• 5.02.2013 00:00
  • (4851)

 0. yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren Türkiye’de örgütlü solculuğun temel görevi “halkı tedirgin etmek, ülkede kaos oluşturmak, ülkeyi yönetilemez duruma düşürerek askere/darbeye yol açarak 'devrime gitmek'ti.”

Türkiye solculuğu bir âlem ki sormayın. 1968 kuşağının liderleri ve gibi dönemin sembol ismi Türkiye Halk Kurtuluş ORDUSU lideri Deniz Gezmişde "Ordu-sivil-aydın,darbeden-devrime" diyordu.

S.S.C.B sonrasıpek çok ülkede sol-sosyalist örgütler silahlara veda ederken, Türkiye solu her zaman ki gibi, üstelik ülkede demokrasi ve insan haklarında olumlu gidişat varken derin devlet(l)e  çalıştı.

12 Mart öncesi yaşananlarıo günün örgüt liderleri şöyle anlatıyor: “Bir teğmen geliyor, 8-10 genci bir odaya topluyor ve siz biraz hareketlenme yapın biz darbe yapacağız' diyor." Peki, bunun üzerine gençler ne yapıyorlardıdersiniz? Tabi ki HAREKETLENİYORLARdı...

Biliyorum, ömrümde bir dakika bile ‘sağcı’olmamama rağmen solcular bana çok kızacak. Fakat şimdi anlatacağım olayların yukarıda söylediklerimden gayrıbir açıklaması yoktur.

Türkiye'de Sol’un idollerinden Türkiye Halk Kurtuluş ORDUSU lideri Deniz Gezmişve arkadaşlarının[1]mücadelesi, özellikle sol çevrelerde “özgürlük-bağımsızlık”mücadelesi olarak yazılır anlatılır. Oysa Kemalist söylemle özgürlüğün 'nasıl'lığınıDeniz Gezmişve arkadaşlarının ‘askerle el ele, darbeden devrime' sloganı yeterince açıklamaktadır.

“… Mustafa Kemale gerçekten sahip çıkanlar bizlerdik…” diyor Deniz Gezmiş, ne kadar tanıdık ifade. Her sol örgütün değişmezi “Kemalizme sahip çıkma”dır. Devrimcilikleri de Çin, Sovyetler Birliği, Arnavutluk, Küba gibi…

1968 Kasım’ında Samsun’dan Ankara’ya Deniz Gezmiş’in en önde olduğu yürüyüşün adı“Tam Bağımsız Türkiye İçin Mustafa Kemal Yürüyüşü”idi. Cumhuriyet mitinglerini hatırladınız değil mi? Bakın;

İrfan Solmazer, "ben Deniz Gezmiş ve Sarp Kuray'a İstanbul'da, Ankara'da mısır patlatır gibi bomba patlattırıyorum. Ayrıca'Deniz Gezmiş, ABD Büyükelçiliği'ni tara ve yok ol! diyorum..." Tabi, o da bu talimatı harfiyen yerine getiriyor, darbe-devrim için. İşte size 1900’lerden 2000’lere taşınan Türkiye solculuğu... Türkiye’de örgütlüsolculuk din düşmanlığı, M. Kemal-İnönüçizgisi üzerine kuruludur.

Bakmayın öyle bağımsızlık-tam bağımsızlık retoriğine. D. Gezmişve arkadaşlarının formüle ettikleri bir bağımsızlık falan da yoktu. Amerika karşıtıydılar, ama kimse S.S.C.B ve Çin’nin işgalciliğinden bahsetmiyordu.

İşte solcuların kutsadıkları, körpe gençlere dikte ettikleri idolleri 'ORDU' lideri Deniz Gezmişbu.

ORDU“SU’nu kurma gerekçesi için “Bizden başka gerçek muhalefet kalmamış durumdaydı” diyor Deniz Gezmiş. Diğerlerinin ise “Kemalist çizgiden saptıklarına” inanıyordu. Yani, “ya Kemalist olacaksınız ya da “ORDU”muzla, darbeyle sizi Kemalist olmaya mecbur edeceğiz”in peşindeydi Deniz Gezmişler.

Hem egemen sınıflara ve dincilergöz kırpan oy goygoyculuğhem devrimcilik olmaz”diyen Deniz Gezmiş‘dincilerderken şimdilerde Çevik Bir, Doğu Perinçek, Veli Küçük, Vural Savaş türü laikçiler gibi Müslümanlara nasıl yaklaştığınıda ortaya koyuyordu. Bunun adıda ‘Kemalistsolculuk-devrimcilik-tam bağımsız Türkiye’cilik oluyor/du.

Atatürk için toplanalım! Mustafa Kemal Devrimine saldıran karanlık güçlere dur demek için…”

Neden toplanacakmışız? Atatürk için.

Toplanıp ne yapacakmışız? 'M. Kemal devrimine saldıran karanlık güçlere dur diyecekmişiz.

Nasıl?

Darbeciler nasıl münasip görürlerse.

Ne sol-ilericilik ama!..

Bizi silaha mecbur ettiler. Biz asla askerimize karşısilah kullanmadık.İyi güzel de “size patlattırılan bombalardan sonra elinizde silahla kime karşı neyin mücadelesini veriyordunuz, amacınız neydi” sorusu uzay boşluğunda serserice tur atıyor, adam akıllı cevap veren olmasa da bendeki cevap:

“Amaçları, 1960 darbesinden sonra ‘üç harfliler’in sevmedikleri demokrasinin yeşermesini engellemek”ti. Bu “iyi saatte olsunlar”a göre halk cahildi ve iktidarın ‘davulcuya-zurnacıya gitmemesi için’ darbe eksik olmamalıydı. Ama ne var ki durup dururken darbe de yapılamazdı. Bu sebeple delikanlıları bu iş için hazırlamak gerekiyordu ve Denizlerin gençliğinden, coşkusundan, kaynayan kanlarından yararlandıktan sonra bu gençlerin canını almaları gerekiyordu darağaçlarında, aldılar da.

Şimdi farklı mı?

Türkiye'nin örgütlü solculuğu darbeci-devrimci-Kemalizmi aşamadı ve hala darbecilere taşeronluk yapıyor.

H. Dink’i, Cumhuriyet Mitinglerini, R. Santoro’yu, Malatya Zirve Kitapevini, Danıştay Baskınını, A. Necdet Sezer’in itham ve iftirasını, Tansel Çölaşan’ın 'tekbir'lerini hatırladınız değil mi?

Bugün ABD büyük elçiliğine canlı bomba gönderen DHKP-C’nin devrimciliği ile Deniz Gezmiş ve Türkiye solculuğu-devrimciliği budur,

Hele bir de Muammer Aksoy, Uğur Mumcu, Kışlalı, Sivas, Başbağlar, Erzurum cinayet ve katliamları aydınlatılsın siz o zaman görün derin deviriciliğin ne olduğunu.

Twitter:@ahmetay_

 
İdamına yüreği yanan biriyim ve pek çok yazımda bu idamı eleştirmişim.
MİLAT GAZETESİ