• 12.06.2014 00:00
  • (2890)

 Sayın Ekrem Erdem başkanlığındaki Genel Merkez Ak Parti AR-GE biriminin düzenlediği ve çok verimli geçen çözüm süreci çalıştayından bir gün sonra yaklaşık iki aydır süren Lice olaylarında maalesef iki kişi hayatını kaybetti.

Çalıştayın çözüm sürecinin hepimizi ümitvar eden ruhuna uygun geçmesi elbette birilerini rahatsız etmişti. Ülkemizde “öteki” ile ilgili kamuoyunu memnun eden bütün çalışmalar esnasında her gruptan sabotajcılar sahnede yerini almıştır. Farklı yorumlar olsa da -ki ben de farklılığın olduğu kanaatindeyim- kendi ifadeleriyle "karakol-kalekol inşaatlarını istemiyoruz" diye haftalardır Bingöl-Diyarbakır karayolunu ulaşıma kapatan grup zaman zaman güvenlik güçleriyle karşı karşıya gelmiş ve ciddi bir olay olmamıştı. Ancak geçen Cumartesi günü akşam saatlerinde gerginlik had safhaya ulaştırıldı.

Köylüyü nöbetleşe yola barikat eyleyerek çözüm arama sürecin ruhuna uymaz. Buna seyirci de kalınmaz. Ama tutun ki köylüler nöbetleşe barikat kurmuşlardı, bu ölümle neticelenmemeliydi. Çünkü hayat, yaşama hakkı her şeyin üstündedir. Adı üzerinde: ÖLÜM!

Hem değil mi ki birileri sürece zarar vermek için provokasyonların peşinde. Peki,

Biz bu acıyı yaşadığımız günlerde Türkiye'de neler oluyordu dersiniz?

O hafta Batı’nın şiddetle karşı çıkmasına rağmen Başbakan Erdoğan ile Irak Kürdistan yönetiminin, ama özellikle Mesut Barzani’nin kararlı duruşuyla petrol Ak Deniz üzeriden pazara sunulmuş.

İstanbul’da dünyanın en büyük Havalimanın temel atılmıştı.

Ayrıca,

Öcalan “süreç iyi gidiyor” açıklamasını yine o günlerde yapmış,

Çok verimli geçen çözüm çalıştayı yapılmış,

Kamuoyu çözüm ve kardeşlik sürecine dair daha da ümitlenmişti.

Bakınız,

Türk firmalarının inşa edeceği 22 milyar euroluk bir yatırımla ilgili olarak Alman Haber Ajansı (DPA): "Berlin, yeni havalimanının hayalini kurarken İstanbul gerçekleştiriyor. Yılda 150 milyon yolcuya hizmet verecek bir havaalanı yapılıyor. Karşılaştırırsak Almanya'nın en büyük dağıtım noktası Frankfurt Havalimanı geçen yıl toplam 58 milyon yolcuya hizmet verdi. Tüm mega projeler gibi bunu da Başbakan Erdoğan yapıyor" diyor.

Biz ustalıkla kullanamazsak bile Sosyal Medya kullanıcıları 140 karaktere bazen bütün bir yazıyı sığdırabiliyor.

Örneğin,

Alman başbakan Merkel ‘biz düşünüyoruz Erdoğan yapıyor’ diyor,

Fetullah Gülen ‘biz engelliyoruz Erdoğan yapıyor’ diyor,

Kılıçdaroğlu ise ‘biz düşünemiyoruz bile...’ diyor sosyal medya kullanıcılarının yorumlarıyla.

Gerçek bu…

Ama biz hala ölümden medet uman mihrakların kan kusan kurşunlarına ve provokatif eylemlerine yeniliyoruz.

Bakın Diyarbakır'da çocuklarını isteyen anneler oturma eylemlerinden bir netice almadıkları için iki gündür açlık grevindeler. Bu eylemleri de netice vermez ise Allah korusun sonra da ölüm orucuna başlayacaklar. Bunu yazarken tüylerim diken diken oluyor.

