• 7.05.2014 00:00
  • (3017)

 Efkan Âlâ Haşim Kılıç için nefis yakıştırmıştı:

Bu 2. Çevik Bir vak’asıdır, başlamadan bitti, kendisi bitirdi.”

Gündemle ilgili yorumları sokakta almak müthiş keyif veriyor. Sadece keyif mi?

İnanılmaz hakikatlerle de buluşturuyor isteyeni.

Haşim Kılıç misafirlerine ceketinden bir kamyon dolusu saygısızlık çıkardıktan sonra kendimi sokağa atmıştım, televizyonun başından kalkan amcaları tahmin ediyordum. Amcalara sordum, 1, 2, 3 derken 4. amca Kılıç'ı izlemiş.

Amca Bey, “Haşim Kılıç konuşmasında başbakana…” dedim ki sözümü kesti:

“Kılıç mılıç war verdo, Tayyip Erdoğan çi vaco onayo/Kılıç mılıç ne ki, Tayyip Erdoğan ne derse öyledir” dedi Diyarbakırlı amca ve ben de sokağı daha fazla rahatsız etme gereği duymadım.

Vesayet, gözü gibi sakınıp yetiştirdiği elemanlarını yedi, şimdi sırada evlatları var.

Bütün insanlar, örgütler, devletler harcanacaklar sıralamasında en değerli bulduklarını, gözü gibi sakındıklarını en sona bırakır. Bırakır, da, onları da yeri gelince yemekten saniye geri durmaz.

Tek atımlık olanı var bunların,

Yok yok, ‘inek şaban’ları, “tuzluk”ları falan kastetmiyorum, onlar solda sıfır. M. Türköne’den de söz etmiyorum. Gelin bu yazımızda uzatmdan sadece üç kişiyi yazalım.

Mesela Tarhan Erdem,

İsterse en isabetli sonuçlar bulacağı anketlerin mimarı T. Erdem, sipariş üzeri de en saçma “öngörü”lerde de bulunabiliyor.

Ne mi?

Tarhan Erdem iki yıl önce, “başbakan’ın açlık grevlerine yönelik tavrı, darbe getirebilir” demiş miydi?

Demişti

Doğru çıktı mı?

Hayır, tam tersi.

İşte, şimdi de “bugün toplumda bir tıkanıklık var” deyivermiş Tarhan Erdem ve bu tıkanıklığın nasıl aşılacağını da –sağolsun- söylemişlerdi:

“Bir toplum tıkanmayı geçemez mi? Geçer ama neyle geçer? Darbe ile harp ile anarşi ile geçer. Siyaset tıkandığı zaman, toplum o tıkanıklık içinde kalmaz. Onu çözer. Onu çözmesinin yollarından biri de darbedir. Askerlerin idareye müdahalesidir.”

Demokrat Tarhan Erdem’in mi yoksa emir eri Tarhan’ın mı bu satırlar?

Hızını alamayan Tarhan Erdem’in darbeci sürümü:

“Bugün bir darbe iklimini yaşıyoruz. 60 öncesinde de böyleydi, 80 öncesinde de böyleydi. Ben istediğimi yapayım, hiç bir zümreyi dikkate almayayım derseniz bu noktaya gelinir...” demişti.

Bu Tarhan Erdem şimdi de başbakan Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olmaması için aldığı emri yerine getiriyor gibi, başbakan Erdoğan’ın neden cumhurbaşkanı olmaması gerektiğini öğütlüyor!

Hafazanallah ortalık karışır da halk onu alaşağı eder diyor Tarhan Erdem:

'Sayın Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığına adaylığı, ülke için birçok yanlışın, düzeltilemeyecek kötülüklerin başlangıcıdır… Sayın Erdoğan önce başbakanlık ve bakanlık koltuğuna oturma acz ve zilletini kabul edecek kişileri bulmakta güçlük çekecektir. Halk bu yetki gaspını önleyecektir, şimdi önleyemezse, 2015 baharında veya hemen ertesinde, çok acı biçimde cezalandıracaktır.'İşte, bunlar aydın, önünü aydınlatamayan enteller. Bu entelimsi 'halk 2015'te cezalandırır' deseydi bunu seçim yenilgisi anlar ve yanılgısına saygı duyardık, ama 'sonrası' gayri nizami, yani antidemokratik cezalandırmayı kastetmesi entelimsi koşuldur.

