• 5.07.2014 00:00
  • (3306)

 ABD işgalinden sonra kendisi olmaktan çıkan Irak şimdi de içerde “mezhep görünümlüsavaşlara” sahne oluyor.

Irak’ta Geçtiğimiz Haziran ayında İŞİDinMusul’u ele geçirmesi ile yeni bir tartışma başladı;

Şii-Sünni kavgası. Başbakan ve CumhurbaşkanıadayıSayın R. Tayyip Erdoğan’ın da haklıolarak Islam dünyasına sitem ederek mezhep kavgalarına karşıdurmamızın gerekli olduğunu, bu kavganın islam dünyasına büyük zararlar verdiğini belirttiği bu kavga hakikatenİslam dünyasınıyakıp kavuruyor.

İŞİD’in Irak’ın Sünni bölgesindekiilerleyişiile ilgili çok şey söyleniyor;

Dışyönlendirme, Sünnilerin isyanı, aşiretlerin ganimete saldırısıvs.

Aslında ne?

Ancak biz olaya farklıbir perspektiften bakarak tarihin derinliklerinde bugünlere ışık tutacak bir şeyler bulabileceğimizi umuyoruz.

Şiilik-Sünnilikolmadan önce de var olan bir mücadeledir Arap-İran/Farskavgası. Resul-i Ekrem asdünyaya teşrif buyurmadan asırlarca önce başlayan bir sorunudur tarafların.

Gerçi İslam’dan çok önceleri başlamıştıFars-Arap kaynaşması. Göçebe olan Arap kabileleri, İmparatorluk kurmuşFarslara karşızayıf olsa da son derece asaletsahibiydiler. Araplar Farslarla ilk karşılaşmadan itibaren ekonomik, gelenek ve yönetimde erdemliliği esas almışlardı.

Hicaz’ın güneyindeki Arap kabileleri Bizans ve İran’ın himayesine yerleşmek üzere Kuzey’e göçediyorlardı.Sasani döneminde (MS 225-250) hız kazanan göçlerde, bugünküArabistan’ın Kuzeyine giden kimi kabilelerMezopotamya bölgesine yerleşirler. İran’ın kontrolündeki bu bölgeye göçen Arap kabileler önceleri İranlılardan lütuf ve ihsanlar görür.

Bu göçlerde öne çıkan kabileler Hanife Oğulları, Abdulkayslar, Temim Oğulları, Lahmiler, Şeyban Oğullarıgibi insani özellikleri ve asaletleriyle tanınan bilinen kabilelerdi. Göçeden bu kabileler beli bir süre sonra lütuf yerine İranlıların istismarına maruz kalırlar. Bu istismar İranlıyöneticilerin Arap kabilelerini sömürgeleştirilmelerine kadar varır.

Arap kabileleri kontrol altına alan İranlıidareciler bu kabilelerin insan gücünden, ekonomik ve kılıçgücünden yararlanıyordu. Neticede adil olmayan insanların oluşturduklarıİmparatorlukların karakteristik özellikleri İranlılarda da başgösteriyordu.

Yaklaşık 300 yıl İran/Fars İmparatorluğununçıkarlarınıesas alan ve sorunsuz devam eden bu beraberlik M. S. 520’den itibaren bozulmaya başladı.

Ülkede her şey İranlıların istedikleri gibi gitmiyor. Göçten sonra onlarca yıl İranlılarla Araplar arasında ciddi bir sorun yaşanmasa da sonraki yıllar için sorunsuzluk söz konusu olmuyor, nitekimİranİmparatorluğundakiiççekişmeler, iktisadi zayıflık ve buna bağlıbaşlayan sorunlar –ki bunların başında bu Arap kabilelerine getirilen ağır vergi yükümlülüğügelir- Arapların İranlılara bakışve bağlılığında ciddi sarsıntılara yol açıyor.

Ağırlaşan şartlar Arapların isyan etmelerine kapıaraladı. İranlılar isyanıbastıracak güce sahip olduklarıiçin kabilelere baskılarıarttırdı. Arap Kabileler asırlarca bağlılıkta kusur etmedikleri İranlıların kendilerine reva gördükleri kabul edilemez muamelelere karşıkoymak için İran içlerinden başlamak üzere çeşitli saldırılar düzenlediler. Bu saldırılar İran’ın hâkimiyetini ciddi anlamda sarstı.

Arap Kabileleri de gelinen aşamanın kendileri için ölüm-kalım anlamına geldiğini çok iyi biliyorlardıki artık geri dönüşüolmayan başkaldırılarınıdiğer kabilelerle beraber sürdürdüler.

