• 25.06.2014 00:00
  • (2806)

 Tarihte destan yazan milletler,

Tarihimizde medeniyet kuran liderler,

Ümmetin hem zor dönemlerinde hem de yükseliş dönemlerinde öncüler çok stratejik ve hayati önemi haiz kararlar alırlardı. Alınan bu kararlar insanlık için büyük değere sahipti. Kendilerini değil, milleti, ümmeti, insanlık ailesini merkeze alırlardı bu liderler. Çünkü bu mefkureye sahip olanlar için makam ve mevki önemsiz kalır/dı.

Makamın araçsallaştırılması ile amaç olması bir ahlaki duruşu, zihniyeti gösterir. Zaten değil mi ki bizler makam ve mevkileri sadece ve yalnızca halka hizmet (etmek) için bilen, gören bir anlayıştan geliyoruz.

Bu davanın öncüleri bu fedakârlıklarda bulunarak ülkeyi bu günlere getirdi. Bugünlere gelip de fedakârlığı özümsemeyenler bir bir döküldüler yollarda.

Abdullatif Şenerlerden tutun İ. Naim Şahinlere kadar dava neferi bildiklerimiz yolda döküldüler. Tek gerekçe “makamım neden daha yukarılarda değil” gibi süfli, egocentric beklentilere sahip olmalarıydı.

Ancak liderlik farklı,

Liderlerde kendileri değil davaları öne çıkar,

Ve liderler her şart altında davasının geleceğini esas alırlar. Liderlerle aynı frekansta olmayanlar bu durumu bellemedikleri için kimi zaman ye’se kapılabilirler. Bunlar liderlere bağlıyorlar davalarını. Oysa liderler davaya bağlıdırlar. Hiçbir dava lideri “ben olmazsam bu dava yürümez” diyemez. Eğer dava ise, hak ise, ulvi ise davası, bir lider yerini başkasına bırakınca dava çökmez bilakis daha da ilerler. Bu liderler kendileri olmadan da davanın yürüyeceğini haykırarak, fanilerin değil, davanın ve onun gözeticisi olan Âlemlerin Rabbi’nin baki oluğunu söylerler/di.

Muhammed sadece bir elçidir…” (Al-i İmran/144) fermanı bunu destekleyen en büyük delildir. Eğer Muhammed Mustafa SAV bile vefat ederken davası yürümeye devam ettiyse, hata ve günahlarımızla onun izinde giden bizler de davasının yani insanların esenlik içinde, hakkaniyete uygun beraberliklerle yaşamalarını fani insanlara bağlamamalıyız.

Ak Partililerden en çok duyduğum kaygı “başbakanımız köşke çıkarsa partimiz ne olacak?” sorusunda berraklaşıyor. Endişelenecek bir durumun olmadığını daha önce yazmıştım. Evet, başbakanlarından partili olarak uzak kalmak üzebilir kendilerini haklıdırlar,

Ama Tzu Lao’nun dediği gibi “halkını benliği gibi seven kişi devleti teslim edebileceğin kişidir” ilkesince Tayyip Erdoğan devletin başında olmalı, en tepe yerde. O köşkte olmalı ki vesayetçilerle, paralelcilerle, darbecilerle, çetelerle mücadeleyi daha essah yürütebilsin. Bakınız hala Ak Partide bakan olan, milletvekili olan, MKYK üyesi olan pek çok kişi paralelin “p”sini dahi ağzına almamış. Bunlara rağmen başbakan ve onunla aziz yol arkadaşlığı yapan birkaç şahsiyet bu mücadeleyi yürütüyor.

Hiç endişelenmeyin Ak Partililer, müsterih ve fakat dikkatli, daha cesur, daha çalışkan olun.

Başbakan Erdoğan da geçen gün cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası partisi ile ilgili endişeleri; “Altını çizerek ifade ediyorum; cumhurbaşkanlığı için adayımız her kim olursa olsun kaygılanacağımız en son şey, AK Parti'nin geleceğidir. Neden? AK Parti şahıslarla değil, tekrar ediyorum, ilkelerle, sınırları belli politikalarla, en önemlisi de dava şuuru ve hareket ahlakıyla var olan ve var olacak bir partidir. Bunu böyle bilmemiz lazım. 'Partinin başına Ahmet gelmiş, Mehmet gelmiş', bunun tartışmasını yapmak, davaya ve harekete karşı inanın büyük saygısızlıktır. Bizler, şahısların peşinde mi gidiyoruz? Şahıs dediğiniz nedir ya? Hepimiz ölümle bir defa mukayyediz. Bugün Tayyip Erdoğan var. Bir an sonraya garantim var mı?” sözleriyle dile getirip endişeye gerek olmadığını söyledi.

Köşke çıkacak olan başbakan Erdoğan sadece cumhurbaşkanı olmayacak,

Ülkesinin tam bağımsız, özgür ve özgün bir ülke olduğunu da dünya âleme göstermiş olacak. Bu öyle yabana atılacak bir değişiklik değil,

Türkiye’nin yapısal değişikliği gerçekleşmiş olacak. Bu paradigma değişikliği YENİ TÜRKİYE demek, yeni bir medeniyet demek, yeni bir dünyaya merhaba demek… Özellikle Ak Partililer bunu göz önünde bulundurarak Sayın başbakan Erdoğan’ın köşke çıkmasını desteklemeli ve seçim sürecinde de başbakanlarını köşke çıkarmak için canla başla çalışmalı.

Ak Partililer bilsinler ki Sayın başbakandan sonra Ak Parti bir sıkıntı yaşamayacak, bu dava asil duruş sahibi olanların omuzlarında devam edecek. Bu dava kişilere endeksli değil. Bir de başbakan Erdoğan ile beraber iken yetişen öyle dava arkadaşları var ki endişeye mahal bırakmayacak kadar kaliteli dava erleri bunlar.

Türkiye, Sayın Tayyip Erdoğan’ın köşke çıkmasıyla son üç yüz yılın kayıplarını bir bir geri almaya başlayacak inşaallah.

Unutmayın, köşke çıkacak olan da Tayyip Erdoğan’dan öte bu davadır, bu misyondur hayırlı olur biiznillah.

@ahmetay_