• 28.01.2014 00:00
  • (3968)

 Az önce ekranlarda Esad’ın bombalayıp viran ettiği barınağın enkazı altından çıkarılışını izledim senin yüreğim yerinden fırlarcasına. Sana reva görülen barbarlık ve azgınlıktaki sınırsızlığını izledim insanların.

Ve en vahşi canavarı bile ağlatan caniliğini,

Ne kadar vahşiymişiz insanlar olarak, ne kadar cani?

Sen de enkaz altında adına amca, abi, dayı dediğin büyüklerin ne kadar alçak, ne kadar zalim, ne kadar hain, ne kadar namussuz, ne kadar vahşi olduğunu kavramıştın. Kavramıştın ki bu yüzden kurtulmana hiç sevinmediğini! gördüm televizyonlarda.

Ey çocuk!

Sana yapılanlara tam olarak anlam veremesen de makam ve mevkileri için kimlerin böyle vahşileştiğini kavramıştın elbet.

Evet, biliyoruz, sen masumsun, hiçbir suçun yok ve dünyanın bütüüüüüüüün petrolleri senin bir damla gözyaşına değmez eyvallah.

Ama gel gör ki dünyadaki bütüüüüüüüün çocukların kanını döküp gazyağını elde etmek isteyenler daha fazla ve daha güçlü.

Ah be çocuk!

Biliyor musun senin enkaz altından çıkarılışına sevinemedim!, ne kadar zalim bir “tür” olduğumuzu öğrendin ya, bunu bildiğini bilerek yaşamak ölümlerden de acı.

Biliyor musun çocuk?

Ben çok ölümler gördüm,

Bebeklerin ölümlerine şahit oldum, ama ne yalan söyleyeyim, senin o halin paramparça etti közleşen yüreğimi.

Çocuk, Suriyeli çocuk,

Esad ailesinin dedelerini, babalarını, ağabeylerini katlettiğini biliyoruz, biliyoruz annelerine, ablarına yapılan zulmü. Sana yaptıkları ise bir başka be çocuk.

Ey Esmer çocuk,

Sen enkaz altında “bana nasıl kıyılır” diye düşünürken bütüüüüüün insanlara küstüğünü biliyorum senin. Sen nefret etmesini bilmezsin, bilseydin eğer hepimiz nefretinle yerin en dibine batardık.

Bu yüzden bütün insanlara ne kadar küssen haklısın.

“Eşrefi mahlûkat” bu tür değilmiş sanki, yoksa sana, evet evet sana kıyarlar mıydı?

Eşrefi mahlûkat olsalardı, o beldede sen yaşıyorsun diye oraya ancak ve sadece “selam” yollanırdı bomba değil yavrucak.

Aaah be çocuk ah!

Hiç kimse seni düşünmedi biliyor musun? Onlar “savaştır, o halde her şey mubahtır” dediler zulümlerini eksiksiz gerçekleştirsinler diye. Sadece peygamberler (selam üzerlerine olsun) “çocuklar, kadınlar, yaşlılar, hastalar, evlerinde oturanlar masumdur, dokunulmazdır” demişlerdi de onların vefatından hemen sonra bu ilkeyi çiğnediler insan dediklerimiz.

Sahi enkazın altından çıkarıldığında neden hiç sevinmemiştin? Çocuklar sevinmezler mi felaketten kurtulduklarına? Neden hiç memnun değildin sana el atıp çıkardıklarında enkazdan?

Neden küçük bir teşekkür anlamına gelebilecek bakışın olmadı hiç? Senin için zorlukların asıl bundan sonra başlayacağını biliyor muydun ki çocuk?

Öyle ya,

Yetim kalmak sevindirmez çocukları, öksüzlüğün ne acı olduğunu anlamıştın sen. “Annem olmadan asla sevinemem” der gibiydi bakışların.

Akranlarımı da kurtarmadan sevinemem, ben sizin gibi bencil değilim, yalnızca kendimi düşünemem, kardeşlerim, akranlarım hatta tahtadan oyuncaklarım enkaz altındayken asla sevinemem elimde değil” diyordu öldürücü sessizliğin.

Nerede insan amcalar, neden yardımımıza gelmiyorlar mı dedin?

Var çocuk, var dünyanın en tatlı çocuğu var var,

Hemen yanı başında var o biri,

Adı senin vicdanın gibi tayyip bir amcan var. Siz oralarda ona Tayyib Erduğan diyorsunuz ya Tayyip Erdoğan olan bu babayiğide. İşte bu Tayyip Erdoğan amcanı da sana imdada gelmesin diye kuşatmak istiyorlar. Hatta Tayyip amcan geçenlerde sana yardım göndermişti de “mülaaneciler” dediğimiz birileri “onların önükesilsin” fermanı gereği sana gönderdiği yardımları durdurmuşlardı yarı yolda.

Neyse, senin bombaların değil, kurşunların değil, enkazın hiç değil, insan kılıklıların bitap düşürdüğü yüreğini daha fazla yormayayım.

En ağırı olanı mı dedin?

Hiç sorma, bir zamanlar mal gibi alınıp-satılmasıydı anne ve evlatlarının.

Bazen anne başka, bebeleri başka beyaza satılırdı. Hem de ölümüne göz yuman dünyanın patronu Amerika’da ve daha kaç yıl öncesine kadar.

Tamam tamam kestim, dahasını ben de kaldıramam zaten susuyorum.

Ama sen var ya sen çocuk, senin ne haysiyetli duruşun vardı öyle;

Enkazdan, toprak altından çıkarıldığında ilk gördüğüm neydi biliyor musun?

Bunca bombaya, taşa, toprağa rağmen eğilmemişti başın,

Yani bombalara karşı “dik dur”muştun, çıkarılırken de hiç bile “diklenme”miş, “eğilme”miştin de.

Ne dedin sen çocuk?

Bizden mi öğrenmiştin? Hatta bu çocuk yaşta öğrendiğin tek Türkçe cümle bu mu?

Tebrikler milyon kere, öpüldün çocuk alnından, yanaklarından, topraklı ama aydınlık yarınları görebilen gözlerinden.

Hoş geldin çocuk,

Savaşan, zalimlere karşı savaşan kahramanların evladı hoş geldin,

Sen yaşarsan mazlumlar kazanacak, ölürsen hepimiz kaybeden oluruz.

Yaşa, özgür ülkende onurlu yaşa inşaallah çocuk,

E mi?..

Twitter: @ahmetay_