• 27.01.2014 00:00
  • (3191)

 Zorun da zorunu aşan aziz milletimize,

Farkındasınız, geçmişte olduğu gibi özellikle son 2 yıldır yine ülkemiz üzerinde büyük bir oyun oynanıyor.

Tarihten öğrendiğimiz gibi 300 yıldır duraklama ve gerileme döneminden sonra 3 kıtaya hükmeden koca imparatorluğun yerine 3 deniz arasına sıkıştırılmış topraklarda kurulan cumhuriyet, modern Batı’nın müdahaleleriyle bir türlü ayaklarının üstünde duramamıştı. Çünkü Batı dinimizin, medeniyetimizin, tarihimizin, topraklarımızın düşmanıydı. Birinci Dünya Savaşından sonra bizi “hasta adam” eden bu Batı bize bir damla su dahi vermedi sadra şifa niyetine.

Batı bizi sürekli zehirledi; ulusçulukla, laikçilikle, mezhepçilikle, sınıfsal mücadelelerle, ahlaki yozlaşmayla ve kamplara bölerek zehirledi. Bölünmeler yüzünden 1925-1980 yılları arası dönemde yüz binlerce vatandaşımızı bize öldürttüler. Bu süre içinde üç askeri darbe yaptırdılar ordumuza. Her darbe sonunda ya başbakanlarımız-bakanlarımız idam edildi, ya gençlerimiz darağacına asıldı ya da zindanlarda binlerce vatandaşımız katledildi.

Ey Aziz Anadolu’nun Saygıdeğer Halkları,

1980’lerde SSCB’nin yıkılacağı gün gibi aşikârdı. O dönemde Batı’nın menfaatleri için bizim SSCB’den bağımsızlıklarını kazanacak olan kardeş Türk/i Cumhuriyetlerle yakınlaşmamamız gerekiyordu. Bu yüzden ülkemizde Türklerin 942 yıldır beraber oldukları ve 1150 yıldır acısı-sevinci, kederi-neşesi, savaşı-barışı, kıblesi-Kitabı aynı olan Kürt kardeşlerine yönelik inkâr ve asimilasyon politikasının dozu artmalıydı Batı’nın menfaatleri uğruna.

1990’lı yıllarda biz Batı’nın bize musallat ettiği bölünme paranoyasını tartışırken Türki cumhuriyetler bağımsızlıklarına kavuşmuş, Batı bu cumhuriyetlerle petrol-doğalgaz yakınlaşmasına başlamıştı.

Ve 28 Şubat 1997 post-modern darbesi.

Sizin iradenizle kurulan meşru ve makbul hükümet, bir kısım asker-yargı-medya ve sanayicinin eliyle yıkılıp yerine azgınlıkta sınır tanımayan azınlık hükümetleri kurduruldu. Bu süreçte ülkenin bütçesinden sizin olan 450 milyar dolar uçtu, dindarlara cadı avı başlatıldı. Adeta yerli olan muhafazakâr partileri tercih ettiği için siz cezalandırılıyordunuz.

Bu tarihlerde Türkiye cumhuriyeti devleti en acınacak duruma düşürülmüştü. Memurunun maaşını ödeyemeyecek halde olan devlet batmak üzereydi. Eğer bir yıl daha bu şekliyle idare edilseydi Allah muhafaza ülke yüz yıl sonra bile bugünkü hale gelemezdi.

Halkın basiret ve ferasetli tercihi neticesinde 2002 yılında iktidarı kendilerinden olanlara teslim etmesiyle ülke şarampolden döndü.

2000’li yılların ilk iki yılında batmakta olan ülkenin hem kalkınmasını hem demokratikleşmesini hem uluslararası arenada söz sahibi olmasını gerçekleştirmek ancak mucize ile gerçekleşebilirdi. Allah bu millete acıdı, geçmişteki güzelliklerin ve ihlâslı kulların kavli ve fiili dualarıyla ülke 2011’i bitirdiğinde bölgesinin en istikrarlı, en kalkınmış, en itibarlı ve en saygın ülkesi olmuştu.

Ey Aziz Millet!

Bu yükselişti, senin yükselişin, bu aziz millet kendi küllerinden yeniden doğarak dünyanın saygın ülkesi olması demekti.

Bu, Anadolu halklarının beraberce, kardeşliği esas alarak yeni bir medeniyet kurmalarının müjdesiydi. Müjdeyi alan sizler, bu mutluluğu yaşatan başta başbakan R. Tayyip Erdoğan olmak üzere emeği geçen her kesi/mi bağrına bastınız.

