V. Danilevsky’ye genç bir asistan olarak mihmandar tayin edilmiştim. Türkiye’yi çok iyi bilen ve Türkiye hakkında yazılar/kitaplar yazan Danilevsky son yazdığı Türkiye Cumhuriyeti adlı kitabını bana hediye etmişti. Kitap Rusça idi ama sonunda İngilizce geniş bir özet vardı. Daha sonra herkes tarafından tekrarlanan bir iddiayı o, delilleri ile anlatıyordu. Her on yılda bir darbelere maruz kalan Türkiye’de “demokrasi dikiş tutturamayacaktı”. Bu iddiayı kendisi ile uzun uzun tartışmış ama ikna olmamıştım. Ve en azından öyle gözükmüştüm. Doğrusu o tarihlerdeki hamasi duygularım ve bu hükmü hakkında oldukça önyargılı olduğum Sovyetler’den bir tarihçinin söylemesi beni rahatsız etmiş, ancak zihnimde iz bırakmıştı. Tabii olarak, 1982 öncesi Türk Siyasi Tarihi’ni, anayasanın ve meşru düzenlerin çeşitli güçler tarafından kesintiye uğratıldığı tarihimizi bir kere daha bütüncül bir tarzda okumaya başladım. Sonuçta üniversitemizde ders verme hakkını aldığımda da önce o zamanlar tarih bölümlerinde revaçta olmayan Türkiye’de Demokrasi Hareketleri veya Türkiye’de Anayasal Hareketler Tarihi dersleri vermeyi itiyat haline getirdim. Öğrencilerim hatırlayacaklardır. Üzerinde en çok durduğum konu, 1876’dan itibaren anayasal sistemin hangi sebepler ile ve ne şekilde kesintiye uğratıldığıydı. Özetle şu hususlara vurgu yapıyordum:

Anayasal sisteme geçtiğimiz 1876 yılından itibaren tarihimiz onlarca darbeye şahit olmuştur. İbret almak bir yana her seferinde meydana getirdikleri şokları unutarak veya oluşturdukları ortama alışarak, yeniden aynı hatalar tekrarlanmıştır. Ana ve artçı darbeler olarak zikredebileceğimiz bu darbelerin tamamı, güçlü liderlerin ortaya çıktığı, Osmanlı Devleti’nin ve sonrasında Türkiye’nin toparlanma iradesi gösterdiği dönemlerde yapılmışlardır. Bu açıdan ortak noktaları, toplumsal mühendislikle toplumu uyuşturup, zihniyet değişimini sağlamaya çalışmalarıdır. Diğer önemli bir ortak noktaları ise mutlaka “dini” kullanmalarıdır. II. Abdülhamid’i tahttan indiren darbe “şeriat” talep ederken; tarihimizdeki bir çok darbe de “şeriat tehlikesi” iddiası ile yapılmıştır. Nitekim bütün iddialarını tüketen darbe felsefecileri, 15 Temmuz’da yeniden 31 Mart kodlarına dönmüşlerdir.

MAKÛS TALİHİMİZ: DARBELER

Bugün hatırlama günü. Bu yüzden yaklaşık son bir buçuk asırlık tarihimizdeki darbeleri bir kere daha hatırlayalım ve 15 Temmuz kalkışmasının bir başlangıç değil bir sonuç olduğunu idrak edelim.

Dönemin medrese kültürü ile yetişen ve Batı düşüncesini iyi bilen Sarıklı Devrimci Ali Suavi eliyle 1878 yılında yapılan Çırağan Sarayı baskını V. Murad’ı tahta geçirememiş ama II. Abdülhamid’in 33 yıllık saltanatının üstünde etkili olmuştur. Bu başarısız darbe girişimi ise aynı yıl, Kleanti Skalyeri-Aziz Bey Vak’ası ile tekrarlanmış ve masonların Osmanlı bürokrasisi üzerinde bir baskı unsuru olacaklarını göstermiştir.

Anayasanın ilanından on yıl sonra, mutedil bir fikir adamı olan Tunalı Hilmi’nin muhalif hareketi içinden Osmanlı İhtilal Fırkası türeyecek ve yeni bir darbe teşebbüsünde bulunacaklardır. İlginçtir ki bütün bu darbe girişimlerinin gerçek yüzü bugüne kadar hakkıyla ortaya konulamamıştır.