Bir de bu aydınımsıların Savcı sürümü var. ONE MINUTE’de nakavt olan (dikkat! “teknik nakavt” değil) Şimon Peres’e övgüler dizen bu savcı:

"Erdoğan o konuşmayı niçin yaptığını biliyorum. Karşısındaki adam çok dolu bir adam. Onunla başa çıkamadığı için one minute deyip hırçınlaştı. Şimon Peres çok deneyimli, kültürlü bir adam. Usta, kibar bir adam. Başbakan ona karşı direnemediği için böyle bir hamle yaptı…" diyor. Binlerce Filistinli çocuğun, yaşlının kanına giren Şimon Peres'e övgüler düzen ve Başbakan'a hakaret eden bu ses Savcı Sami Selçuk’tan çıktı. Yılların savcısı ıkındı, gıkındı, tıkındı bu sesi verebildi. Bu da başka bir kurşun elemandı harcandı hem de Tel-Aviv yolunda.

Peki,

Haşim Kılıç’a ne oldu da böyle çirkinleşti?

Yıllardır muhafazakâr olarak bilinir, birileri cumhurbaşkanlığı forsunu gösterdi diye “ağzının suyu aktı” Haşim Kılıç’ın. Kılıç cübbesinin üstüne Fetullah Gülen’in ceketini geçirdi, CHP’nin 6 okunu da eline aldı ve bununla öz be öz mahallesine atışlarda bulundu.

Kim ne derse desin, Haşim Kılıç bir hukuk adamı (hukuk fakültesi okumamış olsa da) olarak değil, bir düşman olarak konuştu. Yoksa AYM’nin açılış günü Sayın başbakanın on yıl önce “çıkardım” dediği gömleği AYM Başkanı densizlik yapmak maksadıyla söylemeyeceğine göre ne?

Biriler Haşim Kılıç’a “sen muhafazakârsın, ulusolcular, milliyetçiler, paralelciler ve diğer muhalifler seni destekleyip cumhurbaşkanı yapar, yeter ki sen 17 Aralık darbesi için güzellemeler yap” demiş olmalı. Peki, neden, hangi olaydan sonra acaba? Durup dururken bu teklif Haşim Kılıç’a gitmez ki.

İşte, AYM Başkanının son konuşmasındaki saygısızlığının nedeni:

Geçen sonbahar Meclis’e Anayasa Mahkemesi Vakfı kanunu diye bir talepte bulundu AYM. Kamuoyundan habersizce. Talep 'Haşim Kılıç AYM Başkanı olarak emekli olduktan sonra da Vakıf Başkanı olarak o makamın her türlü imkânlarından yararlansın' diye bir vakıf kurma talebinde bulundu. Bunu AK Parti grubu kabul etmedi. Ve o günden sonra Kılıç kınından çekildi. 

AYM’deki son konuşma da bu kine binaendi. Kılıç cumhurbaşkanlığı oyununu bu vetoyu yedikten sonra düşünmüş olmalı. Yoksa o konuşmadan öyle manifesto falan çıkmaz. Cumhurbaşkanlığı “yeterliliği” hiç çıkmaz. Çıksa çıksa Mahir Zayanalov'un Twitleri ile CHP’li Kamer Genç’in avukatlık notları çıkar.

Neyse, son olarak bugün Haşim Kılıç’ı başına taç eyleyen Kılıçdaroğlu Kemal’in daha yakın zamanda Kılıç için neler söylediğine bakalım:

“Bize hukuk dersi vereceksin, yemezler. Senin hukuk dersine ihtiyacımız yok. Hukuk dersi değil, hukuk fakültesinde bile okumadın zaten. Hukuk fakültesinde okumayan bir adamın bana hukuk dersi vermeye yetkisi de olmaz.

Diyarbekirli amca haksız değilmiş,

Kılıç mılıç war verdo, Tayyip Erdoğan çi vaco onayo…

@ahmetay_

10 Mayıs 2014 Cumartesi günü saat 19.00’da Viyana konferansımıza Avusturya’ya yakın dostlar davetlidir.