• 5.10.2013 00:00
  • (3172)

 Dolu bir hafta geçirdik,

Gururlandığımız bir hafta; demokrasi paketi, TBMM'ndeki açılışa damga vuran görüntü, Bingöl Üniversitesinin düzenlediği uluslararası sempozyum, hepsi ayrı ayrı güzelliklere sahipti.

Bu yazımda 'yeşil başörtülü' hanımı yazmak isterdim aslında.

Hani şu bir zamanlar hastanelere dahi sokulmayan 'Hanım Efendi'mizi,

Öyle böyle değil, gerçek bir hanımefendi bu Hanım Efendi,

Kendisi bir ev hanımıyken de bir öğrenciyken de, ama asıl Hanım Efendi olduktan sonra da tam bir hanımefendi idi.

Bunlar neyse de,

Geçen gün saygıdeğer eşleri -ülkesinin en tepe noktasındayken- geldikleri yerde başörtüsünden dolayı en az eşi kadar ilgi görmesi çok anlamlı ve gurur verici olmalıydı.

Doğru tahmin ettiniz,

Bugünkü yazımda Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül'ün muhterem eşleri Hayrünnisa Gül Hanım Efendi'den bahsetmek isterdim. Başkaları first lady dese de bizim için muhterem Hanım Efendi. Çünkü o bizden biri, aramızdan çıkan biri...

Eşleri cumhurbaşkanı seçildikten ancak 6 yıl sonra (daha önceki yıllarda ülke yeni bir gerginlik yaşamasın diye gitmemişlerdi) başörtüsüyle sorunsuz bir şekilde TBMM'ne, eşini cumhurbaşkanı seçen TBMM’ne gidebildi.

Başı örtülü olduğu için okuluna da alınmamıştı Hanım Efendi,

Hatta kendilerine tahsis edilen konutuna da,

Bunu bir Allah'ın günü ülkesini germe sebebi kılmadı,

Sabretti/direndi, dua etti. Pes etmedi, küsmedi, ama çok üzüldü Hanım Efendi ülkesinde reva görüldüğü gereksiz, anlamsız muameleye.

Sayın başbakanımızın muhterem eşleri Emine Erdoğan Hanım Efendi de başörtüsünden dolayı az kahır çekmedi, muhterem kızları da öyle. Halkın çektiği ızdırapları onlar da bir bir yaşadılar. Onlar her zaman yüksek takdirlerine sunmuşlardı aziz milletin.

Başörtüsü zulmü ile ilgili çok ailenin yıkıldığını, yuvaların dağıldığını, gelecekle ilgili hayallerin tuz buz olduğunu biliyoruz. Ama kimse bunu istismar etmedi; ne Ak Partili ne başbakan Tayyip Erdoğan ne de tesettürlüler. Tabi ki bu haksızlığı anlatacaklardı, ama mağduriyeti istismar farklı.

xxx

Bugün bunu yazmak isterdim, ama Bingöl Üniversitesi ile Alevi Derneklerinin düzenlemiş oldukları Geçmişten Günümüze 1. Uluslar arası Alevilik Sempozyumunu anlatmak istiyorum.

Perşembe günü davetlisi olduğum sempozyumu izlemek üzere Bingöl’e gittim. 12 Eylül 1982 anayasa referandumunda (ki ailemle beraber benim de mağdur olduğum referandumdu) Türkiye’nin en yüksek oranda RED oyunun çıktığı Bingöl.

Alevilerin asırlardır Sünni hemşerileriyle hiçbir sorun yaşamadıkları Bingöl bu açıdan da örnek bir ilimiz. İşte bu ilimiz 2007’de kurulan Üniversitesiyle de hayırla ve gururla anılmayı hak ediyor.

Ülkenin asırlık üniversiteleri vardı, hatta cumhuriyetten daha yaşlı üniversiteleri olan ülkemizde geçmişte böyle çaplı bir organizasyonu yapmadılar, yapamadılar.

Özel ‘avcı’ rektörlerin yönettikleri üniversiteler yerini araştıran, düşündüren, bilim dünyasına katkı sunan üniversitelere-rektörlere bırakınca Bingöl, Mardin Artuklu, Muş Alparslan Üniversiteleri ilklere imza attı.

Dediğim gibi geçen Perşembe günü Bingöl’deydim.

Doç. Dr. Mehmet Yazıcı’nın koordine ettiği Uluslar arası sempozyum şanına yakışır dolulukta geçiyor, bugün (5 Ekim 2013) son gün.

10 ülkeden yüze yakın tebliğ var sempozyumda.

Alevilik nedir? Kökeni nereye dayanır?

Alevilik ve Geçirdiği Evreler,

Aleviler Arasındaki Farklılıklar,

Üstad Bediüzzaman'ın Alevilikle ilgili Görüşleri gibi pek çok konu konuşulur tartışılıyor.

Çok önemli bir sempozyum,

İnsanlar cahili oldukları konularda ne kadar da “dedikodu”cu olabiliyor. Bu “dedikodu”cu tespiti Japonya’dan Alevilikle ilgili çalışmalarda bulunmak üzere buralara kadar gelen genç akademisyen Hiroki Wakamatsu'ya ait. İnsanlara bir işin aslını verileriyle sunmazsanız onlar da kulaktan dolma söylentileri doğru kabul etmek durumunda kalırlar. Japon akademisyen “insanlar bilmedikleri bir konuda dedi kodu ile malumat elde etmeye çalışırlar, Alevilikle ilgili bilgilerde kulaktan dolma dedi kodular bu bölgede en çok rastladığım bilgi! türüdür” dedi.

Hele "Alevilik kesinlikle İslam dışı sayılamaz. Alevlik her şeyden önce Kur'an ve Hz. Muhammed'e uyar. Alevilik’i İslam dışına çıkaranlar Alevilik’e başka bir din bulmalıdır" derken ne kadar yürekten haykırdığını görmeliydiniz Alevi Dedesi Ali Büyükşahin'in?..

Bingöl ne kadar iftihar etse değer,

Üniversitesiyle,

Rektörüyle,

Hocalarıyla,

Hoca adaylarıyla, öğrencileriyle gurur duysun Bingöl.

Bingöl bunu hak ediyor biliyor musunuz?..

Bu sempozyumu ilerde daha detaylı yazacağım inşaAllah.

Twitter: @ahmetay_