Anayasal sistemin yeniden rayına konulmaya başlandığı bir zamanda, II. Meşrutiyetin birinci yılının sonlarında ortaya çıkan 31 Mart Vak’ası darbeler tarihimizde ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Bu darbe sadece II. Abdülhamid’i tahttan indirmemiştir. Bilakis toplumsal bir mühendisliğe soyunmuş, zihniyetlere ipotek koymuş ve bugüne kadar Türkiye’nin siyasal sistemi üzerinde bir öcü gibi duran “irtica” kavramını beraberinde getirmiştir. “İttihad” ve “Muhammed” gibi medeniyetimizin en güzide kavramları kullanılarak, halen sırrı çözülememiş İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti üzerinden oluşturulan kavga ve tartışmalar yüz yıl boyunca hem “ittihad fikrine” hem de Peygamberimiz “Hz. Muhammed’in yöntemine” karşı yıkıcı yorumların geliştirilmesine sebep olmuştur. Bunu takip eden siyasal hadiseler ve Osmanlı sistemini sarsan artçı darbe, 1913 Babıâlî Baskını ile hayat bulacak ve 31 Mart sonrası oluşan yeni siyasi literatür egemen kılınacaktır.

Cumhuriyet devrinin en önemli siyasal darbesi, II. Meclis değil, hiç tartışılmayan İzmir Suikastıdır. Nitekim bu girişim gizli bir darbedir ve Gazi Mustafa Kemal’in iradesine ipotek koyma hadisesidir. Mahkeme tutanaklarının aksine bu olay, Cumhuriyeti ilanı ile Gazi’nin misyonunu bitirmek isteyen güçlerin demokrasiye geçişi engelleme girişimleridir.

Benim de yaşadığım, bir çok okuyucumun da şahit olduğu diğer darbeleri de unutmayalım. Bize bayram olarak kutlatılsa da gerçekte çok partili hayata geçiş denemesinin ardından demokrasiye mutlak bir darbe olan 27 Mayıs 1960 ihtilali ve gerekçeleri artık tarihin çöplüğündeki yerini almıştır. Ürettikleri yalan, kendilerini de tatmin etmemiş olsa gerekir ki daha o zaman Talat Aydemir ve arkadaşlarının karşı darbeleri ile karşılaşmışlardır. 1960 darbesinin zihniyet mühendisliğini, 1969 yılında anayasa değişikliği yaparak siyasi yasakları kaldırmaya niyetlenen meşru yönetime, Memduh Tağmaç’ın darbe girişimi bir kere daha ortaya koymuştur. Sivil yönetimin kök salmaya başladığı bir zamanda 1971 darbe teşebbüsü ve 12 Mart Muhtırası, kökü dışarda olan bazı askerlerin siyasal sistem üzerinde kurmak istedikleri askeri vesayetin habercileri olmuştur.

Dönemin siyasetçileri meseleyi kavrayamamış ve siyasette girdikleri kısır döngü onları “uzaktakilerin çocuklarının” darbesi ile yüz yüze getirmiştir. Meşruiyetlerini sözde “irtica” tehdidinden alan gerici yaklaşımlarıyla, post modern darbe girişimcilerini (28 Şubat ve 27 Nisan) anlayamamak ve geçmişteki darbeleri unutmak, 15 Temmuz’a giden terör ve işgal yolunu hazırlamıştır.

Unutmayalım ve ibret alalım: 15 Temmuz 2016 tek başına bir darbe değildir. Asrın darbelerinin birikimidir. Bu darbe karşısında duran ve gözlerini kırpmadan şehit olanlar da sadece o günün şehitleri değildir. Onlar aynı zamanda Çanakkale’nin, Milli Mücadele’nin ve Demokrasi ve Milli Birlik’in şehitleridir.Ruhları şad olsun.

.

