• 30.04.2014 00:00
  • (3463)

 Bingöl’de seçimi Ak Partinin açık ara kazanacağını seçimden çok önceleri yazmıştım. Seçimden önce köyüm Halifanlıların buluşmasına beni de davet etmekle onurlandırmışlardı dezalarım. Burada köyüm adına yaptığım kısa konuşmada:

“Gözlemim odur ki seçimi Ak Parti büyük bir farkla alır”demiştim bir gazeteci gözlemiyle.

Bingöl’de bütün Ak Partililer seçimi kazanacaklarından emindi,

Yusuf Coşkunbaşkanlığında İl teşkilatı ile birlikte Kadın Kolları Başkanı Zeynep Kavran ve ekibi,Gençlik Kolları müthiş bir performans sergiliyorlardı. Zeynep Hanım’a ayaküstü:

Nasıl gidiyor diye sormuştum. Cevap bütün illere, ilçelere siyasetin her kademesindeki insanlara hediyem olsun:

“Hepimiz seçimi kazanacağımıza inanıyoruz, ama her birimiz her gün bir oy daha artırmak için çabalıyoruz.”Bu yaklaşım, inanç, bu şevk başarı getirir, süreklilik gösteren başarılar getirir ve getirdi de.

Seçim öncesi görüştüğüm Kalkınma Bakanı Sayın Cevdet Yılmaz’la bu yazı hazırlığı için yeniden Bingöl’e gittim,

Önce çarşıyı gezdim, hemşehrilerime sordum,

Seçim sonuçları nasıl?

Aldığım cevaplar bir gerçeği ortaya koyuyordu,

Biz hem çalışıp hem de bizi sevenlere oy veriyoruz.”

Bakan Yılmaz’a sordum, cevap bütün siyasetçilere örnek niteliğinde. O da “Sayın başbakanımızdan öğrendik” diyor ve ekliyor:

“Halkımız çalışanı unutmuyor, sadece hizmet için çalışanı kast etmiyorum, siyaset sadece hizmetle olmuyor, gönül bağı kurup çalışan kazanır. Biz gönül bağını ihmal etmedik.”

Gönül bağı, başbakan Erdoğan’ın gece yarısı varoşta bir evi ziyaret etmesidir, hiç tanımadığı bir hastayı arayıp halini sormasıdır. Garibanın taziyesine gitmesidir. Acısını acısı bilmektir vatandaşının…

Demek ki Bingöllü evine geleni, hal hatırını soranları seçimde unutmuyor.

Sadece bu mu? Sayın Cevdet Yılmaz’ı dinleyelim:

Vatandaşlarla seçimden sonra da tek tek dertleşmeyi ihmal etmemeye çalışıyoruz, gitmedik yer bırakmamaya dikkat ediyoruz. Bizim gidemediğimiz yer kalmamalı.” Bu kolay mı/ydı diyorum:

Sayın başbakanımıza, aziz milletimize layık olmak için zoru başarmalıyız” diyor Sayın bakan.

Hakkı teslim etmeyi ihmal etmiyor Cevdet Bey, hem teşkilatın hem de gönüllü olarak çalışanların:

“Bu kadar gönüllünün yürekten çalışması doğrusu bizi hem şaşırttı hem mutlu etti, demek ki halkımız bir adım atana on adım yaklaşıyor”diyor ve ekliyor:

“Ekip işi, yeni teşkilat başkanımız, her kademesiyle ekibimiz çok çalıştı, yorulmadan, gevşemeden çalıştı, teşkilatlarımız durmaksızın çalıştı. Ben başka illere de gitmek zorundaydım, ama teşkilatlarımızın, gönüllü çalışanlarımızın gitmedikleri ev kalmadı. İlk kez bu kadar çalışan gönüllü gördüm,  bu onların başarısıdır.”

Ak Parti bu seçimlerde 2009 seçimlerinden % 10 oranında fazla oyla belediyeyi kazandı.

