• 15.07.2013 00:00
  • (4046)

 KCK liderliğindeki değişiklik kimi ulusalcı çevreleri çok memnun etmişe benzese de, bu değişikliğin ulusalcıların temenni ettikleri meydanda gerçekleşmediğin rahatlıkla söyleyebiliriz.

Geçen gün Kandil'de toplanan PKK/KCK, yaptığı 9. Genel kurulunda KCK yönetiminde değişikliğe giderek KCK'nın uzun süredir başkanlığını yapan Murat Karayılan'ı HPG'nin, yani PKK'nın silahlı kanadının başına getirdi. Bu değişiklikle Sayın başbakanın çok önemsediği çözüm sürecinin en dikkat edilmesi gereken unsuru olan PKK’nın silahlı kanadı HPG sürece baştan beri olumlu yaklaşan Murat Karayılan’a emanet edildi.

Biz çözüm sürecine şüpheyle bakılmasın diye yazılarımızda bazı handikaplardan bahsetmesek de bizi korkutan kimi problemler yok değildi. Mesela milliyetçi Kürt hareketi içinde 'Murat Karayılan'ın Apo'ya yakın ılımlı kanadı temsil ettiği, bu süreçte ılımlıların devlete/Erdoğan'a çok taviz verdiği ve şahin kanadın bir şey yapamadığı' asparagas haberleri kamuoyuna yoğun bir şekilde pompalanıyordu. İşin garip tarafı hükümete de hep aynı ithamlarda bulunuldu. Türk milliyetçilerinin ve ulusalcıların da ‘hükümetin PKK'ya taviz verdiğini, millete ihanet ettiği’ni dile getirdiklerine şahid olduk. Hem de bunu en çok otuz yıl boyunca Kürtleri bir kaşık suda boğmak isteyen kimi statükocu-ulusalcı solcu çevreler de dile getiriyorlar.

Kendilerine liberal veya demokrat diyenlerden bazıları sürecin başından itibaren 'PKK ne aldı ki silahları sustursun-barışsın' derken kimileri de 'Öcalan Kürtleri satıyor... Kürtler silahlı mücadeleye devam etmeli... Kürt solunun güçlü STK’ları yok' diyecek kadar kana susamışlardı. İşin acı tarafı bu kan'cıların çoğu aydın kılıflı ünlülerdi.

Şimdi bu yeni görev dağılımıyla PKK cephesindeki mevcut şüphelerin giderilmesi hedefleniyor. Yoksa öyle ‘PKK sürece karşı olan şahinlerin eline geçti’ diye avuçlarını ovuşturanların dediği gibi bir durum yok. Geçen ilkbahar aylarında Karayılan'ın KCK’nın başından ayrılmak istediğini duymuştuk. Ayrıca son yapılanmayla KCK’nın da üstünde yer alan yeni bir statü getirmiş bulunuyor, 6 kişilik başkanlık kurulu/konseyi. Murat Karayılan da işte bu konseyde yer alıyor.

Murat Karayılan’ın en belirgin özelliği PKK içindeki silahlı unsurları (HPG) ve stratejilerini çok iyi bilen kişi olmasıdır. Keza HPG içinde en itimat edilen kişidir Karayılan. Demek ki buna rağmen PKK içindeki ‘acabalar, kuşkular’ bu şekilde de olsa giderilmeliydi. Bakınız, son zamanlarda önce Cizre'de, sonra Diyarbakır'da 'güvenlik sağlayan maskeli' grupların ortaya çıkması yukarıda anlattığımız 'taviz verildi' gibi 'kuşkulardan' mülhem olduğunu biliyoruz. Murat Karayılan'ın HPG'nin başına getirilmesi hem bu silahlı unsurları kontrol etmek için önemlidir, hem de şahinlerin endişeleri Cemil Bayık'ın başkan olmasıyla giderilmiş oldu. Ve bir önemli bilgi daha, bu değişikliğin Öcalan’ın talimatıyla yapıldığını unutmamalıyız.

Ayrıca,

Alevi olan Hülya Oran'ın (Besé'nin) eş başkanlığa getirilmesindeki hedefin, önemli bir kısmı Alevi olan ve çözüm sürecinde Karadeniz'e yakın bölgeden çekilmekten imtina eden (ve kahir ekseriyeti Türk-Alevi Solu, THKP/C gibi) silahlı unsurların bu değişiklikle kontrol altında tutularak sınır dışına sorunsuz gönderilişi olduğu biliniyor.

PKK-KCK'daki bu değişiklik sürecin daha sağlıklı, daha pürüzsüz yürümesine yarayacağına inanıyorum. Pkk cephesinde durum bu.

Gelelim hükümet cephesine;

30 yıldır yüreklerimizi dağlayan ölümlerin olmaması için başbakan Erdoğan inanılmaz performans ve ciddiyetle çalışıyor. Ne kadar ‘’Erdoğan çözmek istemiyor’ deseler de çözümün bir numaralı aktörü olduğunu her fırsatta gösteriyor.

Hep "Tayyip Erdoğan özgürlüklere karşı, Kürt sorununu çözmek istemiyor, anayasa yapıyorum diyor ama niyeti yok..." yaftalarıyla başbakan Erdoğan'ı karalayanlar bir kez daha başbakan Erdoğan'nın attığı golle sereme döndüler.

Başbakan da sanki insanları testten geçiriyor gibi tartışmalarda renk vermiyor, herkes eteğindeki kin taşlarını tükettikten sonra 'buyurun' deyip eleştirildiği konuda çözüm istiyor.

Son olarak ulusalcı faşistler tarafından Gezi eylemlerinde yara alması temenni edilen çözüm sürecine ilişkin başbakan: 'sorun yok ve süreç kararlılıkla devam edecek' deyip kimi kötü hevesleri kursaklara gömdü.

Şimdi de yeni anayasa çalışması için 'kırmızıçizgi, başkanlık' gibi muhalefetin sorun kabul ettiği başlıklarda ısrarcı olmadıklarını söyleyip "gelin hiç olmazsa anlaştığımız 48 maddeyi meclisten geçirelim" dedikten sonra "bunu 1 haftada meclisten çıkarabiliriz" diyerek iyi niyetini net bir şekilde ortaya koydu.

Bakalım buna bizim küs liberal! aydınlarımız nasıl bakacak? Namık Çınar gibi gazeteci kılıflı soytarılık dersi çalışmışların ne düşündüğü önemli değil, onlar asla kediye kedi demezler. Ama ‘Tayyip Erdoğan'a darbe’ derler. Bu yüzden halk da bu tiplerin sözlerine röveşata ile cevap veriyor. Darbeye az kaldı, 8 ay ne ki…

Twitter: @ahmetay_