• 22.02.2013 00:00
  • (6509)

 (Yavrusunu kaybetmiş bütün annelere)

Berfo Nine için daha önce yazdığım bu yazıyı kısaltarak yayınlıyorum.

“İnsanlar var oluşları/yaratılışları gereği, yani doğal olarak ve de haklı bir taleple uzun ve sağlıklı ömür dilerler. Yaşamları boyunca huzurlu, mutlu ve çoluk-çocuklarıyla, eş-dostlarıyla ömür boyu beraber olmak isterler.

İnsanoğlu ömürleri boyunca her türlü acıyı yaşayabileceği gibi, en unutulmaz mutlulukları da yaşayabilirler. Bazen sevdiği/sevdikleriyle mutlu anların doyumsuzluğunu yaşarken, bazen de onları kaybetmenin dayanılmaz ızdırabını iliklerine işlerler. Kazandıklarıyla sevinirken, kaybettiklerinin ardından kahrolurlar. Doğan bebesinin cennet kokusunu ciğerlerine teneffüs ederken, onun kaybıyla ciğerine cehennemvari ateşin bıraktığı yanık kokuları işler. Velhasıl ömür dediğimiz veterede/serüvende her türlü mutluluk ve mutsuzlukları tatmak mümkündür. Ancak ben farklı bir hikâyeden; uzun ömrün finalini tarifi yeryüzünde hiçbir cümleyle, hiçbir paragrafla, hiçbir yazıda, kitapta ve belki emsali asla görülemeyecek (ve Allah hiçbir yaratılmışa göstermesin) acıdan, acının KARACADAĞ’ın yanında kıl gibi hafif kaldığı bir hayatın finalinden söz ediyorum.

Berfo Nine’den, onun uzun ve meşakkatli ömrünün sonunda bütün hücrelerinde his ettiği 107 yıllık ömründeki bütün acı ve mutlulukları kat be kat aşan acısından bahsetmek istiyorum.

Bahsetmek istiyorum ancak bunu nasıl, hangi kurgularla yazacağımı bana hiçbir edip, hiçbir filozof, hiçbir âlim öğretemez. Zira tarifi muhal olan bir acıyı yazıyorsanız, anlatıyorsanız yazacaklarınız onu ifadede yetersiz olduğunu peşinen kabul etmişsiniz demektir. Aynen öyle, peşinen kabul ediyorum ki Berfo Nine’nin acısını yazacak hiçbir kalem bulunamaz ve ben de bu konuda yetersiz kalacağımı kabul ediyorum.

Doğrusu ben Berfo Nine’ye kızgınım!

Ne vardı Allah’tan uzun ömür dileyecek?

Ne yani, çok yaşayıp neyi görecektin?

Cemil’in gözaltına alınmış, nerede olduğu bilinmiyor! Ne güzel işte! Bilinmiyorsa bilinmiyor… Uzun ömür isteyeceksin de, Cemil gelecek göreceksin de… Allah bilir belki boynuna sarılıp haftalarca koklamak için bekledin on yıllardır.

Yavruuuuuuum! deyip yeryüzündeki bütün annelerin köz olmuş yavru hasretini dindirecektin.

Canııııııııım! derken bütün ölüleri diriltecek şekilde bağıracaktın. Hayal bu ya; yeryüzünde ayrılık ateşiyle yanan bütün yürekleri serinletmeyi düşlüyordun.

Evladıııııııım! diyerek evlat hasreti çeken annelerin dağlı ciğerlerine merhem olacaktın… ona ne kahvaltılar hazırlayacaktın, ne yemekler pişirecektin bütün anneler adına ve yerine… Torunların olacaktı ondan.

—Bak Cemil’im bak, aynen rahmetli babana benziyor diyecektin her torunsuz kalanın yerine.

Ah be Berfo Nine’m!

Sen Allah’tan çok şey istedin!

Bizim gibi kulların cürümlerini, pisliklerini, zalimliklerini Allah’ın temizlemesini mi bekliyordun?!

Berfo Nine’m,

Biliyorsun ki bizim zulmümüz arşı âlâya ulaştı. Arşın sahibi bizden yüz çevirdi. 124 bin kere uyardı bizi ama biz bu gafletten uyanmak istemedik. Hekimler, filozoflar, âlimlerle uyardı yine kâr etmedi. Doğadaki olaylarla sebep sonuç ilişkisini sundu, yine de bir türlü ibret almadık…

Berfo Nine,

Biz yaratılış gayesinden fersah fersah uzaklaştık ve el’an mesafeyi gittikçe açıyoruz. Peki, sen ne diye uzun ömür istedin? Cemil’inin hayaliyle ölüm dileseydin sanki daha mı çok acı çekerdin? “Umut yaşamın temel esprisidir” dediğini duyar gibiyim. Evet, ancak umutla yaşanır. Ama kimlerden ne umduğunu, neyi ümit ettiğini 70–80 yıllık ömrün sana öğretmemiş miydi ki yeniden aynı “cansız”lardan hayat bekliyordun?

Berfo Nine’m,

Sen ömrünün; 107 yıllık ömrünün en büyük hatasını yaptın! Uzun ömür dilemeyecektin. “Cemil’im gitti de dönmedi, yeter artık” deyip veda edecektin bu acımasız dünyaya… Yapamadın, yapmadın işte.

Cemil’ini bir kere daha görmek sana 107 yıllık ömrünün bütün acılarını unutturur, bütün mutlulukları gölgede bırakırdı. Cemil’in gençti, daha yeni yeni gençlik yıllarına başlamıştı. Üstelik onu alıp götürenler “bu memleketin evlatlarıydı” diye düşündüğündendir bekleyişin. Götürürler, suçsuzsa bir süre sonra bırakacaklardı. Varsa bir suçu cürümünü çeker gelirdi, beklerdin tabi ki, ne vardı ki beklemeyecek?

Ama değilmiş Berfo Nine’m, bildiğin gibi değilmiş. Ya oğlun asla dönmeyecek ve ne olduğu bilinmeyecek bir suç işlemişti! ya da götürenler bildiğin ve düşündüğün gibi insanlıktan nasip almamışlardı.

Tamam da hangi hayvan insanı alıp götürür de kemikleri de olsa bulunamaz şekilde kaybedilirdi?

Sana çok kızıyorum Berfo Nine’m! Kimseye gücüm yetmiyorsa sana da mı yetmiyor? İyisi mi, sana kızayım? Neden çok yaşadın, neden?

… ölürüm sana Berfo Nine’m” Sana ve evladını kaybetmiş bütün annelere.

Şimdi Berfo Nine Cemil’inin Rabbinin huzuruna vardı, Cemil’ine kavuştu ve ruhu huzura erdi.

Allah’a şükürler olsun o yıllar gerilerde kaldı, şimdi geçmiş yıllardaki bu acıları dindirme zamanı.

Rabbim bütün anneleri yaşarken ayrı olduğu çocuklarına kavuştursun.

Bizlere yeni acılar yaşatmasın.

Barışa yürüdüğümüz bu mübarek yolda bizleri mahzun eylemesin.

Twitter: @ahmetay_