• 29.10.2013 00:00
  • (3410)

 Defalarca yazdım, zamanı gelince en amansız düşmanımızdır diye. Çünkü İsrail/MOSSAD’ın Türkiye düşmanlığı yeni değil, içerdeki kuklalarının etkili olup olmamasına bağlı olarak bu düşmanlığını dışa vuruyor İsrail.

İmanları gereği Yahudilerin olmazsa olmazlarındandır Ard-ı Mev'ud ve buna sahip olmak için gerekirse ebediyete kadar sürdürecek bir düşmanlıklara sahiptir İsrail. Bunu şimdilik geçiyorum, ama size 3,5 yıl önceki (Hakan Fidan müsteşar değilken) bir yazımdan kısa bir pasaj aktarayım.

“…MOSSAD’ın ülkemizle ilgili bilgileri hükümetin bilgisine sunulunca İsrail’i bir telaş sardı… Hükümet olabilecek kirli planların önlemini alıp restini çekti.

Çünkü MOSSAD hükümetin elinde kendilerine ait olan kirli belgelerin varlığından endişe duymaya başladı.

MOSSAD bunu hesaba katmayınca kelimenin tam anlamıyla afalladı. Ve hala sersem…

Ergenekon iddianamesinin başköşesinde:

‘İsrail Ergenekon'cularla Başbakan Recep TAYYİP Erdoğan'ı nasıl öldürmeyi planlamıştı’

Mossad ‘İslami Terörizm”le nasıl mücadele edeceklerinin hazırlığını yapmıştı. Başta “İslami Terörist” olarak nitelendirdikleri R. T. Erdoğan'a suikast için 10 kişiden oluşturdukları çok özel bir timi Türkiye'deki 'Doğu Bey'den suikast için 'olur' bekliyor.’ İşte bu bölüm harfi harfine olmasa da bu mealde iddianamenin önemli bölümünü tutmaktadır.

Bu suikast timi bir zamanlar MOSSAD’ı dünyanın hâkim gücü olarak gören Mair DAGAN tarafından görevlendirilmiştir. Bunun saklısı gizlisi kalmadı artık...”

Evet, yanlış duymadınız, yukarıdaki satırlar 24 Mart 2010 tarihli BAŞBAKANA SUİKAST GİRİŞİMİ başlıklı yazımdan alıntıdır.

İsrail ile geldiğimiz nokta İsrail'in bize suikast düzenlemek için başbakanla yetinmeyip yeni bir adres daha belirleme noktasıdır: Hakan Fidan…

“Hakan Fidan bir sabah arabasında özel bir sürprizi hak ediyor” diyor Jewish Press.

Peki neden?

Öncelikle belirtelim ki asıl hedef başbakan Tayyip Erdoğan’dır. Ülkesine saygınlık kazandıran, Batı’nın emrinde olmayan, ülkesinin menfaatleri ölçüsünde ittifaklar yapan, kısaca Türkiye’yi başkalarına mecbur ve mahkûm bir ülke olmaktan çıkardığı için başbakan Erdoğan hedefte. Başbakan Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olmaması için de İsrail-Neo-Con kaynaklı kirli pek çok plan ve proje kanlı ve kirli zulalarında duruyor.

İşte bu projeler gereği Türkiye'yi zora sokmak için Gezi'den sonra "Ekim’de kaos" beklentileri oluşturuldu. Ekim kaosu boşa çıkınca bu kez Batı'nın Yahudilerce satın alınan merkez medyasını devreye soktular. Tabi, Ekim’de başaramadıklarını ODTÜ ağaçları üzerinden Kasım’da da deneyecekler.

Eskiden MİT üzerinden hükümetlere ayar veren müttefik! güçler, MİT’in yerli kadroların eline geçmesinden dolayı oldukça rahatsız oldular. Çünkü bu güçler darbe ve diğer anormal dönemlerde İsrail ile gizli anlaşmalar yaparak MOSSAD'a bizim topraklarımızda hatta havaalanlarımızda LAYUS’EL şekilde (sorulup sorgulanamaz türden) operasyon yetkisi verilmiş. MOSSAD da istediği operasyonu yapar yaptığı bu operasyonlarla hem komşu ülkelerle aramıza nifak ve düşmanlıklar sokar hem de ülkemizi kamplara ayırıyordu.

Mesela Uğur Mumcu suikasti;

Uğur Mumcu 1993’te aracına bomba yerleştirerek katledildi ve bu olayı dünyada yapabilecek gücün MOSSAD olduğunu herkes biliyordu. Ama buna rağmen ülkeyi yöneten beyinsizler faili belli bu suikasti ‘İran bağlantılı İslamcılar’a yüklediler. Bununla hem ülkede büyük çoğunluğu dindar olan halka hakaret ettiler hem de İran düşmanlığını yaydılar. Ne yazık ki “bu suikastın asıl faillerini ortaya çıkarmak bizim namusumuzdur” diyen dönemin hükümeti (ki o dönem DYP-CHP koalisyonu vardı) MOSSAD’ın bu operasyonunu kendi vatandaşlarına mal ederek bu ülkeye ve millete ihanet ettiler.

Bu alçak olduğu kadar kanlı olan oyunlarını defalarca sergilediler. Şimdi ise Hakan Fidan’ın ve tabi ki hükümetin kararlı tutumuyla MİT iç temizlik yaptı. Bu temizlik neticesinde MOSSAD ve ona yandaş servislerin bu oyunlarını sergileyecek alanlar daraltılınca MİT’e saldırmaya başladılar.

Bunu sadece ben söylemiyorum, bakın Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Yahudi lobisi tarafından satın alınan gazetelerin tetikçi yazarlarının iddiaları için ne diyor:

“Fidan bağımsız bir istihbarat yapılanması kurarak ve Türkiye topraklarında başka istihbarat birimlerinin faaliyetine izin vermeyerek vazifesini yapıyor. Türkiye toprakları başka ülkelerin operasyon sahası değildir. Bugün Sayın Fidan’a sahip çıkma günüdür” dedi. Sadece bu açıklama da değil, Davutoğlu, WP makalesinin yayımlandığı 17 Ekim günü MİT ve Fidan hakkındaki yayınlar için: “Aslında iddialar gerçekdışı olmanın yanında, Sayın Fidan’ın görevini ne kadar mükemmelen yaptığını da ortaya koyuyor. Fidan’a yönelik iddialar hem asılsızdır hem de çok kötü bir kara propaganda örneğidir.” Evet, Hakan Fidan görevini mükemmel yaptığı için ülke kazanıyor, MOSSAD ve yandaşlarının kazanması için ülkenin kaybetmesi gerek, bunun için de bu imkânları Hakan Fidan’a sunan hükümet gitmeli ya da MİT'te her şey eskisi gibi olmalı ki o da imkânsız.

Dedik ya,

Aslında MİT Müsteşarı üzerinden ülkesini bağımlılıktan kurtaran başbakan Erdoğan’a saldırı var. Başbakan Erdoğan’ın gitmesi demek ülkenin kaybetmesi ve eski derin güçlerin kazanması demek.

Devam edecek…