• 13.05.2013 00:00
  • (3733)

 "Osmanlının bakayâsıüzerine yeni devleti inşâeden Ankara, îmân ve inancınıkaybetmişti... Hayır; bu, bir zorlamanın neticesi değil, Jön Türklerden beri yüzünübütünüyle Batıya çevirmişmüstağrib Osmanlıaydının geldiği son nokta idi: İnkâr!.. Ve Ankara yekpâre bir inkârın üzerine inşâedilmişti."

Yukarıdaki paragraf saygıdeğer yazar Hüseyin Yılmaz'a ait. Bugün tartıştığımız sivil anayasa ihtiyacıve onlarca yıl hüküm süren despot anlayışın değişmesi için önce neden bu hale geldiğimizi anlamamız açısından önemli bir tespit.

Cumhuriyet/çiler/in vizyon eksikliği ve taklitçiliği kendi toplumunu kendi devletinin düşmanıgibi gösterdi. Bu, cumhuriyet(çiler)in demokrasiyi tanımamasından kaynaklanıyordu. Bizdeki cumhuriyetçiler sahip olduklarıproblemli demokratik anlayışlarından dolayıortaya çıkan sorunlarıkendileri gibi olmayan kesimlere, özellikle de 'öteki'leştirdiklerine yükledi.

Şimdi ise bu sorunlu demokratik anlayışyerini halkıönceleyen anlayışa bırakıyor. Bunun en önemli göstergesi de 1921'den sonra ilk kez sivil bir anayasanın hazırlanıyor olmasıdır.

Kanadoğlu 'olmaz' diye ayaklarınıyere vursa da Türkiye'nin kendi sivil anayasasınıyapmasıve faşist darbecilerin kalıntısıolan anayasayıtarihin çöplüğüne atma zamanıgeçmişbile.

Uzlaşma komisyonu anayasa çalışmalarınıinsan hak ve özgürlüklerine gelinceye kadar sorun yaşamadan sürdürdü. Lakin sıra 80-90 yıl boyunca ötekilerin verilmeyen haklarına ve de hakkaniyete dayalıeşitlikçi anayasa maddeleri tartışmalarına gelince, daha önce haksız ve gayri insani maddelerden beslenenler en amansız şekilde özgürlüklere karşıçıkmaya başladı.

E. ÜlküTarhan da ellerindeki son antidemokratik kaleyi kaptırmak istemiyor:

"Bunlar devletin bölünmezliğini birlikte kaldırmak istiyorlar, anayasaya bir tür 'şeytan ayeti' sokmak istiyorlar." E. Tarhan hanım 'şeytanın ayetleri' diye bir şeyin olamayacağınıbilmiyor mu? CHP olarak din düşmanlıklarınıanayasa çalışmasıüzerinden ve bu ifadelerle anlatmasıasla masum değil. Kaldıki faşist, çağdışı, hukuk tanımayan anayasayıbu sözlerle savunmak en masum ifadesiyle basitliktir.

Bu kafanın ayak direttiği faşist döneminanayasasıyüzünden  bu ülkede asırlarca kendi kimlikleriyle barışiçinde ve özgürce yaşayan ‘her dil ve dinden toplumun fıtri insicamıbozulmuş, bu çoğul yapıyıtekil ulus toplumuna dönüştürmek amacıyla inkâr, asimilasyon ve imha politikasıuygulanmış, buna direnen kesimleri te’dip, tenkil ile katliam, işkence ve sürgünle' cezalandırmışlardı.

Ak Parti iktidarıyla bu kıyıma son vermenin yeni ve sivil anayasaya taclanacağınıumuyoruz.

Öncelikle şunu belirtelim ki bu halk yeni ve sivil bir anayasa yapmayan siyasetçileri affetmeyecek. Halk siyasetçiye görev verir ve onlardan insani bütün haklarıyla ilgili yasal-anayasal düzenlemeler ister. Halk, bu hakların darbe anyasasıyla olmayacağını, sağlanamayacağınıda çok iyi biliyor.

 

Meclis BaşkanıSayın Cemil Çiçek'in de ifade ettiği gibi "Vatandaşder ki: Onları(darbecileri A. Ay) suçlayacağına işine bak, oturun bir araya gelin, suçladığınızın yaptığınıbile yapamıyorsunuz, onların yaptığıkadar bile bu işi beceremediniz”dese kimse vatandaşa haksız diyemez.

Ak Partiyi bu kadar güçlüiktidara getiren millet iradesi yeni, sivil, özgürlükçüanayasa yapmasınıda doğal olarak meclisteki siyasi partilerden ister. Allah korusun bu başarılmazsa bunun hesabıher partiden sorulur.

Tabi, burada Ak Parti'nin meclisteki milletvekili sayısınıda dikkate almak gerek. Hazırlayacağıanayasayıbu milletvekili sayısıyla tek başına referanduma dahi götüremez Ak Parti.

Muhalefet için ise durum farklı,

Sayın Tayyip Erdoğan'ın başkanlığınıbahane ederek anayasa çalışmalarınıaksatmak vebaldir. AK Parti’nin muhalefete 'diğer meselelerde uzlaşırsak başkanlık sisteminden vazgeçebiliriz' dediğini unutmamalıyız. O halde partilerin yeni bir anayasa yapmalarının önünde bir engel kalmadı. Muhalefetin 'başkanlık olmasın' şartıkabul edilebilir olduğuna göre Ak Parti omuzlarındaki yükühafifletmişbulunuyor.

Ama,

Eğer bu dönem anayasa değişikliği gerçekleşmezse daha önceleri yaptığıgibi millet yine kendi yöntemleriyle (367, mini anayasa değişikliği gibi) olaya müdahale edecek. O zaman da kimse kusura bakamayacak.

Kendini kaybedenlerin bu halka reva gördüklerine son verenler çok acılar yaşattılar.

Yeni, özgürlükçü, sivil bir anayasanın kaçınılmaz olduğunu her kesimden sağduyu sahibi insanlar dile getiriyor.

"Siyaset dışıçözümleri, darbe anayasasınıkötüleyerek bu noktaya geldik. Halk “demokratik olanısiz yapın”diyor. Hem darbelere karşıyız deyip hem darbe anayasasıyla ülke yönetemeyiz. Bu abesi kim izah edebilir? Siyasetin bu sorunu çözmesi gerek yoksa siyaset kurumunun ehliyeti tartışmaya açılır."

Bu satırlar da TBMM başkanısayın Cemil Çiçek'e ait.

Ne mi diyorum?

Her şey net değil mi?

Büyümeyelim,

İçe kapanalım,

Özgürlüklere kapılarıkapatalım,

Vatandaşiçin 'ne hali varsa görsün' diyenlerin sivil anayasaya karşıçıkmalarınıdeşifre etmeyecek miyiz?

Twitter: @ahmetay_