• 14.02.2013 00:00
  • (4298)

 İngilizlerle Fransızlar, 1916’da Sykes-Picot gizli Antlaşmasıyla Ortadoğu'daki Osmanlı topraklarını bir daha asla bir araya gelmeyecek şekilde böldü. Osmanlı toprakları öylesine pay edildi ki, bir asırdır sorun ve savaşlar yakamızı bırakmadı. Bu toprakların üzerine kurdukları uyduruk devletlerin başına öyle çapsız, dirayetsiz yöneticiler getirdiler ki, bunlar kendi ülkelerinin menfaatleri yerine İngilizlerle Fransızların menfaatlerini öncelediler.

1908'den sonra, ama özellikle cumhuriyetle birlikte İngilizlerle Fransızların, daha sonra ABD ve İsrail'in menfaatleri bu ülkede birinci sıradaydı. Buna halel getiren özel ve tüzel kişi/lik/ler bir şekilde bertaraf ediliyordu. Rahmetli başbakanlardan Menderes, Özal, Erbakan bu sebeple istenmeyen simalardı.

Yalnız onlar mı? Üç yıldır "Tayyip Erdoğan gitsin de, varsın Ak Parti iktidarı devam etsin" diyen "Haçlı" tayfasının sinsi çalışmalarına da vakıfız.

Sırf ülkesinin çıkarlarını Batının çıkarlarından üstün tuttuğu için Sayın başbakan Batı nezdinde tehlikeli görülmektedir. Aslında bazen 'iktidar' diyorsam da siz Recep Tayyip Erdoğan anlayın. Çünkü bu projecilerin derdi sayın başbakandır, hesapları başbakanladır. Onların istedikleri başbakan, gerektiğinde yamulan, azarlanabilen ve ülkesinin, insanının menfaatlerini onların menfaatlerinin gerisinde tutan başbakandır. Tayyip Bey asil duruş sergileyince, aradıkları 'esas duruş'çu başbakanın Tayyip Bey olmadığını anladılar. İşte bu sebeple 'bu iktidar devam edecekse etsin ama Erdoğan’la değil' demeye başladılar.

Aslında Batı İslam’a düşmanlık besliyor. Her icraatıyla da bu düşmanlıklarını gösterdiler. Bu düşmanlıklarını İslamofobia yaftasıyla kamufle edip meşrulaştırıyorlar!

Asırlardır "onlardan olmadığımız sürece bizlerden razı olmayacaklar"[i] inancı Müslümanların kahir ekseriyetinde mevcut. Hem Haçlı zihniyetiyle İslam ve Müslümanlara bakan Batının bu tutumu ve hem de ayeti kerimenin durumu ifade etmesi müslümanlar arasındaki söz konusu inancı pekiştirmektedir.

Miladi 611 yılından günümüze kadar Hıristiyanlar ve Yahudiler Müslümanlara karşı hiç bir zaman dürüst davranmadılar. Haçlı Savaşları, Endülüs ve Bosna katliamlarında olduğu gibi Batı, Müslümanlara olmadık zulümler, katliamlar yaptı.

Biliyoruz, son yüzyılda İslam dünyasının çektiği bütün mağduriyetler, Batılı devletlerin işgal, katliam, sömürü ve baskısından kaynaklanıyor. İslam dünyasını ilelebet düşman gören, Müslümanlara (aslında Müslümanlığa demeliyiz) garezi olan Batı, bizim bir günümüzün dahi selametle geçmesini istemedi, istemiyor.

Sayın başbakanın BM için dile getirdiği itiraz ve AB ile ilgili sözleri boşuna değil.

Sahi neyine güvenilir ki batının?

Daha 20 yıl önce bu Batı ülkeleri Srebrenitsa’da Müslüman Boşnakların elindeki silahları topladıktan hemen sonra Sırpları bu mazlum halkın üzerine saldırtıp on binlerce Müslüman’ı katlettirmedi mi?

Bu Batı değil mi Siyonizm’e olan aşkından dolayı 75 yıldır Filistinlileri katleden, yurdundan eden ve ayrıca siviline, seçilmişlerine, bebelerine en aşağılık zulümler uygulayan İsrail’e arka çıkan?

Başbakanı da İsrail'e çıkışından dolayı Fundamenalist ilan edecek kadar zıvanadan çıkan Batı, şimdi de İmralı ile yapılmakta olan müzakereleri baltalamak için elinden geleni yapıyor.

Sahi, Batı bununla ne/yi amaçlıyor? Bu hareketlilik neden?

Derin damarın hareketlenmesinin en önemli sebebi, PKK'nin silah bırakacağına dair İmralı görüşmelerinin geldiği aşamadır. PKK'nın silah bırakması, derin damarın iktidar olma umudunu yerle yeksan edeceğinden ‘uluslar arası fitne projeleri’ daha da hızlandı.

Hep onlar kazandılar, en kötü ihtimalle ‘kazan-kazancı’ydılar, ama söz konusu Türkiye'nin PKK ile mücadelesi olunca 30 yıl boyunca iki tarafa da ‘kaybet-kaybet’i dikte ettiler.

Yoksa ABD büyükelçisinin Türkiye yargı sistemiyle ne alakası olsun? Dış işleri yetkilisinin elçisini teyid açıklaması neyin nesi? Yalnız bu mu?

CHP'nin düğmesine kim bastı sanırsınız? Elbette ki PKK çözülünce kim kaybedecekse CHP'yi kaynama noktasına getirenler de onlardır. Onların istedikleri Türkiye, kendi başına önemli kararlar alamayan bir Türkiye’dir. Onlara göre PKK’nin ne zaman silah bırakacağına Batı karar vermeli, Türkiye ile PKK değil.

Anlaşılan o ki, Tayyip Beye olan düşmanlıklarından dolayı yerlibatı ile ecnebibatı el ele vererek başbakanı zor durumda bırakmaya çalışıyorlar.

Türkiye kararları alabilen bir ülke olmanın yanı sıra, İslam âleminde hatırı sayılır bir ülke oldu ya.

Twitter: @ahmetay_

Milat Gazetesi