• 26.03.2014 00:00
  • (3144)

 “Tayyip Erdoğan hükümeti neden yıkılmıyor diye kendilerine jilet atanlar var. Bizi sevmeyen ülkeler onun düşmesini istediği halde neden düşmüyor” diye kendilerini yiyenler var diyordu Bingöl’den Hasan abi.

Sebebini okuyalım:

Vatandaş olan biteni o kadar basiretle, ferasetletakip ediyor ki sormayın. Televizyon programlarında deprem, GDO, balkanlar, BM, PKK, Su Arıtma uzmanı olarak ahkâm kesen analistlere taş çıkartacak türden analizler yapıyor vatandaşlar.

Bakın, geçen gün 80’e varan yaşıylaH.HamitamcamızZazacasıyla:

Allah çok zorluklar yaşayan bu millete acıdı ve Tayyip Erdoğan'ın başa geçmesi için millete yardım etti, ama bazıları bu nimete ihanet etmemizi istiyor” dedikten sonra beni dehşete düşüren ve bütün analistlerin sözlerini paçavraya çeviren şu tespiti yaptı:

“1915'teÇanakkale Boğazı’ndan geçmek isteyen İngiliz Donanmasına ait Gemilerin amacı, hedefi ne idiyse bugün başbakana yapılan saldırının amacı, hedefi de odur.

Olan biteni bu kadar öz, bu kadar veciz bir ifadeye sığdırabiliyorsa ilkokul okumamış amca varın gerisini siz düşünün.

Amcamızdan bunu duyduğumda hem dehşete düştüm hem de sevindim.

Dehşete düştüm, çünkü karşılaştığımız ihanetin vereceği tahribatı görebiliyorum. Sevindim, çünkü “midyeyi kabuğuyla yiyenler” diye küçümsedikleri halkın olan bitenin bu kadar farkında olduğunu gördüm.

Bekliyorduk, hazırdık…

Yüzyılın başında hatta 1990’lardan itibaren Batılıların yani Neo-Haçlıların İslam’ımızla kavgasını farklı taktikle sürdüreceğini biliyorduk ve bu savaşı bekliyorduk.

M. J Akbar 2001’de söylemişti:

Batı’nın bir sonraki çatışmasının kesinlikle İslam dünyası ile olacağı, Kuzey Afrika’dan Pakistan’a yenidünya düzeni mücadelesi başlayacak.

Evet, biz de biliyoruz,

Yıllar önce Cengiz Çandar da ABD’nin istediği islamı! kabul etmezseniz  “Kızılderililer gibi yok olacaksınız” demişti. Ve şimdi Türkiye’de vizyona giren film Akbar’ın da Çandar’ın da 13 yıl önce haber verdikleri gibi Batı’nın senaryo ve yönetmenliğini yaptığı “Ya Yeni Bir İslam, Ya Ölüm!” filmidir.

Yani, Batı bizden sulandırılmış ve bulandırılmış bir din/İslam(paralel din) oluşturmamızı istedi, biz de bu ahlaksız teklifi kabul etmeyince devletin mekanizmasına öteden beri sinsice yerleştirdikleri elemanları ile ülkeye savaş açtılar.

Biz biliyorduk, Batı’nın bize açacağı bu savaşı bekliyorduk,

Lakin öz kardeşlerimizin omuzlarının üzerinden bu kadar yakın mesafeden bizlere havan atışları yapabileceklerini beklemiyorduk.

Batının bizi vuracağını biliyorduk,

Ama Batı’nınüzerimize bomba yağdırmak için “savaş uçaklarını” -varlıklarıyla mutlu olduğumuz- kardeşlerimizin okullarının “geniş bahçelerinden” havalandırabileceklerine asla ihtimal vermiyorduk.

VeBatı'nın bu savaş için gerekli bütün istihbaratını da her sırrımızı paylaştığımız kardeşlerimizden toplayabileceklerine hayatta inanmazdık, maalesef hepsini gördük yaşadık.

Batı Neo Haçlılarıyla ittifak kurduklarını açıklayan bu paralel yapı, millet iradesine sabotaj düzenliyor. Milletin iradesini hiçe sayan bu zihniyet, millet iradesinin nevş-u nema bulduğu Ak Parti ile savaşta. Savaşını da başbakan Erdoğan’ı yalan ve iftiralarla vurarak veriyor.

Millet olan bitenle ilgili olarak onlar gibi düşünmüyor,

Geçen gün şehir içi dolmuşta konuşulanı kelimesine dokunmadan aktarıyorum:

Ben 73 yaşındayım, çok şey yaşadım, gördüm. Kendisine baktığımda asrın bilinçli bir mü’minesi olarak gördüğüm Sümeyye ve abisi Bilal Erdoğan’ın hırsızlık ve rüşvet işine bulaşacağına dünya gelse inanmam, ama yalan ve montaj olduğunu herkesin bilebileceği ses kaydına nasıl olur da hiçbir vebalden çekinmeden gerçek diyorlar ve bu sesleri yayınlıyor anlayamıyorum diyordu yanındaki gence.

Peki, vatandaşın böyle düşündüğünü gören paralel yapı ne düşünüyordu?

Buyurun okuyalım:

Ok yaydan çıktı bir kere… Önümüze kim çıkarsa ezip geçeceğiz. Seçimlerde yüzde 65 ile bile gelseler, dosyalarla götürmek zorundayız. 44 yılda ördüğümüz hırkayı ‘buyrun siz giyin’ diyecek değiliz”diyorlar.

İşte, bu tehlikeyi gören halkımız kenetlenmeyi, birlik ve beraberlik içinde bu savaşı en az hasarla atlatmanın hesabını yapıyor. Halk bunu yaparken:

Bu hizmetin bekaası için gerekirse Türkiye feda edilir.5 bin savcı o kadar hâkim, onbinlerce polis ve asker şehit olmaya hazır. Kayıplar önemli değil”diyordu “inzivada”ykenFetullah Gülen.

Kim, kime ve neye güveniyor, yani Tayyip Erdoğan ile Fetullah Gülen sırtını kime dayıyor?

Buyurun size onların dayandıkları odaklar, merciler:

Türkiye’deki mücadelede ABD’nin yanında yer alırsak güçlü çıkarız…” diyerek kimlere dayandığını gösteren Fetullah Gülen ve:

(O inananlar öyle kimselerdir ki) insanlar onlara: “Düşmanlarınız size karşı ordu topladı, onlardan korkun.” dediklerinde, bu, onların imanını artırdı ve şöyle dediler: “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir.” (Al-i İmran, 173) ayetini her mitinginde okuyup dayandığı mercii gösteren başbakanR. Tayyip Erdoğan.

E tabi, halk da bunu görüyor, ona göre karar veriyor.

Twitter: @ahmetay_