• 13.02.2014 00:00
  • (3560)

 Kelimenin tam anlamıyla vampirlik bu,

Kana susamışlık,

Kan tutulması bu.

14 aydır evlatlarımızın kanı akmıyor diye kuduranlar,

Çözüm süreci sekteye uğramıyor diye saçını başını yolanlar,

14 aydır “karakolları basınaskerleri vurun” talimatını vermeyen Öcalan’ın “BERTARAF” olması için gidip Neo-Conlara yalvaranlar,

Ulusalcılık adına bütün kepazeliği sergileyerek kanın yeniden akması için tepinenler… işte bu vampirler yeni bir kalleşlik oyunuyla sahne aldı.

Edward Said:

"Ulusçuluk insanları beyaz efendilere karşı sokağa döktüğünde, bu girişimin öncülüğünü genellikle kısmen sömürgeci güçler tarafından eğitilmiş ve bir dereceye kadar da o gücün ürünü olan ...lar yapıyordu" diyordu ABD vatandaşı Filistinli Hristıyan ailenin çocuğu olan bu haysiyetli aydın.

Bugün gördüğümüz tam da bu;

Sömürgeci güçlerin ürünü olanlar” sömürgeci güçlerin dediği gibi “medyada, sokaklarda öncülük” yapmaya devam ediyorlar.

Nedir yapmak istedikleri?

Kardeşkanını dökerek ülkeyi kan kaybından yoğun bakım almak, bankalarını hortumlayarak damarlarını kurutmak.

Yani iyileşen “hasta adam”ı yeniden yataklara mahkûm etmek…

1993’te Özal’ın şüpheli ölümünün ardından Bingöl baskınını gerçekleştirip 23 askerimizi vuran ve vurduranlar,

2009’da Habur sürecini baltalayanlar,

İsrail’in Mavi Marmara’ya korsan kanlı baskını gerçekleştireceği saatlerde İskenderun Deniz İkmal Destek Komutanlığına saldır(t)anlar,

14 Temmuz Silvan baskınını yap(tır)anlar,

Oslo sürecinde PKK-MİT görüşmelerini basına sızdıranlar,

7 Şubat 2012’de Hakan Fidan’ı kafeslemek isteyenler,

2013’ün ilk günlerinde Paris suikasti ile PKK’lı 3 Kürt kadını vuranlar, sonra bunları MİT öldürttü diyerek sahte ses kaydı ve belge yayınlayanlar,

Milliyetçi kesime seslenerek “Çözüm süreci ülkeyi böler” diyenlerle Öcalan’ın bu ses kaydını yayınlayanlar aynı amaca hizmet ediyor.

Biz hainliklerinize hazırız,

Bakınızparalel damar Kürt-Türk çatışması çıksın diye de çalışıyor,

28 Ocak’ta Esenyurt’ta MHP seçim bürosu basılıyor ve bir MHP’li öldürülüyor. Bu menfur olayı BDP’lilerin yaptığı söyleniyor, ancak olayla ilgili gözaltına alınan 3'ü çocuk 9 kişi ile BDP arasında bir bağlantı bulunmadığı belirleniyor. Buna rağmen ulusolcu kalemlerle enteller hala olayın PKK/BDP-MHP olayı olduğunu iddia ediyorlar. Şükür ki Sayın Bahçeli ve Sayın Demirtaş’ın sağduyu çağrısı olayın hainlerin istediği gibi gelişmesine mani oldu.

Daha önce de Kürtlerle Türkleri kışkırtan kalemi kahpeler olmadı değil,

Öcalan, Erdoğan’la Kürtlerin hakları ve kendi geleceği ile ilgili olarak uzlaşmaya  varıp, Türkleri demokrasi konusunda satışa getirebilir mi?” diyenlerle,

Eski “kırık”lardan Nuray Mert ile Cemaatin Pravda’sında yazan Prof. kılıklı İhsan Dağı’nın paslaşarak yazdıkları “söyleyin Allah aşkına, böylesi bir ‘çözüm’, çözüm olabilir mi? Destansı bir mücadele ile bugünkü kazanımlarını elde eden Kürtler için yolun sonu böyle mi olacak?” diyenlerin insanlıkla ne kadar ilişkileri olabilir ki. Tek istekleri kanın yeniden akması olan bu paralelseverler tarihe “insanlığın yüzkarası” olarak geçecek.

Alın size “Ordu Göreve”ci ulusolcu tayfanın oturup dizayn ettikleri Öcalan kaseti. Kaset önden, arkadan kırpılmış, cümleleri kontekstinden koparılıp yeni bir bağlama monte edilmiş ve tamamen ulusolcuların kan damlayan hesaplarına uygun hale getirilip yayınlanmış.

İşçi Partisi Genel Başkan Vekili Hasan Basri Özbey “açılım kapanmıştır, çözüm Türk milletinin eline geçmiştir" derken aklınca Kürtleri tahkirle tahrik edecek PKK militanları da “o zaman biz de silaha sarılacağız” diyecek;

Zavallılık bile zavallı kalıyor bu kafanın yanında. Kürtler bu Jön ve sol karışımı kafayla hareket etseydi 100 yıl önce diğer dini ve etnik unsurların yaptığını yapar Türkiye’den ayrılırlardı. Zaten çektikleri de İngilizleri dinlemeyip Halifeye bağlı kalmalarındandır Kürtlerin.

Daha önce Türk kamuoyuna “Öcalan’ın Türkiye Cumhuriyeti Devletini kandırıyor” tezviratlarıyla “çözüm sürecini sürdürmeyin” diyen ulusolcularbunda başarılı olamayınca şimdi dün iddia ettiklerinin tam tersi iddiayla Kürtlere seslenerek çözüm sürecinin bitmesi için şeytaniliğe başvuruyorlar.

ETÖ sanığı Atilla Uğur’un 1999 yılında çektiği iddia edilen (neden gizli çekmiş o da ayrı bir soru) yani bundan 15 yıl önce Öcalan’la yaptığı ve kesilip-kırpılıp ulusolcularaverilen kasette “Öcalan’ın devletle işbirliği yaparak Kürtleri sattığı” algısını oluşturmaya çalışıyorlar.

Mesela konuşmasının bir yerinde Öcalan’ın İmralı’da ‘Devletin eriyim’dediğini manşetlerine taşıyanlar PKK sempatizanı Kürtleri kışkırtmak istiyor.

Bu kasetin piyasaya sürüldüğü günün ertesinde ziyaretime gelen BDP’li bir amcaya “Öcalan’ın ses kaydı için ne diyorsunuz?” diye sordum, Kürtçe cevap tek kelime, ama anlam ciltler dolusu:

“Baccooo/Yürrüüü”diyerek Kürtlerin entel, ulusolcuların paralel ittifaklarını ne kadar doğru okuduklarını gösterdi.

Bunda hayal kırıklığı yaşayan ulusolcular şimdi de PKK sempatizanı ve militanlarının çözüm sürecine karşı çıkmaları için şeytanca hamlelere başladılar.

Açık açık Öcalan’a “sen misin taraftarlarını Gezi eylemlerine destek vermeyen, sen misin 17 Aralık darbedir diyen” diyorlar.

Peki, bütün bu salvoları nasıl aşabiliriz?

Daha çok hukuk ve hakkaniyetle,

Elbette milli iradeyi daha güçlü kılarak, 4-5 yılda bir sandığa giderek oy vermek yetmez. “Biz size aşığız, sevdalıyız” diyen Tayyip Erdoğan’a sahip çıkarak hem de can siperane.

Twitter: @ahmetay_