Arap kabilelerinin İranlılara başkaldırılarıönceleri İmparatorlukta şok etkisi yapıyor. Bu sebeple göçlerin ilk yıllarında Arapların topraklarına yerleşmelerine sevinen İranlılar kendilerinden olmayan bu kabilelere artık fazlalık hatta düşman gözüyle bakmaya başlıyor. Bu tarihten sonra Arapların İranlılarla bir arada olmalarına imkân kalmamış,  yaklaşık 90 yıllık huzursuzluk yerini savaşa bırakıyordu, lakin ciddi bir sorunlarıkalmıştıArap kabilelerin:

Organizatör, yani bir komutan, bir lider lazımdı. Çok geçmeden isyan hareketi komutanınıda doğurdu,Şeyban Oğullarıkabilesi Reisi Müsennâb. Harise. Asırlarca birlikte yaşayan İranlılarla Araplar artık savaşarak birbirlerini yok edecek yola giriyordu.

Rivayet o ki, zamanında göçüp İran topraklarına gelen Arap Kabilesi Lahmiler Krallık ilan etmişlerdi. İranlılar buna çok öfkeleniyor ve Arap Kabilelerinin artık kontrol altına alınmayacağınıdüşünüyordu. İlişkileri kopma noktasına getiren olay ise Kisra Perviz’in döneminde (M.S. 592-638) başladı. Perviz Hire KralıNuman b. Munzir’den kızınıharemine göndermesini istiyor. Arapların sahip olduklarıdeğerlerle bağdaşmayan onur kırıcıbu istek Numantarafından red edildi ve bu da iki tarafın kopuşunu hızlandırdı.

Asaletlerine düşkün Araplar bu çirkin teklifi görüşmek üzere Kisrayadurumu anlatmak üzereNuman’ıgörevlendirdi. NumanMedain’e giderek durumu anlattı. Bunun üzerine Numanzindana atıldıve bir süre sonra fillerin ayaklarıaltında can verdi.

Bölgeye atanan yeni vali İyas b. Kabise, Numan’ın Kisranınhuzuruna gitmeden önce Bekr b. Vailkabilesinden olan Şeyban Oğullarınateslim ettiği ailesini istedi. ŞeybanOğullarıNuman’ın kendilerine emanet ettiği hiçbir şeyi İyas’a vermeyeceklerini bildirdi. İyas, İran ordusundan destek alarak b. VailKabilesine savaşilan etti. Bekr b. Vail kabilesi ile İyas’ın ordusu su kuyusu olan ZûKaar’da savaştılar. Araplarla ilk kez bu denli büyük bir savaşyaşayan İranlılar savaşta ağır bir yenilgi alırlar.

Araplardan beklenmedik bir yenilgi alan İranlıların bundan sonra Arap kabilelerine karşıdostça davranmalarımümkün olmuyordu. Zaten asırlardır sömürdükleri Arap kabilelerini artık düşman görüp topraklarından çıkarma isteklerini saklamıyorlardı.

Hz. Peygamber AS döneminde Arap kabileleri ile Kisra arasındaki savaşlarda Arap kabilelerin üstün geldiği duyulduğunda Resul-i Ekrem’in mutlu olduğunu kaydeden tarihçiler var. Zira Peygamber SAVKisrayaİslam’a davet edince Kisra derhal bu daveti red etmişti. Böylece İran Peygamber SAV ile ilişkiyi en başta sona erdirmişti.

Hz. Ebu Bekir döneminde ise Müsenna b. Harise Medine’ye davet edildi. Ona Medine görevlisi olduğuna dair hilat ve bayrak verildi. Bundan sonra İranlılarla Arap kabileleri arasında meydana gelen savaşlar bu Kabilelerin Müslüman olmamalarına rağmen İranlılar nezdinde Medine/İslam adına yapılan savaşhavasıoluştu.

İşin en garip tarafı, bu kadar köklüdevlet geleneği olan İranlılar kendilerine “sığınmacı” olarak gelen Arap kabilelerine güçyetiremiyordu. Daha sonralarıise çöküşlerinin hızlanmasıyine Araplar eliyle oldu Farsların.

İslamın davetini en başta reddeden İranlılar, koca imparatorlukları-üstelik zamanında ülkelerine göçen Arapların etkisiyle- yıkılıp ülkeleri de kısa bir süre sonra Müslümanlar tarafından feth edilince nasıl bir halet-i ruhiyeye düştüklerini tam olarak bilmiyoruz.

Ama o gün bu gündür İran, İslam ve Araplarla "ne ve hangi" sorunlarıyaşadığınıgörüyoruz.

Son 'ama':

CumhurunbaşkanıSayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki YENI TÜRKİYE bu mezhep kavgalarının da önüne geçecek, yazın ve vakti gelince de hatırlatın.

@ahmetay_