• 15.02.2014 00:00
  • (4748)

 Cemaatten kimi üst düzey yönetici 'Uzun Adam'ın ölümünü üç yıldan beri istiyoruz, ama hala ayakta' demişler Enerji Bakanı Taner Yıldız’a. Bu beklentilerinin gerçekleşmesi için hangi yollara başvurduklarını-vuracaklarını tarih yazacak elbet. Biz şimdilik sadece “üç yıl bekleme” sade bir beklemeden ibaret olmamalı diyelim.

Yani dershanelerin kapanması gündemde yokken,

Yani kardeşleri cemaatle sarmaş dolaşken,

Yani başbakan Erdoğan “kardeşlerim benimle beraberler” diye biliyor, inanıyorken,

Yani cemaat ülke menfaatini her şeyin üstünde tutuyor diye biliniyorken…

Cemaatin baronları“Uzun Adam’ın ölümünü bekliyormuş.”

Bunun İslam ve insanlıkla alakasını insan ve/ya Müslüman olan kuramaz.

Demek yalandan görülen bunca rüya,

Edilen bunca beddua boşuna değilmiş, emelleri varmış “paralel dinci”lerin.

Hiçbir ahlaki ilke tanımayan, saf Müslüman gençleri “tedbir” ikiyüzlülüğüyle inandırıp bu gençlere;

Gerektiğinde ateist olmalarını öneren,

Gerektiğinde sadece cumadan cumaya namaz kılmalarına izin veren,

Gerektiğinde eşinin başını devletin kurumunda gizlice “ilerlemek için, tedbir gereği” açmaya zorlayan,

Gerektiğinde “yerine göre hem Hıristiyan hem Yahudi hem Müslüman olunabilir”in fetvasını verebilecek kadar zıvanadan çıkabilenlerin hiçbir inandırıcılığı olmaz, olamaz, kalmaz, kalamaz.

Artık hiçbir gözyaşı, hiçbir mütevazilik oyunu, hiçbir “inşallah-maşallah”lı sözleri,

Hiçbir “huşulu” namaz gösterileri,

Hiçbir beyaz takke ve badem bıyık gözlerimizi boyayamaz.

Bilenler bilir, yıllardır “insanların görüntüsünü, dilini değil, başkaları hakkındaki düşüncelerini ve başkalarıyla ilişkilerini esas almalıyız” diyorum.

Yanılmadık,

Kardeşler, mütevazi hocanın mütevazi kadrosu! “ölümünü bekliyor başbakanın.” Yetimlerin dua ettiği, dulların dua ettiği, yaşlıların dua ettiği, özürlülerin ve onların yakınlarının dua ettiği, mağdurun mazlumun duaettikleri başbakana beddua edeceksiniz ve ErhamerRahimin olan Allah, kimsesizlerin sahibi Allah, yetimden, düşkünden, özürlüden, yaşlıdan, mazlumdan yana olan Allah beddualarınızı kabul edecek öyle mi?

Duaları da bedduaları da kendilerinin olsun.

Kaldı ki bunların rüyaları ne ise indallahta bedduaları da odur. Masum, saf, pırlanta kalpli Anadolu insanını, gencini etkilemek, o gençlerden “imam”larının kararlarına yapılabilecek sorgu ve itirazın önüne geçmek için Resul-i Ekrem SAV’i “rüyada gördük, şu şu talimatları verdi” diyorlar. Sözüm ona canım feda Resul-i Ekrem SAV "Rüyasında beni görengerçekte görmüş gibidirÇünkü şeytan benim sûretime giremez” buyurmuş. Bu rivayeti vahy, akıl, bilim süzgecinden geçirmeden sıhhatinin problemliliğine rağmen alıp mütevatir derecesine koymak en azından hadis tekniği açısından yanlıştır.

1400 yıldır milyonlarca insan birbirine hiç benzemeyen, bazen dine ters tavsiyelerde bile bulunan –hâşâ- peygamber/leri rüyalarında görmüşler. Bazen kişi peygamber zanneder rüyasında gördüğü kişiyi, bazen rüyasında gördüğü şahıs kendisinin peygamber olduğunu söyler, kimi zaman da kişi gördüğünü kendiliğinden peygamber olarak görür.

Bir kere adı üzerinde rüya. Bu rüyaları mezkûr rivayetten dolayı “gerçek gibi” kabul etmenin sakıncalarını “rüyalarda peygamber olarak gördüğü kişinin din dışı hatta insanı imansız kılabilecek emir ve tavsiyelerinde” görmek mümkün.

Bunların yeterli oranda etkili olmadığı görülmüş olmalı ki önce –haşa- Türkçe olimpiyatlarındaki şarkı- türküleri dinlettirdikleri Hz. Peygamberi (SAV) bu kez de “diziye getirip” ibreti âlem için kamyonete bindirdiler.

Bütün kepazeliklerin sebebi sözlerine inandırıcılık zırhı giydirmek;

Peygamber as söyledi, emretti, Peygamber as bile geldi, Peygamber as dahi kabul etti…” diyerek kabul ettirmek istedikleri şeyi dini dokunulmazlık zırhına büründürmektir.

Mesela,

Peygamber twitleri ikiye katlayın” saçmalığına kimse “git kardeşim, Resulullah’ı twitlerle, İsrail ve Neo-con için ülkeyi karıştırmakla ilintilendirmeyin” diyemiyor. İtiraz mekanizması daha önce sükûta erdirildiği için “peygamber rüyada demiş ki…” demek her türlü itirazın önünü kesmeye yeterlidir.

Anlaşılan Tayyip Erdoğan’ı devirme arzusu bunlarda din, iman, ibadet, haram, günah, fısk u fucur tehlikesinin önüne geçmiş.

Dünya Müslümanlarının kendisi için gece gündüz dua ettikleri başbakanı devrime arzusu…

Ama bakın, Yemenli Nobel Barış ödülü sahibi Tevekkül Karman “Türkiye'nin çok önemli bir başbakanı var ve O, bizim gözümüzde sadece Türkiye'nin değil, bütün Ortadoğu'nun başbakanı. İnanıyorum ki Türk halkı bu başbakanı seçtiği için pişman olmayacak. Biz Türkiye ile iftihar ediyoruz" diyor.

Şimdi şu yapılana bakın:

Türkiye kurulalı beri bugüne kadar hiçbir şahıs, hiçbir örgüt bu ülkenin başbakanlarını çizdikleri örgüt şemalarında örgüt lideri göstermemişti.

Menderes’i idam edenler, Demirel’in fötr şapkasını eline verenler, Rahmetli Erbakan’a zulmedenler hiçbir zaman bu başbakanlara böyle bir alçaklığı reva görmemişlerdi. Üstelik Türkiye cumhuriyeti tarihinin en büyük hırsızlığının yapıldığı dönemin başbakanına “şefaatte öncelik” verilmişti.

Ve “3 yıl boyunca ölümünü beklemişler ‘Uzun Adam’ın...

Be hey Allah’tan korkmazlar, ölümünü beklediğiniz Başbakan Erdoğan’a bugüne kadar sadece İsrail, Neo-Con, Esad ve Kraliçe’nin adamları ölümü reva görüyor size ne oluyor?

Alın size gayretullaha dokundurduğunuz ef’aliniz.

Twitter: @ahmetay_