• 10.12.2013 00:00
  • (3284)

 Aradan yıllar geçti,

Kardeşlerin kırık kalpleri onarılmıştı. Bunda Tayyip Erdoğan liderliğindeki Ak Parti iktidarının sağlamış olduğu özgürlüklerin katkısı büyüktü. Kimse 28 Şubat yaralarını kaşımayı artık aklına getirmiyordu.

Sonra ülkenin kaderini her zaman makûs görmek isteyenlerle mücadele başlamıştı. Bundan böyle “bütün vatandaşlarımız birinci sınıftır” diyen İslami geleneğin temsilcileri (tabi ki cemaat de bunun içinde) liberaller, demokratlar vesayetlere karşı ciddi başarı sağladılar.

Beraber verilen bu mücadelede 28 Şubat sürecinde açılan yaraların sarılması da mümkün oldu. Zaten müslümanlar küsmek için değil, barışmak, kırgınlıkları gidermek için küçücük bir bahane bulmak istemezler mi? Tam da öyle oldu. Hiç kimse 28 Şubat sürecini aklına dahi getirmiyor, kardeşliğin daha çok pekişmesi için çabalıyordu.

Bunu neden mi yazıyorum?

Hükümetin dershaneleri özel okullara dönüştürmesi üzerinden yürütülen tartışmalar aniden “firavun, iblis, İsrail, 28 Şubat, ‘furuat’, ‘hükümetin Cemaati fişlemesi’ ve Gezi benzeri Tayyip Erdoğan’sız Türkiye” tartışmasına vardı.

Daha önce de yazmıştım,

Eğer dershanelerin gerekliliği, önemi, faziletleri!

Eğer dershanelerin kapatılmasıyla durumun öğrencilerin aleyhine olacağı, velilerin buna üzüleceği

Eğer hür teşebbüs, ekonomi bağlamında anlatılsaydı buna kimsenin bir itirazı olmazdı.

Ne var ki tartışmalar “dershane bahane” diyenleri haklı çıkardı. Baksanıza günlerdir kimse dershaneleri konuşmuyor, bir haftayı aşkın süredir sosyal medya fitnesi üzerinden 28 Şubat’ın insanlık dışı uygulamalarını tek imzayla bitiren başbakan Tayyip Erdoğan’a “diktatör hatta firavun hatta hatta iblis…” operasyonu yapılıyor. Dahası cemaatin gazetelerinde yazan en keskin kalemşorlar “seçimde kimin kapatılacağını göstereceğiz” deyip Ak Partiye tehdit savururken CHP ile flört başlattı. Sanki bu CHP “Cemaat dershaneleri öğrencileri ‘ders çalıştırıyoruz’ kandırmacasıyla kamplara alıyor. Öğrencide psikolojik telafisi mümkün olmayacak bozulmalara neden olmaktadır” diyen CHP değilmiş gibi davranıyor. Size saygısızlık olmasın diye CHP’nin cemaat dershanesine gönderilen çocuklarda ‘psikolojik telefisi mümkün olmayacak bozulmalar…’ ile ne kastettiğini söylemiyorum.

İşte bu CHP’yle flörtü uygun görenler Tayyip Erdoğan’ı firavunlaştırmayı uygun görüyor. Hadi, Kemal Kılıçdaroğlu dershaneleri şikâyet için meclise verdiği önergelerini unuttu diyelim,

Peki, cemaati bu kadar aşağılık ithamlarla suçlayan CHP’nin bu rezil girişimini cemaat nasıl unuttu? Daha birkaç yıl önce hükümetin fakir çocukları dershaneye gönderme teşebbüsüne “siz cemaat dershanelerine para akıtmak için yapıyorsunuz” diyen CHP bu CHP değil miydi?

Peki,

Cemaat, CHP’nin ağır eleştirilerde bulunduğu bu cemaat değil miydi? O zaman Cemaat-CHP yakınlaşması neyin nesi?

Olay dershane değil dedik de,

11 yıllık mücadele sonunda başbakan Tayyip Erdoğan’dan kala kala -haşa- Firavunluk kaldıysa burada başka başka şeyler arayanlar haksız değiller, buna Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı “bühtan” dese de. 1998 Ecevit döneminin 28 Şubat tutanaklarını ve rutin yurt dışı görevleri için emniyet ile MİT’in ‘dosyalama çalışması ve GBT’ yazılarını Ak Parti döneminde yapılan ‘cemaatin fişlenmesi’ olarak veren operasyoncu gazetecileri el üstünde tutarsanız “olay dershane değil” diyenlere “bühtan” demeniz bir anlam ifade etmez.

İşte ben de sabahtandır lafı dolandırıp buraya getirmek istiyorum:

Çok tanıdık “birileri” Cemaatle fena halde oyun oynuyor,

Cemaati hak etmediği kulvara sürüklüyor. Bundan sonra hiçbir tatsızlık olmasa bile bu son iki haftada dindarlar arasına sokulan fitneden dolayı açılan yaranın kapanması için uzun yıllar lazım. Bakın en sabırlı davranan Sayın başbakan da ‘teferruat’ı hatırlattı. Bundan böyle Cemaat tartışmalarının kulvarı hükümet ve hükümeti destekleyenler tarafından farklı olacak. Sorgulanacak dünya kadar şey varken dershaneyi bırakıp Tayyip Erdoğan’a diktatör muamelesi yapmanın vardıracağı yer burası olur.

Bakın İstanbul merkezli İslami inisiyatifler geçen gün bir bildiri yayınlayarak, dershane üzerinden yürütülen kampanyanın bu şekilde sürdürülmesinin haksızlık olduğunu, bu konuda Sayın başbakanın yanında yer aldıklarını deklare ettiler.

Türkiye’deki bütün dindar kesimler cemaatin bu tutumundan rahatsızlık duyuyor.

Daha önce hükümete sitem ederek “bütün devlet kurumlarının başına cemaatten birileri gelmiş, bu durum tehlikelidir” diyenler “biz zamanında uyarmıştık” diyorlar.

Yani,

Diyorum ki,

Zar u zor 28 Şubat kırgınlığını atlatmıştık ki, cemaati yeniden İslami kesimden uzaklaştıran eli ben görebiliyorum da cemaat nasıl görmüyor?

Ha, cemaat “biz bize yeteriz” diyorsa…

Yok yok…

Twitter: @ahmetay_

 

 

 

 07.12.2013