• 31.05.2014 00:00
  • (2791)

 Siz bu soruyu “ey Ahmet Ay, başbakan Erdoğan’a, Ak Parti’ye bu kadar destek yazıları yazıyorsun, bunun karşılığında Ak Partiden neler aldın?” olarak da okuyabilirsiniz.

Neden mi böyle bir yazıyı kaleme alma gereği duydum? Anlatayım;

Bana sosyal medya, mesaj ve maillerde aylardır soruluyor:

“Satılık kalem, AKP kaça satın aldı kalemini?

Yazdıklarının karşılığında AKP-Erdoğan sana ne verdi?

Tamam, kabul ediyoruz, çok etkili bir kalemin var, ama bunu Erdoğan’ı desteklemek için kaça sattın?

Çözüm sürecinde, Gezi sürecinde, 17 Aralık’ta hep Erdoğan ve AKP’yi destekledin, bu boşuna değil, söyle ne kadar aldın?..” ithamlar bu minval ve çirkinlikte devam ediyor.

Şimdi ne aldığımı yazayım,

Söz veriyorum tek tek yazacağım:

Yıllar önceydi, çalıştığım kuruma müdür olmak istedim, Ak Parti beni müdür yapmadı.

Kurum değişikliği ile çalıştığım kurumda müdür olmak istedim yapmadı. Sonra emekli oldum, emekliliğimde bakanlığın yaptığı yanlış hesaptan dolayı 4 yıllık kaybım var, hala düzeltemedim.

Milletvekili olmak için aday adayı oldum Ak Parti uygun görmedi.

İl başkanlığına talip oldum Ak Parti beni başkan yapmadı.

Belediye başkan adaylığım önerildi uygun görülmedi.

MKYK için önerildim uygun görülmedi,

Çocuğumun müftülükçe yapılan sınavlarda hakkı gasp edildi, mağduriyetler yaşadık giderilmesi için uğraştık başaramadık.

Çocuğumun yer değişikliği talebini ilgili bakanlık geri çevirdi, (ama Gezi’ye katılanın talebi karşılandı. Hem de çocuğum her yönüyle o şahıstan daha avantajlı olduğu halde)

Ömrümde bir tek ihaleye karışmış değilim, sadece bir kere çok küçük bir ihale ile ilgili bir dostumun “sizden yardım istemiyorum, ama bana haksızlık yapılıyor” feryadının gereğini dahi yapamadım.

Sayın başbakanımızı yakından-uzaktan da olsa 1984’lerden beri tanıyan biri olarak,

Kısa süreli müdür yardımcılığı dışında, sadece bir kere bana ilçe başkanlığı verildi, o da kısmet olmadı il başkan yardımcılığı imkânı verildi.

Ak Partiye küsmedim, kızmadım, desteğimde zerre kadar bir azalma aklımın ucundan geçmedi.

(Şimdi bu yazımı okurlarsa kimi bakan dost ve arkadaş sorunlarımı kendilerine iletmediğim için haklı olarak üzülecek)

Ama,

 Ak Parti sayesinde 18 bin 576* -tamamı yakınım olmayan- gence, yaşlıya, engelliye, öğrenciye, aileye maddi ve kalıcı katkılar sundum. Öyle ki tanıdıklar içinde umudunu tamamen yitirmiş olanların SON ÇARESİ VE UMUDU olan biri oldum.

Şimdi,

Ne aldığımı gördünüz, istediğim halde alamadıklarımı da. Bunların büyük kısmı son üç yıl içindeki alamadıklarım.

Peki, ne, neden? Anlatayım:

Bu bir davadır, yeni bir dünyayı inşa sürecindeyiz. Bu sürecin mimarı, lideri başbakan R. Tayyip Erdoğan’dır. Bugün de bir sohbette anlattım:

Türkiye 1923 öncesini yaşıyor, yani İstiklal Mücadelesi veriyor.Kimlere karşı olduğunu merak ettiğinizi sanmıyorum, çünkü defalarca kimlere karşı kurtuluş mücadelesi verdiğimizi yazmış biriyim.

“Ak Parti bana ne verdi”ye bakacak kadar düşük ve düşkün değilim olamam. Aldığım İslami eğitim ve terbiye, aldığım aile terbiyesi, yetiştiğim çevre ve camia “bana” diyemeyecek kadar haysiyete, millete, ümmete, mağduriyete dair sorumluluk bilincini esas almamı sağlamıştır. Bu İslami havzadan gelen biri olarak,

İnsani-İslami görevimi ifanın derdindeyim. Bizler yanılabilir, hata yapabilir, günaha bilerek-bilmeyerek düşebiliriz.

Ak Parti 12 yılda devrim niteliğinde 50’yi aşkın başlıkta/konuda yeniliğe ve hizmete imza atan bir partidir. Sadece 2013-2014’te 30 yıllık kardeş kanını canı pahasına durdurup amca çocukları olan gençlerimize ab-ı hayat oldu başbakan Erdoğan. Başörtüsü zulmü, nefret suçları, farklı dillerde eğitim, Kur’an ve Siyer dersleri, IMF’in borcu, 3. Köprü, 3. Havaalanı, Ermenilere taziye ve rüyalarımızda görsek inanamayacağımız başarılara, devrimlere imza attı.

Ak Parti ve başbakan Erdoğan’ı elbette destekleyeceğim, çünkü:

Torunlarıma dedeleri olarak temiz bir menkıbe-hikâye ve miras bırakmayı esas alıyorum,

Halkıma karşı sorumluluğumu yerine getirmeye çalışıyorum,

Rabbimin hediyesi ve ikramı olan ümmetin derdini dert etme şerefini kana kana içmek istiyorum,

Bu aziz milletin ceddine ve dedelerime yaraşır bir geleceğe, kadim geleneğin yeniden inşaına kum, kireç, tuğla olmak istiyorum.

Ve,

Ruz-i mahşerde âlemlerin Rabbi’ne kemali edeble ve “razı olmuş ve razı edilmiş kul” olarak bir ömür takdim etmek istiyorum. Bu bilinçteyken bu ülke için, ümmet için, mazlum ve mağdurlar için çırpınan bir lideri desteklemeyeceğim de ne yapacağım?

Hepimiz gibi sayın başbakanın da eksiklikleri, hataları, kusurları olmuş ve olacaktır. Lakin niyeti, davası, hedefi kısacası “genel hal”i bütün bu nakısaları telafi edecek imkânı da sunar diyoruz ve yüz yıl aradan sonra ilahi lütuf ve ihsan olarak kabul ettiğim Ak Parti iktidarı ve onun liderini bu yüzden desteklemeye devam edeceğimi bir kez daha ilan ediyorum.**

Özellikle 2004-2007-2009-2011-2012, Gezi ve nihayet 17 Aralık paralel darbe sürecinde dünya liderine desteğimi daha da arttırınca kimi tanıdıklar bize çok kötü şeylerin olacağını söylemişlerdi de biz yola devam dedik.

Aslında HERKESİN BİR FİYATI VAR BENİM DE başlıklı yazımda yazmıştım,

Fiyatımız belli, benim de, fiyatı veren bizi satın almış,

Anlayacağınız Ak Parti ve Başbakanım R. Tayyip Erdoğan’dan çok şey aldım vesselam.

@ahmetay_

*Ak Partiden önceki dönemi de hesaba katar isek katkı sunduğum sayı 30 Nisan 2014 itibariyle 24 bin 586’tür.

**Başbakanı eleştirmediğimi söyleyenlere de bu süreçte (Kurtuluş Savaşı) aleni eleştiri destekten daha yerinde değildir.