• 19.12.2013 00:00
  • (2832)

 Hakan Şükür’ün Ak Partiden istifa etmesinin ardından iki farklı yorum var:

Birincisi,

Şükür’ün öteden beri planlanmış istifasıdır,

İkincisi,

Hakan Şükür duygusaldır, bu süreçte Hoca efendi ile ilgili yazılanlara, söylenenlere çok üzülüp istifa etmiş yönündedir.

Bu yorumların bir tanesi doğru olabilir, ikisi de hatta ikisi de yanlış da olabilir (o zaman ne? Dediğinizi duyar gibiyim, ama cevabı bende de yok)

Ama kanaatim odur ki Hakan Şükür kendi başına böyle bir karar veremeyecek kadar edilgendir. Sayın Şükür böyle bir karar veremez mi?

Hayır, veremez, verebilemez. Hakan Şükür gelirken de kendisi gelmedi, giderken de kendisi gitmedi, Ak Partiye gidebilirsin dendi aday edildi, Ak Partiden ayrıl dendi ayrıldı. Hakan Şükür çok duygusal, bu kadar duygusal olanlar bu tür kararları kendiliğinden veremezler.

Bakın ayrılış gerekçesine“Hoca efendiye olan sevgisi yüzünden” dışında ciddi bir şey bulamazsınız. Partisinin Cemaate ve F. Gülen Hocaya haksızlık yaptığını düşünebilir, ama bu düşüncesi istifa etmeyi kararlaştıracak seviyeye taşımıyor Sayın Şükür’ü.

Daha önce de söyledim,

Milletvekilliği davetini kabul etme/me özgürlüğü olduğu gibi, partisinden ve/ya milletvekilliğinden istifa etmek de kişinin serbestçe vereceği bir karardır. Buna kimsenin diyecek lafı olmaz.

Ancak, bu süreçte, bu hengâmede istifa bu kadar kolay mı?

Neyse, daha önce de yazmıştım, kardeş kavgasının kazananı olmaz, biz kaybederiz, hepimiz.

Evet, rahatsızlığımdan dolayı tek elle yazmak zorundayım. Fazla uzatmadan sizi Hakan Şükür’ün istifa haberi üzerine sıcağı sıcağına yazdığım yazıyla baş başa bırakayım:

Sayın Şükür, istifa ettiniz ve bunu anlayabiliyorum. Dershaneler hatırına ayrıldınız partinizden anlıyorum, gönül verdiğiniz insan (Hoca efendi) ve camia hatırına ayrıldığınızı belirtmişsiniz anlıyorum.

Peki,

Sizi davet edenlerin bir kirtik kadar da olsa hatırı yok muydu, başbakanın hakkı denen bir şey yok mu düşünce dünyanızda?

Olmaz olur mu? Var, biliyorum var diyeceksiniz, ama hak var, hak var diyeceksin değil mi?

Evet, anlıyorum sizi,

Hak var, hak var.

Haklar tasnifinde büyük hak sizi inanç dünyanızda etkileyen, bağlayan, sürükleyebilen(ler)in hakkıdır diyorsun değil mi?

Katılıyorum,

Benide inanç dünyamda bağlayan, sürükleyebilen kim ve ne ise hep onu önceledim ve onu öncelerim. Uzatmayayım, beni bu yazıyı yazmaya sevk eden asıl sebep istifa metnine serpiştirdiğin gerekçen.

Nedir o gerekçen?

Metni baştan sona okudum,

Her satırında Cemaat ve Hoca efendiyi sahiplenmişsin,

Öğretmenleri, himmet sahibi esnafı sahiplendin, dershanecileri, yazarları sahiplendin, daha doğrusu cemaat lehine konuşan herkesi koruyup sahiplendin,

Çünkü,

Hoca efendiyi çok seviyorsun,

Eyvallah.

Peki, Sayın Şükür,

Sanaüç yıla yakın genel başkanlık ve başbakanlık yapmış,

Senin ifadenle 11 yılda çok güzel şeyler yapmış,

Çok onurlu davranmış,

Ben de ilave edeyim:

Bir yıldır annelerin gözyaşlarını dindirmiş,

Mehmetçiğin ay yıldızlı tabutlarının gelmemesi için kendisinin ve ailesinin hayatını riske etmiş ve bu yüzden çocuklarımızın kanından beslenen dünya baronları tarafından “yok edilmesi gereken lider” olarak ilan edilmiş Recep Tayyip Erdoğan’ın senin üzerinde hiç mi hakkı yoktu?..

Senin başbakanına “Satılmış Erdoğan” yakıştırmasında bulunanlara,

Senin genel başkanına “ip’ini koparmış TAY” diyecek kadar insanlıktan fırlamışlara,

Senin liderine “firavun, Karun, iblis” diyerek yeryüzün en ağır hakaretinde bulunanlara,

Senin partin için “bu kavganın nedeni Ak Partinin İsrail politikasıdır” diyenlere,

Senin partini, Ak Partiyi Tayyip Erdoğan’sız bırakmak için dershaneyi kullananlara… bir cümle ile de olsa değinmen gerekmiyor muydu?

Hani hakkaniyet adına diyorum…

Hoca efendiyi çok sevdiğin için partini bir çırpıda silebiliyorsun, ama başbakanının hakkını bir cümlecikle dile getiremiyorsun Sayın Şükür.

Birilerine olan düşmanlığımızın bizi adaletsizliğe sevk etmemesini Kur’an’ımızdan öğrendik biliyoruz,

Ama bir şey daha biliyoruz:

Birilerine olan sevgimizin de bizi adaletsizliğe sevk etmemesini… ya sen?

Hakan şükür, diyelim ki kendi iradenle, özgürce karar alıp istifa ettin,

Sanma ki Tayyip Erdoğan “dershaneleri dönüştüreceğiz” derken senin gibi “gemiyi ilk terk edecekleri” hesaplamamış olsun. Tayyip Erdoğan’ı kendisi yapan en önemli özelliği bu gibi önemli kararları almadan önce bütün teferruatları –velev ki bu teferruat Hakan Şükür gibi biri olsa da- hesaba katarak adım atmasıdır. Doğru karar-yanlış kararı bilmem ama bildiğim o ki Tayyip Erdoğan seni de hesaba katarak adım atar Hakan Şükür.

Sayın Şükür,

Bil ki Allah muhafaza bu ülkede bir daha kan dökülürse, cunta oluşursa, faizler yükselirse, Mossad güçlenirse, vesayet gelişirse katkın büyüktür, hatırlatmış olayım.

Twitter: @ahmetay_