Annelerin bu kararının onlar için ne demek olduğunu düşündüğümde vicdanım isyan ediyor. Ben açlık grevi kararının ne olduğunu çok iyi biliyorum. Dört yıl önce kendim yaşadım, açlık grevi kararı alınmadan önce derin derin düşünülür;

Eylem öncesi bir dert, eylem sürecinde ve eylem sonrası oluşacak komplikasyonlar karar almanızı zorlaştırır. Açlık grevimin sekiz gününü bir ben bir de Rabbim bilir.

Annelerle konuştum, özellikle kendileri için "para alıp eylem yapıyorlar" ithamına kahrolmuşlar.

İşte bu süreçte bir de Lice ilçesi yakınlarında meydana gelen eylemler ve sonrası maalesef ölümle neticelenen acı için söz bulamıyoruz. Orada da anneler ağladı.

Sayın başbakanın Lice olaylarıyla ilgili açıklaması çok dikkatli okunmalı. Çok önemli bir vurgu ile meseleyi özetledi başbakan Sayın Tayyip Erdoğan:

Bu olaylar çözüm sürecini ortadan kaldırmaya yöneliktir” dedikten sonra indirilen bayrak için de “o komutan dâhil olmak üzere soruşturma başlattık” açıklaması meselenin izahının tümünü oluşturuyor. Çünkü aylardır ildeki askeri kanadın (jandarmanın) Diyarbakır Valiliğine operasyon “telkinleri” olduğuna dair duyumlar vardı. Hem de operasyon isteyen askerler bir operasyonun neye/kime hizmet edeceğini bildikleri halde.

Bunlar olup biterken olayla ilgili İç İşler Bakanı Sayın Efkan Âlâ’nın açıklamasına bakılırsa Diyarbakır’a derhal müfettişler gönderilmiş ve bu müfettişler sadece olayı değil, olayda kusuru bulunan herkesi inceleme ve soruşturma kapsamına alacak.

Biz bunları yaşarken bir çocuğa bayrak indirtme provokasyonunu gerçekleştirenlere en çarpıcı cevabı kamuoyu verdi:

“Bizi bu oyunlarınızla ‘alanınıza’ çekemezsiniz…” kamuoyu biliyor ki daha önce de Mersin’de benzeri bir durum yaşanmıştı.

Peki, ya BDP/HDP’lilerin Lice’de “tüp patlaması” valiliğin “çocuklar bomba yaparken patladı” olayı?

İyi araştırılsın, kimin eli kimin neresinde bulunsun.

Kaldı ki ülkede bir tek Lice yöresinde karakol yapılmıyor, yetkililer şu an ülkenin 27 yerleşim biriminde karakol-kalekol inşaatı var diyor, o zaman Lice’de neden bu olaylar olsun? Kimse “Lice farklı bir yer” deyip konuyu basitleştirmesin. Olay Bingöl-Lice dağlık mıntıkasını yani uyuşturucu hasat ve sevkiyatı ile ilgili olduğu iddiaları da araştırılmalı.

Ama olan iki cana oldu, iki ana ağladı, iki ocak söndü. Bu konu da bütün detaylarıyla araştırılmalı.

Neyse ki Pazartesi günü BDP/HDP ve PKK/KCK içindeki en sağduyulu ses olan Abdullah Öcalan olaylardan sonra kendisiyle görüşen HDP’lilere yaptığı açıklamada hem tarafların bayrak indirme olayı ile ilgili gerekli soruşturmayı yapmasının yararlı olacağını belirtmiş hem de çözüm umudunu herkesin titizlikle koruması gerektiğini vurgulamış.

Kanaatim odur ki Lice olayları da bayrak indirtme olayı da gerektiği gibi soruşturulur ise kamuoyu bugün bildiklerinin ne kadar yetersiz olduğunu görecek. Çünkü yeni bir Türkiye inşa ediliyor, herkesin Türkiye’si, her taraftan bunu istemeyen “yerliyabancı” güçler var, sancı bundandır.

Son olarak tekrar olsa da başbakan Erdoğan’ın “bu olaylar çözüm sürecini ortadan kaldırmaya yöneliktir” vurgusunun herkes tarafından çok dikkatli okunması gerektiğini belirtmek isterim.

@ahmetay_