Facebook Yorumları

Kod8
15.10.2018
Misyonerlik suç mu?
11.10.2018
Ka’be baskını niye yapıldı?
8.10.2018
Trump, Muhammed bin Selman ve Cemal Kaşıkçı
4.10.2018
Eğitim tarihimizden manzaralar ve bugünkü halimiz
1.10.2018
Diplomasi tarihimizden dersler
28.9.2018
Trump ne diyor?
24.9.2018
Türkiye’nin temsili meselesi: Zorunlu hatırlatmalar
20.9.2018
Kerbela’yı yâd etmek
17.9.2018
Malay Dünyası ve Türkiye
13.9.2018
Makyavelizm ve diplomasinin ince ayarı
10.9.2018
İdlib’de bir pencere
6.9.2018
Yemen’deki çocuk ölümlerinin sorumlusu kimdir?
3.9.2018
“Kisve bahâsı” ya da Osmanlı Arşivleri meselesi
30.8.2018
30 Ağustos İslam jeopolitiğinin başlangıç tarihidir
27.8.2018
26 Ağustos’un sırrı
23.8.2018
Çölde ‘iz’ aramak
20.8.2018
Türkiye Katar ilişkileri on beş milyar dolar ile sınırlı değildir
16.8.2018
Devlet arşivlerinde neler oluyor?
13.8.2018
ABD’nin bilmediği: “Bu da geçer yâhû”
9.8.2018
Dolar musibetinden hayır çıkarmak
2.8.2018
İran nefreti Arap Natosu için yeterli mi?
30.7.2018
Papazın öğrettikleri: Türkiye daha büyük tehdit altında
26.7.2018
Yükselen güç olmak fırsattan değil bilgiden geçer
23.7.2018
Yahudi Ulus Devleti nasıl kuruldu?
16.7.2018
15 Temmuz ibretlik halimizi değiştirdi: Unutmayalım!
12.7.2018
Yeni sistemde politika üretme kurulları
9.7.2018
Yeni hükümet sisteminden beklentiler
5.7.2018
Suriye-Ürdün sınırında Der’a’dan yükselen feryat
28.6.2018
Yeni devir ve ‘kültürel inşa’ mecburiyeti
21.6.2018
Seçim sistemlerimiz ve yüzde elli bir
18.6.2018
Bayram’ı hak ettik mi?
4.6.2018
Yüzyıl önce Hoy’da bir ramazan ortası
31.5.2018
İslam ülkelerinin ortak tarihi: Fetih ve Fatih
28.5.2018
Şantajcı Batı basını ve II. Abdülhamid
24.5.2018
Filistin neresidir, Kudüs ne taraftadır?
21.5.2018
İİT İstanbul toplantısı ve Kudüs’ün geleceği
17.5.2018
Kudüs’ü unutmayın, sadece unutmayın!
10.5.2018
Ortadoğu, Balkanlar ve Aliya İzzetbegoviç
3.5.2018
İran Türkiye’yi merak ediyor
30.4.2018
Hariciyeci mi, hariç mi?
23.4.2018
Arap Ordusu mu Arap Lejyonu mu?
16.4.2018
Suud Veliahdı’nı Türkiye’ye davet ediyorum
9.4.2018
Osmanlı’da Vehhâbîlik
5.4.2018
Suud veliahdı Muhammed bin Selman ne diyor?
26.3.2018
Tarihin en zor on beş yılı
19.3.2018
Çanakkale’yi san’atla anlatmak
12.3.2018
Türk Arap ilişkilerinde Zeytin Dalı
8.3.2018
Körfez’de sahneye yeni filmler konuluyor
5.3.2018
Halifelik kaldırıldı mı?
19.2.2018
ABD Afrin ve Menbiç’te ne yapabilir?
12.2.2018
İnsan mı Sultan mı?
1.2.2018
Saddam, Kaddafi, Esed ve Soçi
8.1.2018
Türkiye dünya gündemini takip edebiliyor mu?
1.1.2018
Türkiye’nin yüzyıl önceki ve yüzyıl sonraki gündemi
25.12.2017
Türkler ve Araplar tarihlerini yeniden okumak zorundadır
11.12.2017
Kudüs’ün statüsünü kim belirleyebilir?
13.11.2017
İslam dünyasında siyaset ve toplumsal cinsiyet meselesi
7.11.2017
Suudi Arabistan’da iç hesaplaşma mı yaşanıyor?
30.10.2017
Türkiye Cumhuriyeti’ni 100. yıla hazırlama kılavuzu
26.10.2017
ABD’nin eski konsolosluk elemanını kurtarma operasyonu
23.10.2017
Türkiye’nin “Kerkük Meselesi” yoktur
19.10.2017
Filistin devleti Gazze'de mi kurulacak?
16.10.2017
Türkiye’nin İdlib’te ne işi var, harekattan neler beklenebilir?
12.10.2017
Türkiye ABD ilişkilerinde medler ve cezirler
9.10.2017
Kral Selman’ın Rusya ziyareti ve değişen bölgesel güvenlik dengeleri
5.10.2017
İbret almazsan ibretlik olursun: İdrisî’nin kısa hikâyesi
2.10.2017
Devletçilik oyunu mu, devletler oyunu mu?
28.9.2017
İhanete prim vermek Türkiye’nin geleceğini rehin almaktır
21.9.2017
Barzani Kürtleri ateşe mi atıyor?
18.9.2017
Üniversiteler dış politikaya ne kadar katkı sunuyor?
14.9.2017
Ortadoğu’da yeni düzeni hangi değer belirleyecek?
11.9.2017
Körfez krizinde eski ve yeni düzen: Diplomasi ve genç liderler
7.9.2017
Hac, siyaset ve meşruiyet
5.9.2017
Türkiye’nin bölgesel ve küresel krizlerde alternatif arayışları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8