• 7.07.2013 00:00
  • (3359)

 Başbakanın Tayyip Erdoğan’ın kaç yıldır Batı’ya bu kadar sitemi boşuna olmadığı çok net, çok şeffaf, çok berrak, çok duru, çok sade ve ayan beyan anlaşıldı.

Batı’nın “değer”den eser taşımayan ve ilkeleri yerel (kendileri için) karakterde olan demokrasi, insan hakları, etik (ahlak değil) gibi kavramları -affınıza sığınarak- piçine kavramlardır.

Siz Fransa’da, Almanya’da, Amerika’da, İngiltere’de 2+2= 4, Mısır’da 2+2=1 olarak kabul ediyorsanız bunun adı alçaklıkla ifade edilse de eksik kalır. İşte Batı bunu yapıyor;

Avrupa’da % 25,1 ile iktidar olunur, bu oyla Afganistan’ın işgal edilmesine onay çıkarılır, askerini Irak’a gönderip insanlık yerin yetmiş yedi kat dibine batırılır bunun adı “demokratik teamul/kültür gereği” olur. Fakat binlerce yıllık Mısır tarihinde ilk kez yapılan demokratik seçimler sonunda Mursi % 52 oyla Mısır’a cumhurbaşkanı olur. Ama Mursi İslami düşünceden geldiği için 11 ay boyunca dış yardımlar kesilir, halkı sefaletle baş başa bırakılır, eli kolu bağlanır ve sonra Batı nasıl olduysa Mursi’nin 11 ayda diktatör olduğunu ilan edip Mısır’daki “our boys”larına darbe yaptırır. Batı buna ya darbedir demez, ya da darbe olsa da destekler. En ilerici! ülke ise sessiz kalarak darbecileri taraf olur.

Mısır'da askeri darbeden hemen önce Mursi karşıtı darbeci göstericiler Hollandalı bayan muhabire tecavüz etmişti. Bu tecavüz televizyonlardan naklen yayınlanmıştı. Bayan muhabire saldıran Mursi karşıtları aslında askeri yönetim ve Batı ile birlikte Mısır’ın bir yıllık demokrasisine toplu tecavüz etmişlerdi. Bu tecavüz hakikaten Batılı medyada canlı yayınlandı.

Şimdi düşünelim, bu tecavüz olayı Kıptisever darbecilerce değil de Mursi yanlılarının arasına sızmış birkaç alçak tarafından gerçekleştirilseydi Batı basını bunu nasıl verecekti?

Peki,

Kıptisever darbeciler tarafından muhabirlerine tecavüz edildiklerinde Batı medyası ne yaptı?

Bunların tecavüze ses çıkarıp çıkarmamalarının da politik mülahazalara bağlı olduğunu çok iyi biliyoruz. Yoksa ar, namus, haysiyet kavramlarının Avrupa’yı terk edeli birkaç bin yıl olduğunu biliyoruz.

Bakınız,

Mısır devrimi/Tahrir ayaklanması 2011 Şubat’ında sonuçlandı. Mısır’ın 30 yıllık diktatörü Mübarek istifa etmek zorunda kalmıştı. Mübarek sonrası hükümet yabancı vakıfların Mısır'daki bütün faaliyetlerini inceledi. 2012 gibi bu çoğu Almanlara ait olan vakıflara baskınlar düzenlendi. Açılan davalar Haziran 2013'te sonuçlandı ve Mahkeme sanık olarak yargılanan STK temsilcilerini “siyasi faaliyetler yürüttüğü gerekçesiyle 1 ila 5 yıl arasında hapis cezasına çarptırarak” Batı’nın bütün gazabını üzerine çekti.

İş bununla da kalmadı, aralarında ABD’li Bakan Ray Lahood’un oğlunun da bulunduğu 16 Amerikalıya 5 yıl hapis cezası verildi. Görülen davada Alman Konrad Adenauer Vakfı yönetici ve sorumlularına da 5 yıla varan hapis cezaları verildi.

Bu şirketler-vakıflar Mısır’da esmer halkın hayrına bulunmuyordu, Mursi yönetimi bunları ifşa edince Mursi Batı tarafından çizildi.

Aslında İsrail korsan devletine “dur” çekince iki liderin de ipi çekildi. R. Tayyip Erdoğan’ın ONE MINUTE ile M. Mursi’nin de “artık Ortadoğu eski Ortadoğu değil, İsrail her istediğini yapamaz” dediğinde Yahudi lobisi iki liderin ipinin çekilmesi için düğmeye basmıştı.

Evet, Mısır’da Sisi adındaki general –ki Mursi atamıştı- 3 Temmuz 2013’te darbe yaparak yine Mursi’nin atadığı anayasa mahkemesi başkanını cumhurbaşkanı olarak yaptı. Anayasa askıya alınmıştı ama anayasa mahkemesi başkanı 'anayasaya bağlı kalacağına' yemin ediyordu sıkılmadan.

Batı, “Mursi diktatör oldu” diye yaygara koparınca salaklıkta kimseye ön sırayı kaptırmayan bizim köşe kapan gazeteci yazarlar da “Mursi diktatör oldu” şarkısını çaldılar. Biz bu duayen gastecilere “ya hu adam 11 aydır seçildi, daha ne nedir bilemeden nasıl diktatör oldu” derken, Bilderberg toplantılarında alınan karar gereği “Mursi’nin diktatör” olduğu ilan edilecekti ettiler. Tıpkı Sayın Tayyip Erdoğan’a söyledikleri gibi Mursi’ye de aynı asılsız ithamlarda bulundu bu duayenler.

Şimdi Mısır yeniden ayağa kalktı,

Ümid ediyorum ki Musa’nın kardeşleri Harun/lar misali kenetlenerek tarihte pek çok ilke imza atan Mısır halkı İhva-ı Müslim’in önderliğinde dünyada yeni bir ilke imza atacaklar, bugün olmasa da yarın mutlaka.

Son haberlerde askerlerin Mursi’den Müslüman Mısır halkını sakinleştirmek için TV’de konuşma yapmasını istemiş, Mursi “ancak Cumhurbaşkanı olarak konuşabileceğini” söyleyip teklifi reddetmiş.

Gün doğmadan neler doğar,

Bunlar Türkiye ile Mısır’da eş zamanlı darbe tertiplemişlerdi. Hamdola ki aziz halkımız bu alçakça oyunu fark edip bozdu, ama Mısır kuşatmayı yaramayınca maalesef darbeye maruz kaldı.

Twitter: @ahmetay_