Paralel yapının Bingöl’de etkisini çok iyi araştırdım. Ciddi bir etkisi olmadığını gördüm. Sebebini Sayın Bakana sordum:

Bingöl halkı duyarlı bir halk, biz 17 Aralık darbesini çok iyi anlattığımıza inanıyoruz. Halkımız siyasete mesafeli değil, siyasette olan bitene anlam veriyor ve paralel yapıya karşı çözüm sürecini sahiplendi,

Halkımız kardeşliği, beraberliği, Türkiye’nin geleceğini sahiplendi” dedi. Gerçekten de 1982 darbe anayasasına RED diyen tek il Bingöl’ün (%92,5) kadirşinas halkı Sayın başbakanı sahiplenmiş.

Ev ev gezen teşkilat mensuplarının Ak Partiden geldiklerini öğrenen hemşehrilerimiz ‘siz başbakanımız adına geldiniz, baş göz üstüne geldiniz’ diyerek içeri buyur ediyorlardı” diyor Bakan Cevdet Yılmaz.

Peki, buna rağmen paralel yapının oyları neydi ve nereye gitti?

Özellikle SP’ne gitti paralel yapının oyları” diyor. Yani paralel yapı Bingöl’de de umduğunu bulamadı.“Paralel yapının belli ölçekte etkisi olabildi, Bingöl halkı ferasetiyle ülkemiz üzerinde oynanan oyunu fark etti. Bingöl Sayın başbakanımıza olan güvenini, sevgisini ortaya koydu” diyor Kalkınma Bakanı Sayın Cevdet Yılmaz. Biz de eyvallah diyoruz ve kendilerinden müsaade isteyip ayrılıyoruz kafamızda diğer illerle ilgili bin bir soruyla…

Mesela,

İnsanın sorası geliyor:

Bingöl Diyarbakır arası 1 saat, demografik yapı tıpatıp aynı, inanç ve mezhep olarak da.

Şanlıurfa Diyarbakır 1,5 saat demografik yapı biraz farklı olsa da inanç ve mezhep çok farklı değil.

Elazığ Diyarbakır 1,15 dakika birbiriyle benzerlikleri farklılıkların çok çok ötesinde.

Peki, birbirine bu kadar benzeyen illerde birbirinden bu kadar farklı siyasi tercih nasıl izah edilir?

Bir Bingöllü olarak, ömrünün yarısından fazlasını Diyarbakır’da yaşamış biri olarak bu sorunun bir izahı olmalı diyorum ve vardır da.

O zaman ne, neden?

Bunun cevabı var, hem de en gerçek/çi cevabı var, bunu Ak Parti Genel Merkezi ya sormalı ya da bu gerçekçi cevabını araştırıp bulmalı. Yoksa bölgeye gerçekten de yazık oluyor, yazık ediyor.

Yazık…

xxx

Son olarak konu Bingöl olunca şu çağrıya cevap vermenizi istirham ediyorum:

“Biz basamak basamak geleceğe yatırım yapmak isteyen gençlerden oluşan bir grubuz, özellikle Doğu’da dezavantajlı çocuklarımız için. İlk organizasyonumuz kitap kampanyası. İlk etapta 10 okul belirledik. Ortalama her okul için 500’er kitap toplamayı hedefliyoruz. Ortaokul ve ilkokul cağındaki çocuklarımızı özellikle seçtik ki tam kendilerini ifade etmeye başladıkları çağda hazinelerine bir kelime de bizden olsun.”

Evet, bu çağrı sevgili E. Nur YAMAN kardeşimizinŞARKIN ÇOCUKLARI OKUYOR için başlattıkları kampanyadan. Aralarında Bingöl’ün de bulunduğu iller için düzenlenen bu kampanyada Bingöl Sudüğünü Ortaokulu için de kitap taleplerini (okunmuş-ikinci el kitap da kabuldür) boş çevirmeyelim.

Adres olarak ya Twitter @SarkinGencligi ya da adı yazılı okula gönderebilirsiniz. Ya da bana yazabilirsiniz.

@ahmetay_