Sizler bu medeniyeti projesini gerçekleştirmek için yola koyulmuşken birileri bu yükselişinizi çekemedi. Bunların kıskançlık ve hasetleri kine dönüştü. Bu ülke daima onların “hasta adam”ı olarak kalmalıydı. Ancak o zaman bölgedeki emelleri gerçekleşebilirdi. Eskiden olsa asker içindeki cunta harekete geçirilir muhtıra veya darbelerle yönetimi değiştirirlerdi, ama asker de artık milletle el ele olunca başka yol bulmaları gerekiyordu, gecikmeden buldular da.

Hatırlıyorsunuz,

7 Şubat MİT-yargı krizini, en çok İsrail sevinmişti, ama hamdolsun kursaklarında kaldı.

Gezi’de ağaç derken amaçlarının “darağacı” olduğunu da yaşamıştık.

Bununla sonuç alamayacaklarını anlayınca emniyet-yargı içinde kendilerinin sözünden çıkmayacak “yeminli elemanlar”la hükümet presleyip işlevsiz hale getirmek için düğmeye bastılar. Bugün yaşadıklarımız bundan ibaret.

Şimdi,

Aziz milletkarar vermeli:

Sizin asaletinizden gelen asil duruşunuz, esas duruşları yıkmıştır. Bu yüzden yeniden 1940-50’lere, 1960’lara, 1970-80’lere dönmek istemediğinizden adım gibi eminim. Bu konuda aziz milletimiz her zaman üzerine düşeni yapmıştır.

Ancak,

Geldiğimiz nokta bu siz aziz milletin yaptıklarını artık tahkim kılma ve taçlandırma zamanıdır.

Bu aziz millet elbette sandıkta oyunu kendisinden olanlara verecek, eyvallah. Ancak öyle bir süreçten geçiyoruz ki siz milletin iradesini hiçe sayan güçler her türlü Batılı ve batıl yollarla ülkeye, millete ve onun iktidarına “MİT, El Kaide, yargı, yolsuzluk” gibi halkın duygularını manipüle eden haberlerle saldırıyor.

Bu ülkenin savcısı başkasından talimat alarak başsavcısından operasyonları gizliyor, gazeteci ülkesini uluslararası hukukta “savaş suçlusu” gösteren yayınlar yapıyor. İşadamı ülkesini batırmaya çalışıyor,

Ve bütün bunlar sadece sizin iradenizi esas alan Tayyip Erdoğan liderliğindeki iktidarın düşmesi için yapılıyor. Bu iktidar düşmeli ki Batı ve batılın yanlıları ülkeyi İsrail’in eksenine kilitlesin hatta İsrail’in ebedi jandarması yapsın.

Bunu ne için mi yapıyor?

Bütün ülke, millet, devlet batsın, ama yeter ki meşrebi, mezhebi, cemaati, örgütü kazansın için. Bu kadar bencil, bu kadar muhteris, bu kadar doymazlık…

Ey Aziz Ülkem!

“Aldatıcı sizi Allah ile aldatma”yı başaramadı, siz Rabbinize dayandınız, ona güvendiniz.

Siz zilleti kabul etmiyorsunuz biliyorum, o zaman ses verin,

Sadece sandığa giderek değil, ondan önce de ses verin. Seferberlik gibi;

Gittiğiniz her yerde milletin dolayısıyla devletin, hükümetin yanında olduğunuzu söyleyin. Bununla yetinmeyin,

Bulunduğunuz yerde anlatın, toplantılar yapın, evlerde kahvehanelerde, derneklerde, pazarda milletin yanında olduğunuzu, Batı’ya karşı dimdik duran başbakanımızın yanında olduğunuzu söyleyin. Bununla da yetinmeyin,

İktidar partisini ziyaret edin, 11 yıldır hayatını millete adamış bu başbakanımıza destek verdiğinizi söyleyin. Diğer partileri ziyaret edin, bu süreçte devletten, milletten yana Batı’ya karşı olmalarının zorunluluğunu anlatın. Bununla da yetinmeyin,

2015 sonbaharına kadar ev ev dolaşın, ülkede huzuru bozmak isteyenleri şikâyet edin. Bu da yetmiyor,

Dostlarınızı ziyaret edin, karşı karşıya olduğumuz bağımsızlık mücadelesini anlatın.

Evlerinizin içini ve dışını bayraklarla, başbakanın posterleriyle donatın, usanmadan, umudunuzu kaybetmeden çalışın.

Ve seher vaktinde hiç kimseyi ayırmadan ülkemizin, milletimizin, İslam aleminin ve insanlık ailesinin selameti için secdeye kapanarak dua edelim.

Ben de söz veriyorum, hastalığımı tam atlattıktan sonra Şubat itibariyle bunların tümünü yapacağım inşaallah.

Twitter: @ahmetay_

 

NOT: Millet bilincimiz kafatasçı değildir.